Çovdarlıqda Uçurumdan Qoruyan

·
Okunma
·
Beğeni
·
74425
Gösterim
Adı:
Çovdarlıqda Uçurumdan Qoruyan
Baskı tarihi:
2015
Sayfa sayısı:
256
Format:
Karton kapak
ISBN:
2000019827962
Kitabın türü:
Dil:
Azerice
Ülke:
Azerbaijan
Yayınevi:
Qanun Nəşriyyatı
Baskılar:
Çavdar Tarlasında Çocuklar
The Catcher in the Rye
Gönülçelen
Çovdarlıqda Uçurumdan Qoruyan
Gönülçelen
Romanda əsas qəhrəman yeniyetmə Holdenin dili ilə müəllif öz dövrünün Amrrikasında, geniş mənada bütün dünyada gedən proseslərə öz fikrini bildirir. Əsərdə açıq formada XX əsrin ortalarındakı amerikan həqiqətlərinin kəskin tənqidi, insanların ikiüzlülüyü, dinin lazımsız steorotipləri tənqid olunur. Maraqlı olan da budur ki, müəllif bütün bunları 16 yaşlı bir yeniyetmənin dilində mükəmməlliklə ifadə edə bilir. Əsərdə istifadə olunan geniş vulqarizmə, insanlardakı mənfi təsirinə görə əsər uzun müddət qadağan edilməsinə baxmayaraq, dünyada ən çox oxunan kitablardan biri ola bilmişdir. Roman nəşr edildiyi gündən əksər amerikan gənclərinin sevimli kitabına çevrilmişdir. Hətta əsərin təsirindən intihar edən bir neçə gəncə belə rast gəlinmişdir. ABŞ Prezidenti Ronald Reyqana sui-qəsd etmiş Con Hinklin sui-qəsddən əvvəl bu romanı oxumuşdur. Con Lennonun qatili Mark Çepmenin də üzərindən Devid Selincerin bu romanı tapılmışdır.
208 syf.
·214 günde·5/10
Bu kitap hakkında yapılacak bir inceleme yok. Gereğinden fazla abartılmış kitaplar listemdedir. Bir ergenin okuldan ayrılışı ve sonrasındaki iç dünyası. Bir de her sayfada "bittim buna" tarzında klişe laflar. Okunacak çok kitap varken çavdar tarlası malesef iyiler sıralamasına giremez.

Yine de keyifli okumalar diler, bloguma beklerim. https://1yazar1kitap.blogspot.com/...inger-ve-cavdar.html
208 syf.
·5/10
Yine sahaflara yaptığım gezilerden, seyyah olduğum dönemlerden ,o dükkan senin bu dükkan benim diyip fır döndüğüm günlerden birinde sahaf arkadaşlarımdan biri al oku diyerek tutuşturdu elimize.. tanıyordum elemanı güvenim de tamdı..aldık attık çantaya ..öve öve de bitirememişti kitabı.. öyle edebi değeri vardı , yok yazar inzivaya çekilmişti , fotosunu dahi çekememişlerdi falan fıstık.. dedim ki kendi kendime tamam bir bohem hayatı mı söz konusu..nerde bir sürgün , nerde bir toplumdan dışlanmışlık bir ötekilik var orda ben..atasporumuz ya bizim?!?!? birde mutluluk var ki anlatılmaz..yayınevi de beni kandıran değişkenlerden oldu.. yapı kredi yayınları.. az buzda netten yorumlara baktık..dedim tamam!! bir mutluluk efenime söyleyim bir müşkülpesent şahsın huzurla sonlanacak öyküsü..eve geliyordum turnayı gözbebeğinden vurdum diyerek ..viyadükten uçan hacı murat misali süzülüyordum (iniş takımları açılmayınca yere çakılıp atomize oldugum yerde benden geriye kalanlardan , enkazımdan bir jilet fabrikası kuracaklarını bilmeksizin)... gelgelelim ertesi gün başladık okumaya... bir terslik var! konya ovasında su kaynatmış anadola döndüm.. gitmiyor.. işin aksi birde öyle güvenmişim ki kitaba, işe gelirken yanıma başka ekipmanda almamışım..çay içiyorum ,sigara yakıyorum, gezip dolaşıp geliyorum , tüfekli tüfeksiz hareketler..YOK!! gitmiyor!! pazar günü okulun açtığı etüde ilgili öğretmeni kalkındırmak için aile baskısıyla yazdırılan, aileyle öğretmenin karşılıklı win - win ilkesiyle müreffeh geleceklere yelken açtığı buna karşılık pazartesi okula geri dönecek olan yaşıtları dışarda gezerken eğitim ve öğretime gark olmuş ortaokullu öğrenci bunalımı yaşıyordum.. bir üzüntü bir bunalmışlık.. okudum bitirdim ama kanser o gün yuva yaptı vücuduma.. yazarın okuduğum ilk (ve sanırım son ) kitabıydı ..
kullandığı dil olsun işlenen konu olsun bana cok uzak geldi..çevirmenin de bunda katkısı azımsanamaz( hele şu "lanet olası nasılda" kalıbıyla başlayan cümleler) ..konuya girip okuyacaklara spoiler vermek istemem ama bu kıvamda bunalım ve dertli insan edebiyatı okumak isteyenler bukowski limanına yelken açsınlar.. zira bu kitap bir "ekmek arası" ile kıyaslandığında ( konu bakımından) kete vs baklava kıvamında bir durum ortaya çıkıyor.. yani bu ülkede insanlar iddaa oynarak ev gecindiriyor , ne dramlar dönüyor..okuldan atılan bir gencin yaşadığı bu "çiki- çiki bunalım" cidden çok yavan..
208 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
Kitap ergenlik dönemini başarılı bir şekilde atlatamayan, yaşadığı ortama ayak uyduramayıp kendi iç dünyasında çatışmalar yaşayan Holden'in dördüncü kez okuldan atıldıktan sonraki birkaç gününü anlatıyor.

Kitabın dili çok sempatik ve eğlenceli. Holden'in deyimiyle "Bittim!" :) Yer yer argo ve küfür olsa da çok fazla rahatsız etmiyor. Tek rahatsız olduğum şey "yani" kelimesini sık sık kullanması oldu.

Kitabı bir ergenin saçmalıkları gibi algılayabilirsiniz ya da topluma yabancılaşmış, insanların samimiyetsizliklerinden tiksinen, gözlemleri sonucu çok güzel tespitlerde bulunan zeki bir çocuk olarak da görebilirsiniz. Bu tamamen sizin bakış açınıza göre değişir. Benim için ikinci seçenek geçerli. :)

Keyifle okuyun, mutlu kalın. (:
208 syf.
Klasik zamanlarından tutun da modern ve günümüz post-modern anlatılarına kadar, ne çok kılıklara sokulmuştur roman. Ne türü olursa olsun yazarının aktarmayı hedeflediği bir gerçekliği vardır hep. Bir roman yazarı gerçekliğe nasıl yaklaşmalı, nasıl aktarmalı?

İlk elden, ne kadar objektif olmaya çalışırsa çalışsın, kullandığı dil daha mükemmel, daha eksiksiz, daha kestirmeden, daha iyi iletişim kuran başka bir dil karşısında eksik kalacaktır. Başta Tolstoy, Dostoyevski gibi Rus devleri ile en üst seviyesine varan bu objektif, hikayeyi mükemmel bir biçimde aktaran, kendi fikirlerini en iyi biçimde ifade eden yazar anlayışı, 20 yüzyılla kendini bambaşka tekniklere bırakmaya başladı. Kafka hikaye ve romanlarında okura kasıtlı tuzaklar kurdu, en basit bir durumu içinden çıkılmaz labirentlerden oluşan bir gerçekliğin içine yerleştirdi, dil ile kasıtlı olarak yanlış anlaşılmalar yaratmayı hedefledi. Joyce sanki okurun elinde İrlanda'da yaşadığı dönemde kullanılan argo terimlerini de içeren bir kültürel rehber mevcutmuş gibi yazdı. Musil daha da ileri gitti ve takip edilebilmesi için psikolojiden, felsefeye mükemmel bir entelektüel birikimi zorunlu kıldı.

Avrupalı yazarların kültürel seviyesiyle başa çıkamayacağının bilincinde olan A.B.D.'li yazarlar ise, ülkelerinin temel yapı taşı olan pragmatizme yönelerek tamamen farklı bir evrim geçirdiler: Hemingway geçmişin edebiyatının tüm şatafatını bir kenara bırakarak bir savaş muhabiri gibi yazmaya başladı. Salinger ise dil mücadelesinden tamamen vazgeçmek için kendine özgü çok ilginç bir teknik geliştirdi: Kullandığı dili tamamen subjektif, o şekilde kullanıldığı için de eleştirilemez bir zırha bürünmüştü. Çünkü diğer yazarlardan farklı olarak bu yegane romanını bize, bir erişkin anlatıcı değil, ergenlik döneminin sonuna gelmiş genç erişkin aktarıyordu. Bir ergene vasat, kırık dökük bir dil kullandığı, kurgusu berbat bir roman ile karşımıza çıktığı için kimse kızamaz ya... Üstelik, o deneysel egoların spontanlığı ve aşırı duygusallığı içinde insan gerçekliğine ulaşma fırsatını, kendine özel anlatım şekliyle yakalamış oluyordu. Ölümüne üzülmemek gereken bir dosttur o, çünkü uzun ve dolu dolu bir hayat sürdü ve belki hak ettiğinden bile çok ilgi gördü, erkenden unutulmazlık rütbesine yükseldi. Üstelik bunu hayatının son kırk yılında hiçbir şey yazmadığı, vaktini özel hayatı hakkında yazanları dava etmekle ve gözlerden uzak kalabilmek için gereken her şeyi yapmakla geçirdiği halde başardı. Bu kadar münzevi olma isteğine karşılık bu kadar popülarite kuşu, ancak bir A.B.D.'li yazarın başına konabilir. Oysa o bunu, her gerçek yazar gibi hiç istemiyordu. Ve tesadüfe bakın ki, yarın (27 ocak) onun, bu münzevi dostun ölümünün yedinci yıl dönümü. Nur içinde yat huysuz ihtiyar.
208 syf.
·3 günde·Beğendi
"Her neyse, hep, büyük bir çavdar tarlasında oyun oynayan çocuklar getiriyorum gözümün önüne. Binlerce çocuk, başka kimse yok ortalıkta-yetişkin hiç kimse, yani- benden başka. Ve çılgın bir uçurumun kenarında durmuşum. Ne yapıyorum, uçuruma yaklaşan herkesi yakalıyorum.; nereye gittiklerine hiç bakmadan koşarlarken, ben bir yerlerden çıkıyor, onları yakalıyorum. Bütün gün yalnızca bu işi yapıyorum. Ben,çavdar tarlasında çocukları yakalayan biri olmak isterdim.''

İsmi yukarıdaki paragraftan geliyormuş. Kitaba başlamadan önce heralde tarım işçisi olarak çalışan çocukların yaşamını anlatıyor sanıyordum.

Kitap, günlük konuşma diliyle yazıldığı için bana çok samimi geldi. Bu samimilik okumayı baya akıcılaştırıyor.

Holden'nın, okuldan atıldıktan sonraki 3 gününü kendi ağzından dinliyoruz. 17 yaşındaki bir gencin, bu 3 günde yaşadıkları size aşırı gelebilir. Ki kitap ahlak dışı ve açık saçık bulunduğu için yasaklanmış.

Holden, neredeyse her şeyden nefret eden bir çocuktur, herkesi iki yüzlü, sahtekar ve samimiyetsiz görür. Ama kardeşi Phoebe'nin yeri ayrıdır. Onu çok sever. Tam herşeyi bırakıp, kendi başının çaresine bakmayı düşünürken kardeşinin parktaki mutlu hallerini görüp gitmekten vazgeçer.

Bana göre kitapta asıl anlatılmak istenen, kendine özel iç dünyası her gencin, topluma uyum sağlamak için bir çıkar yol bulma çabaları ve sonunda bu çabaların boşa çıkması sonucu yıkıntılar yaşaması diyebilirim.

Çokca ders çıkarabilecek bir kitap. Keyifli okumalar.
Deniz Tekin
Deniz Tekin Çavdar Tarlasında Çocuklar'ı inceledi.
@DenizTekin·25 Mar 21:25·Kitabı okumadı
Çok keyifli bir kitap. Hiç bitmesin isteyeceğiniz türden bir şey.
Holden, Holden... On altı yaşında bir delikanlının ergen bunalımları... Aykırılığı, boş vermişliği, yalnızlığı, arzuları, korkuları...
Çok doğal ve gerçekçi bir anlatım. Korkmuşsa korkmuştur; ağlamışsa ağlamıştır. İdealize etmek yok, farklı göstermek yok. Roman baş kişisi neyse, o. Son derece masum ve eğlenceli.
Üslupta bile, edebi yönüne halel gelmesi pahasına karakterin doğallığına dokunulmamış: Filan kelimesinin sık tekrarı, bazı söylem ısrarları vs.
Akıcı bir serüven okumak için bundan daha doğru bir kitap olamazdı.
208 syf.
·1/10
Okumak zorunda olduğum için okudum diyebilirim. Kitaptan hiç zevk almadım desem umarım kitap severler bana kızmazlar. Konusu da bir gencin oradan oraya ve birbiriyle bağlantısız şekilde koşturması...
200 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
"Siz benim için üzülmeyin. Sahi söylüyorum. Düzelirim. Yalnızca, bir dönemden geçiyorum. Herkes böyle dönemlerden geçer, değil mi?"

İşte bu paragraf kitabın tamamını özetliyor. Kitap için yazılmış olumsuz incelemelere, okuyanların yaptığı yorumlara bakınca içimden bu kitabı koruma isteği geldi. Ergen bir çocuğun(benim yaşlarımda, insanlara küçük demek hoş değil) okuldan atıldıktan sonra başından geçenleri, eve gelip-gelmeme arasında kalmasını anlatmış; kendi ağzıyla. Açıkça söylemem gerekir ki, hiçbir edebî nitelik taşımıyor. Ama sürükleyici, içten ve samimî oluşuna kimse laf edemez... Sanki yazarla veya kitabın ana karakteri ile oturmuşuz da karşılıklı çay içerken sohbet ediyormuşuz gibi. Yer yer yaptığı insan kişilikleri hakkında olan yorumlarına; "Evet! Aynı şeyleri düşünüyorum!" "İşte bu!. İnsanlar maalesef ki böyledir." gibi tepkiler veriyordum içimden.

Ne fazla ne de az karakter var kitapta, yeterince yani. Ama olaylar, anlatım şekli çok sürükleyici, hiç sıkılmadan okuyup gidiyorsunuz. Holden kitabımızın ana karakteri; her şeyden bezmiş, hayattan nefret eden, bunalıma girmiş, insanları sahtekâr bulan(ki bazı yerlerde haklı), yalnızlığı seven ve yalnız kalmış biri.
Okurken de hak vereceksiniz bu hissettiklerine.

Yazar, "filan"  "yani"  "lanet" gibi kelimeleri epey fazla kullanmış ve bu bir yerden sonra rahatsız etti, okurken. Bunun dışında da kitap için olumsuz hiçbir şey düşünmüyorum. Ayrıca kitabın ismi de kitap içindeki küçük bir paragraftan gelme, okuyunca anlarsınız. Ben ismi duyunca çiftçi bir ailenin başından geçen olaylar diye düşünmüştüm içeriğini ama değilmiş.

Yazarımız; toplumdan kendini soyutlayan, insanlara karşı olumsuz yaklaşan bir çocuğun, ergenlik denen o hassas dönemde başından geçen olayları anlatmış ve bu dönemin bir çocuğun olumlu veya olumsuz hayat sürmesine neden olacağına değinmiş.
Okunmaya değer, kesinlikle olumsuz eleştirilere inanmayın...
208 syf.
·Puan vermedi
Benim naçizane fikrim; eğer bir yazar klasik anlatım tekniklerini bir kenara bırakıp bambaşka bir tarz yaratır, karakterleri gerçeğe yakınlık gösterir, ilgi çekici ve daha önce ele alınmamış konuları işlerse o edebi eser birkaç adım önde olur. Saydığım kriterler bu kitapta mevcut olduğundan kitabın bende önemi var.

Holden'ın, New York'ta başıboş birkaç gününü adeta yaşadım. 17 yaşındaki bir ergenin bu tip gözlemlerini herkes yapabilir mi bilemiyorum ama bu şekilde kelimelere dökmek Salinger’a nasip olmuş. Okuması kolay ve akıcı. Müthiş etkileyici. Eser benden geçer not aldı. Tavsiye ederim, keyifli okumalar.
208 syf.
·Puan vermedi
Merhabalar ülkemizde ilk basımında Gönülçelen olarak basılan Çavdar Tarlasında Çocuklar’da kahraman olarak bir ergenin hiçbir şeyden hoşlanmayan,okulda derslerden kaldığı için okuldan kovulan,yaşadıkları karşısında endişe kapılan ve büyümekten korkan biridir.Ergenin okuldan atıldıktan sonraki iki gününü nasıl geçirdiği anlatılmaktadır.Kahramanın çevresindekilerin sahte davranışlarını farkederek insanlardan uzaklaşır.Üslup olarak alışılmışız dışında farklı bir anlatım kullanılmıştır.Kitapta sokak dili kullanıldığından dolayı akıcı olmaya bilir ancak farklı ve eğlenceli bir dil kullanılmış.Amerikada belirli bir zamanda yasaklanmış ve tartışılmış bir eserdir.Kitabın en beğendiğim bölümü son kısmıydı.
Keyifli Okumalar Dilerim
208 syf.
Gönülçelen dandik adıyla da çevrilmiştir. çavdar tarlası hikayenin temasının alegorik bir biçimde ele alındığı çavdar tarlasından yadigardır… çağrışımlar. hangimiz gençliğimizi anarken çağrışımlar sarmalına dalmalıyız ki. Her ne kadar ergen kitabı olarak değerlendirilse de aksine büyüklere ithaf edilen bir masaldır. Holden’ın içinde olduğu larva kısmımıza hitap eder. henüz bir tırtılken sürünmelerimiz hafifçe dişlediğimiz yaprakçıklar arasına bir yolculuk. ilk defayı anlatır. büyümenin üzerimize oturmayan kalıbına dokunmayı. ilkliği ilikler yetişkinliğin üniformasına.kalıbına dar gelen bir ruhun can çekişmeleri daha çok. holden tüm konuşmalarıyla yüzeyselliğin, farkındalığın ve farksızlığın dibini eşeler. çavdar tarlasında rüya yakalayıcılarına tutulup hayali gökyüzünden gerçeğin sert zeminine düşmeyi de istemez. bizi ne zaman kandırdılar merak eder. ben de merak ettim sonra.defalarca sayıklamışımdır "catch me in the rye holden" diye. sesinizi aradığınız bir çağa sağır kalmamak için okuyun ve holden’a yakalanın derim.
208 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Kitabın adından etkilenip okumaya karar verdim ama pek ilgisi olduğunu söyleyemeyeceğim. Klasik ergen konuşma biçimi beni rahatsız ediyor. Derin mesajlar içerdiği ve ergenlik çağındaki bir bireyin ruh halini yansıtan mesajlar vermiş. Alıntısını yapmak istediğim her yer paylaşılmış. :)
Kardeşine düşkünlüğü ve sonunda ne olacak acaba diye okudum. Okunmasa olmaz diyebileceğim bir kitap olmadı benim için ne yazık ki...
Tabi ki kimseyi etkilemek değil niyetim. Yapılan incelemelerin bir kısmını kontrol ettim. Çok beğenen arkadaşlarımız var.
Keyifli okumalar dilerim.
Tanıştığıma hiç memnun olmadığım kimselere, durmadan, ''Tanıştığıma memnun oldum'' demek beni öldürüyor. Ama hayatta kalmak istiyorsanız, ille de bu zırvaları söylemek zorundasınız.
“Öldü biliyorum! Bilmediğimi mi sanıyorsun? Ama, onu yine de sevebilirim, değil mi? Bir insan öldü diye onu sevmekten vazgeçmek zorunda mısın, Tanrı aşkına; özellikle de, hayatta olanlardan bin kez daha iyi kalpli bir insansa?”
.. moralim öyle bozuktu ki, düşünemiyordum.Asıl derdim de bu benim. Moraliniz çok bozuksa, düşünemiyorsunuz bile.
Eskiden onu pek akıllı sanırdım, o aptallığımla tabii. Öyle sanmamın nedeni; tiyatro, edebiyat bütün bu zırvalıklar üzerine çok şey bilmesiydi. Birisi bu konularda çok şey biliyorsa onun aptal olup olmadığını anlayabilmeniz epey zaman alıyor.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Çovdarlıqda Uçurumdan Qoruyan
Baskı tarihi:
2015
Sayfa sayısı:
256
Format:
Karton kapak
ISBN:
2000019827962
Kitabın türü:
Dil:
Azerice
Ülke:
Azerbaijan
Yayınevi:
Qanun Nəşriyyatı
Baskılar:
Çavdar Tarlasında Çocuklar
The Catcher in the Rye
Gönülçelen
Çovdarlıqda Uçurumdan Qoruyan
Gönülçelen
Romanda əsas qəhrəman yeniyetmə Holdenin dili ilə müəllif öz dövrünün Amrrikasında, geniş mənada bütün dünyada gedən proseslərə öz fikrini bildirir. Əsərdə açıq formada XX əsrin ortalarındakı amerikan həqiqətlərinin kəskin tənqidi, insanların ikiüzlülüyü, dinin lazımsız steorotipləri tənqid olunur. Maraqlı olan da budur ki, müəllif bütün bunları 16 yaşlı bir yeniyetmənin dilində mükəmməlliklə ifadə edə bilir. Əsərdə istifadə olunan geniş vulqarizmə, insanlardakı mənfi təsirinə görə əsər uzun müddət qadağan edilməsinə baxmayaraq, dünyada ən çox oxunan kitablardan biri ola bilmişdir. Roman nəşr edildiyi gündən əksər amerikan gənclərinin sevimli kitabına çevrilmişdir. Hətta əsərin təsirindən intihar edən bir neçə gəncə belə rast gəlinmişdir. ABŞ Prezidenti Ronald Reyqana sui-qəsd etmiş Con Hinklin sui-qəsddən əvvəl bu romanı oxumuşdur. Con Lennonun qatili Mark Çepmenin də üzərindən Devid Selincerin bu romanı tapılmışdır.

Kitabı okuyanlar 15.011 okur

  • Sevinc
  • Pervin Hemidova

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları