Colorless Tsukuru Tazaki and His Years of Pilgrimage

·
Okunma
·
Beğeni
·
3726
Gösterim
Adı:
Colorless Tsukuru Tazaki and His Years of Pilgrimage
Baskı tarihi:
Nisan 2013
Sayfa sayısı:
308
Format:
Karton kapak
ISBN:
9780385352116
Kitabın türü:
Orijinal adı:
色彩を持たない多崎つくると、彼の巡礼の年 [Shikisai o motanai Tazaki Tsukuru to, kare no junrei no toshi]
Dil:
English
Ülke:
United States of America
Yayınevi:
Vintage
Baskılar:
Renksiz Tsukuru Tazaki
Colorless Tsukuru Tazaki and His Years of Pilgrimage
A New York Times and Washington Post notable book, and one of the Financial Times, St. Louis Post-Dispatch, Slate, Mother Jones, The Daily Beast, and BookPage's best books of the year

An instant #1 New York Times Bestseller, Colorless Tsukuru Tazaki and His Years of Pilgrimage is the remarkable story of a young man haunted by a great loss; of dreams and nightmares that have unintended consequences for the world around us; and of a journey into the past that is necessary to mend the present. Here Haruki Murakami—one of the most revered voices in literature today—gives us a story of love, friend­ship, and heartbreak for the ages.
320 syf.
·10 günde·8/10
Murakami’yi biliriz, eserlerinde fantastik öğeler ile masalı bir tutup gerçekler ile harmanlayarak ortaya hem inanılması güç hem de inanılması çok kolay eserler verir. Akla yatmasa da, inanılması güç unsurlar olsa da aslında çok da fazla sorgulayamayız bu harmanlanmayı; ama bazen de rüya ile hayali gerçekle harmanlar, neyin gerçek neyin rüya olduğunu unuturuz kitaplarında, kafamızı karıştırır bu kısımlarda, bir bilinç kaymasına maruz kalırız, çok keyif alırken de sanki bir şeyler de içimize sinmez. Bunları yaparken de bir şey hâkimdir kitaplarına çoğunlukla, cinsellik ve seks. Bu tip konularda Murakami seksi bir metafor olarak kullanır, uç noktalarda yaşanılan seksi anlattıkça aslında tek bir manası ile seksi anlatmaz. Bir şeyler gizlidir her zaman arkasında, okura farklı bir şeyler daha vermek ister Murakami, vermek istemese de seksi bağlayıcı bir unsur olarak da kullanır; ama nedense Murakami böyle bir yöntemi kullanmış olmasına rağmen sırıtmaz eserlerinde, abes kaçmaz çünkü. Uç noktalarda yaşanılan bir şeyi anlatmasına rağmen, sanki seks değil de farklı bir şeyi yazmış gibi de normal karşılanır, tabii ilk kez Murakami okuyanlar için değil, hele bir de ilk okudukları kitap Sahilde Kafka ise okurun farklı tepkiler vermesi de son derece yüksek ihtimal oluyor.

Renksizliğin, dışlanmışlığın, yalnızlık temasının baskın olduğu bir kitap. Bu temanın neden olduğu hac yıllarını, hac yolculuklarını oluşturduğu ve bu temalarla yüzleşmenin olduğu bir kitap. Murakami’nin diğer kitaplarına göre daha sade bir kurgusu var, Tzukuru bizden biri olduğu kadar, başından geçenler de tamamen bizlerin başından geçebileceği olaylar, yaptığımız yolculuklarda kitaba kurgu veren temalara cevaplar arıyoruz, cevaplar alırken de karşımıza yeni soru işaretleri çıkıyor ve tabii ki de kitap bitince cevaplanmayan soru işaretleri de kalıyor. Bir Murakami kitabı olduğunu düşünürsek cevaplanmayan soru işaretlerinin olması kadar normal bir şey olamaz, Murakami yine birçok şeyi okura bırakıyor ve bizlerin düşünmesini istiyor. Bunlarla beraber kitaba bir şey daha hâkim, aslında giriş gelişme ve sonuç olarak hâkim ama kendini de aynı hayatımızdaki gibi unutturuyor. Kitap ölüm üzerine düşüncelerle başlıyor, ortalarda üzerine sohbet ediliyor ve son kısımlarında da yazar az çok bu konuya değiniyor ama bir sayfa sonra unutuluyor, aynı yaşamımızdaki gibi. Murakami sanki kitap boyunca da okuru ile oynamış, eğlenmiş gibi geldi. Murakami fantastik öğeleri dersem, kitaplarda verilen sinyaller dersem ve devamında yazılanlar dersem kitabı okuyanlar beni çok iyi anlayacak. Kediler yoktu bu kitabında da, ara ara birkaç sayfada köpekler geçiyordu ama kedilere rastlayamamak az da olsa üzdü beni. Sanırım fantastik öğeleri içinde barındıran kitaplarında Murakami kedilere yer veriyor, onlara görevler yüklüyor.

David Lynch filmlerini sevenler Murakami kitaplarını da sever, baştan sona içinde olan atmosferler birbirine çok benzerdir, zaten yanılmıyorsam Murakami de kitaplarını sadece David Lynch ve Woody Allen’e olur onayı verdi diye biliyorum.

Bir Murakami kitabı olur da o kitaba hiç bir müzik eserinin egemen olmadığı olur mu? Olmaz tabii ki, kitabın belki de birçok havasını notalarından bizlere veren eser.

https://www.youtube.com/watch?v=XZlO_mNYCL8
320 syf.
·Beğendi·10/10
Murakami'nin inceliklerle örülmüş, enfes eserinde geçmişiyle hesaplaşarak yüzünü geleceğe dönmek için gayret eden Tsukuru Tazaki'nin hikâyesini okuyoruz. Kitabın tamamına hâkim olan üslûp Tsukuru Tazaki'yi usul usul gerçekçi bir karaktere dönüştürüyor. Murakami'nin kitaplarının en önemli özelliklerinden olan kolay okunabilme özelliği burada da görülüyor.

Geçmişindeki insanlara dönen, onlarla yüzleşen ve hayatının en büyük travmasını aşabilmek herşeyi anlamak isteyen Tsukuru'nun başına gelenlerinin sebebini biz de merak ediyoruz. Ne olmuş olabilir ki en yakın arkadaşlarının hepsi onu birdenbire bıraksın, aynı gün artık onun arkadaşı olmadıklarını ve bir daha görüşmek istemediklerini ona söylesinler? Bir şey olmuş olmalı. İşin kötüsü Tsukuru bunu bilmiyor. Ne yaptığını bilmiyor. Çok seneler sonra hayatına devam etmek için bunu bilmek zorunda ama... işte kitap bu travmanın çözülüş sürecini aktarıyor. Burada olayın ne olduğu değil önemli olan; yazar yaşanan ne olursa olsun onun Tsukuru'ya yaptığı şeyle, onda bıraktığı çok derin izlerle, onu bugün kendisi yapan şeylere verdiği şekille ilgileniyor. Bunu maharetle, güzel bir dille ve üslûpla yapıyor üstelik.

Murakami kitaplarının bir özelliği olarak doğal olanla doğa üstü olan bu kitapta da birbirine karışmış durumda; normalde bu benim pek hoşlandığım birşey değil; ama Murakami, Tsukuru'yu öyle güzel anlatıyor, ona öyle güzel hayat veriyor ki kendi adıma onu sevmemek mümkün değildi. Bu da benim için edebiyat eserlerinde olmazsa olmazlardan. Bu yüzden doğa üstü olan, sıradışı olan ve normalde hikâyeye hasar verebilecek şeyler burada ve diğer Murakami kitaplarında yazarın kendine has evreni içerisinde son derece olağan bir şekilde var oluyor ve karakterinin gerçeklik hissini ilginç bir şekilde artırıyor. Benim için artık Tsukuru Tazaki, en az Zeze, Gabriel ya da Hakkı Celîs kadar gerçek ve hiç unutmayacağım bir edebiyat karakteri...
320 syf.
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı Çoğu kişi kitabı diğer kitaplarına göre daha yavan bulmuş ama ben sevdim Özellikle yazarın bilerek koyduğunu düşündüğüm ayrıntılar beni kitaba daha çok çekti. Mesela Tsukuru istasyonları bir nevi kendiyle özdeşleştirmiş diye düşünüyorum. Nasıl ki trenler ordan gelip geçiyorsa insanlar da onun hayatında öyle geçip gidiyor onda konaklamıyor. Yani Tsukuru istasyonları onarırken bir nevi kendini de onarmış oluyor. Ayrıca kitabın adı da şarkıyla alakalı ama konuyu düşünürsek ilginç. Tsukuru içinde taptığı,onun için çok değerli olan kişileri teker teker gezmiş ve rahatlamış. Bir nevi gerçekten de bu yolculuklar onun için hac yolculuğu olmuş.
Tsukuru'nun unutamayacağım karakterlerden biri olacağına eminim
320 syf.
·5 günde·Beğendi·7/10
Murakami'nin 2013 yılında yayımlanan on üçüncü kitabıdır. Benimse okuduğum ilk romanı. :) Murakami okumaya başlamak için iyi bir eser olup olmadığı kişiden kişiye göre değişir tabii ki ama ben kendi adıma yaptığım bu seçimden memnumun. Betimleme ve benzetmelerin ustası diyebileceğim bir yazar Murakami... Tzukuru karakterinin sıradan hayatı özellikle modern insanınkinin iyi bir alegorisi. Psikolojik gerilimin zirveye ulaştığı çözülme noktasının okuyucuyu ikilemde bırakmasını ve yarattığı şüpheyi sonlara kadar korumasını sevdim. Öte yandan çocukluk yıllarındaki dostlukların önemine, saflığına ve bu saflığın insanın doğasında saklı kalması üzerine önemli noktalara değiniyor. Ne kadar çabalasak da bu yıllarda edindiğimiz dostlukları sonraki yıllarda edinemeyeceğimizi anlatıyor. Haida olayının boşlukta kaybolmuş olmasını açıkçası biraz eksik bulduysam da olayın geneli açısından çok fazla sorun teşkil etmedi.
Satın alırken kitabın kapağını son derece anlamsız ve göz yorucu bulduğumu itiraf etmeliyim. Ama sonrasında okurken karakterlerin adlarından yola çıkılarak hazırlandığını anladım. (Kara, Kızıl, Mavi, Ak ve Renksiz Tsukuru.)
Benim için Murakami'ye güzel bir giriş oldu, diğer kitaplarını da okumak için sıralama yapmaya başladım bile.
Keyifli okumalar.

OB.
320 syf.
·12 günde·Beğendi·10/10
Haruki Murakami'nin kaderin gizemini çözmek ve içindeki iflah olmaz yaranın kaynağına inmek için büyük bir yolculuğa çıkan bir kahramanın romanı. Beş kişilik renkli bir grubun "renksiz" üyesi olan Tsukuru Tazaki'nin grupla olan bağını irdeleyen bir konuya sahip..Diğer kitaplarında var olan olağanüstü bir kurgu yok, gayet hayatın içinden..
320 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Haruki Murakami'nin son derece uzun bir isme sahip olan Renksiz Tsukuru Tazaki'nin Hac Yılları adlı kitabını uzun zamandır merak etmekteydim ve sonunda okuyabildim. Bol metaforun kullanıldığı kitap ilgimi çekti ve beğenimi kazandı. Haruki Murakami olunca beğeniyorum her türlü, anlamadım gitti. Yer yer fantastik ögelerin yer aldığı kitabın oldukça sade ve anlaşılır bir dili var. Cümleler yeterli uzunlukta ve okuması kolay. Genel olarak Murakami kitaplarını çevirmek ve okumak kolaydır, çünkü kendisi çevirmenlik işiyle uğraştığından bunu en çok kolaylaştıran isimlerden biri. Yazarın en iyi kitabı olmasa da sevenlerinin beğenisini kazanacak bir eser. ilginç bir hikayesi olan kitabın baş karakteri adından anlaşılacağı üzere Tsukuru Tazaki isminde bir istasyon mühendisi. Kendisinin lise yıllarında beş kişilik samimi bir arkadaşlık grubu olmuştur. Tokyo'da üniversite kazanınca memleketi Nagoya'dan ayrılan Tsukuru bir gün garip bir şekilde gruptan atıldığını öğrenir. Dört arkadaşının hiçbiri onunla konuşmaz ve telefonlarına çıkmazlar. ilginç olan kendisi dışındaki bu dört kişinin isimleri kızıl, mavi, ak ve kara şeklindeki renkleri çağrıştırır. Kendisi renksiz olduğu için ihraç edildiği düşüncesine kapılan Tazaki bunalıma girer ve ölümü düşünmeye başlar. Otuz altı yaşına geldiğinde iyi bir mesleği ve düzenli bir ilişkisi olmaya başlasa da geçmişi içini kemirmeye devam eder. Doğru dürüst konuşacak kimsesi olmayan bu asosyal arkadaşa kız arkadaşı Sara Tazaki, gençlik grubundakilerle görüşüp sorunlarını çözmesini önerir. Bundan sonra Tsukuru Tazaki geçmişi aydınlatmak ve ilişkilerini gözden geçirmek adına çeşitli yolculuklara çıkar. Kendime benzettiğim Tsukuru sürekli bir plak dinliyor ve hac yılları oradan çıkma aslında. Bir anlamda eski arkadaşları çevresinde tavaf etme metaforu diyebiliriz. Haruki Murakami kitaplarında genel olarak karşımıza çıkan cinsel ögeler bu kitapta da mevcut. Bir olay var ki homofobik olanlar için fazlasıyla rahatsız edici. Üniversite okumuş ve düzenli işi olan birinin nasıl arkadaş çevresi olmaz diye düşünebilirsiniz fakat ben kendisini gayet iyi anlıyorum. Yazarın çoğu kitabında olduğu gibi sonu olmayan bir kitapla karşı karşıyayız. Bir sonuca ulaşmasını beklesem de yazar beni yanılttı ve yarım bıraktı diyebilirim. Genel olarak Murakami eserleri Japonya'da geçen olaylardan oluşsa da burada bir Finlandiya istisnası var ve bu ülkeyi seçmiş olması beni sevindirdi. Tsukuru Tazaki'yi iyi anlattğını ve duygularını güzel vermiş bana göre. Baş karakterde kendimi fazlasıyla gördüm, inceleme aracılığıyla kendimi az çok tanıtmış olayım size. Renkleri düşündüren ve etkisini sorgulatan bir eser olmuş bana göre. Bazı yerleri sıkıcı ama genel olarak başarılı buldum. Zevkler ve renkler tartışılmaz diyoruz ancak burada onun az da olsa yıkıldığını görüyoruz. Bu renk mevzusundan çok çektim zamanında, herkesin rengi kendine diyelim. Kırmızı ve siyah seviyorum diye satanist damgası yemişliğim var, nasıl bir zihniyet bu bir de üniversite mezunuyum diye övünürler.
320 syf.
·10 günde·6/10
Kitapta her şey harikaydı, betimlemeler, hikaye, olay örgüsü, her şey harikaydı. Ta ki sonuna gelene kadar. Sonu olmayan bir şey için harcadığım beyhude zaman beni üzdü. Kesinlikle sonsuz sonu hak eden bir hikaye değildi.
320 syf.
·Puan vermedi
Kitap havada kalmış gibi... Böylesine iddialı bir girişin ardından sonu bende hayal kırıklığı yaratsa da oldukça akıcıydı, keyifle okudum.
316 syf.
·5 günde·7/10
Adını ve kitaplarını çok duyduğum Haruki Murakami'nin okuduğum ilk kitabı. Anlatımını çok sade ve güzel buldum. Kitabı yarısına kadar büyük bir merakla okudum ancak ikinci yarısı için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Kitabın ilk kısmında oluşturulan beklentiye ikinci kısım pek cevap vermiyor. Sanki iki farklı tarzda kitap okuyormuşum hissine kapıldım. İkisi ayrı ayrı güzel ama bir arada birbirlerini yok etmişler gibi.
H
H Renksiz Tsukuru Tazaki'nin Hac Yılları'ı inceledi.
320 syf.
·9 günde·Beğendi·8/10
Okuduğum Murakami'ler arasında konusunu en çok beğendiğim buydu. Ama sonu yine "Tam bir Murakami gibi" bitti. Akıcıydı, sayfaları gerçekten merakla çevirdim. Yine birçok yerin altını çizdim. Cidden güzeldi, okuyun! Not: Artık istasyonlarda yapacağım şey sadece trene binip gitmek olmayacak..
320 syf.
·1 günde·9/10
"İnsanların yürekleri arasındaki bağ yalnızca uyum üzerinden oluşmuyordu. Aksine, bir yaradan diğerine daha derin bağlar oluşuyordu. Acı acıyla, kırılganlık kırılganlıkla yürekleri birbirine bağlıyordu. Elemli çığlıklar olmadan suskunluk, kan toprağa akmadan affediş, insanın içini lime lime eden kayıplardan geçmeden kabulleniş mümkün değildi. İşte bu, gerçek uyumun kökünde var olan şeydi. syf 264
320 syf.
·Beğendi·8/10
Klasik bir Murakami kitabı. Kolayca okunur, içinde barındırdığı belirsizlikler duruma heyecan katar. Biraz cinsellik ve müzik ile harmanlanır ve asla tam olarak bitmez Murakami kitapları. Çok seveni vardır. Kendisi "Ya seversin ya da nefret edersin" durumu yaşatan bir yazarmış. Yazarla tanışmadan bu yorumu okumuştum. Ben seven taraftayım. Başlangıç için de bu kitap fena değil gibi. İyi okumalar olsun o zaman.
İnsanlar önce yakınlaşıyor, sonra da çekip gidiyorlardı.sanki iç dünyasında bir şeyler arıyor, bulamıyor ya da buldukları hoşlarına gitmeyince şanslarına küserek çekip gidiyorlardı. Bir gün, apansız ortadan kayboluveriyorlardı. Bir açıklama yapmadan,doğru dürüst veda etmeden...

İçinde sıcak kanın dolaştığı, nabız atışının hâlâ duyulabildiği bir damarı sessiz, ama keskin bir baltayla kesip atar gibi.
Belki kabalık olacak ama, insan ömrü boyunca bir tane bile ilgisini odaklayarak sınırlayabileceği konu bulsa başarı sayılır.
Kıskançlık dünyada ki en umutsuz zindandı. Neden derseniz, mahkûmun kendi kendini kapattığı bir zindandı da ondan. Birileri tarafından zorla içeri tıkılmış değildi. Kendiliğinden oraya girmiş, kilidi içerden kapatmış, anahtarı ise parmaklıkların dışına fırlatıp atmıştı.
İnsan bedeni her zaman kırılgandır. Karmaşık bir sistem üzerine kurulurdur ve bu sistem ufacık şeyler yüzünden sık sık bozulur. Dahası, bir kez bozuldu mu, çoğu durumda onarılması da zordur.
Çürük diş, omuz tutulması tedavi edilebilir, ama bir sürü onarılmayacak şey var. Bir adım ötede ne olacağını bilmediğin.
Göğsünde tuhaf bir his vardı, sanki olmaması gereken bir şeyi toprak halinde yutmuş gibi hissediyordu. Kusamadığı gibi sindiremiyordu da.
"Anılarını ustaca bir yerlere saklasan, iyice derine gömmüş olsan bile, o anıları yaratan geçmişi silemezsin..."
Anıları ustaca bir yerlere saklasan, iyice derine gömmüş olsan bile, o anıları yaratan geçmişi silemezsin bunu aklında tutsan iyi edersin.

Geçmişi ne silebilirsin, ne de yeniden inşa edebilirsin. Çünkü bu senin varlığını silmekle aynı şey olur.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Colorless Tsukuru Tazaki and His Years of Pilgrimage
Baskı tarihi:
Nisan 2013
Sayfa sayısı:
308
Format:
Karton kapak
ISBN:
9780385352116
Kitabın türü:
Orijinal adı:
色彩を持たない多崎つくると、彼の巡礼の年 [Shikisai o motanai Tazaki Tsukuru to, kare no junrei no toshi]
Dil:
English
Ülke:
United States of America
Yayınevi:
Vintage
Baskılar:
Renksiz Tsukuru Tazaki
Colorless Tsukuru Tazaki and His Years of Pilgrimage
A New York Times and Washington Post notable book, and one of the Financial Times, St. Louis Post-Dispatch, Slate, Mother Jones, The Daily Beast, and BookPage's best books of the year

An instant #1 New York Times Bestseller, Colorless Tsukuru Tazaki and His Years of Pilgrimage is the remarkable story of a young man haunted by a great loss; of dreams and nightmares that have unintended consequences for the world around us; and of a journey into the past that is necessary to mend the present. Here Haruki Murakami—one of the most revered voices in literature today—gives us a story of love, friend­ship, and heartbreak for the ages.

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

  • 11 defa gösterildi.

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0