Çocukluğun Soğuk Geceleri

7,9/10  (228 Oy) · 
775 okunma  · 
195 beğeni  · 
3.269 gösterim
Tezer Özlü'nün bu ilk romanı, yaşamın yalnızca başlangıcını oluşturmakla kalmayan, sürekli dönülen, belki de hiç çıkılamayan çocukluğu yansıtıyor. Yetişkinlerin, tıpkı çocukluğa olduğu gibi, farklılığa da aman vermeyen dünyasına karşı yazar anıların çıplak gerçekliğine sığınıyor.

Tezer Özlü, Türk edebiyatının nostaljik prensesi.
(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    Nisan 2015
  • Sayfa Sayısı:
    65
  • ISBN:
    9789753632607
  • Yayınevi:
    Yapı Kredi Yayınları
  • Kitabın Türü:
Elif Kimya Salt 
20 Eyl 2016 · Kitabı okudu · 1 günde · 5/10 puan

Tezer Özlü nün okuduğum ilk kitabı.Sürekli çevremde adını ve alıntılarını duyuyordum ama bir türlü okuma fırsatı bulamadım. Sağolsun doğum günümde kuzenim birkaç kitabını hediye olarak almış. Fakat Tezer Özlü yü yanlış kitapla tanımaya çalıştığımı düşünüyorum. Kitabın ilk bölümünde yaşadığı evi, okulunu, çocukluğunu ve gençlik dönemini anlatıyor. Kitapta belli bir düzen, olay ve kurgu sırası yok. Bu da kitaba yoğunlaşmakta zorluk yaşatıyor. Kitabın hastane bölümleri ama etkileyici bir şekilde anlatılmış. Kendi isteği dışında uyutulup tedavi edilmesi hatta elektroşok verildiği anlarda düşündükleri içimi acıttı. Ama sözleri cümleleri iyi bir kalemi olduğunu gösteriyor. Sanırım onunla tanışmak için sadece ilk tercihim bu kitap olmamalıydı. Yazarın anlatımı Pavese ve Svevo'nun etkisinde kaldığını gösteriyor ve tabi ki Kafka nın da. Onlar da psikolojinin derinliklerinde yüzen düşünürlerdir. Tezer Özlü yolculuğum devam edecek mutlaka.

Muzaffer Akar 
09 Mar 18:38 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

“ Çocukluğumun soğuk geceleri” Bu kitap ismi bile ne çok şey anlatıyor, bayılıyorum böyle kitap başlıklarına. Yazarın çocukluk ve gençlik yıllarında yaşadıkları anlatılmış ve anlatılırken de kimseden çekinilmemiş, mahrem anılar saklanmamış. Hangimiz cesaret edebiliriz ki ilk cinsel deneyimlerimizi anlatmaya. Tezer Özlü anladığım kadarıyla Manik Depresif bir kişilikmiş, mani döneminde evlilikler kaçmalar yaşanmış, depresif dönemde kendini edebiyata vermiş. Edebiyatın gücü ve gördüğü yardımlar sayesinde bu hastalığı hafifletmiş. 42 yaşında gencecikken, daha çok şey yazacakken kadınların belası meme kanserinden yaşamını yitirmiş.

Yazarların çoğunun psikolojik sorunlar bunalımlı yıllar yaşadığı bir gerçek, bu duruma büyük müzik ve bilim dehalarında da rastlıyoruz. Benim fikrim de bu tip insanlar olmasaydı insanlığın bu kadar gelişemeyeceği yönünde.

“Hiç Kimseyi yalan söylediğini anlayacak kadar tanımak istemiyorum” diyen Tezer Özlü bir deha değil ama kesinlikle farklı uçlarda ve hisleri çok kuvvetli bir insan. Kitap incelendiğinde; o keyfine yazmamış belli ki onun için yazmak, yaşamak için bir zorunluluk olmuş.

Cümleler çarpıcı ve şiirsel bir anlatım var, özellikle son iki sayfayı tekrar tekrar okudum şiir okur gibi. Azıcık müstehcen çok samimi, yaşamak için itiraflar...

Bir yazarı beğendiğim zaman tüm kitaplarını okumaya çalışırım bu yazar da onlardan.

İpek Kamuran 
 11 Eyl 11:06 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

İnceleme yazmayacaktım ama dayanamadım. Öncelikle Tezer Özlü için şunu söylemem gerek, defalarca intihar girişiminde bulunmuş ve sürekli kurtarılmış. İlk intihar girişiminden sonra eve döndüğünde babasının ona uzattığı yemişleri göstererek "böyle güzel yemişler varken insan ölmeyi nasıl düşünür" sözünü çok beceriksizce, acınası ve yetersiz bulmuştum. Sonunda kendi karar verdiği bir ölümle değilde göğüs kanserinden ölmüştür ne yazık ki.. Çünkü bu değişmez isteğine saygım var. İntihara kesinlikle karşıyım. Ama bunu tercih edenlere ilginç bir saygı duyuyorum. Hele bu kitabı okurken yaşadıklarını öğrenince onu her seferinde kurtaranlara kızdım.

Çok gerçekçi yazdığını belirtmeliyim. Bu gerçekçiliğin yanısıra birde bunların gerçek olmadığını düşündürür okuyucuya. Hem bir belirsizlik, hem bir kesinlik vardır kitaplarında. Gerçekçidir. Ve bu gerçekler sizi çok acıtabilir.. Acıtmalıda. Zira acıtmıyorsa kendinizden şüphe etmeniz gerekir. Çünkü o Guguk Kuşu filmini izlemeye dayanamayıp, filmi yarıda bırakıp çıkacak kadar naiftir. Öyle naif birinin yaşadıkları acıtmalı elbette insanı..

Velhasıl Tezer Özlü edebiyatımızda bambaşka bir yere sahip olan ve bence olduğu yerinde sonuna kadar hak eden bir yazardır. İntihar girişimleri yüzünden bazı insanlar onu okumadıkları için zayıf bir kişiliğe sahip olduğunu düşünebilirler. Ama kitaplarını okuduklarında ne kadar güçlü, inatçı olduğunu göreceklerdir.

Tezer Özlü'yle tanışmalı :))

Murat Sezgin 
27 Nis 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 9/10 puan

Tezer Özlü bu ilk romanında kendi hayatını tüm çıplaklığla yazıya dökmüş. Akıl hastanesinde geçirdiği günleri tasvir etme yeteneği olağan dışı. Sürekli uç yaşamayı yeğlemek, özgür olmayı ve kendi istediğini yapmak -"karşı çıkmak istediğim kurallar var" diyerek- çabasında geçirilmiş soğuk bir hayat. Olaylar arasında bir bütünlük ve zaman kavramı yok. Bunu bilerek mi yapmış yoksa o an aklına ne geliyorsa mı yazmış buna okuyunca siz karar verin. Keyifli okumalar.

Şerife Nur Yüksel 
22 Tem 15:38 · Kitabı okudu · 2 günde · 8/10 puan

Kitabı bitireli yaklaşık bir buçuk saat olmuş. Bitirdikten hemen sonra kapattığım gözlerimi açalı ise beş dakika oldu. Kafamın içindeki dağınıklığı hatta darmadağınıklığı toparlayabilmem için bir buçuk saat yetersiz gelmiş gibi hissediyorum. Hâlâ kafamda onlarca ses,düşünce ile susmaları, durmaları konusunda savaşıyorum. Mağlup mu galip mi olacağım meçhul. Bir aralık buluyorum ve hemen kaleme koşuyorum bakalım ne yazacağım,nasıl yazacağım,kime yazacağım,okunsun diye mi yazacağım... Sorular,sorular.. Ah Tezer Özlü,ah ! Öyle bir dağıtıyorsun ki beni toparlanamıyorum.

Yazdıklarının kurgu ve gerçeklik arasında gidip geldiği anlattığı kurgunun bile hayatımızdaki gerçekliklere denk geldiği bir Tezer Özlü yazını. Benim de okuduğum ikinci kitabı. İlk kitap hikayelerden oluşuyordu bu ise roman türünde yayımlanan bir eser. Gerek anlatım, gerek kişiler, gerekse anlatılanlar bana ilk kitabı anımsattı. Kişilere yabancı değildim çoğuyla ilk kitapta tanışmış ve o günden bugüne arkadaşlık ediyordum. Bu kitapla da arkadaşlığımız daha da ilerledi tabi.

Çocukluğumdan bu yana hastanelere olan aşinalığım sebebiyle üçüncü bölümde yapılan betimlemeler ve olaylar bedenimin sarsılmasına ve bir ara kitabı bırakıp hava almaya çıkmama sebep oldu. Tam bu cümleyi yazdıktan sonra kafamın içinden eski çekmecelerinin açılma sesleri gelmeye başladı. Yapamam. Şimdi toparlanmaya çalışırken o çekmecelerin açılmasına izin veremem. O yüzden bitirmeliyim incelemeyi.

Ve bitirirken yine Tezer Özlü'nün kitapta geçen cümlesini eklemek istedim buraya. "Acılarla ve yoksulluklarla dolu dünyalar." diyordu yazar hiç bir zaman bu cümleyi yazarken ne düşünüp ne hissettiğini bilemeyeceğim ama acılar ve yoksulluklar ile dolu olan dünyayı değiştirmek için sonuna kadar mücadele edeceğim. Sizleri de bu mücadeleye beklerim.

Keyifli okumalar. :)

Nazan gercek 
13 Haz 22:31 · Kitabı okudu · 2 günde · 8/10 puan

Tezer Özlü ne diyebilirim hakkinda yazarın okuduğum ilk kitabı malesef çok genç yaşta aramızdan ayrılan muhteşem bir yazar kitap o kadar etkileyici ki hemen sizi içine alabiliyor. Yazar çocukluğunu, gençliğini ,evliliğini hastanede geçen acı günlerini kaleme almış. Yaşadığı buhran günleri ,manik depresif rahatsizliginsan dolayi tedavi gördüğü kliniği ele almış. Kitabın en belirgin özelliği aşırı içtenliği diyebiliriz. Hiç çekinmemiş herşeyi olduğu gibi ele almış. Baskıcı ailesinden bıkan , yaşadığı hayattan kurtulmak isteyen ,kardeşi ve kuzenlerimle yaşadığı çarpık cinse ilişkilerini tüm samimiyeti ve cesareti ile anlatmış. Muhteşem bir eser mutlaka okuyun derim. Tezer Özlü bir harika........

mısra 
01 May 2016 · Kitabı okudu

Tezer Özlü kitabında yaşamından kesitlere ve bunlarla ilgili duygularına, gözlemlerine, eleştirilerine, düşüncelerine yer vermiş.

Çocukluğu, birbirini sevmeyen, sorumlulukları nedeniyle birbirine bağlı anne ve baba, karyolasını paylaştığı kız kardeşi, kendisinden ve kız kardeşinden fazla haklara sahip bir ağabey, odasını paylaştığı babaannesi ile birlikte, koşulları iyi sayılamayacak bir evde geçiyor.

Kurallar, öğretilenler, kilise okulunun havası, başkalarının gelecekte hayatına yön verme çabası onda öfke ve sıkıntı yaratıyor, yaşamından hoşnutsuzluk duymasına yol açıyor. Bunları aşmak, yaşamını kendi istediği gibi yaşamak istiyor.

Erkeklerle olan ilişkileri de inişli çıkışlı. Klinikte tedavi görürken uğradığı şiddet ve çektiği acılar dayanılmaz. İyileşmesinde en büyük etken tedavi değil, bir daha oraya dönme korkusu.

Kitabı bir süre önce okumuştum ancak yeterince zaman ayırmadığımdan olsa gerek bir kez daha okuma gereği duydum. Yazarın duygularını hissettim, kendimden izler buldum. Acele etmeden, ön yargısız okunmalı.

“Birkaç saat sonra buradan ayrılacağım. Büyük kente döneceğim. Uzun süre yalnız güneşin doğuşunu, batışını, bulutların rüzgarla birlikte koşuşunu, yağmurlu, yağmurdan sonra çok ender görülen gökkuşağını ve gökkuşağının mora bürüdüğü denizleri, dilediğimce seyretmek isterdim. Oysa koşullandırılmış bir büyük kentliyim. Doğadan ayrılıp, beton alanların, asfalt yolların kıyısındaki taş yapılara, apartmanlara döneceğim.."

ipek 
04 Eyl 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · 8/10 puan

yazar şiirsel bir anlatımla içimize işlemiş bizi derinlere sürükleyerek neler yaşadığını bizlere en iyi şekilde hissettirmeyi başarmış...

Mehmet Admış 
18 Nis 20:21 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 8/10 puan

Neredeyse hepimizin vardır böyle bir arkadaşı; "Hayatımı yazsam roman olur, oğlum!" diyen.. Sanırım Tezer Özlü de onlardan olacak ki, burada da hayatını anlatmış okurlara..

Kitap, Tezer Özlü'nün ilk romanı diye geçiyor. Bana sorarsanız, roman denmez bu kitaba. Sanki dört adet durum hikayesi okudum. Belli bir olay, yer ve zaman yok. Hayatının belli kesimlerini, gerçekten de güzel bir edebi dille yazmış. Bunun için kitabın türüne, hikaye(öykü) diyeceğim ben...

Özlü, bu eserinde çocukluğunu, gittiği okulu, ruh ve sinir hastalıkları hastanesine yatırılması, oradayken kendisinde hakim olan duyguları, doktor ve hemşirelerin ve hatta hasta bakıcıların bile kendilerine ne kadar vurdumduymaz ve zalimce davrandıklarını, evlendiği eşlerine karşı olan hislerini çarpıcı bir dille biz okurlarına yansıtmış.

Kitabın yazın dili, 'Eski Bahçe~Eski Sevgi' adlı kitabına göre daha kolay, sade ve anlaşılır. Bana sorarsanız, Tezer Özlü'nün dilini anlamak için bu kitabından başlamak daha doğru olur.

Kitap, okunası bir kitap. Tavsiye ederim. Keyifli okumalar...

Seda Çakır 
17 Ara 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · Puan vermedi

Tezer Özlü'nün ilk romanı olan Çocukluğun Soğuk Geceleri içinde büyüdüğü aile ortamı hakkında ipuçları verir. Tezer Özlü romanda anne ve babası arasındaki sevgisizlikten, babasının evde askeriyeye benzer bir düzen kurmasından, insanların ayrıştırıldığı sınıflandırmalardan şikayet eder. Toplumun cinsellik üzerine kurduğu yargıları hiçe sayıp yaşadığı cinsel deneyimlerini ve bipolar bozukluk teşhisiyle yatırıldığı kliniklerde gördüğü elektroşok tedavilerini anlatır.
Ayrıca kitapta Tezer Özlü'nün varoluşçuluğuna dair ipuçları da vardır. Varoluşçuluk, asıl anlamıyla insanın hiçbir değer yargısına ya da dini klişelere bağlı kalmaksızın yaşaması gerektiğini düşünen bir akımdır. Tezer Özlü de Türk edebiyatının varoluşçu yazarlarından biridir. Bu felsefeyle ele alınmış romanlarda bireyin kendiyle olan çatışması söz konusudur. Çocukluğun Soğuk Geceleri de Tezer Özlü'nün kendi içinde yaşadığı çatışmaları ve içindeki yalnızlığın verdiği bunalımı anlattığı, kendi varlığını sorguladığı otobiyografik romanıdır.

5 /

Kitaptan 273 Alıntı

Reina 
17 Şub 2015 · Puan vermedi

“Ölüm düşüncesi izliyor beni. Gece gündüz kendimi öldürmeyi düşünüyorum. Bunun belli bir nedeni yok. Yaşansa da olur, yaşanmasa da. Bir kaygı yalnız. Beni, kendimi öldürmeye iten bir kaygı.”

Çocukluğun Soğuk Geceleri, Tezer ÖzlüÇocukluğun Soğuk Geceleri, Tezer Özlü
Elif Kimya Salt 
20 Eyl 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 5/10 puan

Birbirimizden hep uzağız. Her gece birlikteymiş gibi yatıyoruz. Hep birlikte olmak istiyor gibi yatıyoruz.

Çocukluğun Soğuk Geceleri, Tezer Özlü (Sayfa 64)Çocukluğun Soğuk Geceleri, Tezer Özlü (Sayfa 64)
Reina 
23 Şub 2015 · Puan vermedi

“İçimdeki kıpırdanışları dinliyorum. Bir şeylere açılmak, bir yerlere koşmak, dünyayı kavramak istiyorum. Dünyanın bize yaşatılandan, öğretilenden daha başka olduğunu seziyorum.”

Çocukluğun Soğuk Geceleri, Tezer ÖzlüÇocukluğun Soğuk Geceleri, Tezer Özlü
Murat Sezgin 
26 Nis 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Karşı çıkmak istediğim evler, koltuklar, halılar, müzikler, öğretmenler var. Karşı çıkmak istediğim kurallar var. Bir haykırış! Küçük dünyanız sizin olsun. Bir haykırış!

Çocukluğun Soğuk Geceleri, Tezer Özlü (Sayfa 12)Çocukluğun Soğuk Geceleri, Tezer Özlü (Sayfa 12)
Reina 
29 Kas 2014 · Puan vermedi

Anlatamayacağım. Bu insanlar "Guguk Kuşu" filmini de, Napolyon'un yaşamöyküsü filmini de, limana yanaşan beyaz bir yolcu gemisini de, vitrinlerdeki yeni sonbahar giysilerini de aynı gözlerle seyredebiliyorlarsa, elimden ne gelir?

Çocukluğun Soğuk Geceleri, Tezer Özlü (Sayfa 40)Çocukluğun Soğuk Geceleri, Tezer Özlü (Sayfa 40)
Asiye-Melikşah 
30 Mar 20:45 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Seyehat eden,büyük kentlere gidip gelen bu insanlara özlemle bakıyorum."Bir gün uzak dünyaları ben de tanıyacağım."diye geçiyor içimden.

Çocukluğun Soğuk Geceleri, Tezer Özlü (Sayfa 8)Çocukluğun Soğuk Geceleri, Tezer Özlü (Sayfa 8)
Muzaffer Akar 
07 Mar 21:13 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Bizim insanlarımızın insan sevmesi, insan okşaması çocukluktan engelleniyor. Saptırılıyor. Çarpıtılıyor.

Çocukluğun Soğuk Geceleri, Tezer Özlü (Sayfa 44)Çocukluğun Soğuk Geceleri, Tezer Özlü (Sayfa 44)
YNT 
24 Ağu 12:24 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Ölüm. İnsanın Tanrı’sına kavuşması. O en kutsal an... Tanrı’ya ulaşılan en kutsal an. Varoluşun tek gerçek anı... Ölüm.

Çocukluğun Soğuk Geceleri, Tezer Özlü (Epub)Çocukluğun Soğuk Geceleri, Tezer Özlü (Epub)

Kitapla ilgili 3 Haber

15 Lira’nın Altında, Çok Liralık Şeyler Anlatan 15 Sağlam Kitap
15 Lira’nın Altında, Çok Liralık Şeyler Anlatan 15 Sağlam Kitap Paramız olsa kendimizi bırakmayacak mıyız kitap evlerinin üstüne? Kitap bir fetiş türü. Okuyup okumayacağımızı düşünmeden manyak gibi alıyoruz ya. Pahalı pahalı kalın ciltlere dünyaları vermek yok. Dünyanın en güzel, en şarkılı kitapları 15 TL’nin altına elinizin altında. Şu güzel eserleri derleyelim de, kütüphaneler anlam kazansın istedik. Dimağınız sağ olsun!