Çöl Mektubu

·
Okunma
·
Beğeni
·
50
Gösterim
Adı:
Çöl Mektubu
Baskı tarihi:
Ekim 2020
Sayfa sayısı:
101
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786254070136
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dorlion Yayınevi
Ali ve Yılmaz, Hikmet Bey’in çocukları, memleket denilince akla ilk yoksulluğun geldiği 60’lı yıllarda mücadelelerine başlamışlardı. Fakat her ailenin içinde belli roller vardı ve bu roller, kimin güçlü kimin güçsüz kalacağını gösteriyordu. Zaman ise değişimi en iyi dillendiren anımsatıcıydı. Kimin güçlü olduğuna da o karar veriyordu. Hem belki de bir kişi uzaktan ne kadar çok güçlü duruyorsa kendi içerisinde o kadar çok güçsüzlüğü ile savaşıyordu. O zaman güçlü olmak demek, güçsüzlüklerini saklayabilme becerisi miydi? Fakat güçsüzlükleri kendi içerisinde gizlemek mi güç sayılırdı yoksa onları dışa vurarak birer birer yok etmek mi? Yol da bunun en güzel öğreticisiydi. İnsan herkesten kaçabilirdi, herkesten uzaklaşabilirdi ama bütün iyilik ve kötülüklerinin tek şahidi olan kendi benliğinden kaçamazdı. Bir şeyler üzerinde kat etmenin zor olduğu bir dünyada, her ne olursa olsun ilerleyebilmek yola has bir yücelikti. Yolda bütün güçler ve bütün güçsüzlükler aynı anda var oluyordu ve insan bütün bir hüznün, bütün bir neşenin ve bütün bir gökyüzünün birleşiminde kendini bulmaya koyuluyordu. Hepsini öğrenerek ve hepsinden yararlanarak…
60’larda başlayan bir hikaye çöle uzanıyor bir hayal çekmecesi ile... Bütün hayaller İstanbul’a uğruyor sonra memlekete, sonra Novi Sad’a, Paris’e ve Cadiz’e, en sonunda ise Casablanca ile asıl yuvasına doğru yol alıyor. Bütün hayaller bir bulut olup yükseliyor Sahra’nın tepesine, hayat buluyor.
Bir hayal çekmecesi içerisinde atlas barındırıyor, Ali ve Yılmaz’ı içeren, hiç kimseyi ve herkesi içeren bir atlas…



(Tanıtım Bülteninden)
101 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Kitap sayfa olarak az ama duygu yoğunluğu çok fazla, olaylar hızlı gelişiyor. Kendinizi bir maceranın içinde hissediyorsunuz. Sürükleyici olduğu için bir çırpıda okunuyor ama etkisinde çıkılmıyor. Birkaç gün kitaptaki olayları düşünüp durdum. Kitabın çoğu yerinde yazar ne hissetmemiz gerektiğini bize söylüyor gibi gelse de aslında kitaptaki kahramanlar hepimizden parçalar içerdiği için kendimize göre yorumlayabiliyoruz.
Yılmaz’ın farkına vardığı gerçekler bana kendi hayatımda değiştirmek istediğim yerleri hatırlattı. Kişisel gelişim kitabı türünde bir eser değil ama çoğu kişisel gelişim kitabının vermediği mesajı bize kitaptaki olaylar ile anlatıyor. Kitaptaki İstanbul’dan Sahra çölüne uzan yolculuk ile ben de kendi içimde bir yolculuğa çıkmış oldum.
101 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Hepimizin bulunduğumuz durumdan veya konumdan başka bir yerde olmayı istediğimiz olmuştur. Uzaklarda, yeni bir yerde sanki daha çok kendimiz olacağımızı, belki de orada kendimizi bulacağımızı hissederiz. Kendimizi, benliğimizi kilometrelerce uzaklarda aramak daha mı yakındır içimizde aramaktan? Bunu tek yaşayan biz değiliz, peki ya bunu yaşayan karakterimiz neler yapıyor?
101 syf.
·Beğendi·10/10
Çöl Mektubu. Çölde bir mektup. Kitaba başlamadan bile yalnızca adıyla çağırıyor okuyucu çöl, onun sıcaklığı, Yılmaz'la Ali'nin hikayesinin sıcaklığı. Belki de dünya dönmeye başladığından beri memlekete, aileye, yola, arkadaşlığa, aitlik hissi var oldu ve tüm duygular da böyle doğdu. Romanın bize yaşattığı duyguların kaynağı da işte tam buralar, hepimizin aşina olduğu, özlem duyduğu, üzüldüğü, mutlu olduğu, değer verdiği, hepimizin birer parçası olan o şey her neyse... Kendinizi kaptırmamak, kendinizden bir parça bulmamak güç. Er ya da geç Sahra'nın yakıcı sıcaklığı sizi de içine çekecek. Er ya da geç kendinizi o tren vagonunda dışarıyı seyrederken bulacaksınız. Siz de er ya da geç tıpkı Yılmaz gibi bu yolculuk bitmesin diye çöle giden en uzun yolu seçmek isteyeceksiniz. "Ve sen hiç yakınlaşmayacaksın uzaklar bu kadar güzel zeytin ağacı kokuyorken..."
101 syf.
·Beğendi·10/10
Bir çırpıda okunası, her bölümden sonra ne olacak şimdi diye merak uyandıran, kimi cümlelerin insanı üzerinde düşünmeye sevk ettiği bir hikaye... Şiirsel kısımlar ve betimlemeler çok  hoş kaleme alınmış. Emeğine ve yüreğine sağlık Murat Kaya
101 syf.
·Beğendi·10/10
Son dönemlerde okuduğum en iddialı kısa roman. Nasıl ki 20.yüzyılın klasikleri Kürk Mantolu Madonna ve İnce Memed olduysa bu yüzyılın klasiği de Çöl Mektubu olabilir. Kitaptaki karakterler yazarın kendi yolculuklarından bizzat tanıştığı gerçek kişilermiş. Bunu da bilmek harika oldu sonradan. 60'lar Türkiye'sinden başlayan ve sonunu tahmin edemeyeceğiniz ve ipucu da vermek istemediğim bir aile romanı. 1 gün içerisinde okudum, tavsiye ederim.
101 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
#okudumbitti #kitapyorum
#çölmektubu Murat Kaya
#kasımayı 9.kitap

Okumamız gereken o kadar çok kitap var ki,bazen neyi kaçırdığımızı göremeyebiliriz.
Eger ki sevgili yazarımız Murat bey,bu güzel kitabı okumama vesile olmamış olsaydı,bende bu güzel hikayeden mahrum kalacaktım ve ne kaçırdığımı hicbir zaman bilemeyecektim.

Iki kardeş...
Ali ile Yılmaz...
Biri engin okyanus,diğeri durgun deniz!
Biri kabına sığmaz delice taşar,diğeri kendi içinde yaşar!
Ve hayat...
Hiç beklenmedik bir anda rolleri değiştirir.

Iki kardeşin hayat hikayesi;
Bizden,içimizden birilerinin yer yer gülümsetecek,yer yer duygulanmanıza sebep olacak,Istanbul'dan Sahra çölüne uzanan hikayesi.

Icerikteki şiirsel anlatımdaki betimlemelerle,kendinizi kitabın içinde bulacağınıza garanti verebilirim.

Bir çok bölümden alıntı yaptım ve sanırım post-itlerim bitti
Zaten okuyucu,bir kitaptan ne bekler ki?
Icerisindeki en az bir cümlede kendini bulmak,çoğu zaman içimizdeki duyguları kelimelere dökemediğimiz zamanlarda,başkasının bizim yerimize duygularımızı hali hazırda ifade etmiş olması yetmez mi bize?

Yeni bir yazarı okuduktan sonra,yeni çıkacağı kitabını da hiç düşünmeden alırım okurum diyorsam,o iş bitmiştir

Yazarın kalemine sağlık,emeğine ve yüreğine nice teşekkürler.

#ALINTILAR

Herkesten kaçabilirsiniz,herkesten uzaklaşabilirsiniz ama bütün iyilik ve kötülüklerin şahidi olan kendi benliğinizden kaçamazsınız.

...Hem bir kişi uzaktan ne kadar güçlü duruyorsa kendi içerisinde o kadar çok güçsüzlüğü savaşıyordu.O zaman güçlü olmak demek,güçsüzlüklerini saklayabilme becerisi miydi?

Rengini güneşten alır içerisinde güneşler barındırır...
Yeryüzü Sahranın gökyüzüdür,kumlar ise yıldızları.

Bu kadar acele etme.Heyacanını ne kadar çok uzun zamana yayarsan o kadar çok keyif alacaksın yolculuğundan.Yolun sonunda gördüğün gökyüzü vardığın yer aslında oraya giderken yasadigin hikayelerin,zorlukların ve sevinclerin bir yansımasından öte olmayacak.

Daha çok alıntı yazabilirim fakat kitabın yarısını yazmak istemem buraya.
Devamını kitabı okuyarak yaşayabilirsiniz
101 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Öncelikle kitabı biçimsel ve kurgusal açıdan incelemek gerekirse akıcı bir kitap olduğunu ve içinde yer alan olayların iyi bir şekilde birbirine bağlandığını düşünüyorum. Bu yönden, okuması gerçekten zevkli oluyor. Kitapta son sayfalara ulaştığınızda bir yandan biteceğine üzülürken bir yandan da sonunda ne olacak düşüncesiyle sayfaları hızlı hızlı okumak istiyorsunuz. Ayrıca kurgunun genel gidişatının da inişli çıkışlı olması sizi kitabı bağlayan diğer bir unsur oluyor. Kitabı içerik bağlamında değerlendirirsek en yakın arkadaşınızla dertleştiğinizde nasıl hissediyorsanız aynı hissi alacağınıza eminim. Bu oluşan sıcaklık karakterlerle kırk yıllık dostmuşsunuzcasına bir hissi size geçiriyor. Bir anda kendinizi karakterlerden nasihat alırken veya siz onlara nasihat verirken bulabiliyorsunuz. İşin özü, Çöl Mektubu kesinlikle kütüphanenizde olmalı ve ara sıra onunla dertleşmelisiniz.
101 syf.
·Beğendi·10/10
Çok akıcı, okuduğunuzda sizi farklı yerlere götürecek: ve her okuduğunuzda farklı bir tad alacağınız listelere mutlaka eklenmesi ve okunması gereken bir eser...Ali ve Yılmaz’ın hikayesini okurken yaşamdan izleri görecek ve kitabın sonunu büyük bir merakla bekleyeceksiniz...
...
"Gönül bir yere gitmek, bir şeyler yapmak isteyince insanın fikirleri ve düşünceleri bunu gerçekleştirmek için en iyi yolu bulmaya koyuluyordu"
"...Acısını çekiyor boş vermişliklerinin ait olduğun topraklar,
Seviyorsun topraklarını,
Önceleri tozu dumana katıp gitmek istediğin ne varsa bir çırpıda geri dönmek istiyorsun..."
...Hem bir kişi uzaktan ne kadar güçlü duruyorsa kendi içerisinde o kadar çok güçsüzlüğü savaşıyordu.O zaman güçlü olmak demek,güçsüzlüklerini saklayabilme becerisi miydi?
"Her nereye gidersen git, bir nefes fazlaya ihtiyacın olacak çocuk. Her aldığın nefesin bir rengi olacak. Bazen soğuk bir deniz mavisi, bazen ise sıcacık bir güz sarısı. Ne kadar renkliyse nefesin o kadar renkli olacak hayatın."
"Aslında kilimlerin üzerinde gördüğümüz her motifin bir hikayesi varmış. Özellikle Fas'ta kilim dokuma işini genellikle kadınlar yaparmış ve kadınlar gündelik hayatında yaşadığı zorlukları, mutluluk ve utançlarını şifreler halinde kilimlere yansıtırlarmış. Ne büyük bir yüktür bu Allah'ım. Belki de evimize aldığımız bir kilim, içerisinde büyük bir hüzün, büyük bir ihanet ya da ağız dolusu bir gülümseme barındırıyor."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Çöl Mektubu
Baskı tarihi:
Ekim 2020
Sayfa sayısı:
101
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786254070136
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dorlion Yayınevi
Ali ve Yılmaz, Hikmet Bey’in çocukları, memleket denilince akla ilk yoksulluğun geldiği 60’lı yıllarda mücadelelerine başlamışlardı. Fakat her ailenin içinde belli roller vardı ve bu roller, kimin güçlü kimin güçsüz kalacağını gösteriyordu. Zaman ise değişimi en iyi dillendiren anımsatıcıydı. Kimin güçlü olduğuna da o karar veriyordu. Hem belki de bir kişi uzaktan ne kadar çok güçlü duruyorsa kendi içerisinde o kadar çok güçsüzlüğü ile savaşıyordu. O zaman güçlü olmak demek, güçsüzlüklerini saklayabilme becerisi miydi? Fakat güçsüzlükleri kendi içerisinde gizlemek mi güç sayılırdı yoksa onları dışa vurarak birer birer yok etmek mi? Yol da bunun en güzel öğreticisiydi. İnsan herkesten kaçabilirdi, herkesten uzaklaşabilirdi ama bütün iyilik ve kötülüklerinin tek şahidi olan kendi benliğinden kaçamazdı. Bir şeyler üzerinde kat etmenin zor olduğu bir dünyada, her ne olursa olsun ilerleyebilmek yola has bir yücelikti. Yolda bütün güçler ve bütün güçsüzlükler aynı anda var oluyordu ve insan bütün bir hüznün, bütün bir neşenin ve bütün bir gökyüzünün birleşiminde kendini bulmaya koyuluyordu. Hepsini öğrenerek ve hepsinden yararlanarak…
60’larda başlayan bir hikaye çöle uzanıyor bir hayal çekmecesi ile... Bütün hayaller İstanbul’a uğruyor sonra memlekete, sonra Novi Sad’a, Paris’e ve Cadiz’e, en sonunda ise Casablanca ile asıl yuvasına doğru yol alıyor. Bütün hayaller bir bulut olup yükseliyor Sahra’nın tepesine, hayat buluyor.
Bir hayal çekmecesi içerisinde atlas barındırıyor, Ali ve Yılmaz’ı içeren, hiç kimseyi ve herkesi içeren bir atlas…



(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 13 okur

  • Yunus Emre
  • Emir Şahin
  • Nazlı aksoy
  • Seda Yılmaz
  • Jülide Narcı
  • Tolga Güven
  • Yağmur Cantaş
  • Ayça Duman
  • serhan öztuna
  • Buse Kalkan

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%91.7 (11)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%8.3 (1)