Adı:
Çocuklar Yönetimde
Baskı tarihi:
1975
Sayfa sayısı:
147
Format:
Karton kapak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Cem Yayınevi
Çocuklar okul yönetiminden hiç hoşnut değillerdi. Baskılar, anlamsız kurallar onların canına tak etmişti. Sonunda okulda yönetime el koydular. Tüm okulu işgal etmişler, okul müdürünü esir almışlardı. İlk istekleri dondurma ve kurabiye yemekti. Sonra ders programını yeniden belirlediler. İlk ders sinemaya gideceklerdi. Sonra oyun odasında doyasıya oynayacaklardı. “Böyle giderse dünya’da hiç bir şey kalmayacak. Her şey kirleniyor. Nefes dahi alamayacağız. Ama biz çocukların içinde hep bir ‘umut’ var. O umut yaşamı yeniden var edecektir.” Oyunun bir sahnesi bu düşünceden hareketle hazırlandı. Çocuklarda hep umut var, ne güzel. Onlara ünlü şairin dediği gibi seslenmek isterdik; Güzel günler göreceğiz çocuklar. Güneşli güzel günler göreceğiz.
147 syf.
·Puan vermedi
Çocuklar yönetimde

Böyle çocuk kitabı mı olur? Hadi kısa puntoları büyük çabuk okunur diye başladım ama kitabın ortalarına gelince hadi az kaldı, az daha dayan, buraya kadar okudun bırakma diyerek kendimi sıkarak okuyup bitirdim.

Kısaca bahsedersem: Çocuklar darbe yapıp anaokulunun yönetimini ele geçiriyor. Bundan sonra artık okulda öğretmenler ile çocuklar yer değiştiriyor. O da ne polisin elinden kaçan bir suçlu bir de yetmezmiş gibi gizlice çocukların arasına anaokuluna giriyor. Polis bu esnada durmadan suçlu için sirenlerini öttürüyor, suçlu eller yukarı "teslim olsun" diye. Allah korusun orada suçlu kendini kurtarmak için bir çocuğu rehin alsa. Ne olur? Bak işte o zaman: durum vahim.

Saçma sapan iletiler var. Üzülerek söylüyorum. Kitabı hiç beğenmedim. Mümkünse hiçbir çocuk okumasın.
147 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Bu kitaba "Kitap Oku- Ücretsiz İnternetsiz E- Kitap" uygulamasında denk geldim. İlk başta kitabın adı dikkatimi çekti. Basıma hazırlayan Erdal Öz olunca da okumaya karar verdim. Kitabı okurken oldukça keyif aldım. Ana, babalara ve öğretmenlere yerinde eleştiriler var: Sınıf kurallarını bile oluştururken çocuklara söz hakkı vermiyoruz. Onlarla emir kipi olmadan konuşamıyoruz. Onları bize itaat etmesi gereken küçük kuklalar olarak görüyoruz. Onlardan tekdüze yanıtlar bekleyip yaratıcılığını öldürüyoruz. En önemlisi onların öz güvenlerini yok ediyoruz. Kendimizi budamadan çocukların dallarını kırıyoruz. Geleceğe kuşaktan kuşağa aktarılan kalıp davranışlarla sesleniyoruz. Korku kültürü ile yetişen çocuklar da onlara insanca yaklaşan ebeveynleri, öğretmenleri av olarak görüp istismar ediyor. Çünkü insan ilişkilerine dair öğrendiği tek şey ezmek ve ezilmek.
(https://www.youtube.com/watch?v=ISoFvxI_Zis )
Bu iletileri vermesinden dolayı kitaba ve yazarına saygı duydum. Kitabı okurken çok eğlendim. Ancak yine de eleştirmem gereken bir durum var. Birincisi kurgunun zayıf olduğunu düşünüyorum. Yönetimi ele geçiren çocukların gelişim özellikleri ve gerçekleştirdiği eylemler birbirinden çok uzak. Haydi bu durumu salt benim beklentim olarak görelim ve beni asıl rahatsız eden konuya gelelim: Bu kitap bir çocuk kitabı. Çocuk kitaplarında kesinlikle hiçbir ideolojiye ve dine yer verilmemeli. Yalnızca çocuğun dünyasına ait ögeler olmalı. Evet, yazar kimi yerlerde çocuğun bakış açısını yakalamış. Ancak kimi yerlerde de yazarın sesi baskın. Çünkü anaokuluna giden bir çocuğun "devrim" sözcüğünü kullanması gerçekçi değil. Çocuk kitapları yaşam gerçekliğini elbette sezdirecek. Ancak çocuğun yaşantısı ve sorunları bağlamında. Bunun dışına çıkıp ideolojik kaygı taşıdığı an çocuğun yok sayıldığının altını çizerim. Çocukları yalnızca vicdanlı insanlar olarak yetiştirmeliyiz. Gerisini onlar halleder. Onların aklına ve kalbine güvenmeliyiz. Buraya Halil Cibran'ın bir şiirini bırakıyorum:

Çocuklarınız sizin çocuklarınız değil,
Onlar kendi yolunu izleyen Hayat'ın oğulları ve kızları.
Sizin aracılığınızla geldiler ama sizden gelmediler
Ve sizinle birlikte olsalar da sizin değiller.
Onlara sevginizi verebilirsiniz,düşüncelerinizi değil.
Çünkü onların da kendi düşünceleri vardır.
Bedenlerini tutabilirsiniz,ruhlarını değil.
Çünkü ruhları yarındadır,
Siz ise yarını düşlerinizde bile göremezsiniz.
Siz onlar gibi olmaya çalışabilirsiniz ama sakın onları
Kendiniz gibi olmaya zorlamayın.
Çünkü hayat geriye dönmez,dünle de bir alışverişi yoktur.
Siz yaysınız,çocuklarınız ise sizden çok ilerilere atılmış oklar.
Okçu,sonsuzluk yolundaki hedefi görür
Ve o yüce gücü ile yayı eğerek okun uzaklara uçmasını sağlar.
Okçunun önünde kıvançla eğilin
Çünkü okçu,uzaklara giden oku sevdiği kadar
Başını dimdik tutarak kalan yayı da sever


Çocukların yalnızca çocuk olduğu güzel bir dünya umuduyla...
147 syf.
·1/10 puan
Kitap; çocuk hakları savunucusu, eğitim sistemine eleştiri gibi görünse de değil aslında. Kitabın başlarında anlatılanlar çok masum geliyor evet, yetişkinlere, eğitimcilere yerinde eleştiriler var. Öğrencilerle empati kurduruyor yazar fakatttt sonrasında işin rengi biraz degisiyor. Çocuk 'devrim' nedir ne bilsin, komünizmin savunuculuğunu nasıl yapsın?? Yazarın, toplumum kabul görebileceği bir konunun arkasına sığınarak ideolojisini aktarması hiç hoş degil.
"Sana şunu söyleyeyim ki hırsızlık yapmak elbette yanlıştır, ama hapse tıkılanlar da her zaman benim gibi küçük hırsızlardır. Büyük hırsızlar, halktan milyonlar çalanlar, hiç bir zaman hapse girmezler. Onların resimleri gazetelerde basılır, sık sık kralı, başbakanı görmeye giderler."
Yetişkin insanların, kendilerine neyin yararlı, neyin zararlı olduğunu anlamamaları gerçekten gariptir.
Yalnızca sigara içmekle yetinmezler, üstelik savaşırlar da, rakı da içerler, ki bütün bunlar doğrudan öldürücü şeylerdir.
Yapmak istedikleri daha o kadar çok şey vardı ki. Ama ne isteseler, öğretmenleri "olmaz!" diyordu. Onlara bakılırsa, çocuklar okullara kapatılmalıydı, pek sıkıcı bir yığın oyuncakla oynamalıydılar.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Çocuklar Yönetimde
Baskı tarihi:
1975
Sayfa sayısı:
147
Format:
Karton kapak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Cem Yayınevi
Çocuklar okul yönetiminden hiç hoşnut değillerdi. Baskılar, anlamsız kurallar onların canına tak etmişti. Sonunda okulda yönetime el koydular. Tüm okulu işgal etmişler, okul müdürünü esir almışlardı. İlk istekleri dondurma ve kurabiye yemekti. Sonra ders programını yeniden belirlediler. İlk ders sinemaya gideceklerdi. Sonra oyun odasında doyasıya oynayacaklardı. “Böyle giderse dünya’da hiç bir şey kalmayacak. Her şey kirleniyor. Nefes dahi alamayacağız. Ama biz çocukların içinde hep bir ‘umut’ var. O umut yaşamı yeniden var edecektir.” Oyunun bir sahnesi bu düşünceden hareketle hazırlandı. Çocuklarda hep umut var, ne güzel. Onlara ünlü şairin dediği gibi seslenmek isterdik; Güzel günler göreceğiz çocuklar. Güneşli güzel günler göreceğiz.

Kitabı okuyanlar 16 okur

  • raistlin majere
  • Zahide Çay
  • Marziya Öztürk
  • Leblebi Tozu
  • Nur
  • Gizemli okur
  • LoseLina
  • Kitapdevi
  • MelikeG.
  • Akile Şenocak

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%20 (1)
9
%0
8
%60 (3)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%20 (1)