Coşkuyla Ölmek

8,1/10  (16 Oy) · 
38 okunma  · 
6 beğeni  · 
1.092 gösterim
"Beklemek, bir şeyin yoluna ve haline girmesini beklemek, beklerken olacak olanın olması için gereken her türlü başka hale geçişlere, kalışlara tahammül etmek ne zor şeydi. Başı da, ortayı da, sonu da bilip beklemek ne tahammülü güç şeydi. Tanrı'nın da yaptığı bu muydu? Baş, orta, son belli, helak kaçınılmaz, ancak önemli olan o zamanı geçirmek, o zamandan geçmek. Ve geldiğinde gelmemiş gibi, bilmemiş gibi, yaşamamış gibi gelmek, rüyayı görüp uyanmak ve 'Neyse rüyaymış,' demek ve aynı yerden uyumaya devam etmek. Yaşamaya da, ölmeye de yazık. Bu ölüm için yaşamaya, bu yaşamak için ölmeye yazık. Mezarlıklara, servilere, süsenlere, nisan sonunda açan katırtırnaklarına, telaşlı karıncanın adımlarına yazık, mezar taşına konup da bağıran karganın sesine yazık, ölüme ağlayan şaire, yaşam var zanneden filozofun nefesine yazık, şen taklalarla ilk senelerinde koşup zıplayan, ağaçlara tırmanırken seyredilip seyredilmediğini kontrol eden kedinin tırnaklarına yazık, ağdaki balığa, lokantada onu bekleyen anguta, önce ön iki ayağını sonra arkadakileri ovuşturup bu hareketinden büyük kâr ve kisve uman karasineğe yazık, hortumunu sallayan koca file, sanatlı sıçrayışı ile dahi boşluğu dolduramayan yunusa yazık, grafon kâğıdından gelincik ve petunyalara, en pürüzsüz çakıl taşına, kum olmuş zavallıya, sağdan sağdan yürüyen eşeğin inadına, yol kenarlarındaki ısınmış dikenlere, kozalağın içindeki fıstığa, duvara yapışmış yosuna yazık, bu topu binyıllardır çevirip duran sema-i muğlâka, titreyen kanatlara, açılan göğe ve onun katmanlarına, havanın, suyun olduğu, olmadığı yerlere yazık."
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Nisan 2013
  • Sayfa Sayısı:
    191
  • ISBN:
    9789750511080
  • Yayınevi:
    İletişim Yayınevi
  • Kitabın Türü:

"İnsan dertli değil, derdin kendisidir..."
(Kitaptan Alıntılar)

Geçen yıl okumuştum kitabı, yazarın bence çok ilginç,bol kelime örgülü, kimine göre ustaca ama bana göre yorucu bir anlatım dili vardı.

Karakterler ise oldukça bunaltıcıydı. Ama altı çizilecek bir sürü söz sıkıştırmıştı hikayelere, o sözler olmasa kitabı okurken kaybolup giderdim belki de...
Garip bir etki bırakmıştı bende yazarın bilindikleri söküp atan anlatım dili...

Kitaptan 33 Alıntı

“Hayata sığmak kolay değil, elin kolun sığsa tuttukların sığmıyor, ayakların girse hayallerin girmiyor, belin dönse gözün arkada bıraktıklarında kalıyor, hep bir darlık, darlık, sıkışma, sonra da bakılıyor ki insan gire gire daha giriş kapısında durmuş, orayı da tıkamış, ötesi bomboş, yiğitsen ilerle.”

Coşkuyla Ölmek, Şule GürbüzCoşkuyla Ölmek, Şule Gürbüz
Duygu 
 01 Haz 2016 · Kitabı okudu

Dünya kendi hakikatleri hakkında tamamen yalancı ve ikiyüzlüdür.

Coşkuyla Ölmek, Şule Gürbüz (Sayfa 28 - İletişim)Coşkuyla Ölmek, Şule Gürbüz (Sayfa 28 - İletişim)
Duygu 
 02 Haz 2016 · Kitabı okudu

İhtiyar coşkusuz ölür, genç eğer ölürse coşkuyla ölür. İtiraf edeyim, gençken ölmeyi çok isterdim. Coşkuyla ölmek isterdim. Kendi gözümde kendim ancak böyle tam ve gerçek olabilirdim.

Coşkuyla Ölmek, Şule Gürbüz (Sayfa 41 - İletişim)Coşkuyla Ölmek, Şule Gürbüz (Sayfa 41 - İletişim)

Yavaş yavaş kendimden sıkılmaya başladım. Başkalarından sıkılmıyor ama , onlardan bir tat da alamıyordum.

Coşkuyla Ölmek, Şule GürbüzCoşkuyla Ölmek, Şule Gürbüz
Duygu 
 15 Haz 2016 · Kitabı okudu

Hayat
Hayatla her anlaşmaya varan, varamayanın kederini artırır, onun garipliğine bir ilmek daha atar. Dünyayı her makul bulan onu ayıplayanı yalnızlaştırır, tuhaflaştırır, şartlarını her kabul eden ve ona göre davranan, yaşamada şart olmayacağını düşünenin önermesini daha da gizler, daha da bulunmaz yere saklar ve bunu arayanı da gitgide azaltır.

Coşkuyla Ölmek, Şule Gürbüz (Sayfa 84 - İletişim)Coşkuyla Ölmek, Şule Gürbüz (Sayfa 84 - İletişim)
Duygu 
07 Haz 2016 · Kitabı okudu

Görüntülere aldanma, çizgilere bak, ışığın izlediği yola bak, küçücük bir şey göreceksin. Orası dünyanın umursadığı yerdir.

Coşkuyla Ölmek, Şule Gürbüz (Sayfa 105 - İletişim)Coşkuyla Ölmek, Şule Gürbüz (Sayfa 105 - İletişim)
Duygu 
14 Haz 2016 · Kitabı okudu

Rüzgâra, ota ve yağmura müthiş bir kederle bakardı, güneşe ve alacakaranlığa yine kederle bakardı, kar yağdığında ayrı bir keder, bahar geldiğinde canı yanmış gibi ayrı bir keder duyardı.

Coşkuyla Ölmek, Şule Gürbüz (Sayfa 98 - İletişim)Coşkuyla Ölmek, Şule Gürbüz (Sayfa 98 - İletişim)
Duygu 
 14 Haz 2016 · Kitabı okudu

Hayat akar, yol ve yön değiştirir derler, insan değişir yol ve yönelim değiştirir derler. Bütün bunlar bence meselenin değişmesi, ortadan kalkması veya artık mühim sayılmamasıdır. Yoksa ne hayat gibi muhkem bir şey akar, ne sana bakıp da yol yön değiştirir. İnsanı ahret bile değiştiremez. Zebani dilini çekmeye gelse kişi ancak ahlakının elverdiği ile seslenir de aman diler. Gençken duyulan keder sonra hangi şifalı suyu buldu da içti? Hangi su, lekeleri çıkardı? Yaşamaya alışan köşesine çekildi; feryat edene, başka türlü söyleyene, sokaktaki köpeğe havlayan bir ev köpeği olamadı. İnsan zaten dertli değildir, derdin kendisidir. İnsan öyle büyük bir derttir ki bu büyüklükte bir şeyin kendine sığacağını aklına getirmez de bunu dünyanın, hayatın derdi sayar. Hayat, o durgun, kibirli suyunda kendisine bakan bu çirkin heyulaya bakıp bakıp ‘Bu herhalde benim…’ der. Bu dert de ona yeter.

Coşkuyla Ölmek, Şule Gürbüz (Sayfa 88 - İletişim)Coşkuyla Ölmek, Şule Gürbüz (Sayfa 88 - İletişim)
4 /