Le Clezio ‘nun başyapıtı sayılan Çöl de iki öykü içiçe geçiyor. 2008 Nobel edebiyat ödülü alan Le CleZio kendisine 1980 de Fransız Akademisi ödülünü kazandıran bu kitapta bağrında insanlığın öz değerlerini barındıran ama yitmekte olan bir kültür ve yozlaşmakta olan “ uygar dünyayı”karşı karşıya getirmiş. Büyüleyici bir eser. İyi okumalar var olun
Derin,uzun betimlemelerle dolu romanda iki farklı hikaye var. Biri Nur'un diğeri Lalla'nın. Bu iki hikayenin ortak noktaları her iki karakterin de çöl kökenli olması ve soylarının aynı kişiden gelmesi. Onun dışında bir bağlantıları yok. Le Clezio okurlara bu iki hikayeyi vermesinin sebebi bence Nur'la alakalı olan kısımda çöl hayatını ve sömürgeciliği, Lalla'nın hikayesinde ise Marsilya'daki şehir hayatının farklılıklarını ve hikayenin sonunda özüne yani çöl hayatına dönmesini anlatmak istemesi.Üstelik çöl hayatında betimlemeleri abartırken, şehir hayatını gerçekçi yalın bir dille anlatmış.
Anlatım şeklinin farklılığı ve dili ustaca kullanmasından ötürü de bu Nobel ödülünü almış olabilir. Çünkü bazı okurlara sıkıcı gelebilecek türden bir kitap. Ama ben genel itibariyle beğendim. Lalla'nın cesaret dolu kişiliğini sevdim. Kitap farklı kültürlere ait şeyler de kattı bana. Betimlemelerin fazla olması çölde yürüyormuşsunuz gibi veya başınızdan aşağı kumlar dökülüyormuş hissine kaptıracak sizi haberiniz olsun :)
ÇölJean-Marie Gustave Le Clezio · Can Yayınları · 1999115 okunma
Bu kitabı altı yıl önce okuma fırsatı bulmuştum. Kitap kıyaslamayı pek yapmam ama şu ana kadar okuduğum kitaplar içerisinde en çok beğendiğim kitaptır. Çöle aşık bakır tenli bir kızın kente yerleşmek zorunda kalıp yaşadığı zorlukları anlatır. Öncelikle kitabın beni etkileyen yönü yazarın doğayla bütünleşmiş gözlem gücü ve betimlemedeki üstün başarısı oldu. Bir taşın altından tutun rüzgarın, arıların seslerine, sineklerin vızıltısına kadar siz sanki ordaymışçasına bir anlatım tarzı vardır. Açıkçası çölde yaşamayıp bu denli duygu yoğunluğunu nasıl yakalayabildiğini anlayamadım. Okumanızı tavsiye ederim..
ÇölJean-Marie Gustave Le Clezio · Can Yayınları · 1999115 okunma
Çok fazla betimleme olsa da aralıklı işlenen konu güzel . Kendinizi Uçsuz bucaksız bir toprakta hissediyorsunuz. Yaşam savaşının en güç koşullarda verildiği uzak diyarlara götürüyor eser .
ÇölJean-Marie Gustave Le Clezio · Can Yayınları · 1999115 okunma
İnsana bir sonsuzluk tahayylü için fırsat bırakmayan çölün mistik insanlarının teslimiyetle galip geldiği çölden daha büyük bir sınavları olacaktır. Ve bu mücadeleden yıllar sonra bir maribi kızı Paris'in sokaklarında dunyadan kaçacak ve dunya peşinden koşacak...
ÇölJean-Marie Gustave Le Clezio · Can Yayınları · 1999115 okunma
Kitabın tuhaf bir dili ve üslubu var. Her ne kadar çeviri olsa da. Okumak pek kolay olmadı. Çoğu okuru sıkacağını tahmin ediyorum. Tüm kitap şimdiki zaman kipinde yazılmış. Ancak çoğunlukla geniş zaman anlamı verecek şekilde. Anlatılan tüm olaylar o an olanlar değil de, sanki yaşam rutini içinde, günlük hayatın bir parçası olarak yapılan, sıradan her günkü işler gibi hikâye edilmiş. Olağan üstü olanlar bile. Ve hemen hemen hiç diyaloğa yer verilmemiş. Sadece birkaç konuşma var ve onlarda anlatımlar içinde, aktarma yoluyla verilmiş. Yazarın edebi gücünü ve kullandığı dili sevdim ancak sürekli aynı yeknesaklık içinde süren öyküde hiç heyecan hissedilmiyor. Olay değil durum hikâyesi gibi. Bir yandan da gelişen olaylar var ama bunlar sürekleyici bir tarzda anlatılmamış. Karışık mı oldu? Benim de kafam karışık bu kitapla ilgili. Nasıl yorumlayacağımı bilemedim.
Ayrıca romanda birbirinden tamamen bağımsız, bambaşka iki hikâye var. Ben aralarında hiçbir bağ, paralellik kuramadım. İki ayrı kitap olması gereken öyküler. Neden aynı kitaptalar anlamadım. Tek ortak noktaları olayların yaşandığı coğrafya. Arada büyük zaman farkı olduğundan birbirleriyle ilgisi olmayan öyküler olmuş. Kişiler arasında da bir bağ bulamadım. Neyse, tavsiye edeceğim bir kitap değil. Her ne kadar yazar Nobel almış olsa da.
ÇölJean-Marie Gustave Le Clezio · Can Yayınları · 1999115 okunma
Le Clezio ‘nun başyapıtı sayılan Çöl de iki öykü içiçe geçiyor. 2008 Nobel edebiyat ödülü alan Le CleZio kendisine 1980 de Fransız Akademisi ödülünü kazandıran bu kitap.
Derin,uzun betimlemelerle dolu bir kitap. Betimleme çok olunca kitabı sevemedim daha doğrusu sıkıcı geldi.Kitabın tuhaf bir dili ve üslubu var. Her ne kadar çeviri olsa da. Okumak pek kolay olmadı. Çoğu okuru sıkacağını tahmin ediyorum. iki farklı hikaye var. Biri Nur'un diğeri Lalla'nın. Çöl hayatında betimlemeleri abartırken, şehir hayatını gerçekçi yalın bir dille anlatmış.
Bu kitap nasıl Nobel ödülü almış bilemedim.
“Çöl” – J. M. G. Le Clézio
“Bazı yalnızlıklar insana yük değildir; aksine insanı kendine kavuşturur.”
Le Clézio, Çöl’de iki hikâyeyi aynı kuma dokur gibi işler: öyle ki bu iki hikâye ve yaşananlar icinizde bir yere dokunur...
Biri 1900’lerin başında Fransız sömürgeciliğine direnen göçer bir kabile, diğeri ise yıllar sonra Avrupa'nın soğuk şehirlerinde kendine yer arayan genç bir kadın olan Lalla.
Roman, çölün hem acımasız hem de şefkatli oluşunu anlatır. Çöl; yoksunluk değil, bir kök ve aidiyet duygusudur. Modern dünyanın gürültüsüyle sıkışmış, kalabalıklar içinde yalnızlaşmış herkesin içinde yankı bulacak bir sessizlik taşır.
Le Clézio’nun dili öyle şiirsel ki, çölü yalnızca bir mekân olarak değil, ruhun kendine dönme biçimi gibi hissettiriyor. Lalla’nın masumiyeti, cesareti ve kendi kaderine sahip çıkışı, romanın en güçlü damarlarından biri. Gerçekten de kendi kaderine sahip çıkmak kolay değil, Lalla'da zoru başarıyor...
Kitap sana şu soruyu düşündürüyor:
“Gerçek özgürlük nerede? İnsan kendi sesini hangi toprakta duyabilir?”
“Çöl, ona dokunan herkese sessizliğin içindeki hakikati öğretir.”
Kitap aynı soydan ve aynı ulkeden gelen ama iki farkli zaman diliminde yaşayan iki gocebenin hayatını bir paralellik içinde anlatmayı hedefliyor ve bu harika fikiri alıp Fransız şekilciligi ile bir
Çöl kitabında iki zaman dilimini (Nur ve Lalla'nın hikâyesi) işleyerek hem bireyin içsel yolculuğunu hem toplumsal dönüşümü ele alır. Çölün bu iki yüzü -aynı zamanda yıkıcı ve besleyici- romanda bir karakter kadar yaşayan bir motif olur. Yazar sömürgecilik, göç ve aidiyet üzerine olayları dolaylı ve şiirsel şekilde dile getirir.
Hikâye erişilmesi güç, duygusal olarak mesafeli ve yapısal olarak dengesiz bir metin sunuyor. Nobel Edebiyat Ödülü kazanmış bir yazarın kaleminden çıkmış olsa da, romanla duygusal bağ kurmakta çoğu zaman zorlandım. Le Clézio'nun çöl doğasına duyduğu hayranlık, detaylı ve tekrar eden betimlemelere yol açtığı için doğa betimlemeleri, anlatının ritmini baskılıyor ve hikâyenin ilerlemesini sekteye uğratıyor.
Roman boyunca karakterler arasında dikkat çekici bir sessizlik hâkimdir. Diyalog azlığı, karakterlerin içsel dünyalarını açığa çıkarmak yerine daha çok suskunlukla geçiştirilir. Bu da anlatımı hem durağan hem de tek boyutlu kılmış. Karakter gelişimindeki yüzeysellik ve fazlaca lirikleşmiş dili bende bezdirici bir deneyim yarattı.
Çöl edebi açıdan incelikli bir eser olabilir, ancak kişisel bir okuma deneyimi olarak bakıldığında bana uzak, durağan ve yorucu geldi. Bazı kitaplar düşünsel olarak etkileyici olabilir ama duygusal bir bağ kurmadan okunduğunda o etki havada kalır. Çöl, benim için tam olarak böyle bir kitaptı. Nice okumalara. Bolca kitapla kalın..
Jean-Marie Gustave Le Clézio, (d. 13 Nisan 1940), Fransız yazar ve çevirmendir. 2008 Nobel Edebiyat Ödülü'nün sahibidir.
Nice Üniversitesi'nde edebiyat okuyan Le Clézio, edebiyat doktorası yaptı. Çok sık seyahat etmek zorunda kalmasına rağmen yedi yaşından beri hep yazan Le Clézio'nun ilk kitabı Le Procès-verbal (Türkçe: Tutanak), 1963'te yayınlandı ve Renaudot Ödülü'nü kazandı. 1980'de Désert (Türkçe: Çöl) isimli romanı sayesinde L'Académie Française tarafından verilen Paul-Morand Ödülü'ne layık görüldü. 1994'te "Yaşayan En Büyük Fransız Yazar" seçildi.
Yeni roman akımının etkisinde kalan yazar, daha sonra, düşçülük izi taşıyan ve özellikle Amerikan yerlilerinin kültürlerinden gelen mitlerle beslendi.