Çocukluğun Soğuk Geceleri

·
Okunma
·
Beğeni
·
8.063
Gösterim
Adı:
Çocukluğun Soğuk Geceleri
Baskı tarihi:
Nisan 2015
Sayfa sayısı:
65
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753632607
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Tezer Özlü'nün bu ilk romanı, yaşamın yalnızca başlangıcını oluşturmakla kalmayan, sürekli dönülen, belki de hiç çıkılamayan çocukluğu yansıtıyor. Yetişkinlerin, tıpkı çocukluğa olduğu gibi, farklılığa da aman vermeyen dünyasına karşı yazar anıların çıplak gerçekliğine sığınıyor.

Tezer Özlü, Türk edebiyatının nostaljik prensesi.
(Arka Kapak)
Bazı yazarların yazdıklarında yüreğe dokunan bir yan vardır. İşte Tezer Özlü de o yüreğe dokunan yazarlardan. Bu sebeptendir ki, kendisine edebiyatımızın “gamlı prenses”i denmektedir. Bana göre gamlı prenses tabirini sonuna kadar hak ediyor.

Çok değerli bir yazar. Yazar olmanın da ötesinde, çok değerli bir kadın. Sapına kadar, kadın. Sapına kadar, haklı bir kadın...

Bakmayın sürekli yaşamdan kaçtığına, defalarca intihar denemelerinde bulunduğuna. Yazdıkları, satırları, fikirleri hayatla dopdolu. Onu okuduğunuzda intihar etme fikrine değil, aksine yaşama fikrine daha çok sarılıyorsunuz. Çünkü Tezer Özlü her şeyden önce “yaşamış bir insan.” Daha çok yaşamak ve doyasıya hayatın tadına bakmak istemiş bir insan. Onun gamlı prenses olmasının sebebi, yaşadıkları, başından geçen acı olaylar değil, yaşamak isteyip de yaşayamadıklarıdır, engellenmesidir. Geri zihniyetli insanlarla bir arada olup, hayatın gerçek değerini ve amacını kavrayamamış insanlarla ne kadar doğru bir yaşam sürülebilir ki zaten? Haklıydın Tezer Özlü. Sonuna kadar haklıydın; ama tıpkı Oğuz Atay gibi kimse gelip sana da haklı olduğunu söyleyemedi. Ancak sen öldükten sonra değerini kavrayabildi bu ülke. Böyle olmamalıydı elbette; ama ne yaparsın ki ülkemizin kaderi bu. Hep sonradan aklımızın başımıza gelmesi...

Çocukluğun Soğuk Geceleri, Tezer Özlü’nün ilk romanı. Yaşamının başlangıcını bizlere sunduğu, çocukluk yıllarının ve gelişim sürecinin önümüze çırılçıplak bırakıldığı kısacık kitabı.

Kısacık dediğime bakmayın. Kitapta neler yok ki? Tezer Özlü’nün sobalı bir evde büyümesi, İstanbul sokaklarının eski görüntüsü, babasıyla, kardeşleriyle, kuzenleriyle olan ilişkisi, hatta babasıyla annesi arasındaki ilişki, düşlenen, erişilemeyen sevgililer, evlilikleri, sevmeden nikah masasında evet deyişleri, hastane koridorları, kaçma isteği... Hepsi var; ama şimdiki yazarların yaptığı gibi “sansürlü” değil. Tüm çıplaklığıyla. Ayrıntılarıyla...

Her şeyden önce cesur bir yazar. Böyle yazarlara bayılıyorum. Yukarıda da dediğim gibi, cesur bir yazar olmanın ötesinde, cesur ve güçlü bir kadın. Sözünü sakınmayan, doğru bildiğini söyleyebilen, hiç utanmadan isteklerini ve hislerini yazabilen bir kadın. Çünkü insan olmanın ne olduğunu, insan doğasının neyi emrettiğini çok iyi biliyor Tezer Özlü.

Onunla ilgili ne anlatsam, ne söylesem eksik kalacak gibi hissediyorum. Beni öylesine düşüncelerle dolduruyor ki, yaşadığı döneme gidip onunla bir akşam yemeği yemek, hatta sevgili olmak istiyorum. Tam olarak, “aşık olunacak bir kadın.” Bu arada çok mu kitabını okudum? Hayır, yalnızca okuduğum ikinci kitabı bu. Fakat tek bir cümlesini okumam bile onu anlamama yetiyor. Tekrar buluşmak üzere, sevgili Tezer.

“Neden bunalımları çözemiyoruz? Neden dost olmadan, erkek-kadın, karı-koca olmaya çabalıyoruz? Yirmi yaşlarının başındaki insanlar böyle mi olmalı? Sevişmek için, ilkin nikah imzası mı atılmalı? Ya da yalnız kalıp, yıllar yılı erkek-kadın resimlerine mi bakıp heyecanlanmalılar? İlk kadını genelevde mi tanımalılar? Karı-kocalar birbirlerinin gövdelerine “mal” gözüyle mi bakmalı? İnsanın doğal yapısı bu davranışların tümüne aykırı. Bizim insanlarımızın insan sevmesi, insan okşaması çocukluktan engelleniyor. Saptırılıyor. Çarpılıyor.”
İÇİNDE BİR ÇOCUK ÖLÜSÜYLE YAŞAYAN KADIN

Hep Zühre
Hep Leyla
Hep aşk
Hep cici bici
Hep kendini seven
Hep kendini öven, önemseyen
Hep şen şakrak, gülümseyen...
Rengarenk kahramanlarla dolu edebiyata bir de Tezer gerek:
Siyah beyaz film gibi, cam gibi keskin, yaralarını gizlemeyen yaralı kadın...
Karşımda çırılçıplak soyundu; utanmadı, saklanmadı, yargılayacağımdan korkmadı, suçlamalarıma inat gözüme soktu kendini...

Hayat, bizim seçtiklerimizden çok seçmediklerinizle başlıyor aslında.
Pembe pamuk helvalarıyla ve elma şekerleriyle büyütülen, prenses özeni ile büyütülen kız çocukları var...
Gecekondularda doğan büyüyen ve toprak yiyen, toz toprağın içinde yanık ten ve bembeyaz dişleriyle gülümseyen kızlar...
Daha bebekken tacize uğrayan...
Cami avlusuna bırakılan...
Beşikteyken kertilen...
Horlanıp aşağılanan ve dayak yiyen...
Mor çatılara sığınan...
Bilmem kaç koyuna satılan....
Kaç kadın varsa o kadar kadın hikâyesi var ...
Sizin de var hikâyeniz ( anlatmaya utandığınız, korktuğunuz, ayıplanacağınızı sandığınız, parmakla gösterilip dışlanacağınız hikayeniz var biliyorum, herkesin var )...

Bu kitap ne anlatır?
Tezer’i...
Çocukluğundan başlayarak gençliğini, korkularını, intihar girişimini, 5 yıl akıl hastanesinde yaşadıklarını, şizofren ataklarını, hastanelerde uğradığı tacizleri, erkeklere bakışını, cinselliği, evliliklerini, arkadaşlarını, ailesini, elektroşoklarda hissettiklerini, yalnızlığını, kusurlarını, kadere rıza göstermeyişini,ölmeden ölmelerini...

Biri de çıksın yazdıklarıyla seni hırpalasın istiyorsan Tezer’ i oku...
Üstesinden gelemediğim sorunlarım var diyorsan Tezer’i oku...
Bir hasta ruh nasıl korkar,
Bir kadın ne hisseder,
Erkekleri tanımak için kaç erkek tanıman gerek,
Merak ediyorsan Tezer oku...
..........
Dipsöz:Tanımıyorsan ;ayıplama, yargılama, suçlama...
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.652 Oy)18.210 beğeni41.275 okunma2.674 alıntı173.716 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.201 Oy)8.509 beğeni27.286 okunma769 alıntı133.092 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.330 Oy)12.901 beğeni33.018 okunma3.103 alıntı138.823 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (8.857 Oy)8.803 beğeni24.134 okunma1.627 alıntı112.048 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.249 Oy)8.687 beğeni24.181 okunma1.279 alıntı118.949 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.115 Oy)7.684 beğeni21.604 okunma773 alıntı84.386 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (4.196 Oy)3.710 beğeni12.282 okunma1.111 alıntı50.369 gösterim
  • Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
    8.6/10 (5.713 Oy)5.401 beğeni15.587 okunma1.879 alıntı83.654 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.539 Oy)8.489 beğeni25.069 okunma2.285 alıntı108.229 gösterim
  • Kuyucaklı Yusuf
    8.5/10 (4.782 Oy)5.161 beğeni16.499 okunma923 alıntı57.011 gösterim
Tezer Özlü nün okuduğum ilk kitabı.Sürekli çevremde adını ve alıntılarını duyuyordum ama bir türlü okuma fırsatı bulamadım. Sağolsun doğum günümde kuzenim birkaç kitabını hediye olarak almış. Fakat Tezer Özlü yü yanlış kitapla tanımaya çalıştığımı düşünüyorum. Kitabın ilk bölümünde yaşadığı evi, okulunu, çocukluğunu ve gençlik dönemini anlatıyor. Kitapta belli bir düzen, olay ve kurgu sırası yok. Bu da kitaba yoğunlaşmakta zorluk yaşatıyor. Kitabın hastane bölümleri ama etkileyici bir şekilde anlatılmış. Kendi isteği dışında uyutulup tedavi edilmesi hatta elektroşok verildiği anlarda düşündükleri içimi acıttı. Ama sözleri cümleleri iyi bir kalemi olduğunu gösteriyor. Sanırım onunla tanışmak için sadece ilk tercihim bu kitap olmamalıydı. Yazarın anlatımı Pavese ve Svevo'nun etkisinde kaldığını gösteriyor ve tabi ki Kafka nın da. Onlar da psikolojinin derinliklerinde yüzen düşünürlerdir. Tezer Özlü yolculuğum devam edecek mutlaka.
“ Çocukluğumun soğuk geceleri” Bu kitap ismi bile ne çok şey anlatıyor, bayılıyorum böyle kitap başlıklarına. Yazarın çocukluk ve gençlik yıllarında yaşadıkları anlatılmış ve anlatılırken de kimseden çekinilmemiş, mahrem anılar saklanmamış. Hangimiz cesaret edebiliriz ki ilk cinsel deneyimlerimizi anlatmaya. Tezer Özlü anladığım kadarıyla Manik Depresif bir kişilikmiş, mani döneminde evlilikler kaçmalar yaşanmış, depresif dönemde kendini edebiyata vermiş. Edebiyatın gücü ve gördüğü yardımlar sayesinde bu hastalığı hafifletmiş. 42 yaşında gencecikken, daha çok şey yazacakken kadınların belası meme kanserinden yaşamını yitirmiş.

Yazarların çoğunun psikolojik sorunlar bunalımlı yıllar yaşadığı bir gerçek, bu duruma büyük müzik ve bilim dehalarında da rastlıyoruz. Benim fikrim de bu tip insanlar olmasaydı insanlığın bu kadar gelişemeyeceği yönünde.

“Hiç Kimseyi yalan söylediğini anlayacak kadar tanımak istemiyorum” diyen Tezer Özlü bir deha değil ama kesinlikle farklı uçlarda ve hisleri çok kuvvetli bir insan. Kitap incelendiğinde; o keyfine yazmamış belli ki onun için yazmak, yaşamak için bir zorunluluk olmuş.

Cümleler çarpıcı ve şiirsel bir anlatım var, özellikle son iki sayfayı tekrar tekrar okudum şiir okur gibi. Azıcık müstehcen çok samimi, yaşamak için itiraflar...

Bir yazarı beğendiğim zaman tüm kitaplarını okumaya çalışırım bu yazar da onlardan.
İnceleme yazmayacaktım ama dayanamadım. Öncelikle Tezer Özlü için şunu söylemem gerek, defalarca intihar girişiminde bulunmuş ve sürekli kurtarılmış. İlk intihar girişiminden sonra eve döndüğünde babasının ona uzattığı yemişleri göstererek "böyle güzel yemişler varken insan ölmeyi nasıl düşünür" sözünü çok beceriksizce, acınası ve yetersiz bulmuştum. Sonunda kendi karar verdiği bir ölümle değilde göğüs kanserinden ölmüştür ne yazık ki.. Çünkü bu değişmez isteğine saygım var. İntihara kesinlikle karşıyım. Ama bunu tercih edenlere ilginç bir saygı duyuyorum. Hele bu kitabı okurken yaşadıklarını öğrenince onu her seferinde kurtaranlara kızdım.

Çok gerçekçi yazdığını belirtmeliyim. Bu gerçekçiliğin yanısıra birde bunların gerçek olmadığını düşündürür okuyucuya. Hem bir belirsizlik, hem bir kesinlik vardır kitaplarında. Gerçekçidir. Ve bu gerçekler sizi çok acıtabilir.. Acıtmalıda. Zira acıtmıyorsa kendinizden şüphe etmeniz gerekir. Çünkü o Guguk Kuşu filmini izlemeye dayanamayıp, filmi yarıda bırakıp çıkacak kadar naiftir. Öyle naif birinin yaşadıkları acıtmalı elbette insanı..

Velhasıl Tezer Özlü edebiyatımızda bambaşka bir yere sahip olan ve bence olduğu yerinde sonuna kadar hak eden bir yazardır. İntihar girişimleri yüzünden bazı insanlar onu okumadıkları için zayıf bir kişiliğe sahip olduğunu düşünebilirler. Ama kitaplarını okuduklarında ne kadar güçlü, inatçı olduğunu göreceklerdir.

Tezer Özlü'yle tanışmalı :))
Tezer Özlü bu ilk romanında kendi hayatını tüm çıplaklığla yazıya dökmüş. Akıl hastanesinde geçirdiği günleri tasvir etme yeteneği olağan dışı. Sürekli uç yaşamayı yeğlemek, özgür olmayı ve kendi istediğini yapmak -"karşı çıkmak istediğim kurallar var" diyerek- çabasında geçirilmiş soğuk bir hayat. Olaylar arasında bir bütünlük ve zaman kavramı yok. Bunu bilerek mi yapmış yoksa o an aklına ne geliyorsa mı yazmış buna okuyunca siz karar verin. Keyifli okumalar.
Tezer özlünün en uzun şiiri, anlatısı şüphesiz ki çocukluğudur.Uzun ve soğuk...

Romanına kendisini odak alır.Bu açıdan doğallığı yakalar.
Öncelikle ‘taşra sıkıntısı’nın resmini çizer.Dar bir sokağa bakan, cansız ve sönük ışıkların aydınlattığı bir ev ve bu evde geçirilen erken gelen karanlık günleri anlatır.Benzer hayatlar sürmüş olanların ekleyebileceği imge için fazlasıyla boş alanlar yaratmıştır.Sadece bir kısmında çocukken cinsellikle ilgili bir kaç anısı var bu bölümü okuyunca kesinlikle travmatik bir çocukluk yaşadığına kanaat getiriyorum.
Eğer okuduğumuz bir kitap bizi kafamıza vurulan bir darbe gibi sarsmıyorsa, niye okumaya zahmet edelim ki? (Franz Kafka)

Şimdi anladım niye böyle dediğini ve benim için bu kitap bir anlamda öyle oldu daha önce hiç böyle açık konuşan cesur bir yazar okumamıştım hele de bir bayan şaşkınlıkla okudum bir çok yerini gözlerim büyüdü okurken :)

Kitap 65 sayfa ama anlatılanlar piskolojik sorunları olan bir kadının hayatından, hayata bakış açınızı değiştirecek alıntılarıyla derlenmiş gibi bir çok cümleyi alıntılamak istedim ama yazmaya üşendim doğrusu :))

T.Ö gibi kadınlar var mı gerçekten diye düşündüm, her şeye baş kaldıran bir kadın #29756406 burda olduğu gibi.

Alıntıları ile anlatasım var doğrusu çünkü ifade edemiyorum taze bitmişken aklımda kalanlar bunlar yine çok sevdiğim bir alıntısını şuraya bırakayım #29807265

Bence bayanlar olarak mutlaka okunmalı doğrusu cesareti imrendiriyor insanı ve bana biraz da güçlü olmayı öğretti diyebilirim.

Etkinlik sayesinde erkene almıştım teşekkürler. https://beta.1000kitap.com/gonderi/28910925
Merak ediyorum yaşam nedir aslında diyerek...

Sorgun'dayım, suyu seyrediyorum ama bu bi durgunluk değil aslında. Suyun haykırışı!
Ayaklarıma çarpan dalgalar eşliğinde denizi seyrediyorum. Birkaç çocuk koşturuyor kumsalda
Bi kadın gülümsüyor...

Sessizlik,dinginlik,suskunluk ya da siz ne derseniz işte o!
Yaşadığım bu an aslında bunlardan hiçbiri değil.

Gülümseyen kadın yanıma gelip oturuyor. Çekiniyorum biraz da aslında ama hissediyorum, o da benim gibi...

Anlatmaya başlıyor bir şeyler. Deniz güzel ama bu kadın kadar değil.

Çocukluğum diyor soğuktu,hele ki geceleri...
"Karanlık ve soğuk geceler"

Yüzüne bakıyorum gözlerine dudaklarına
Gülümsüyor tekrardan
Sonra anlatmaya devam ediyor.

Çok şey yaşamış çokta şey hissetmiş.
Bi adamla sevişmiş mesela
Sonra da bi' kadınla...

Yalnızlığını anlatıyor karanlık geceleri,soğuk ve yalnız odaları,elektroşok yemelerini,delirmelerini...

Ne kadar da çok şey yaşamış diyorum,ne kadar da çok!

Küçükken diyor intihar etmeye çalışmıştım sonra da kurtulduğum zaman babam yanıma gelip "Böyle güzel yemişler varken insan nasıl ölmeyi düşünür" dedi diyor.

Ikimiz birden basıyoruz kahkahayı. Aslında hayatta böyle..
Güzel değil ama birkaç küçük mutluluk bulalım da yaşamaya devam edelim değil mi?

Şimdi o güzel kadın,gülümseyen kadın kalkıp gitti yanımdan.
Kal diyemedim,nereye diyemedim sadece gidişini izledim.

Ha kim diye sorarsanız, ismi Tezer'miş...
Belki bir gün sizde gidersiniz Sorgun'a.
Belki bir gün sizin de yanınıza oturuverir...

Okumak isteyen herkese iyi okumalar dilerim :)
Tezer Özlü.Türk edebiyatının "tez" düşünmüş "er" göçmüş yazarı.
"Ne düzenli bir iş, ne iyi bir konut, ne sizin medeni durum dediğiniz durumsuzluk, ne de başarılı bir birey olmak ya da sayılmak benim gerçeğim değil." sözlerini alnınızda tamamen sizi tamamlayacak bir cümleye yer verin diye bir bölüm olsa yazdırırdım ve ölene kadar değiştirmezdim sanırım.

"Ölüm düşüncesi izliyor beni. Gece gündüz kendimi öldürmeyi düşünüyorum. Bunun belli bir nedeni yok. Yaşansa da olur, yaşanmasa da. Bir kaygı yalnız. Beni, kendimi öldürmeyi denemeye iten bir kaygı."

Kitaba gelecek olursak,özellikle kronolojik olmayan olaylar dizimi,sıklıkla başvurulan geri dönüş tekniği renk katmış.Elektroşok paragraflarını titreyerek okudum diyebilirim.Kitapta kendi kendi ile yetinmeyip başka yazarlara da yönlendirme yapması da gayet güzeldi.

Çocukluğun Soğuk Gecelerinin verdiği etki ise için ise şöyle diyebilirim, Tezer Özlü okuyan ve etkilenmeyen biri varsa; onun insanlığından şüphe duymak gerekir benim için.Kendine özgü ve biricikliğiyle Türk Edebiyatında farklı bir yeri var ve var olacak hep.Unutulmayacak.
Kitabı bitireli yaklaşık bir buçuk saat olmuş. Bitirdikten hemen sonra kapattığım gözlerimi açalı ise beş dakika oldu. Kafamın içindeki dağınıklığı hatta darmadağınıklığı toparlayabilmem için bir buçuk saat yetersiz gelmiş gibi hissediyorum. Hâlâ kafamda onlarca ses,düşünce ile susmaları, durmaları konusunda savaşıyorum. Mağlup mu galip mi olacağım meçhul. Bir aralık buluyorum ve hemen kaleme koşuyorum bakalım ne yazacağım,nasıl yazacağım,kime yazacağım,okunsun diye mi yazacağım... Sorular,sorular.. Ah Tezer Özlü,ah ! Öyle bir dağıtıyorsun ki beni toparlanamıyorum.

Yazdıklarının kurgu ve gerçeklik arasında gidip geldiği anlattığı kurgunun bile hayatımızdaki gerçekliklere denk geldiği bir Tezer Özlü yazını. Benim de okuduğum ikinci kitabı. İlk kitap hikayelerden oluşuyordu bu ise roman türünde yayımlanan bir eser. Gerek anlatım, gerek kişiler, gerekse anlatılanlar bana ilk kitabı anımsattı. Kişilere yabancı değildim çoğuyla ilk kitapta tanışmış ve o günden bugüne arkadaşlık ediyordum. Bu kitapla da arkadaşlığımız daha da ilerledi tabi.

Çocukluğumdan bu yana hastanelere olan aşinalığım sebebiyle üçüncü bölümde yapılan betimlemeler ve olaylar bedenimin sarsılmasına ve bir ara kitabı bırakıp hava almaya çıkmama sebep oldu. Tam bu cümleyi yazdıktan sonra kafamın içinden eski çekmecelerinin açılma sesleri gelmeye başladı. Yapamam. Şimdi toparlanmaya çalışırken o çekmecelerin açılmasına izin veremem. O yüzden bitirmeliyim incelemeyi.

Ve bitirirken yine Tezer Özlü'nün kitapta geçen cümlesini eklemek istedim buraya. "Acılarla ve yoksulluklarla dolu dünyalar." diyordu yazar hiç bir zaman bu cümleyi yazarken ne düşünüp ne hissettiğini bilemeyeceğim ama acılar ve yoksulluklar ile dolu olan dünyayı değiştirmek için sonuna kadar mücadele edeceğim. Sizleri de bu mücadeleye beklerim.

Keyifli okumalar. :)
Müthiş..! Evet, Özlü’ yü konuşacaksak ancak bu kelimeyle söze başlarsak ona haksızlık etmemiş oluruz. Bir eser bu kadar mı içten yazılır..? Bir yazar bu kadar mı cesur olabilir...? Nitekim yazar bu eserinde kendi yaşam öyküsünü anlatmış. Özlü’nün bu eserinde kendi hayat hikayesini dile getirmesi bir çok insanın kendine bile itiraf edemeyeceği duygulara tercüman olması ve bunu hiç çarpıtmadan okuyucuya aktarması bana günler önce okuduğum, Irvın D. Yalom’ un Nietzche Ağladığında adlı eserinde geçen:”Hakikatin ne kadarına dayanabilirim” sözünü hatırlattı. Özlü hakikatın daha fazlasına dayanmış kendini her zaman daha daha fazlasına hazırlamıştır. Kısacık ömrü boyunca hiçbir şeyden korkmamış, ne sevmekten ne sevilmekten ne de terk edilmekten; hayatında birçok zorlukla karşılaşmış ve hayatı boyunca hastalıkla boğuşmuştur. Bağımsız ve güçlü duruşunu çevresindekilere haykırmıştır. Özlü, hiçbir yere, kimseye ait değildi ve kimseye sahip değildi. Belki de bu yüzden nereli olduğunu soranlara “Hiçbir yerliyim” derdi ve öyleydi gerçekten.
Henüz çocukken bile kurallardan kalıplardan kaçmayı kafasına koyanlardandı o. Nitekim ablası Sezer ile keşfetmek için yaşadığı kentin sonuna kadar yürürdü. Sonraları “Kalıplardan kaçmak için gidiyorum. Gitmekten yılmayacağım. Kentlere gitmek, kocalara gitmek, geri dönmek, ülkelere gitmek, tımarhaneye gitmek, gene gitmek, gene gelmek, hiçbir şey yıldırmayacak beni…” diyecekti... Çocukluğun Soğuk Geceleri adlı bu eser otobiyografik anı niteliğinde bir eserdir. Kitabı okudukça aslında yazarın kitabın adı için “Çocukluğumun Soğuk Geceleri” demek istediğini gönülden hissederiz.
Birbirimizden hep uzağız. Her gece birlikteymiş gibi yatıyoruz. Hep birlikte olmak istiyor gibi yatıyoruz.
Karşı çıkmak istediğim evler, koltuklar, halılar, müzikler, öğretmenler var. Karşı çıkmak istediğim kurallar var. Bir haykırış! Küçük dünyanız sizin olsun. Bir haykırış!
Bir şeylere açılmak, bir yerlere koşmak, dünyayı kavramak istiyorum. Dünyanın bize yaşatılandan, öğretilenden daha başka olduğunu seziyorum.
Çünkü sinir hastalığı da bulaşıcı bir şey. Hem öyle mikrop almakla değil, bir insanın umutsuzluğunu derinden algılamakla bile geçebilir.
Tezer Özlü
Sayfa 40 - Yapı Kredi Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Çocukluğun Soğuk Geceleri
Baskı tarihi:
Nisan 2015
Sayfa sayısı:
65
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753632607
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Tezer Özlü'nün bu ilk romanı, yaşamın yalnızca başlangıcını oluşturmakla kalmayan, sürekli dönülen, belki de hiç çıkılamayan çocukluğu yansıtıyor. Yetişkinlerin, tıpkı çocukluğa olduğu gibi, farklılığa da aman vermeyen dünyasına karşı yazar anıların çıplak gerçekliğine sığınıyor.

Tezer Özlü, Türk edebiyatının nostaljik prensesi.
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 1.733 okur

  • öykü dicle
  • Derya Belen
  • İsmail Can Akkayan
  • Yncokur
  • Sibel Gedik
  • Cemile Adar
  • Hüsna Akgümüş
  • Feyza Okur
  • Ceren Yüksel

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.7
14-17 Yaş
%5.2
18-24 Yaş
%31.6
25-34 Yaş
%35.4
35-44 Yaş
%16.2
45-54 Yaş
%5.9
55-64 Yaş
%1
65+ Yaş
%0.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%72.5
Erkek
%27.4

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%21.4 (116)
9
%16.4 (89)
8
%24.1 (131)
7
%19.5 (106)
6
%8.7 (47)
5
%4.1 (22)
4
%1.7 (9)
3
%2 (11)
2
%1.1 (6)
1
%1.1 (6)

Kitabın sıralamaları