Çocukluğun Soğuk Geceleri

·
Okunma
·
Beğeni
·
22092
Gösterim
Adı:
Çocukluğun Soğuk Geceleri
Baskı tarihi:
Haziran 2018
Sayfa sayısı:
67
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753632607
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Çocukluğun Soğuk Geceleri
Çocukluğun Soğuk Geceleri
Tezer Özlü'nün bu ilk romanı, yaşamın yalnızca başlangıcını oluşturmakla kalmayan, sürekli dönülen, belki de hiç çıkılamayan çocukluğu yansıtıyor. Yetişkinlerin, tıpkı çocukluğa olduğu gibi, farklılığa da aman vermeyen dünyasına karşı yazar anıların çıplak gerçekliğine sığınıyor. Tezer Özlü, Türk edebiyatının nostaljik prensesi.
65 syf.
·3 günde·10/10
Bazı yazarların yazdıklarında yüreğe dokunan bir yan vardır. İşte Tezer Özlü de o yüreğe dokunan yazarlardan. Bu sebeptendir ki, kendisine edebiyatımızın “gamlı prenses”i denmektedir. Bana göre gamlı prenses tabirini sonuna kadar hak ediyor.

Çok değerli bir yazar. Yazar olmanın da ötesinde, çok değerli bir kadın. Sapına kadar, kadın. Sapına kadar, haklı bir kadın...

Bakmayın sürekli yaşamdan kaçtığına, defalarca intihar denemelerinde bulunduğuna. Yazdıkları, satırları, fikirleri hayatla dopdolu. Onu okuduğunuzda intihar etme fikrine değil, aksine yaşama fikrine daha çok sarılıyorsunuz. Çünkü Tezer Özlü her şeyden önce “yaşamış bir insan.” Daha çok yaşamak ve doyasıya hayatın tadına bakmak istemiş bir insan. Onun gamlı prenses olmasının sebebi, yaşadıkları, başından geçen acı olaylar değil, yaşamak isteyip de yaşayamadıklarıdır, engellenmesidir. Geri zihniyetli insanlarla bir arada olup, hayatın gerçek değerini ve amacını kavrayamamış insanlarla ne kadar doğru bir yaşam sürülebilir ki zaten? Haklıydın Tezer Özlü. Sonuna kadar haklıydın; ama tıpkı Oğuz Atay gibi kimse gelip sana da haklı olduğunu söyleyemedi. Ancak sen öldükten sonra değerini kavrayabildi bu ülke. Böyle olmamalıydı elbette; ama ne yaparsın ki ülkemizin kaderi bu. Hep sonradan aklımızın başımıza gelmesi...

Çocukluğun Soğuk Geceleri, Tezer Özlü’nün ilk romanı. Yaşamının başlangıcını bizlere sunduğu, çocukluk yıllarının ve gelişim sürecinin önümüze çırılçıplak bırakıldığı kısacık kitabı.

Kısacık dediğime bakmayın. Kitapta neler yok ki? Tezer Özlü’nün sobalı bir evde büyümesi, İstanbul sokaklarının eski görüntüsü, babasıyla, kardeşleriyle, kuzenleriyle olan ilişkisi, hatta babasıyla annesi arasındaki ilişki, düşlenen, erişilemeyen sevgililer, evlilikleri, sevmeden nikah masasında evet deyişleri, hastane koridorları, kaçma isteği... Hepsi var; ama şimdiki yazarların yaptığı gibi “sansürlü” değil. Tüm çıplaklığıyla. Ayrıntılarıyla...

Her şeyden önce cesur bir yazar. Böyle yazarlara bayılıyorum. Yukarıda da dediğim gibi, cesur bir yazar olmanın ötesinde, cesur ve güçlü bir kadın. Sözünü sakınmayan, doğru bildiğini söyleyebilen, hiç utanmadan isteklerini ve hislerini yazabilen bir kadın. Çünkü insan olmanın ne olduğunu, insan doğasının neyi emrettiğini çok iyi biliyor Tezer Özlü.

Onunla ilgili ne anlatsam, ne söylesem eksik kalacak gibi hissediyorum. Beni öylesine düşüncelerle dolduruyor ki, yaşadığı döneme gidip onunla bir akşam yemeği yemek, hatta sevgili olmak istiyorum. Tam olarak, “aşık olunacak bir kadın.” Bu arada çok mu kitabını okudum? Hayır, yalnızca okuduğum ikinci kitabı bu. Fakat tek bir cümlesini okumam bile onu anlamama yetiyor. Tekrar buluşmak üzere, sevgili Tezer.

“Neden bunalımları çözemiyoruz? Neden dost olmadan, erkek-kadın, karı-koca olmaya çabalıyoruz? Yirmi yaşlarının başındaki insanlar böyle mi olmalı? Sevişmek için, ilkin nikah imzası mı atılmalı? Ya da yalnız kalıp, yıllar yılı erkek-kadın resimlerine mi bakıp heyecanlanmalılar? İlk kadını genelevde mi tanımalılar? Karı-kocalar birbirlerinin gövdelerine “mal” gözüyle mi bakmalı? İnsanın doğal yapısı bu davranışların tümüne aykırı. Bizim insanlarımızın insan sevmesi, insan okşaması çocukluktan engelleniyor. Saptırılıyor. Çarpılıyor.”
67 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
İÇİNDE BİR ÇOCUK ÖLÜSÜYLE YAŞAYAN KADIN

Hep Zühre
Hep Leyla
Hep aşk
Hep cici bici
Hep kendini seven
Hep kendini öven, önemseyen
Hep şen şakrak, gülümseyen...
Rengarenk kahramanlarla dolu edebiyata bir de Tezer gerek:
Siyah beyaz film gibi, cam gibi keskin, yaralarını gizlemeyen yaralı kadın...
Karşımda çırılçıplak soyundu; utanmadı, saklanmadı, yargılayacağımdan korkmadı, suçlamalarıma inat gözüme soktu kendini...

Hayat, bizim seçtiklerimizden çok seçmediklerinizle başlıyor aslında.
Pembe pamuk helvalarıyla ve elma şekerleriyle büyütülen, prenses özeni ile büyütülen kız çocukları var...
Gecekondularda doğan büyüyen ve toprak yiyen, toz toprağın içinde yanık ten ve bembeyaz dişleriyle gülümseyen kızlar...
Daha bebekken tacize uğrayan...
Cami avlusuna bırakılan...
Beşikteyken kertilen...
Horlanıp aşağılanan ve dayak yiyen...
Mor çatılara sığınan...
Bilmem kaç koyuna satılan....
Kaç kadın varsa o kadar kadın hikâyesi var ...
Sizin de var hikâyeniz ( anlatmaya utandığınız, korktuğunuz, ayıplanacağınızı sandığınız, parmakla gösterilip dışlanacağınız hikayeniz var biliyorum, herkesin var )...

Bu kitap ne anlatır?
Tezer’i...
Çocukluğundan başlayarak gençliğini, korkularını, intihar girişimini, 5 yıl akıl hastanesinde yaşadıklarını, şizofren ataklarını, hastanelerde uğradığı tacizleri, erkeklere bakışını, cinselliği, evliliklerini, arkadaşlarını, ailesini, elektroşoklarda hissettiklerini, yalnızlığını, kusurlarını, kadere rıza göstermeyişini,ölmeden ölmelerini...

Biri de çıksın yazdıklarıyla seni hırpalasın istiyorsan Tezer’ i oku...
Üstesinden gelemediğim sorunlarım var diyorsan Tezer’i oku...
Bir hasta ruh nasıl korkar,
Bir kadın ne hisseder,
Erkekleri tanımak için kaç erkek tanıman gerek,
Merak ediyorsan Tezer oku...
..........
Dipsöz:Tanımıyorsan ;ayıplama, yargılama, suçlama...
65 syf.
Tezer Özlü nün okuduğum ilk kitabı.Sürekli çevremde adını ve alıntılarını duyuyordum ama bir türlü okuma fırsatı bulamadım. Sağolsun doğum günümde kuzenim birkaç kitabını hediye olarak almış. Fakat Tezer Özlü yü yanlış kitapla tanımaya çalıştığımı düşünüyorum. Kitabın ilk bölümünde yaşadığı evi, okulunu, çocukluğunu ve gençlik dönemini anlatıyor. Kitapta belli bir düzen, olay ve kurgu sırası yok. Bu da kitaba yoğunlaşmakta zorluk yaşatıyor. Kitabın hastane bölümleri ama etkileyici bir şekilde anlatılmış. Kendi isteği dışında uyutulup tedavi edilmesi hatta elektroşok verildiği anlarda düşündükleri içimi acıttı. Ama sözleri cümleleri iyi bir kalemi olduğunu gösteriyor. Sanırım onunla tanışmak için sadece ilk tercihim bu kitap olmamalıydı. Yazarın anlatımı Pavese ve Svevo'nun etkisinde kaldığını gösteriyor ve tabi ki Kafka nın da. Onlar da psikolojinin derinliklerinde yüzen düşünürlerdir. Tezer Özlü yolculuğum devam edecek mutlaka.
67 syf.
Öncelikle kitapta yazarın hayatı belirli dönemlere ayrılarak anlatılmadığından hayatına aşina olmayanlar için karışık ilerliyor,bu yüzden de kitabı okumadan önce yazarın hayatına göz atmakta fayda var.

Tezer Özlü anlatmaya çocukken bile çocuk gibi hissetmediğini, hayatı boyunca hatta çocukken ailesinin yanındayken bile nasıl yalnız hissettiğini, hiç bir yere ait olamadığını anlatmakla başlıyor. Belkide bu yüzdendir dünyayı dolaşması: kendi insanlarını ve dünyadaki yerini bulmak için.

Sonrasıdaysa hayata farklı bakış açısı hayatı farklı deneyimlemesine neden oluyor. Yaşama başka pencereden baktığından doğal olarakta hayatının belirli bir dönemi hastanede geçiyor. Bu dönemdeki duygu ve düşünceleriniyse aşağıdaki cümleleri özetliyor.

{<<<< Onların dünyasında iniş çıkışlar bu denli büyük değil. Onların dünyasında coşku delilik derecesine varmıyor. Onların dünyasında bunalım ölüm korkusuna, belki de ölüm isteğine dönüşmüyor. Duygusal coşkular yemek gibi beslemiyor onları. Onlar “başkaldırmayı” savunurken, belli bir düzenin akışındaki yerlerini korumaya çalışıyorlar. Onlar, dolmuşa biner gibi evlenip, iner gibi boşanmıyor. >>>}

Şimdide öylemi bilmiyorum diğer yazarlardan da anladığım kadarıyla elektroşok tedavisi doğru uygulanmadığından çok korkunç bir şey haline geliyor, insana hem fizyolojik, hemde psikolojik zararı dokunuyor. Tezer Özlü için bunun üzerine birde kötü hastane şartları ekleniyor. Hastaneyle ilişkisiniyse şöyle ifade ediyor:

{ <<<Beni iyileştiren ne şok. Ne de ilaçlar. Beni iyileştiren, bu kliniklere bir kez daha kilitlenme olasılığının verdiği büyük ve derin korku.>>> }

Kitabın dikkatimi çeken diğer yanıysa hiç bir şeyi sansürlemeden, her şeyi en yalın haliyle anlatması.
65 syf.
·Beğendi·10/10
“ Çocukluğumun soğuk geceleri” Bu kitap ismi bile ne çok şey anlatıyor, bayılıyorum böyle kitap başlıklarına. Yazarın çocukluk ve gençlik yıllarında yaşadıkları anlatılmış ve anlatılırken de kimseden çekinilmemiş, mahrem anılar saklanmamış. Hangimiz cesaret edebiliriz ki ilk cinsel deneyimlerimizi anlatmaya. Tezer Özlü anladığım kadarıyla Manik Depresif bir kişilikmiş, mani döneminde evlilikler kaçmalar yaşanmış, depresif dönemde kendini edebiyata vermiş. Edebiyatın gücü ve gördüğü yardımlar sayesinde bu hastalığı hafifletmiş. 42 yaşında gencecikken, daha çok şey yazacakken kadınların belası meme kanserinden yaşamını yitirmiş.

Yazarların çoğunun psikolojik sorunlar bunalımlı yıllar yaşadığı bir gerçek, bu duruma büyük müzik ve bilim dehalarında da rastlıyoruz. Benim fikrim de bu tip insanlar olmasaydı insanlığın bu kadar gelişemeyeceği yönünde.

“Hiç Kimseyi yalan söylediğini anlayacak kadar tanımak istemiyorum” diyen Tezer Özlü bir deha değil ama kesinlikle farklı uçlarda ve hisleri çok kuvvetli bir insan. Kitap incelendiğinde; o keyfine yazmamış belli ki onun için yazmak, yaşamak için bir zorunluluk olmuş.

Cümleler çarpıcı ve şiirsel bir anlatım var, özellikle son iki sayfayı tekrar tekrar okudum şiir okur gibi. Azıcık müstehcen çok samimi, yaşamak için itiraflar...

Bir yazarı beğendiğim zaman tüm kitaplarını okumaya çalışırım bu yazar da onlardan.
67 syf.
·2 günde·9/10
Tezer Özlü'nün hikayesi beni çok etkiledi.
Çok gerçek ve yüreğe dokunan bir kitap olduğunu düşünüyorum. Güçlü bir kadının hayat mücadelesi.
Yazarın çocukluğundan başlayarak gençliğine kadar anlattığı hayatının belli bir kısmı intiharlar, akıl hastanesi yazar bu depresif hallerini çok iyi yansıtıyor. Hisleri o kadar kuvvetli ki kısacık bir kitap ta bile okuyucularına yansıtabiliyor..
67 syf.
·Beğendi·8/10
İnceleme yazmayacaktım ama dayanamadım. Öncelikle Tezer Özlü için şunu söylemem gerek, defalarca intihar girişiminde bulunmuş ve sürekli kurtarılmış. İlk intihar girişiminden sonra eve döndüğünde babasının ona uzattığı yemişleri göstererek "böyle güzel yemişler varken insan ölmeyi nasıl düşünür" sözünü çok beceriksizce, acınası ve yetersiz bulmuştum. Sonunda kendi karar verdiği bir ölümle değilde göğüs kanserinden ölmüştür ne yazık ki.. Çünkü bu değişmez isteğine saygım var. İntihara kesinlikle karşıyım. Ama bunu tercih edenlere ilginç bir saygı duyuyorum. Hele bu kitabı okurken yaşadıklarını öğrenince onu her seferinde kurtaranlara kızdım.

Çok gerçekçi yazdığını belirtmeliyim. Bu gerçekçiliğin yanısıra birde bunların gerçek olmadığını düşündürür okuyucuya. Hem bir belirsizlik, hem bir kesinlik vardır kitaplarında. Gerçekçidir. Ve bu gerçekler sizi çok acıtabilir.. Acıtmalıda. Zira acıtmıyorsa kendinizden şüphe etmeniz gerekir. Çünkü o Guguk Kuşu filmini izlemeye dayanamayıp, filmi yarıda bırakıp çıkacak kadar naiftir. Öyle naif birinin yaşadıkları acıtmalı elbette insanı..

Velhasıl Tezer Özlü edebiyatımızda bambaşka bir yere sahip olan ve bence olduğu yerinde sonuna kadar hak eden bir yazardır. İntihar girişimleri yüzünden bazı insanlar onu okumadıkları için zayıf bir kişiliğe sahip olduğunu düşünebilirler. Ama kitaplarını okuduklarında ne kadar güçlü, inatçı olduğunu göreceklerdir.

Tezer Özlü'yle tanışmalı :))
67 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Biraz içinizi ısıtan, biraz mutlu eden, çok fazla hüzünlendiren yaşanılmış bir hayat. Çocukluğuma götürdü beni.
Yaşadığı şeyleri açık bir şekilde anlatışı...
Herkesten bir parça vardır kitapta ve maalesef hala da yaşanılan hayatları yansıtıyor.

Eski İstanbul sokaklarından ailenin içine, ilişkilerine giriyoruz. Birbirini sevmeyen anne ve baba, çocuklukta "meraktandır" diye düşündüğüm cinsellikle ilgili kuzeniyle yaşadıkları, evden uzaklaşma isteği, kurallara karşı kendince isyanı...

Sobalı, soğuk bir ev, gecenin soğuğunu kapmış "kara önlükler," banyo sırası, boşa yanan lambalar, düdük sesiyle uyanılan sabahlar...

Acaba yaşasaydı kendisi nasıl hissederdi bir zamanlar yaşamak ve dönmek istemediği o geçmiş hakkında yine böyle mi düşünürdü?
#41931741

Geçmiş ve geleceğe karşı düşüncelerini, bir yere bağlı kalmamayı özetlemiş bir bakıma şu cümlerle.
#41893558

Her türlü baskıya isyan eden, karşı gelen kadın... Gerek aile içi gerek toplumun bize yaşattığı…
#41916121

Hem çocukluğu, hem gençliği ile ilgli yazdıklarını gözümde canlandıra canlandıra yaşayıp, gerek hastanede gerek evde hastalığı ile anlattığı elektro şok anlarında sanki yanımdaymışım gibi okudum.

"Sizin düzeninizle, akıl anlayışınızla, namus anlayışınızla, başarı anlayışınızla hiç bağdaşan yönüm yok. Aranızda dolaşmak için giyiniyorum. Hem de iyi giyiniyorum. İyi giyinene yer verdiğiniz için. Aranızda dolaşmak için çalışıyorum. İstediğimi çalışmama izin vermediğiniz için. İçgüdülerimi hiçbir işte uygulamama izin vermediğiniz için. Hiçbir çaba harcamadan bunları yapabiliyorum, bir şey yapıldı sanıyorsunuz. Yaşamım boyunca içimi kemirttiniz. Evlerinizle. Okullarınızla. İş yerlerinizle. Özel ya da resmi kuruluşlarınızla içimi kemirttiniz.
Ölmek istedim, dirilttiniz.
Yazı yazmak istedim, aç kalırsın, dediniz.
Aç kalmayı denedim, serum verdiniz.
Delirdim, kafama elektrik verdiniz....”
demiş.

Çok fazla hüzünlendirecek, üzecek hatta ve düşüncelere itecek bittikten sonra.

Ve ben nihayet bir de Tezer Özlü kitabı okuyabildim.
Didem Mamak, Nilgün Marmara'nın Ayşe Gül Ünüvar tarafından yazılmış kitabı ve bir de Tezer Özlü. Arka arkaya okudum, hepsini de sevdim ama!!! Bir daha asla...
65 syf.
·7/10
Tezer özlünün en uzun şiiri, anlatısı şüphesiz ki çocukluğudur.Uzun ve soğuk...

Romanına kendisini odak alır.Bu açıdan doğallığı yakalar.
Öncelikle ‘taşra sıkıntısı’nın resmini çizer.Dar bir sokağa bakan, cansız ve sönük ışıkların aydınlattığı bir ev ve bu evde geçirilen erken gelen karanlık günleri anlatır.Benzer hayatlar sürmüş olanların ekleyebileceği imge için fazlasıyla boş alanlar yaratmıştır.Sadece bir kısmında çocukken cinsellikle ilgili bir kaç anısı var bu bölümü okuyunca kesinlikle travmatik bir çocukluk yaşadığına kanaat getiriyorum.
65 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Merak ediyorum yaşam nedir aslında diyerek...

Sorgun'dayım, suyu seyrediyorum ama bu bi durgunluk değil aslında. Suyun haykırışı!
Ayaklarıma çarpan dalgalar eşliğinde denizi seyrediyorum. Birkaç çocuk koşturuyor kumsalda
Bi kadın gülümsüyor...

Sessizlik,dinginlik,suskunluk ya da siz ne derseniz işte o!
Yaşadığım bu an aslında bunlardan hiçbiri değil.

Gülümseyen kadın yanıma gelip oturuyor. Çekiniyorum biraz da aslında ama hissediyorum, o da benim gibi...

Anlatmaya başlıyor bir şeyler. Deniz güzel ama bu kadın kadar değil.

Çocukluğum diyor soğuktu,hele ki geceleri...
"Karanlık ve soğuk geceler"

Yüzüne bakıyorum gözlerine dudaklarına
Gülümsüyor tekrardan
Sonra anlatmaya devam ediyor.

Çok şey yaşamış çokta şey hissetmiş.
Bi adamla sevişmiş mesela
Sonra da bi' kadınla...

Yalnızlığını anlatıyor karanlık geceleri,soğuk ve yalnız odaları,elektroşok yemelerini,delirmelerini...

Ne kadar da çok şey yaşamış diyorum,ne kadar da çok!

Küçükken diyor intihar etmeye çalışmıştım sonra da kurtulduğum zaman babam yanıma gelip "Böyle güzel yemişler varken insan nasıl ölmeyi düşünür" dedi diyor.

Ikimiz birden basıyoruz kahkahayı. Aslında hayatta böyle..
Güzel değil ama birkaç küçük mutluluk bulalım da yaşamaya devam edelim değil mi?

Şimdi o güzel kadın,gülümseyen kadın kalkıp gitti yanımdan.
Kal diyemedim,nereye diyemedim sadece gidişini izledim.

Ha kim diye sorarsanız, ismi Tezer'miş...
Belki bir gün sizde gidersiniz Sorgun'a.
Belki bir gün sizin de yanınıza oturuverir...

Okumak isteyen herkese iyi okumalar dilerim :)
67 syf.
·Puan vermedi
Toplumda ket vurulan çok şey var sanırım. Bazı biyolojik gerçeklerimiz var. Hepimizin gerçeği bunlar ama hepimizin sakladığı, ayıp gördüğü, üzerinde konuşulmaya değer olmayan şeyler. Bu yüzden çoğu zaman özellikle cinsel konularda eksiğiz . Yapılmaması gereken şeyleri kimse bize anlatmadığı için bilmeyiz. Bu yüzden çoğu çocuk istismara uğradığını bilmez. Kendi rızası dışında biri ona dokunursa bunun suç olduğunu bilmez. Gururu, namusu , hayatı, sevinçleri, masum çocukluğu elinden alınmıştır ama bilmez . Bilmez işte ne kadar önemli. Bu yüzden aşık olduğu adamın ilerde onu kabul etmeyeceğini bilmez mesela. Kızın suçu olmadığını bilir ama kabul etmez. Kabul etmek doğru değil çünkü, öyle öğrettiler, öyle söylendi.


Şşşttt der aşağılık insan , bu bir oyundu, kimseye söyleme. Söylersen öldürürler beni. Küçücük bir çocuk, ailesinden birinin ölmesini istemez ki. Mutlu bir yuvası vardir o adamın , çocukları, onu çok seven eşi. Ya söylerse de onlar artık mutlu olmazsa. Ya o çocuklar söylediği için ondan nefret ederlerse. Ya kendi ailesi de onu suçlarsa. Ya o sıcacık aile artık olmazsa.


Mutlu olduğunu düşünüyor o yuvanın. Ama mutlu bir yuva olmadığını çok sonradan fark ediyor. Yine pişmanlık, keşke keşke susmasaydım diyor o an. Çünkü mutlu olduğunu düşündüğü yuvada acı çeken bir kadın daha olduğunu çok sonradan öğreniyor.


Her şeyi saklıyoruz . Herkesten. Susuyoruz , çünkü susarsak daha güzel olur her şey diye düşünüyoruz. Kimse mutlu değil . Halbuki konuşsak , dertleşsek , açsak kanayan yaralarımızı göstersek, daha mutluyuz , daha rahatız. Olması gereken de bu.



İşte Tezer Özlü'nun yaptığı tam olarak böyle. Susmuyor. Çok açık , çok gerçekçi, alkışlanacak bir cesaret. Bu yüzden Türk edebiyatının gamlı prensesiydi o . Herkesin sustuğu gerçeklerden bahsediyor. Kendi gerçeklerini anlatıyor. Belki yaşarken çevresindeki insanlar ona kötü kelimeler kullanmışlardır ama ne önemi var. Bizim , herkesin bildiği şeyleri anlatıyor o .


Akıl hastanesinde geçirdiği günleri var çocukluğumun sisli gecelerinde. Evlilikleri , intihar ettiği , çocukluğu, ailesi....
İntihar etmesi kızılacak bir şey belki , hayatı neden sevmedi ki diye sorduruyor ama hayır! O daha çok severdi hayatı. Sevdiği için gitmedi bir yere. Gidemedi . Zaten ergenlikte intihara kalkışmayan kaç çocuk kaldı ki? Çok genç yaşında aramızdan ayrılmış (42). Belki de ayrılmasa daha ne gerçeklikleri paylaşırdi bizimle . Hepimizin korktuğu, çekindiği nicelerini anlatırdı.


Çok ince bir kitap , okurken çok başka hissediyor insan . Ne yazık ki bu kadar geç tanıştım seninle . Ama olsun seninle tanışmak çok güzel
Karşı çıkmak istediğim evler, koltuklar, halılar, müzikler, öğretmenler var. Karşı çıkmak istediğim kurallar var. Bir haykırış! Küçük dünyanız sizin olsun. Bir haykırış!
Çünkü sinir hastalığı da bulaşıcı bir şey. Hem öyle mikrop almakla değil, bir insanın umutsuzluğunu derinden algılamakla bile geçebilir.
Tezer Özlü
Sayfa 40 - Yapı Kredi Yayınları
İlaç alıyorum. Uyutuluyorum. Arkadaşlarım beni görmeye geliyor. Kimi çiçek, kimi meyve getiriyor. Sonra onlar kentin yaşamına dönüyor. Ben hastanenin sonsuz yalnızlığına. Geceler çok erken gelir hastanelere. Ama bitmek bilmez. Gün doğmak bilmez. Kış günlerinin hemen öğleden sonra kararıveren havasıyla birlikte akşam çöker hastane koridorlarına.
İki insanın birleşmesindeki sonsuzluk özü olmalı insan yaşamının. Özü olmalı güneşin. Özü olmalı sevişmeyi duyan ve duyuran gücün. Bizi saran sıcaklığın. Soğuyan gecelerin.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Çocukluğun Soğuk Geceleri
Baskı tarihi:
Haziran 2018
Sayfa sayısı:
67
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753632607
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Çocukluğun Soğuk Geceleri
Çocukluğun Soğuk Geceleri
Tezer Özlü'nün bu ilk romanı, yaşamın yalnızca başlangıcını oluşturmakla kalmayan, sürekli dönülen, belki de hiç çıkılamayan çocukluğu yansıtıyor. Yetişkinlerin, tıpkı çocukluğa olduğu gibi, farklılığa da aman vermeyen dünyasına karşı yazar anıların çıplak gerçekliğine sığınıyor. Tezer Özlü, Türk edebiyatının nostaljik prensesi.

Kitabı okuyanlar 5.395 okur

  • st21th
  • İlknur kasın
  • zeynep
  • Ayşe Berrin Kılıç
  • Mahinurrr
  • Esra Çakır
  • Fatma Soydeğer
  • Sıfır Virgül Beş
  • Utku Ahlat

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.7
14-17 Yaş
%5.2
18-24 Yaş
%31.6
25-34 Yaş
%35.4
35-44 Yaş
%16.2
45-54 Yaş
%5.9
55-64 Yaş
%1
65+ Yaş
%0.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%72.5
Erkek
%27.4

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%20.4 (305)
9
%14.3 (213)
8
%21.9 (327)
7
%18.9 (282)
6
%11.5 (172)
5
%5.6 (83)
4
%2.7 (41)
3
%1.9 (29)
2
%1.1 (17)
1
%1.3 (20)

Kitabın sıralamaları