Çok Yapraklı İlişkiler

·
Okunma
·
Beğeni
·
614
Gösterim
Adı:
Çok Yapraklı İlişkiler
Baskı tarihi:
Mart 2013
Sayfa sayısı:
346
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054683895
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kapı Yayınları
"Bu ülkede nasıl gelirsin bir yerlere ha? Daha bilmiyorsun. Kimseye minnetin yok, öyle mi? Özgür kuş! Seni de koyacaklar bir kafesin içine! Yürü, diyecekler, yürüyeceksin. Dur, diyecekler, duracaksın. O irade seni de zayıf bir noktandan yakalayacak sonunda. Şeklini çizecek senin, benim çizdiğim grafikler gibi.
Al, diyecek, sana bir elbise, bir biçim, bir surat! İşte senin işlevin bu! İşte sen busun...

Sevinç Çokum, belirsiz bir zamanı ele aldığı romanını, gerçekler ve gerçeküstü olaylarla kurguladı. Romanda itirazlarını kaybetmiş kitlelerin belli bir hedefe yönlendirilmesinden doğacak sonuçlar işaret ediliyor. Yer yer ince bir alay ve isyan tonunda yürüyen kitapta yazar, edebiyatın ciddi yüzüne adeta muzip bir kalemle değişik çizgiler ekliyor. Hayatı insan grafikleriyle belirleyen bir çağın baskılı atmosferinde, yok edilemeyen asıl gerçeğe de vurgular yapıyor. İnsanın en doğal hakkı olan düşünce özgürlüğünün aşılamayacağına da...
346 syf.
·7 günde·7/10 puan
Sevinç Çokum ile tanışma kitabımdı. Çok beğendim diyemem, hiç beğenmedim de diyemem. Açıkçası romana fazla dahil olamadım. Benden de kaynaklanıyor olabilir. Bu benim kendi düşüncem. Siz çok beğenebilirsiniz. Yazarı anlamak açısından okuyabilirsiniz.
346 syf.
·10 günde·Puan vermedi
Fantastik ve gerçek dünyanın iç içe geçtiği bir kurguya sahip olan kitabımız, Yeni İnsan Araştırma Merkezi ve Matkap lakaplı Başkan'ın tanıtımıyla başlar. Başkanlığını matematik ustası Matkap lakaplı Doruk Sayman’ın yaptığı bu oluşumda kimler yoktu ki. Kitabın ana karakteri insan grafikeri Yamaç, fare eğiticisi Kenan, cinsiyet dalı uzmanı Sezer, suçluluk bölümü uzmanları ve teknikerler…İnsanlar arası ilişkiler ustaca işlenmiş. Ayrıca romanda insanların psikolojilerine ve çocukluk yaşantılarına ilişkin güzel değerlendirmeler söz konusu.Örneğin mekan isimleri çok hoş seçilmişti: Sırça Köşk ve içinde pek iyi işler gerçekleşmese de Yeni İnsan Araştırma Merkezi gözümün önünde canladı kahramanlarla ben de gezindim.
Huzur Polislerinin huzuru sağlamak için bazı yayınlara el koyması mesela kitapta geçen Kavgalarım gibi bazı ülke gerçeklerini ironik biçimde ortaya koyuyor. Kavgalarım Yayınlarını okuyanların kavgayı sevenlerce okunması da insan koleksiyonu yapan Yamaç ve Başkanın tespitlerinden biri.
Haber dolaplarının devletin izin verdiği haberleri duyurması yandaş medyaya benziyor.
Eserde insanların sürekli dinlenmesi ve zorla isteklerini kabul etmek de değinilen konulardan. Birini hakkınla alt edemiyorsan açığını bul, yoksa yarat, bu da olmazsa tehdit et. Vurucu ve gerçekten sarsıcı bir eser ama eserde her şeye rağmen umut vardır.
Romanda Yeni İnsan Araştırma Merkezi 'nin planlarının karşısındaki gençler DDH kısaltmasıyla verilen “Doğaya Dönüş Hareketi” altında birleşerek, sinemalar, tiyatrolar, müzik, edebiyat vasıtası ile seslerini duyurmaya çalışıyor.Eserde beğendiğim unsurları da belirteyim :
İnsan Grafikleri Uzmanı Yamaç, kariyerinin dayandığı ve inandığı gerçeklerle vicdanı arasında gelgitler yaşıyor.Bu ikilem kitapta çok başarılı aktarılmış.
Doğaya Dönüş Hareketi'yle paralel olarak doğa ile ilgili isimler kullanmış yazarımız :Şelale, Yamaç, Güneş, Koza, Ufuk....
Enteresan ve güzel halka ait kullanımlar var eserde:" Kılıcı zağlı adam zora dayanır. "" Ondan sonra el aleme muhtaçlık insanın tıynetini de deniştirir. " s. 90
Yamaç'ın babası Güneş Beyin ölümünden sonraki yalnızlığı muazzam anlatılmış, kurgunun bütününe yayılmış.

Abukizm felsefesi bu kitapta da ara ara karşımızda, mesela DDH'lı abukist filmler yapan genç sinemacıdan bahsettiği kısım. "Abukizm bir doğrudan başka doğruların da olabileceğini de kabul eder. Ve bir doğru bir başka doğruyu beraberinde getirir." s. 75 Sinemacının adının Emek olması ayrıca bana Emek sinemasını hatırlattı.
"Artık ideolojiler geçerliliğini yitirmişti;dünyada ekonomi odak noktasıydı. Korkulası komünizm yoktu artık ve tek kutuplu dünyada devleşmiş, iri başlı, uzun kuyruklu bir kapitalizm canavarı vardı." s. 85 günümüz dünyası bundan daha iyi ifade edilemezdi sanırım.
İnsan grafikleri üzerinden giden kurguda en zor çözülen insan grafiğinin barışçıl görünerek herkesin beğendiğini beğenmemek şeklinde tepki veren, çapraşık çelişkili karakterler olduğu üzerinde duruluyor.
346 syf.
·6 günde·Beğendi·Puan vermedi
Çok Yapraklı İlişkiler, distopik ütopik ögeleri barındıran farklı bir yapıt. Olaylar Yamaç, Başkan (Doruk Sayman), Şelale, Gülümser Hala etrafında dönüyor esasen ama geniş kişi kadrosu ve birden çok konuya değinmesiyle geniş yelpaze sunmuş okura bu eser.
Şehirleşmenin insanı giderek boğduğu gerçeği, insanoğlunun hayvanlara, ağaçlara ve diğer insanlara kötülüğü, sevgisiz büyümenin doğurduğu sonuçlar, varoluş felsefesiyle ilgili romana yedirilmiş bilgiler, yalan haber yapan ve halkı uyutanlar; doğa katliamına, insanlık düşmanlarına karşı çıkanlar, vicdanının ateşini hissedip o ateşi söndürmeye çalışan iyi insanlar... Cinayete kurban giden ve intihar süsüyle yok olan hayatlar... Polisiye tadı veren suçlu kovalamalar... Eserde her şey var.
Yazarın önceki eserleriyle ortak kahraman ve olayların kullanılması; mektup ve şiir türlerinden faydalanılması metinlerarasılık olarak çıkıyor karşımıza. Arada Kalmış Tebessüm eserinde de yazarın mektup türüne yer verdiğini belirteyim.
İnsan İlişkileri ve kişilik tahlilleri üzerinde de duruyor Sevinç Çokum bu romanında. Sosyolojik ve psikolojik alt yapısının sağlam olduğunu görüyoruz yazarın. Öte yandan renklerin kullanımı, çeşitli bitkilerin tarif edilmesi, kıyafetlerdeki ayrıntılar gözlem ve betimlemedeki başarının göstergesidir.
Altını çizdiğim yerler çok oldu ama buraya en beğendiklerimi almak istiyorum.
346 syf.
·11 günde·Beğendi·Puan vermedi
Özgürlükler, akıl ve bilgiyle kanatlanır.
.
Sevinç Çokum un her eserinde böyle aralara serpiştirilmiş insan hallerini, ülkemizin ve insanlığın sorunlarını bir bir okuyoruz. Yazar bu durumları bir sosoyolog edasıyla bizlere sunuyor.
.
Bu kitabın da ilk sayfalarını okumaya başladığımda kendimce masalsı bir eser dedim. Sonra ütopik-distopik ögeler karşıma çıktı. Gerçekle hayalin iç içe geçtiği zaman ve mekân güzel bir okuma serüveni sundu bana. Masalsı hissetmemde biraz da iyiyle (Yamaç, Hulki, DDH...) kötünün (Doruk Sayman-Matkap) çatışması etkili olmuş olabilir.
.
Doruk Sayman yani Matkap, Yeni İnsan Araştırma Merkezi'nin başkanı olmuş. O koltukta kalabilmek için de kendince birtakım fedakarlıklar yapmış, birilerini gözden çıkarmış, harcamış. Bu durum, günümüz siyasi anlayışını, koltuk sevdasını da çağrıştırmıyor değil. Tabii hep deriz ya biraz da çocukluğuna inmek lazım diye. İşte Matkap da çocukluğunda bazı şeyler içinde kalmış biri. Ve onun isteği de itiraz etmeyen, sorgulamayan, her şeye evet diyen bir gençlik yaratmak.
.
Matkap'ın karşısında ise başta İnsan Grafikeri Yamaç Yener olmak üzere DDH'li (Doğaya Dönüş Hareketi) Abukist gençler var. Görüşlerini sanat aracılığıyla ifade eden, her şeye tamam demeyen, sorgulayan, yirmili yaşlarında gençler. Belki de ülkenin geleceği olan gençler.
.
Biraz da kahraman adlarına değineyim. Bence Sevinç Çokum kahramanlarına isim bulma konusunda çok başarılı. Bu eserde de seçilen isimler itinayla seçilmiş. Koza, Şelale, Yamaç, Doruk,Dolubey, Hare, Güneş, Arı Kuşu Hulki, Gülümser... Yeri gelmişken söyleyeyim. Playa (plastik yeme hastalığı) ve Sis hastalığı çok yaratıcıydı.
.
Biz okurlara umutlu olmayı, hâlâ bir şeylerin düzelebileceğini, kötülüklerle mücadele etmeyi salık veriyor eser. Çok Yapraklı İlişkiler, ismi gibi bizi aynı ağacın yaprakları olarak görüyor. Ama her birimizin farklı olduğunu vurgulayarak... Her zaman ilişki içinde olduğumuzu/olacağımızı gözümüze gözümüze sokarak...
346 syf.
·10 günde·Puan vermedi
Gerçekçiliğin Tarihi adlı yapıtında Boris Suçkov
“ Sanat, boş zamanları dolduracak bir oyalanma, başıboş bir haz kaynağı ya da sırf estetik açlığın doyurulması aracı olamaz.”
diyor.Türk edebiyatının güçlü kalemlerinden Sevinç Çokum da, toplumsal meselere kafa yoruyor hatta toplum sorunlarını son dönem eserlerinde” abukizm” adını verdiği felsefeyle anlatmaya çalışıyor. Yazar, Çok Yapraklı İlişkiler adlı kitabında edebiyatçı kimliğinin yanı sıra sosyoloji ve psikoloji bilgisini de ortaya koyuyor.Eserde, mektuplardan hareketle varoluşçuluk felsefesi de açıklanıyor.
Kitabın izleğinde; baskılara, yasaklara boyun eğen, özgürlüğünü kaybeden insan var.
Matkap lakaplı kişi başkanlığında oluşturulan Yeni İnsan Araştırma Merkezinde “itiraz etmeyen, tek tip insan” yapmak için uğraş veriliyor.İnsan grafikeri Yamaç, gelecek kaygısıyla başkanın yanında çalışıyor, o da çarkın bir parçası oluyor.Ama vicdanı hiç susmuyor.Merkezin karşısında “Doğaya Dönüş Hareketi” adında gençlerin birleşerek oluşturduğu; sinema, tiyatro, müzik, edebiyat vasıtası ile seslerini duyurmaya çalıştıkları bir oluşuma kulak veriyor.Yamaç, bir yandan da esrarengiz ölümlerin peşine düşüyor.
Çok Yapraklı İlişkiler, özgürlüklerin yok olması yönüyle distopik eser özelliği gösteriyor.
Kimliğini, özgürlüğünü kaybeden insanı okurken yıllar önce okuduğum Aytmatov eserini hatırladım.Gün Olur Asra Bedel adlı yapıtta, kesilen devenin derisiyle sıkıştırılan beyinleri; güneşe bırakılan, geçmişini, hafızasını kaybeden,mankurtlaşan esirleri...
Ayrıca roman kahramanlarından Yamaç, Hulki, Gülümser ve Şelale başkan tarafından gözetleniyor. Bu noktada, tek tip insan modelinin verildiği, korkunun hissettirildiği, makineleşmiş insanı anlatan George Orwell’i andım.
Devlet tarafından kurulan ve bilginin geleceğe kalmasına engel teşkil eden Yeni Araştırma Merkezinde yapılan deneylerde, bir kalp taşıdığı
unutulan hayvanlar kullanılıyor. Harponini hapıyla bağımlı hâle gelen insanlar, kolayca kontrol altına alınmaya çalışılıyor.Çok katmanlı yapıtta büyülü gerçeklikten de yararlanılıyor. Postmodern özelliklerin olduğu kitapta olaylar, Yamaç ve Yamaç’ın halası Gülümser’in gözünden anlatılıyor.
Sevinç Çokum kitabında dünyayı büyük bir çöp variline, yaşadıklarımızı da içindeki çöplere benzetiyor.Usta yazar, unutulan değerlerimizi, kaybettiklerimizi hatırlatıyor bize.Bir de değerini bilmemiz gereken özgürlüğümüzü...

“Özgürlükler, akıl ve bilgiyle katlanır.”
346 syf.
·6 günde·Puan vermedi
Yeni İnsan Yetiştirme Merkezinin doruğunda Doruk Sayman vardır. Şirketin yamacında ise Yamaç vardır. Yamaç'ın halası Gülümser, eniştesi Koza Bey, annesi Güneş Arı Kuşu Hulki, Şelale, Hare gibi sık rastlanılmayan isimler yer alır.
Eser distopik özellikler taşır. Kitabın sonunda ütopik özelliklere geçilir.
346 syf.
·15 günde·Beğendi·8/10 puan
Tek tip insan yetiştirmeyi amaçlayan bir kurum, doğayı koruma gönüllüsü bir hareket ve bu iki grubun çatışması. Daha önce duymadığım hastalıklar(sis, playa), abukizm adlı bir felsefe, bolca çiçekler, ağaçlar; şiirler, müzikler, filmler, arada cinayetler, arada aşklar, arada kalan hayatlar. Hızla bitirilmiş, bitirilmek istendiği duygusu veren son. Güzeldi ama... Tavsiye ederim.
Artık ideolojiler geçerliliğini yitirmişti;dünyada ekonomi odak noktasıydı. Korkulası komünizm yoktu artık ve tek kutuplu dünyada devleşmiş, iri başlı, uzun kuyruklu bir kapitalizm canavarı vardı.
Trabzon hurmalarının kuşlara bırakılmış birkaçı hâlâ sıkıca tutunuyor dal uçlarına; yüzlerine vurulmuş birkaç çizgiyi veya gaga darbesini umursamadan.
Demek ki kıyıp bir daha lazım olmayacağını sandığımız şeyler bizim bir uzvumuz gibi olmasa da ruhen eksiğimizi tamamlayan parçalardı.
"O irade seni de zayıf bir noktandan yakalayacak sonunda. Şeklini çizecek senin;benim çizdiğim grafikler gibi. Al diyecek sana bir elbise, bir biçim bir surat! İşte senin işlevin bu! İşte sen busun."
Sevinç Çokum
Sayfa 131 - 10.bölümün epigrafı
Sözgelimi özgürlük duygusunu kendisinde yapı taşı olarak bulunduran insanın zamanla yasaklara ve baskılara uyumlu, itaatli bir varlık haline gelişi akıl almaz bir haldi. Aynı zamanda iç sızlatan bir şey...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Çok Yapraklı İlişkiler
Baskı tarihi:
Mart 2013
Sayfa sayısı:
346
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054683895
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kapı Yayınları
"Bu ülkede nasıl gelirsin bir yerlere ha? Daha bilmiyorsun. Kimseye minnetin yok, öyle mi? Özgür kuş! Seni de koyacaklar bir kafesin içine! Yürü, diyecekler, yürüyeceksin. Dur, diyecekler, duracaksın. O irade seni de zayıf bir noktandan yakalayacak sonunda. Şeklini çizecek senin, benim çizdiğim grafikler gibi.
Al, diyecek, sana bir elbise, bir biçim, bir surat! İşte senin işlevin bu! İşte sen busun...

Sevinç Çokum, belirsiz bir zamanı ele aldığı romanını, gerçekler ve gerçeküstü olaylarla kurguladı. Romanda itirazlarını kaybetmiş kitlelerin belli bir hedefe yönlendirilmesinden doğacak sonuçlar işaret ediliyor. Yer yer ince bir alay ve isyan tonunda yürüyen kitapta yazar, edebiyatın ciddi yüzüne adeta muzip bir kalemle değişik çizgiler ekliyor. Hayatı insan grafikleriyle belirleyen bir çağın baskılı atmosferinde, yok edilemeyen asıl gerçeğe de vurgular yapıyor. İnsanın en doğal hakkı olan düşünce özgürlüğünün aşılamayacağına da...

Kitabı okuyanlar 16 okur

  • Esin Şentuna
  • Sıla Akgül
  • Tuğba
  • Yunus ÇİNÇİN
  • Mutlu Özçelik
  • Berna Karakaya
  • Gülşen Güzey
  • Harun Eytemiş
  • Arzu Polatkan
  • Mehmet Emin Şirin

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%40 (2)
8
%20 (1)
7
%20 (1)
6
%20 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0