Çocukluğun Sonu

8,7/10  (77 Oy) · 
111 okunma  · 
52 beğeni  · 
2.068 gösterim
Bilinmeyenin korkusu, geçmişten değil de gelecekten kalma bir hatıra olabilir mi?

1953'te yayımlanan Çocukluğun Sonu, Arthur C. Clarke'ın bir bilimkurgu yazarı olarak tanınmasını sağlayan, yirminci yüzyıla damga vuran önemli romanlardan biri. 2015'te televizyona uyarlanarak dizi haline getirilen ve bilimkurgu takipçileri için yeniden gündeme gelen bu eserin gücü, insanlığın geleceğine dair en özgün ve düşündürücü yorumlardan birini sergilemesinde gizli.

Dünya üzerindeki uygarlığımızın kaderini, insan neslinin akıbetini irdeleyen Çocukluğun Sonu, ters köşeye yatıran bir "öteki" anlatısı, farklı bir uzaylı istilası öyküsü, ütopya ve distopya arasındaki ince çizgiye dair, kalın harflerle tarihe geçen bir bilimkurgu klasiği…

"Böyle bir kitap yıllardır yazılmadı."
-C. S. Lewis-

"Ürkütücü derecede mantıklı, inandırıcı ve acımasız bir kehanet girişimi. Clarke gerçek bir usta."
-Los Angeles Times-
(Tanıtım Bültenindne)
  • Baskı Tarihi:
    Aralık 2015
  • Sayfa Sayısı:
    256
  • ISBN:
    9786053755111
  • Çeviri:
    Ekin Odabaş
  • Yayınevi:
    İthaki Yayınları
  • Kitabın Türü:
Emirhan Kocademir 
 18 Şub 18:30 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Öncelikle bu kitabı benimle beraber okuyan fazi ablama ve Yağmur. ablama çok teşekkür ederim. Bilirsiniz, bilim kurgu pek akla mantığa yatkın bir alan değildir... Bu yüzden de, kitabı okuyan başka birileriyle konuşmak çok iyi oldu bana... Eğer tek başıma okusaydım, kafam karışırdı ve zevk alamazdım, çok teşekkür ederim, iyi ki varsınız... :)
Ee tabii böyle güzel bir kitabı, bize tavsiye eden, sitemizin bilim kurgu üstadı Semih 'e çok teşekkür ederiz, sizin gibilere ihtiyacımız var... Var olun... :)

Böyle güzel bir kitabı okuduktan sonra nedensizce aklıma şu soru takıldı: 'Ülkemizde bilim kurgu neden yaygın değil ve neden böylesine güzel bir kitap 1K'da sadece 110 defa okundu?'
Şahsen, cevabını çok merak ediyorum. Bir iki teorim var, sizlerle paylaşmak istiyorum. 'Zevk meselesi' olabilir, herkes bilim kurgu okumayı sevmeyebilir ama on binlerce kişiden sadece 110 okurun bu kitabı okuması beni üzdü ki Kötü Çocuk 1 gibi bir kitabın 838 okunması varken!
Çevreme baktığımda genelde hep bilim kurgu kitaplarına karşın bir ön yargı var... Neden ki? Acaba insanlar 'bilim' adı geçmesinden dolayı mı ön yargılılar? Bilim demek hayat demek değil midir? Bilimin olmadığını varsayıyoruz ve sizi birkaç dakikalığına gezintiye çıkarıyorum, emniyet kemerlerinizi bağlayın. Herhangi bir kaza olduğu takdirde müessesemiz sorumlu değildir!
Buğulu bir pencereden dışarı bakıyoruz, hayır bakamıyoruz çünkü buğulu. Hemen bir sarı bez kapıp pencereyi siliyoruz. (sarı bez her her yerde!) Ha, evet şimdi iyi.
Sokağa bakıyoruz, her yerde çöp. Fakirlik diz boyu, işsizlik de cabası! Yandaki bir ovada, amcamız sırtında öküzü ile toprak sürüyor. Yol namına hiçbir şey yok! Ellerimizden ayrılmayan telefonlar yok! Yorgun argın eve gelirken kendimi attığımız bir yatağımız yok! Millet ne yapmış diye izlediğimiz bir televizyon yok! Aşık olduğumuz kitaplar yok! Sanat yok! Edebiyat yok! Tiyatro yok! Hastaneler yok! Düşünün, eğer bilim olmasaydı dünyada her gün milyonlarca insanın öldüğü bir çağda yaşıyor olacaktık! Ve insanlığın sonu demek oluyor bu!

Böyle bir şeylerin yaşanması ihtimali, şu anda bu yazıyı okurken bayılma şansınız kadar düşük! Bilimi ve bilim kurguyu hafife alan insanlara bu lafım. Bilimden biz neden iğreniyoruz? 'Bilim kurgu' deyince neden yüzümüzü ekşitiyoruz? Bilim kurgu bize gerçekleri apaçık bir şekilde sunan bir alan değildir, bilimin yokluğunu yahut ileri derece varlığını gösteren bir alandır... Kabullensek de kabullenmesek de bilim her şeydir! Bu yazıyı yazarken, bilimin yok olduğu bir dünyayı hayal etmeye çalışıyorum, edemiyorum!

Bilim kurgu kitaplarının daha fazla okunması gerektiği kanısındayım... İçinde bilimsel terimler vb. var diye ön yargılı olmayın... Bilim bizim hayatımız değil mi? E o zaman niye kendi hayatımızı okumaya çekiniyoruz? Gerçekler bizi korkutacak diye mi?
Öyle ya da böyle, bilim kurguyu gerektiği şekilde okumuyoruz... Lamı cimi yok...
...
Ufak bir serzenişte bulunmak istedim bu mühim konu hakkında... Bilim kurgu genelde: 'Ya şöyle olsaydı? Ya şu olmasaydı?' gibi şeyleri konu alır. Peki o zaman niye okumuyoruz?
Bu sorunun cevabını bulacağım...
...
Biraz da kitap hakkında konuşmak istiyorum. Dili; bir bilim kurgu kitabının olması gerektiği gibiydi... Kurgusu; 'Ya şu olmasaydı? Ya şu olsaydı?' gibi maddelerin yer aldığı bir kurguydu.
Anlatımı yoğun olmaktan ziyade, sade ve gerektiği yerlerde betimlemeli idi. 1950lerde yazılmasını da göze alırsak, alanının en başarılı eserlerinden biriydi bana göre... Ve distopya ile ütopyanın arasındaki ince çizginin ta kendisi bu kitap... Kitabı okurken aklımı kurcalayan bir diğer soru ise: 'Bu bir ütopya mı yoksa distopya mı? Kitapta anlatıldığı gibi bir dünya gerçekleşse ne olurdu? Ne gibi bir tepki verirdik?'
Velhsasıl kelam efendim, benim zevkime güveniyorsanız nacizane tavsiyemdir... Bilim kurguya başlamak için gayet uygun...Ve çeviri ise nedensizce bana 'kusursuz' geldi...
...
Uzun lafın kısası; bilim her şeydir, haliyle bilim kurgu da öyle... Bu tüm yazdıklarım benim şahsi fikirlerimdir. Zıt görüşte olanlar olacaktır elbet... Kapım her zaman açık, bu konu hakkında tartışabiliriz kimseyle... Saygılarımla...

fazi 
 18 Şub 14:32 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Bilimkurgu klasiklerinin okuduğum ikinci kitabıydı "Çocukluğun Sonu" , bu kitabı Emirhan Kocademir ve Yağmur. ile birlikte okuduk. Birlikte ilk ama devamı gelecek bir etkinlik gerçekleştirmiş olduk. Birbirimizle fikirlemizi paylaştık, kitap hakkında konuşmak çok iyi geldi. Sanırım Emirhan'a da yine Semih önermiş :) Zaten çoğumuz Semih sayesinde başladık bilimkurgu klasiklerine ve iyi ki de başladık diyorum her yeni kitapta. (Bir kez daha teşekkürler Semih, yeni tavsiyelerini bekliyor olacağım, bilesin :))

Adıyla (1997 yılında, Cep Kitapları tarafından "Son Nesil olarak basımı yapılmış eserin), kapak tasarımıyla beni kendine çeken bir eserdi Çocukluğun Sonu. Zaten, bilimkurgu klasiklerinin kapak tasarımları sade ve hoş görünümüyle hem göze hitap ediyor hem de eserler oldukça etkiliyor okuyucuyu. "Maymunlar Gezegeni" beni ne kadar etkilediyse, "Çocukluğun Sonu" da o derece sarstı. Hem anlatım hem de yaşananlar bakımından tüm kitap boyunca merak duygum hep ön plandaydı. Tabi ki kitaptan bahsedeceğim, okuyacaklarınız sadece bir giriş niteliğindedir ve hiçbir ipucu içermeyecektir.

Bir uzaylı istilası (istila demek ne kadar doğru bilmesem de daha uygun bir kelime bulamadım) ile başlayan kitap, insan ırkının bu istilayı kabullenmesiyle ve Hükümdarlar'ı benimsemesi ile devam ediyor. Evet kedilerine Hükümdarlar diyorlar. Hükmediyor, uzaktan izliyor ama insanların işlerine doğrudan karışmıyorlar. Ve böylece hayat artık hiç eskisi gibi olmuyor. (Hem iyi hem kötü anlamda eskisi gibi olmuyor hiçbir şey...)

İnsanlar daha mutlu, maddi şartları daha iyiye gidiyor, cinayetler, suçlar bitiyor ve insan aklının değeri bilinmeye başlıyor, üretim artıyor ve her şey ucuzluyor bu sayede. İnsanlar istedikleri her şeyi yiyebiliyor ve her yere gidebiliyor. Kısacası her şey yolunda görünüyor gezegende. (Kim böyle güzel şartlarda yaşamını sürdürmek istemez ki dediğinizi duyar gibiyim.) Ama kitapta da yazdığı gibi "Hiçbir ütopya, toplumun bütün bireylerine sonsuza dek tatmin sağlamaz."

Hayatı, kaderi Hükümdarlar'ın elinde olan bir ırk var ortada. İnsanlar bu yaşam tarzından mutlu olsalar da merak her zaman olduğu gibi çalıyor kapıyı. Dünya, Hükümdarlar'ın "neye benzediğini" ve insanlardan ne istediğini öğrenmek istiyor, ne pahasına olursa olsun bunun açığa kavuşmasını beklemeye başlıyor. Nihayet yıllar sonra bir gün, Hükümdarlar insanların hazır olduklarını düşünerek yeryüzüne iniyor. Ve kendilerini göstermeyi kabul ediyor! İşte her şey o zaman başlıyor...

Kitap boyunca, Hükümdarlar'ın neden insanlara yardım ettiğini, bu ırktan ne istediklerini anlamaya çalıştım. Dünyanın ve insanların, uzaylıların gözüne nasıl göründüğünü kestirme çabaları sardı beni. "Ya bunlar gerçek olsaydı, insanlık bu canlıların eline bırakır mıydı kaderini?" düşüncesi zihnimi kurcaladı.

Her anlamda dolu dolu, özgün bir kurgu okudum. Kitabı bitirince, adı hakkında da uzun süre düşündüm. (Okuyanlar ne demek istediğimi anlayacaktır.) Ekonomi, din, siyaset, felsefe ve daha birçok konu üzerinde durarak güçlenen bir anlatımla karşılaştım. Samimiyetle söylemek gerekirse, böyle bir kitapla daha önce karşılaşmak isterdim. Yine bir "geç olsun güç olmasın" vakası oldu benim için Çocukluğun Sonu. Ütopya ve distopya konusuna hiç girmek istemiyorum, çünkü ben bir ütopya ya da distopya olduğunu düşünmüyorum eserin. Arka kapakta yazana katılıyor ve bir ince çizgide olduğunu kabul ediyorum.

(Bir de araştırınca kitaptan uyarlama mini dizi ile karşılaştım. Childhood's End bir buçuk saatlik üç bölümden oluşan bir mini diziymiş. Mutlaka izleyeceğim.) Kitap tabi ki tavsiyemdir :)

Semih 
 09 Oca 23:32 · Kitabı okudu · 4 günde · 9/10 puan

İthaki bilim kurgu serisinden okuduğum 10. kitaptı ve Arthur C. Clarke ile ilk tanışmam oldu. Bu tanışmadan gayet memnun ayrıldığımı söyleyebilirim. Yazarın verdiği mesajları ve kitabın alt metninde yer alan örtülü mesajları oldukça beğendim. Sizlerle de paylaşmak isterim. Şimdi kemerlerinizi bağlayın, uçuşa geçiyoruz.

Kitap dünyanın iki büyük süper gücü ABD ve SSCB'nin arasında olan uzaya çıkma yarışı ile başlıyor. Başlarda iki ülke arasındaki kıran kırana bir bilim-uzay mücadelesini bize aktarıyor yazar. Her ne kadar ülkemizde pek haberdar olmadan hayatlarımızı sürdürüyor olsak da bizim dışımızda birçok ülke uzay ve bilim alanında gizli bir savaş içerisindeler şu an. Bizse hala onların bizi kıskandığını düşünüyoruz maalesef. Düşünsenize, uzaya ve bilime dair ne gibi gelişmeler kat ediyoruz şu an? Koca bir hiç değil mi?

İnsanoğlunun uzaya çıkması ve uzayı keşfetmesi için en büyük girişimini yapacağı sırada uzaylıların gökyüzümüzde görünmeye başladığını düşünün. Tesadüf olamayacak kadar büyük bir olay değil mi?

Kitapta, dünyamıza istila eden uzaylılar kısa sürede yönetimi ele geçirerek insanlara emirler vermeye başlıyorlar. Verdikleri emirlerle dünyayı daha yaşanılır bir yere ve daha refah bir düzene geçiriyorlar. İnsanların mutluluğu artıyor ve günden güne zamanında hayal kurdukları her şeye kavuşuyorlar. Fakat Hükümdar ismi verilen bu uzaylılar kendilerini hiçbir şekilde insanlara göstermemeyi tercih ediyorlar. Bu durum biz insanlar tarafından kabul edilebilir bir durum mudur? Sizi yöneten ve bütün kararlarını veren uzaylıları görmeden onlara itaat etmek mümkün müdür?

İnsanoğlu kaderini bir başka ırkın eline bırakabilir mi? Kaderimizi bizim belirlememiz gerekirken neden başkaları veya başka güçler belirlesin?

Evet, eski çağlara göre dünyada tam anlamıyla bir "ütopya" yaşanıyordu; ama uzaylılar sırf refahımızı ve hayat standartlarımızı artırmak için dünyaya gelmiş olamazdı... Mutlaka bu uzaylıların bizden gizlediği ulu bir amacı olmalıydı. Bizden bu amacı büyük bir sır olarak saklıyorlardı... Uzaylıların sırrı neydi?

Yeterince merakınızı celp ettiysem, kitapla ilgili görüşlerime ve eleştirilerime yer vermenin zamanı gelmiş demektir. Araştırmalarımda bu kitapta yer alan yaşam türünün birçok okur tarafından "ütopya" olarak nitelendirildiğini gördüm. Fakat buna kesinlikle katılmıyorum. Bu kitabın öngördüğü şey ütopya olamaz. Kısa vadede çözüm sağlayan bir yaşam tarzı insanlık için bir felakete sebep olabilir. Hele ki ırkım hakkında kararları ben alamıyorsam ve uzaylılar tarafından yönlendiriliyorsam bunun adına ne yazık ki ütopya diyemem. Çünkü ütopyamı ben kendim oluşturmalıyım.

Zihin açıcı ve çokça üzerine düşünülmesi gereken bir eser. Bir şaheser. Din, felsefe, siyaset, bilim ve uzay konularında daha önce duymadığınız özgünlükte fikirler yer alıyor içerisinde. İlginizi biraz olsun çekmesini sağladıysam mutlaka okumalısınız.

Tom Jones 
21 Haz 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · 9/10 puan

Bilimkurgu-ütopya karışımı güzel bir kitap an itibariyle bitti. Zeki varlıkların dünyamızı ziyareti ve daha sonra yaşananlar akıcı bir üslup ile aktarılmış. Olaylar zaman sırasına göre 4-5 karekterin gözünden anlatılıyor. Bu tarz sevenlerin kaçırmaması gereken bir kitap..

Pelin S. 
 26 Eki 2017 · Kitabı okudu · 14 günde · 9/10 puan

Bilim kurgu klasiklerini tamamlamayı hedef edinen biri olarak yolculuğuma ilk bu kitapla başladım. Vallahi ne yalan söyleyeyim setteki kitapların üslubundan ve akıcılığından biraz endişe etmiştim ama bu kitap inanılmaz akıcıydı. Resmen elimden bırakamadım. Bırakmak zorunda kaldığımda da dakikaları saydım tekrar okumak için... Kitabı bitirdiğimde düşündüğüm tek şey "ben ne kadar muhteşem bir şey okudum ya" cümlesiydi. İnanılmaz kafa açan, imkansızı düşleterek insanlığa dair bir çok konuyu sorgulamanızı sağlayan ama bunu yaparken asla hikayeden kopmadığınız efsane bir kitap olmuş. Bayıldım. Arka kapaktaki "Hiçbir ütopya, toplumun bütün bireylerine sonsuza dek tatmin sağlayamaz" cümlesinin ne kadar şahane ve doğru olduğunu anladım. Kafamda oturmayan ve kabullenemediğim tek nokta ise insanlığın nasıl bu kadar kolay Hükümdarların hakimiyetini kabul ettiğiydi. Kendini öldürmeye ve bazen de feda etmeye bu kadar meyilli olan insan ırkının, böylesine çabasız bir teslimiyet doğasına aykırıydı bence. Tekrar tekrar aklıma takılan, olasılık dahilinde düşünmekte zorlandığım kısım bu oldu. Bunun dışında bayağı beğendim. Bilim kurgu klasiklerinden okuduğum ilk kitap oldu. Efsane bir başlangıç yaptım bence. :D

Ahmet Boyraz 
27 Haz 2017 · Kitabı okudu · 9 günde · Beğendi · 10/10 puan

Bilim Kurgu kitaplarına merakım 2017'de başladı ve yazarın ilk kitabı da bu yıla kısmet olmuş. Sonunu çok beğendiğim ve hayran kaldığım mükemmel bir kitaptı. Kitaplardaki kapak tasarımı benim için Çok önemlidir ve bu kapak tasarımı da harika. İthaki bu işi biliyor. :)

Kübra 
11 Şub 2017 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 9/10 puan

Arthur C. Clarke, Isaac Asimov ve Robert A. Heinlein'la birlikte bilimkurgu edebiyatının üç büyük ustasından biri olarak anılır. Asimov ve Heinlein'ın şimdiye dek okuduğum tüm kitaplarını çok sevdim ama Clarke'ı hiç okumamıştım. Umarım baskısı tükenen veya hiç basılmayan kitaplarına baskılar devam eder de onu okumaya devam ederiz çünkü yazara hayran kaldım. Uzun vadede kurguyu aksatmadan ilerletmek, okuru her manevrada kitaba biraz daha bağlamak ve gizem dengesini böylesine hassas tutmak hiç kolay değil. Kurguladığı muazzam gelecek ve evren düzeni ve kullandığı dildeki başarının yanında; uzaylı istilası, dünyanın sonu senaryosu veya keşfedilmemiş evreni şimdiye dek kimse onun gibi işlemedi, bundan sonra da bu riske kolay kolay atılınmaz diye düşünüyorum. Sistem eleştirileri, distopik ve sorgulayıcı yapısı da bilimkurguyu böyle yüce bir hale getiren en önemli etken tabi.

Arthur C. Clarke'ı edebiyat veya daha dar anlamda bilimkurgu dünyasına tanıtan ilk önemli eseri: "Çocukluğun Sonu".

Konusu, doğrudan olmamakla beraber, birçok filme esin kaynağı olan bir eserle karşı karşıyayız. Uzay yarışının tüm hızıyla sürdüğü 1950'lerde, Ay'a gitme planları yapan iki süper güç olan ABD ve SSCB'nin bu planları birden alt üst olur. Çünkü dünyanın sekiz ayrı mega kentinin üzerinde birden insanlığa ve doğal olarak bu dünyaya ait olmayan uçan cisimler belirmiştir. Klasik UFO benzeri yuvarlak-yassı cisimlerden değil. Tüm şehri gölgeleyecek kadar devasa araçlardır bunlar.

İnsanlık, dünyanın bu yeni konuklarına Hükümdarlar demeye başlar. Dünyaya hükmeden yeni güçler bunlardır artık. Savaşlar sona ermiştir teknolojik gelişmeler "Hükümdarlar"ın kontrolünde ilerler, hastalıklar bitmiş, suç oranları azalmıştır.

Ancak hiç kimse uzaydan gelen bu varlıkların asıl niyetlerinin ne olduğunu bilememektedir. Tüm bu iyilikler, tüm bu olumlu gelişmeler, acaba sadece insanlık düşünülerek mi yapılmakta? Yoksa uzaylılarımızın başka art niyetleri veya gizli amaçları da var mı?

Muhteşem bir kurgu. Tek kelimeyle: "bilimkurgu".

Türü sevenler kaçırmamalı..

Cansu 
07 Oca 03:34 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Bilimkurgu okumaya başlayalı iki sene oluyor. Fahrenheit ile başladım Asimov dan devam ederek Clarke a geldim. İnsanın hayalgücü gibi bilimkurgu edebiyatı da engin bir deniz.
Clarke'ın bu kitabı aklın sınırlarını zorlamıyor baştan yaratıyor!
Eserde güçlü bir kurgu var. Bu da size o durumun güçlü bir olasılık olduğunu hissettiriyor.
Bilimkurguya başlayacaklara yazarlara ve yıldızlara bakmayı sevenlere önerimdir..

sinem evli 
 02 Şub 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Arthur C. Clarke ve Asimov, beni bir bilim-kurgu hayranına dönüştüren yazarlardır. O tarihlerde insanın böyle bir kurguyu çok iyi derecede sürükleyicilikle anlatıyor olması tüm hayranlıkları hak ediyor aslında. Kitap kesinlikle her kitle tarafından okunmalı hatta 3 bölümlük mini dizisi de izlenmeli. Şanslısınız ki dizi sayesinde kitap yeniden basılıyor :)

3 /

Kitaptan 57 Alıntı

Bolahenk 
12 Ara 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

İlle de tiyatro ille de tiyatro
“ bence televizyon, sanatçı ve izleyici arasındaki iletişimi zora sokan bir cihazdır.“

Çocukluğun Sonu, Arthur C. Clarke (Sayfa 160)Çocukluğun Sonu, Arthur C. Clarke (Sayfa 160)
Semih 
06 Oca 18:58 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

Kaderimizi kendimiz belirlemeliyiz. İnsanlığın işlerine karışılmamalı artık.

Çocukluğun Sonu, Arthur C. Clarke (Sayfa 18 - İthaki Yayınları)Çocukluğun Sonu, Arthur C. Clarke (Sayfa 18 - İthaki Yayınları)
Semih 
07 Oca 09:11 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

En basit cevap her zaman en doğrusudur.

Çocukluğun Sonu, Arthur C. Clarke (Sayfa 58 - İthaki Yayınları)Çocukluğun Sonu, Arthur C. Clarke (Sayfa 58 - İthaki Yayınları)
Bolahenk 
08 Ara 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

İçini ani bir tiksinti kapladı. İnsanlar öfkeli sloganlar saçan bu göstericilerden artık bıkmamış mıydı?

Çocukluğun Sonu, Arthur C. Clarke (Sayfa 16)Çocukluğun Sonu, Arthur C. Clarke (Sayfa 16)
Tom Jones 
21 Haz 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

Gezegenlere bir gün hükmedebilirsiniz. Ama yıldızlar insanlara göre değil.

Çocukluğun Sonu, Arthur C. ClarkeÇocukluğun Sonu, Arthur C. Clarke
Bolahenk 
 10 Ara 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Dünya üzerinde yaşayan insanları değiştirmek için elli yıl yeterli bir süreydi. Gereken tek şey, sağlam bir sosyal mühendislik bilgisi ile net bir hedef belirleyebilme becerisiydi. Tabii bir de güç.

Çocukluğun Sonu, Arthur C. Clarke (Sayfa 79)Çocukluğun Sonu, Arthur C. Clarke (Sayfa 79)
Bolahenk 
10 Ara 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

İnsan ırkının kendini yeni elde ettiği özgürlüğe kaptırmış, günün zevklerinin ötesini göremez olmuştu. Nihayet Ütopyaya kavuşmuşlardı; fakat tüm Ütopyaların baş düşmanı olan can sıkıntısının pençesine düşmemişlerdi henüz.

Çocukluğun Sonu, Arthur C. Clarke (Sayfa 86)Çocukluğun Sonu, Arthur C. Clarke (Sayfa 86)
Semih 
07 Oca 15:23 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

Orta Çağ'da insanlar şeytana inanır, ondan korkardı. Ama yirmi birinci yüzyıl olmuştu artık; yoksa gerçekten genetik hafıza diye bir şey mi vardı?

Çocukluğun Sonu, Arthur C. Clarke (Sayfa 80 - İthaki Yayınları)Çocukluğun Sonu, Arthur C. Clarke (Sayfa 80 - İthaki Yayınları)
Betül. 
28 Tem 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

"Yalnızca zamanın derman olabileceği bazı şeyler vardı hayatta. Kötüler yok edilebilirdi, ancak aklı karışmış iyi birine karşı hiçbir şey yapılamazdı."

Çocukluğun Sonu, Arthur C. Clarke (Sayfa 63)Çocukluğun Sonu, Arthur C. Clarke (Sayfa 63)