Adı:
Çocukluğu Olmayan Adamlar
Baskı tarihi:
Kasım 2016
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055753733
Çeviri:
Klemans Zakaryan Çelik
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Aras Yayınları
Bu kitap, üzerine titreyecek kimsesi olmayan, hayata çok erken adım atmak zorunda bırakılan yetim çocukların hikâyesi. Antranik Dzarugyan’ın ilk kez 1955’te Beyrut’ta Ermenice olarak yayımlanan ve tüm zamanların en çok okunan Ermenice kitaplarından biri olan Çocukluğu Olmayan Adamlar’ı, Birinci Dünya Savaşı sırasında Felaket’in kucağına itilen, açlığın ve mahrumiyetin gölgesinde çocukluklarını ve hatta insanlığa olan inancını yitiren Ermeni yetimlere odaklanıyor. 1915’in ölümcül rüzgârlarıyla Halep’e savrulan Dzarugyan, oradaki bir yetimhanede heba olmuş çocukluğunu kimi zaman tebessüm ettiren, kimi zaman ise yürek burkan olaylar eşliğinde, büyük bir canlılıkla anlatıyor. Boyundan büyük işler yapan ve hayattan en büyük payı kapmaya çalışan yetimler, yoksunluğu ve kimsesizliği iliklerine kadar hissediyorlar; ancak bu durum onların kendi eğlencelerini yaratmalarına ve kurallarını kendileri koydukları bir dünyada yaşamalarına asla mani olmuyor. Yaşanan trajedinin büyüklüğüne rağmen hayatı ucundan köşesinden yakalama uğraşı, bu dünyanın çarklarının bir şekilde dönmesini sağlıyor. Yitirilmiş masumiyetinin peşine düşen Dzarugyan, bir daha gelmeyecek çocukluğuna sesleniyor ve gözünü karartarak onu kendinden çalanlardan hesap soruyor.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Hastane bizim için yeryüzündeki cennetti. Oradan içeri girdin mi tek bir hayalin olurdu: asla dışarı çıkmamak. Ve çıktıktan sonra yine aynı hayal: hastaneye dönmek. Hastane masallara özgü bır iyilik yuvasıydı; hayallerimizi süsleyen, ulaşılması güç bir mutluluk durağıydı.
Birincisi, hastanede karyola vardı.
İkincisi, süt, yumurta ve beyaz ekmek vardı.
Üçüncüsü, daima gülümseyen ve asla kızmayan, iyi kalpli mayrigler, beyazlar giyinmiş kuyrigler(Erm.Abla. Burada, hemşire.) vardı.
Hızlanmak ve unutmak biraz da gündelik yaşamın kendisidir. Eylem halinde olmak içimizdeki varoluşsal sıkıntıları derinlere iter. Daha fazla yaşamsal deneyimle sarıp sarmalanmakla acılardan ve ruhsal huzursuzluklardan kaçarız.
Yaşamak için, yaşamayı sürdürmek için insanlar duygularını, acılarını bastırır, gördükleri vahşeti unutur, adeta sinir uçlarını uyuşturur.
Hırsızlığın tüm yollarını, o zor dilencilik zanaatının bütün inceliklerini daha altı yaşında bilen ey Yumuşak Artin; fırınların önünde, her daim kara bir sisle kaplı gözlerin, sıcak ekmeklerin kokusu karşısında açlıkla açılıp kapanan burun deliklerin, kupkuru boğazındaki acı tükürük. Bu muydu çocukluk?
Çocukluğumuz olmadı, çünkü Ermeni'dik ve yetimdik. Soğuğun ve yağmurun ortasında, kaldırımların üzerindeki yarı çıplak ve yalınayak, sersefil varlığımiz çocukluk muydu? Mahrumiyet, açlık, gözyaşı, yabancıların umursamazlığı, bizden olanların acımasızlığı mıydı çocukluk?
Annen ile ağabeyin gözlerinin önünde, "Büyük ağacın altından akan suyun yanında" boğazlandığı için her gece korkunç çığlıklarla "Geldiler, geldiler!" diye haykırarak tüm yetimhaneyi ayağa kaldırırdın hey gidi mini Bedros. O manzara kabuslarla dolu uykuna eşlik ederdi her gece "Geldiler, geldiler!" Bu muydu çocukluk?

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Çocukluğu Olmayan Adamlar
Baskı tarihi:
Kasım 2016
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055753733
Çeviri:
Klemans Zakaryan Çelik
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Aras Yayınları
Bu kitap, üzerine titreyecek kimsesi olmayan, hayata çok erken adım atmak zorunda bırakılan yetim çocukların hikâyesi. Antranik Dzarugyan’ın ilk kez 1955’te Beyrut’ta Ermenice olarak yayımlanan ve tüm zamanların en çok okunan Ermenice kitaplarından biri olan Çocukluğu Olmayan Adamlar’ı, Birinci Dünya Savaşı sırasında Felaket’in kucağına itilen, açlığın ve mahrumiyetin gölgesinde çocukluklarını ve hatta insanlığa olan inancını yitiren Ermeni yetimlere odaklanıyor. 1915’in ölümcül rüzgârlarıyla Halep’e savrulan Dzarugyan, oradaki bir yetimhanede heba olmuş çocukluğunu kimi zaman tebessüm ettiren, kimi zaman ise yürek burkan olaylar eşliğinde, büyük bir canlılıkla anlatıyor. Boyundan büyük işler yapan ve hayattan en büyük payı kapmaya çalışan yetimler, yoksunluğu ve kimsesizliği iliklerine kadar hissediyorlar; ancak bu durum onların kendi eğlencelerini yaratmalarına ve kurallarını kendileri koydukları bir dünyada yaşamalarına asla mani olmuyor. Yaşanan trajedinin büyüklüğüne rağmen hayatı ucundan köşesinden yakalama uğraşı, bu dünyanın çarklarının bir şekilde dönmesini sağlıyor. Yitirilmiş masumiyetinin peşine düşen Dzarugyan, bir daha gelmeyecek çocukluğuna sesleniyor ve gözünü karartarak onu kendinden çalanlardan hesap soruyor.

Kitabı okuyanlar 2 okur

  • Razmuhi
  • Irmak Türkü

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0