1000Kitap Logosu
Çocuklukta Yaşamsal Sorunlar
Çocuklukta Yaşamsal Sorunlar
Çocuklukta Yaşamsal Sorunlar

Çocuklukta Yaşamsal Sorunlar

OKUYACAKLARIMA EKLE
8.0
37 Kişi
170
Okunma
40
Beğeni
1.720
Gösterim
224 sayfa · 
 Tahmini okuma süresi: 6 sa. 21 dk.
Adı
Çocuklukta Yaşamsal Sorunlar
Basım
Türkçe · Türkiye · Tutku Yayınevi · 1 Ocak 2018 · Karton kapak · 9786052134269
Diğer baskılar
Çocukta Yaşamsal Sorunlar
Çocuklukta Yaşamsal Sorunlar
Çocukta Yaşamsal Sorunlar
Çocukta Yaşamsal Sorunlar
Çocukta Yaşamsal Sorunlar
Bireysel psikolojinin babası olan Adler, insanın, çeşitli sebeplerden dolayı çocukluğunda geliştirmiş olduğu tüm kompleksleri başka yollarla aşmak istediğine ve özünde iyi olduğuna inanır. Aşağılık duygusunun temel nedeni olarak çocuğun koşullu sevilmesine dikkat çeker. Ayrıca, her insanın bir yaşam planı olduğuna ve bu planın oluşturulmasında çocukluk yıllarının ve doğum sırasındaki etkilerin belirleyici olduğunu söyleyecek kadar da ileri gider. Adler kişiliğin çok küçük yaşlarda geliştiğine inanır. Belki de şimdiki halimizle çocukluğumuza bir göz atmamız gerekiyordur. İçinde bulunduğumuz hayatın hangi anılarımız üzerine kurulduğunu anlamak belki de aradığımız tüm sorularımızın cevaplarını verecektir. Çocukluğumuzun ve çocuklarımızın kim ve ne olmak istediğine daha derin bir bakış açısıyla göz atmalıyız. Psikoloji dünyasında yeni bir devir açan Adler, çocuklarımızı doğru tanıma ve onlara iyi bir rehber olma yolunda yeri doldurulamayacak bir eser bırakmıştır bizlere.
3 mağazanın 6 ürününün ortalama fiyatı: ₺9,88
8.0
10 üzerinden
37 Puan · 8 İnceleme
QEDER
Çocukta Yaşamsal Sorunlar'ı inceledi.
206 syf.
Üç büyük psikologlardan olan Adler insanın iyiyi amaçladığını fakat komplekslerinden dolayı eksik olduğunu söyler.(aşağılık/üstünlük) Bireysel psikoloji ekolünün kurucusu olmasına rağmen bireyin sosyal rolünü de hep vurgulamıştır.’Tek çocuk sendromu’ve ‘eksiklik duygusu’ terimlerini ilk kez dile getiren kişidir.Anne babanın,öğretmenlerin çocuğun kişiliğindeki önemine ,sosyalleşmenin bu süreçteki etkisini de ilave edip altını çizer.Kitapta rapor halinde vakaları anlatır bunlarda sorunlu çocuğun ,aile bireylerinin ve öğrencilerin adlerle söyleşileri şeklinde ele alınmış .Öğretici bir eser fakat çocuklarda ele alınan sorunlar hep aynı;hırsızlık,sol el koordinasyonunda problemler ,yalan söyleme vs.sık karşılaşılan sorunlar olarak ele alınmış.Vakaların çeşitliliği beklentimi karşılayamadı.Onun dışında kitabı sevdim. Bana öğretici ve ilginç gelen bir kısmı da paylaşmak isterim.Bir vaka da altı yaşında olan Betty’nin başlıca sorunu yemek konusunda ailesine güçlük çıkarmasıydı.Ailesi onun sürekli parmak emmesinden de şikayetçi bu huyundan vazgeçirmek istiyorlar..Adler bu parmak emme konusunu Freud ve Dr.Levy ‘nin düşüncelerini karşılaştırarak anlatmakta.Freud’a göre parmağın emilmesi cinsellik dürtüsünün bir dışa vurumu,bir sapıklıktır.Dr levy’e göre ,böyle bir alışkanlığa annelerinin memelerinden çok kolay ve bol miktarda süt gelen bebeklerde karşılaşıldığını söyler.Bu gibi annelerde süt emen çocukların ağzı,dudakları ve çenesi yeterince çalışmaz,parmak emmek bunu dengeleyecek bir telafi mekanizması işlevini görür.Adler,Dr. Levy’nin düşüncelerine katılarak ilaveten çevresindekilerce gözetilip kollandığını fark eden her çocuk böyle bir alışkanlık edinebilir der.Bu üç fikir beni de düşündürdü.Teşekkürler Adlerciğim:) Keyifli Okumalar Dilerim… Sevgiyle kalın.
Çocukta Yaşamsal Sorunlar
OKUYACAKLARIMA EKLE
74
Post Mortem
Çocukta Yaşamsal Sorunlar'ı inceledi.
206 syf.
Öncelikle belirtmem gerekir ki, kitabı Alter Yayınları baskısı altında inceleyecek olsam da benim okuduğum baskı Sayfa Yayınları'ndandı. Bu nedenle, yazım ve çeviri hatalarından kaynaklı şikayetlerimi, kitabı Alter Yayınları'ndan okuyacak olanlar dikkate almasınlar. Ne de büyük beklentilerle başlamıştım halbuki, psikoloji denince akla gelen üç isimden biri olan Adler'i okumaya. En azından ben gibi, sadece meraklıların bildiği üç isim: Freud, Jung ve Adler. Atladığım ustalar varsa kusuruma bakmasınlar, malum, bilgilenmek adına psikoloji okuyan tayfadanım ben :) Psikolojiyi bireysel olarak ele alışı özellikle ilgimi çekmişti hep Adler'in. Zaten günlük hayatta da, ne "şunu yiyin, bunu yemeyin" ne de "şunu yaparsanız hayatta başarıyı yakalarsınız" tarzı genel kanılar ilgimi çekmez. Kolektif diyet listelerinin de kişisel gelişimin de canı cehenneme... Gelgelelim, onca genel kanının yanında, ele aldığı vakaları bir cerrah titizliği ile ve her birine kendi vaka geçmişleriyle yaklaşacağını düşündüğüm Adler, beni resmen hayal kırıklığına uğrattı. Yani kitabı okurken insanın aklına iki düşünce kalıbı yerleşiyor: ya çocuk beyni gerçekten düşündüğümüzden de basit işliyor, ya da Adler'in belli başlı, kalıp tanıları var ve herkesin farklı durumlarını dahi aynı kalıba oturtuyor. Kitapta işlenen 12 vaka var ve altını çizerek söylemek isterim ki HER BİRİ FARKLI DURUMLARDAN MUZDARİP bu çocukların. Yani kiminin aile yapısı farklı, kimi nispeten varlıklı, kimi kıt kanaat geçinen tipte, kiminde anne kiminde ise baba, çocuğa karşı tavırlarında olumlu. Kiminin üç, kiminin tek kardeşi var, kimi ise tek çocuk, kimi iyi bir çevrede yaşıyor, kimi ise varoşlarda... Bu farklar böylece çeşitlendirilebilir. Ama Adler ne yapıyor? Her çocuk şımarık (bolca "şımarıklık" yaftası yapıştırılmış hareket göreceksiniz zaten okurken), kardeşleri ile yarış içinde ve Tanrı olmak gayesinde. Etraflarına hükmetme amacı ile ortalığı kırıp geçiren şeytan yavruları sürüsüyle birlikte yaşıyoruz da haberimiz yok galiba... Cesur Yeni Dünya modeli, yaşadığımız dünyaya sirayet etmiş olsaydı, ancak bu kadar tek tipleşmiş bir çocuk modelini benimseyebilirdim. Ve böylece de, sorunların çözümü daha bir kolaylaşmış olurdu. Sahi, sorunların çözümü demişken, bu sorunlu çocukların öyle de uysal bir yönleri var ki, sanki Adler amcalarının gelip kulaklarına fısıldamasını bekliyormuş gibiler. Neden böyle dedim, anlatayım. Vakalar kitapta şu şekilde işleniyorlar: Öncelikle bir gözlemcinin, ki bu genelde öğretmen oluyor, verdiği rapor doğrultusunda Adler, öğrencileri ile durumu ele alıyor. Çıkarımlarını aktarıyor, ki bu genelde "şımarık, Tanrı olmak istiyor, kardeşiyle yarış içinde" minvalinde oluyor. Sonrasında da hasta çocuk, ailesinden biri ile birlikte huzura çıkıyor. Adler usta, birkaç sihirli sözcük söyler gibi hitap ediyor çocuğa, çocuk da "tamam, söz, bundan sonra uslu çocuk olucam" diyerekten uzaklaşıyor. Bu mudur yani? Bir çocuğun onca şey yapıp sonrasında böylesi uzlaşıya açık oluşu bana abes geldi doğrusu. Adler ustanın öldürücü darbesini vurmadan evvel, çocukla birkaç seans geçmişi oluyor mu orasını bilemem tabii, yalnız kitapta bunun izlerine hiç de rastlanmıyor. Freud ile olan fikir ayrılıkları, vakaların yorumlamasına da sirayet etmiş durumda. Yalnız benim edindiğim izlenim şudur ki, Freud, genelde bilinçaltının tavırlara yansımasını derinlemesine ele alırken Adler, birkaç rüya yorumlamasından öteye geçmedi bu konuda ve genelde konuya sosyal bir çerçevede yaklaştı. Ara ara da taşlamaya niyetlendi gibi, "Freud olsa konuya şöyle yaklaşırdı vs." şeklinde. Gözüme çarpan bir güzel uygulama ise şuydu ki, öğretmenler çocukları gözlemleyip rapor tutuyor, zeka testi, sayısal ve sözel testler uygulayarak çocukların seviyelerini izliyorlar. Bu belki de sadece vakaya konu olan çocuklar için de uygulanmış bir yöntem olabilir ama ben bunun genele yayıldığını düşünüyorum. 1900'lü yılların başları fakat eğitimdeki yöntem takdire şayan.
Çocukta Yaşamsal Sorunlar
OKUYACAKLARIMA EKLE
1
12
zeynep aydoğan
Çocukta Yaşamsal Sorunlar'ı inceledi.
206 syf.
·
43 günde
·
8/10 puan
1.bölüm : VÜCUDUN KONUŞTUĞU DİL Bu bölümde Miss flora’nın durumunu ele alınmıştır. Miss flora’nın şikayeti birkaç yıldır muzdarip olduğu bayılma nöbetleridir. Miss flora anne, baba ve dört erkek kardeşi ile birlikte aynı evde yaşamaktadır. Ailenin tek kızıdır. Bir dediği iki edilmemiş babasının gözdesidir. Bayıldığı için epilepsi hastalığı akla gelmektedir. Epilepsili kişiler genellikle yaşamlarında büyük güçlüklerle karşılaşırlar. Bu güçlükler hastaların ruhsal tutumlarını yansıttığından organik rahatsızlığın nerede sona erip, nerede başladığı bir takım kimi durumlarda anlaşılacak gibi değildir. Deneyimlerim bu hastalığı rahat koşullarda yaşatmanın doğru olacağı sonucuna varmamı sağlamıştır. Miss flora bir dizi erkek kardeş arasında tek kız vakasıdır. Böyle bir konumdaki kız, evdekilerden hoşgörülü davranış görür ve normal kadınlık rolünü geliştiremez. Genellikle çok uysaldır ama asla kendinden emin ve başkalarından bağımsız değildir. Büyük olasılıkla yalnız kalabilecek gücü gösteremez. Diğer yandan ailenin tek kızının oğlanmış gibi davranması eğilimini aşırılığa vardırması durumunda böyle bir modelle karşılaşacaktır. Rapor; “İlk nöbetten bu yana annesi ile yatıyor.” Kızın yalnız kalmaktan kaçındığını ortaya koyduğu gibi, onun ilk nöbetten yararlanarak aileye bağımlılığını vurguladığını kanıtlıyor. “Boş vaktini film seyretmekle, tiyatroya gitmekle ve araba kullanmakla geçiriyor. Okulda durumu çok iyiydi; lise bitirme sınavını sınıfının dördüncüsü olarak verdi. O kuldan sonra iş hayatına atıldı, çalışmak ona zevk veriyor.” Kızın evdeki gibi okulda da sevilen biri olmak istediğini, karşılığında takdir görmek için çok çalıştığı sonucuna varabiliriz. “Rüyamda öğle yemeklerini yediğim restorandaki bir oğlanla öpüşüp, sevişiyorum. Yine böyle bir rüyayı şefimle ilgili olarak görüyorum.” Hastamız yalnız evde değil, işyerinde de kendisiyle ilgilenilmesini bekliyor. Restorandaki çocuk ve şefi Floraya hiç sevecen davranmamış olabilir. Buradan kızın istediği konumda olmadığı sonucuna varabiliriz. “İlk epilepsi nöbeti aynı işte yaklaşık iki yıl çalıştıktan sonra görülmüş.” “ Bir sonraki nöbet, birincisinden yedi ay sonra evde ortaya çıkmış. Yere yıkılan kızın kolu bir ısıtıcıya çarparak ağır şekilde yanmış. O sırada teyzesi evde bulunuyormuş. Annesi bir tanıdığını ziyarete gitmiş, kızın doğumundan bu yana ilk kez geceyi evinden dışarıda geçiriyormuş.” Her ne kadar sevimli ve güler yüzlü şekilde dışa vuruluyorsa da kızın annesini buyruğu altına almak gibi bir eylemi içinde barındırıyor. Nöbetle annesine ne diye beni yalnız bıraktın? Vücut diliyle mesajını veriyor. “Üçüncüsü ve sonrası her ay adet görme zamanında yinelenen bayılma nöbetleri hayli ağır geçmiş” Kızın bu dönemde bayılması belki gerçekte istediği gibi oğlan değil, kız olduğunu kabullenmeyişinden kaynaklanmıştı. Dr. Adler: Kolay heyecana kapılan birisiniz. Bayılma nöbetleriyle de bu durumunuzu göstermek istiyorsunuz. Sizi kızdıran ve eleştiren biri olunca, bu nöbetler hemen ortaya çıkıyor. Bana öyle geliyor ki, gelecekten birazda korkuyor, kendinize yeterince güven duymuyorsunuz. Ayrıca bizzat bir karar vermekten de hoşlanmıyor ve kendiniz çaba göstermekten başkalarının sizi sevmesini istiyorsunuz. Bu ruh durumunu çok iyi anlayabiliyorum; ama şuna inanıyorum ki, biraz cesur olur, kardeşlerinizle yarışmanız gerekmediğini anlarsanız, sağlığınız düzelecektir. Bundan böyle eylemlerinizin bütün sorumluluğunu kendiniz üslenme kararı almanız, atacağınız bu adımın sağlığınıza son derece yaralı olacağına eminim. Flora: Öyle ise bende karar verdim, elimden geleni yapacağım.
Çocukta Yaşamsal Sorunlar
OKUYACAKLARIMA EKLE
7
Mehtap
Çocuklukta Yaşamsal Sorunlar'ı inceledi.
206 syf.
·
18 günde
·
Puan vermedi
Psikoloji dünyasının ünlü kuramcılarından Alfred Adler’in ismini belki de en çok magazinsel yönüyle duyarız ki bu da Psikanaliz Kuramının kurucusu Freud ile yollarının ayrılışı ile ilgilidir. Freud’un kuramına göre daha ılımlı düşüncelere sahip olan Alfred Adler bu kitabında karşılaştığı vakaların öykülerine ve bu sorunlara nasıl yaklaşılacağına yer vermiş. Kitabı okuyunca görüyoruz ki yazılışı günümüzden çok öncesine dayansa da çocukların ve ailelerin yaşadığı sorunlar pek değişmemiş. Okurken sanki günümüzde yaşanılan sorunları dinliyormuş gibi hissettim kendimi ki bu beni şaşırtan bir nokta oldu.
Çocuklukta Yaşamsal Sorunlar
OKUYACAKLARIMA EKLE
11