Çocukluğun Sonu

8,7/10  (97 Oy) · 
151 okunma  · 
70 beğeni  · 
2.486 gösterim
Bilinmeyenin korkusu, geçmişten değil de gelecekten kalma bir hatıra olabilir mi?

1953'te yayımlanan Çocukluğun Sonu, Arthur C. Clarke'ın bir bilimkurgu yazarı olarak tanınmasını sağlayan, yirminci yüzyıla damga vuran önemli romanlardan biri. 2015'te televizyona uyarlanarak dizi haline getirilen ve bilimkurgu takipçileri için yeniden gündeme gelen bu eserin gücü, insanlığın geleceğine dair en özgün ve düşündürücü yorumlardan birini sergilemesinde gizli.

Dünya üzerindeki uygarlığımızın kaderini, insan neslinin akıbetini irdeleyen Çocukluğun Sonu, ters köşeye yatıran bir "öteki" anlatısı, farklı bir uzaylı istilası öyküsü, ütopya ve distopya arasındaki ince çizgiye dair, kalın harflerle tarihe geçen bir bilimkurgu klasiği…

"Böyle bir kitap yıllardır yazılmadı."
-C. S. Lewis-

"Ürkütücü derecede mantıklı, inandırıcı ve acımasız bir kehanet girişimi. Clarke gerçek bir usta."
-Los Angeles Times-
(Tanıtım Bültenindne)
  • Baskı Tarihi:
    Aralık 2015
  • Sayfa Sayısı:
    256
  • ISBN:
    9786053755111
  • Çeviri:
    Ekin Odabaş
  • Yayınevi:
    İthaki Yayınları
  • Kitabın Türü:
Semih 
 09 Oca 23:32 · Kitabı okudu · 4 günde · 9/10 puan

İthaki bilim kurgu serisinden okuduğum 10. kitaptı ve Arthur C. Clarke ile ilk tanışmam oldu. Bu tanışmadan gayet memnun ayrıldığımı söyleyebilirim. Yazarın verdiği mesajları ve kitabın alt metninde yer alan örtülü mesajları oldukça beğendim. Sizlerle de paylaşmak isterim. Şimdi kemerlerinizi bağlayın, uçuşa geçiyoruz.

Kitap dünyanın iki büyük süper gücü ABD ve SSCB'nin arasında olan uzaya çıkma yarışı ile başlıyor. Başlarda iki ülke arasındaki kıran kırana bir bilim-uzay mücadelesini bize aktarıyor yazar. Her ne kadar ülkemizde pek haberdar olmadan hayatlarımızı sürdürüyor olsak da bizim dışımızda birçok ülke uzay ve bilim alanında gizli bir savaş içerisindeler şu an. Bizse hala onların bizi kıskandığını düşünüyoruz maalesef. Düşünsenize, uzaya ve bilime dair ne gibi gelişmeler kat ediyoruz şu an? Koca bir hiç değil mi?

İnsanoğlunun uzaya çıkması ve uzayı keşfetmesi için en büyük girişimini yapacağı sırada uzaylıların gökyüzümüzde görünmeye başladığını düşünün. Tesadüf olamayacak kadar büyük bir olay değil mi?

Kitapta, dünyamıza istila eden uzaylılar kısa sürede yönetimi ele geçirerek insanlara emirler vermeye başlıyorlar. Verdikleri emirlerle dünyayı daha yaşanılır bir yere ve daha refah bir düzene geçiriyorlar. İnsanların mutluluğu artıyor ve günden güne zamanında hayal kurdukları her şeye kavuşuyorlar. Fakat Hükümdar ismi verilen bu uzaylılar kendilerini hiçbir şekilde insanlara göstermemeyi tercih ediyorlar. Bu durum biz insanlar tarafından kabul edilebilir bir durum mudur? Sizi yöneten ve bütün kararlarını veren uzaylıları görmeden onlara itaat etmek mümkün müdür?

İnsanoğlu kaderini bir başka ırkın eline bırakabilir mi? Kaderimizi bizim belirlememiz gerekirken neden başkaları veya başka güçler belirlesin?

Evet, eski çağlara göre dünyada tam anlamıyla bir "ütopya" yaşanıyordu; ama uzaylılar sırf refahımızı ve hayat standartlarımızı artırmak için dünyaya gelmiş olamazdı... Mutlaka bu uzaylıların bizden gizlediği ulu bir amacı olmalıydı. Bizden bu amacı büyük bir sır olarak saklıyorlardı... Uzaylıların sırrı neydi?

Yeterince merakınızı celp ettiysem, kitapla ilgili görüşlerime ve eleştirilerime yer vermenin zamanı gelmiş demektir. Araştırmalarımda bu kitapta yer alan yaşam türünün birçok okur tarafından "ütopya" olarak nitelendirildiğini gördüm. Fakat buna kesinlikle katılmıyorum. Bu kitabın öngördüğü şey ütopya olamaz. Kısa vadede çözüm sağlayan bir yaşam tarzı insanlık için bir felakete sebep olabilir. Hele ki ırkım hakkında kararları ben alamıyorsam ve uzaylılar tarafından yönlendiriliyorsam bunun adına ne yazık ki ütopya diyemem. Çünkü ütopyamı ben kendim oluşturmalıyım.

Zihin açıcı ve çokça üzerine düşünülmesi gereken bir eser. Bir şaheser. Din, felsefe, siyaset, bilim ve uzay konularında daha önce duymadığınız özgünlükte fikirler yer alıyor içerisinde. İlginizi biraz olsun çekmesini sağladıysam mutlaka okumalısınız.