·
Okunma
·
Beğeni
·
2.111
Gösterim
Adı:
Cthulhu'nun Çağrısı
Baskı tarihi:
21 Temmuz 2015
Sayfa sayısı:
475
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051711256
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Alfa Yayıncılık
Baskılar:
Cthulhu’nun Çağrısı
Cthulhu
Cthulhu
Düşlerin dünyasına geçerek insanları uykularından çağıran kadim tanrı Cthulhu'nun esrarı, Lovecraft'ın müthiş hayal gücünün eseri meşhur "Cthulhu Mitosu"yla birlikte bugün bile pek çok esere ilham vermeye devam ediyor. Korku edebiyatının en sıradışı hikâyelerini barındıran bu kitap, okuyucunun hayal dünyasını derin, karanlık, bilinmez köşelere sürüklerken, edebi altyapısıyla da kendisine hayran bırakıyor. Lovecraft'ın ürpertici üslubunu Hasan Fehmi Nemli aktarıyor. "R'lyeh'deki evinde ölü Cthulhu düş görerek bekliyor."
(Tanıtım Bülteninden)
232 syf.
·8 günde·Beğendi·9/10
H.P. Lovecraft'a zamanında pek şan ve şöhret getirmese de bugün ismini hala anmamıza sebep kitabın ta kendisi. Cthulhu miti büyük ihtimalle yazılmış en büyük kurgu mittir ve okunmaya değerdir. Yazarın diğer eserleriyle birlikte değerlendirildiğinde ortaya çıkarılan işin kalibresi de belli olacaktır.

Bu kitabın içinde birden fazla hikaye var, Cthulhu'nun Çağrısı kitabın en yavan ve basit hikayesi ama aynı zamanda en son hikayesi ve zirve noktası. Dolayısıyla önemli, değerli. Kitapta yer alan hikayeler bugünün edebiyat anlayışına bayağı uzak, sıradışı ve kısa. Bu yüzden Paulo Coelho okumaya alışkın bir okur için alışma süreci sancılı olabilir. Neyse ki uzun ve ağır bir dil yok. Basit ama etkili bir tarzı var yazarın. Mesela Norveçli kaptanın karısına bıraktığı notları okurken her satırda biraz daha delirdiğini içten içe hissetmeniz ve sonunda varılan nokta tüyler ürpertici.

Cthulhu miti kesinlikle boş zaman bulduğunuzda sizi içine çekecek, hayalgücünüzü kuvvetlendirecektir.

Favori yazarlarımdan Lovecraft'ın bu eserini korku ve gotik temalara meraklı herkese tavsiye ederim.
160 syf.
Kitapta 7 tane hikaye bulunmaktadır. Sadece 2 tanesini beğendim. Biri çok ama çok güzeldi. Diğer beğendiğim ise ortalamanın üstündeydi.

Tarzım gerilim ve korku okumak. Fakat sadece bir hikayede merakla okudum geri kalan bitsin diye okuyordum. 5 Puanı da beğendiğim 2 hikaye için ve tasvirleri için verdim. Bence bu puanı hak etmiyor.

İnceleme de yapmak istemiyordum. Sadece kitaba yorumum. Vasat bence. Sonları hiç bağlayamamış. Sona geliyorum bu ne diyorum ne alaka böyle mi bitirilir diye diye okudum.

Beğenmedim genel olarak.
232 syf.
·23 günde·Beğendi·7/10
Cthulhu mitosu ve yazarın hayal gücü mükemmel olmakla beraber malesef yazım stili sıkıcı ve yorucu. Lovecraftın bendeki yeri ayrı. Hem sevip hem de sevmediğim bir yazar. İlişki durumumuz çok karışık yani. İthaki keşke yeni kitaplarını da bassa da okusak. Alfa yayınevinin basım kalitesi malesef çok kötü.
232 syf.
·8 günde·Beğendi·9/10
Cthulhu,Necronomicon gibi bazı terimleri daha önce hiç duydunuz mu?Ya Bloodborne ve Darkest Dungeon oyunlarını?Tamam oyun bilmeyebilirsiniz diyelim ya Metallica'nın direkt olarak bu kitaba ithafen yazdığı Call of Cthulhu şarkısını ?Peki ama en azından Stephen King,Jose Luis Borges ve Edgar Allan Poe'nun korku edebiyatının en güçlü yazarlarından olduğunu biliyorsunuz değil mi? İşte onların çok fazla ilham aldığı kişi bu garip adam H.P.Lovecraft.

Kitaptan da bahsedeceğim elbet ama önce yazardan bahsetmek daha doğru gibi görünüyor.Lovecraft'ın çok sancılı bir çocukluk geçirdiği aşikar.Annesi ile ilişkisi hiç bir zaman iyi olmamış hatta genelde küçük kız kıyafetleri içinde gezdirilmiş ve bu travmalar da onun eserlerinde neredeyse hiç kadın karakter olmamasını biraz olsun açıklıyor.(Evet feministler Lovecraft'a hücüm!)Dünyada hatta ülkemizde korku edebiyatı denilince en son akla gelen isimlerden birisi bu üstad ama halbuki ilk akla gelmesi gereken kişi belki de o.Çünkü yarattığı bazı şeylere dünyada o kadar körü körüne bağlı olan ve hatta bir mezhep oluşturup tapan insanlar var ki bilseniz ağzınız bir karış açık kalır.

Kitaba gelecek olursak bir sürü kısa hikayeden oluşuyor ve bazıları türünün ilk örnekleri olduğundan yada Lovecraft'ın garip bir adam olmasından kaynaklı olarak pek ilgi çekici değiller hatta sıkıcılar.Ama öyle 2 3 tanesi var ki mesela Herbert West:Diriltici,Duvarlardaki Fareler ve tabi ki en ünlüsü ve en büyük etki yaratanı Cthulhu'nun Çağrısı.İşte bu üç öykü kitabı okurken geçirdiğim sıkıcı evreleri tamamiyle telafi etti.Korku ve Gerilim edebiyatının gerçek en ağır topu olan Lovecraft'ı sonunda okuduğum için minnettarım ve size de öneriyorum.
232 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Onceki kitaplarinda olan yoruculyktan uzak, gercekten cok yaratici ve etkileyici hikayeler barindiran bir kitap. Kesinlikle beni etkiledi. Bazi eserlerini sıkıcı bulanlar tereddut etmesin cok akici hikayeler mevcut.
160 syf.
·5 günde·Beğendi·8/10
Uzun süredir istememe rağmen nihayet sırasını bulup kütüphanemde kendisine yer edinen Lovecraft’ın eseri, kitapta ilerledikçe uzayan, kısa öykülerden oluşuyor. Oldukça akıcı bir kaleme sahip yazarın öyküleri genel olarak karanlık bir atmosfere sahip. Öykücülüğün kesinlikle ayrı bir ustalık olduğunu düşünüyorum. Zira yazar okuyucusuna sınırlı bir alanda tüm hikâyeyi aktarmasının yanı sıra tasvirleriyle gerekli atmosferi oluşturmaktan da geri kalmıyor ve Lovecraft’ın bu işi ustalıkla kıvırdığını okurken tüylerinizin dikelmesinden anlayabilirsiniz.

Ctuhulhu’nun Çağrısın’dan kısaca bahsetmem gerekirse; yaşadığımız dünya da farklı zaman dilimlerinde farklı yerlerde yaşanan birbirinden bağımsız hikayelerden oluşuyor. Doğaüstü güçler ve delilik arasında gidip gelen öyküler genel olarak karanlık bir atmosfere sahip. Şahsen okurken en çok keyif aldığım hikâye, esere de adını veren Ctuhulhu’nun Çağrısı oldu. Eğer karanlık ve gizemli öykülerden hoşlanıyorsanız kaçırmayın.
232 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Okurken sizi içine çeken, her öyküsünde ayrı ayrı geren bir Lovecraft başyapıtı.
Umutsuz kemanın çığlıkları ve inlemeleri giderek yükseldi ve çılgınlaştı...
232 syf.
·20 günde·Beğendi·9/10
Modern İnsan Yaşam Ardındaki Güçler Hakkında Ne Biliyor ki?: Cthulhu’nun Çağrısı (İncelemem):
https://parttimegamersite.wordpress.com/...-cthulhunun-cagrisi/
151 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Bu kitabı okumadan önce sırf Cthulhu ve onun mitosu hakkında olacağını sanıyordum ama yanılmışım. 7 adet öyküden oluşan bir derlemeymiş. Son öyküsü kitaba ismini veren öykü.

Tabii ki bu yanılma çok kötü bir durum oluşturmadı benim açımdan. Bütün öyküleri beğenerek okudum. Özellikle Herbert West ve Duvardaki Fareler öyküleri çok hoşuma gitti. Duvardaki Fareler öyküsünü daha önce Gotik Öyküler kitabında okumuştu. Bu kitabın içinde de görünce şevkle tekrardan okudum.

Korku severlerin okuması gereken güzel bir eser. Tavsiye ederim.
160 syf.
·4 günde·9/10
Kitap birbirinden alakasız yedi adet öyküyü içeriyor ve kitaba adını veren hikaye en sonda yer alıyor. Yazım dili oldukça akıcı ve her hikaye birbirinden güzel. Gerilim ve merak her zaman üst noktada. Benim en sevdiğim hikayeler Erich Zann'ın Müziği, Herbert West - Diriltici - Duvarlardaki Fareler ve tabi ki kitaba adını veren Cthulhu'nun Çağrısı oldu. Lovecraft'ın yarattığı Cthulhu mitosu o kadar beğenildi ve ilgi gördü ki onun ölümünden sonra da bu mitosla alakali eserler çıkmaya devam etti. Sadece edebiyatı değil müzik, resim, sinema, bilgisayar oyunu gibi çok farklı mecraaları da etkiledi. Gerilim okumaktan hoşlanıyorsanız ya da okumayı düşünüyorsanız şiddetle tavsiye ederim. Kitabı okuduktan sonra Metallica'nın The Call of Ktulu adlı enstrümantel parçasını dinlemenizi öneririm. :)
475 syf.
Öyküler genel anlamda beklentimi karşılamadı. Cthulhu miti bilinen bir mit fakat kitaptaki en özelliksiz hikaye olabilir. Buna karşılık Lovecraft usta bir hikayeci olduğunu gösteriyor. Öykülerinde olay örgüsü Poe ile kıyaslanacak seviyede değil bana kalırsa. Ama mekan tasvirleri muazzam. Zaten bu öykü derlemesinde kapalı mekanlar ağırlıktaydı. El geçirilmiş bir alan, ev, kötülüğe açılan bir geçit hemen hemen her hikayede bu unsur vardı. Bunu çok iyi kullanmış Lovecraft. Özellikle uzaydan gelen bir madde ile bir evin renginin solup ölmesi nefis bir anlatıydı. Genel olarak olaylarda başarılı bulmasam da atmosferi çok iyi yaratıyor ve öykünün içine çekiyor.
Arkadaşlar daha kitabı satın almadım, şöyle bir durum var, ithaki yayınlarının kitabı 160 sayfa iken alfanın ki 475 sayfa civarında, bu neden oluyor bilen biri yazabilir mi?
"Mutlak korku çoğu zaman hafızayı merhametli bir şekilde dumura uğratır."
H. P. Lovecraft
Sayfa 86 - İthaki Yayınları
Ebediyetin bağrında uyuyan ölü değildir,
Ama tuhaf çağlardan sonra ölüm de ölebilir
H. P. Lovecraft
Sayfa 309 - Alfa Yayınları - Cthulhu'nun Çağrısı
Kasabanın haritasını önceden görmüştüm;
halkımdan insanların oturduğu evi nerede bulacağımı biliyordum.
Kasaba efsaneleri uzun ömürlü olduğundan denmişti,
beni tanıyacak ve iyi karşılayacaklardı; bu yüzden
Back Street’ten Circle Court’a doğru hızlı hızlı yürüdüm ve
kasabanın iri taşlarla döşenmiş tek yolundan yeni yağmış karlar
üzerinde yürüyerek Market House’un ardından başlayan
Green Sokağına ulaştım. Eski haritalar hâlâ işe yarıyordu ki hiçbir
güçlükle karşılaşmadım; Arkham’da bana, burada tramvay olduğunu
söylediklerinde yalan söylemiş olmalıydılar, çünkü başımın üzerinde
hiç tel görmemiştim. Öyle olsaydı bile, kar zaten rayları örtmüş olurdu.
Yürümeyi seçmiş olduğuma memnundum; çünkü beyazlara
bürünmüş kasaba, tepeden çok güzel görünmüştü; şimdi benim
insanlarımın oturduğu, Green Sokaktaki soldan yedinci ev olan,
1650’den önce inşa edilmiş, eski tarz sivri çatılı, ikinci katı çıkıntılı
evin kapısını çalmak için sabırsızlanıyordum.

Ulaştığımda evde ışık vardı; baklava dilimi şeklindeki camlarından
gördüğüm kadarıyla, ev hemen hemen eski haliyle korunmuş olmalıydı.
Ot bürümüş dar sokağa doğru çıkıntılı ikinci kat, sokağın karşısındaki
evin aynı şekilde çıkıntılı ikinci katına değiyordu neredeyse;
bu yüzden tamamen karsız, alçak eşikleri olan bir tünelde gibiydim.
Sokakta kaldırım yoktu, ama çoğu evin demir tırabzanlı birkaç
basamakla ulaşılan yüksek kapısı vardı. Tuhaf bir görünüşü vardı sokağın;
New England’a yabancı olduğumdan, daha önce bir benzerini görmemiştim.
Bu manzaradan da hoşlanmıştım ama karda ayak izleri, sokakta insanlar
ve perdeleri çekilmemiş birkaç pencere olsaydı daha çok hoşlanırdım.

Arkaik demir tokmağı çaldığımda, korku içinde olduğum söylenebilirdi.
Herhalde bana vasiyet edilen görevin tuhaflığı, akşamın ürkütücülüğü
ve ilginç adetleri olan bu eski kasabada hüküm süren
sessizliğin acayipliğiydi beni korkutan.
Kapıyı çalışıma cevap verildiğinde iyice korktum;
çünkü kapı gıcırdayarak açılmadan önce hiçbir ayak sesi duymamıştım.
Ama korkum uzun sürmedi, çünkü kapıda beliren gecelikli,
terlikli yaşlı adamın bütün endişelerimi dağıtacak kadar yumuşak
bir yüzü vardı; dilsiz olduğunu belirten işaretler yaptıktan sonra,
elindeki balmumu tablete sivri uçlu kalem kullanarak eski ve
tuhaf bir yazıyla hoş geldin yazdı.
Dışarı çıkıp bu inanılmaz derecede eski kasabanın
mehtapsız, dolambaçlı sokaklarına daldık;
perdeleri çekili pencerelerdeki ışıklar birer birer söner ve Sirius Yıldızı,
her kapı aralığından sessizce çıkarak cadde boyunca ilerleyen
yürüyüş alayına katılan kukuletalı, pelerinli şekillerden oluşan
bu kalabalığı yan gözle süzerken yürüyüşümüze devam ettik;
gıcırdayan tabelaları, Nuh Nebi’den kalma üçgen çatıları,
saz çatıları ve baklava dilimi pencereleri geçtik; çürüyen evlerin
birbirine yaslanarak birlikte ufalanmaya devam ettiği yerlerdeki
sarp sokakları aştık; aşağı yukarı hareket eden fenerlerin tekinsiz,
sarhoş takımyıldızları oluşturduğu açık alanlardan ve
kilise avlularından kayar gibi sessizce ilerledik.

Çıt çıkarmadan ilerleyen bu kalabalığın arasında dilsiz rehberlerimi takip ettim; inanılmaz derecede hafif dirsek darbeleriyle dürtüldüm ve
anormal derecede yumuşak göğüs ve karınlarla sıkıştırıldım
ama ne bir yüz gördüm ne de bir ses duydum.
İnsana ürküntü veren yürüyüş kolları yukarıya doğru,
hep yukarıya doğru yürüyorlardı; yürüyenlerin hepsinin,
kasabanın ortasında yer alan yüksek bir tepenin üzerindeki
büyük beyaz bir kilisenin de bulunduğu bütün yolların odak noktası
olan bir alanda toplanmakta olduklarını gördüm.
Bu kilise, yolun dağı aştığı noktada, alacakaranlıkta Kingsport’u
ilk defa gördüğümde gözüme çarpmış ve korkuyla titrememe yol açmıştı;
çünkü Aldebaran yıldızı bir an için kilisenin hayaletimsi
sivri kulesine takılıp kalır gibi olmuştu.

Kilisenin etrafında açık bir alan vardı;
burası hayal ürünü gibi gözüken sütun gövdeleriyle kısmen
bir kilise avlusu, kısmen de çevresindeki üçgen Çatılı, eski mi eski
evlerle ve karları rüzgârlarla süpürülmüş yarı yarıya taş döşeli zeminiyle
bir meydandı. Ölüm ateşleri mezarların üzerinde, nasıl oluyorsa
hiç gölge düşürmeden, dehşetli görüntüler sergileyerek dans ediyordu.
Kilise avlusunun ötesinde, artık hiçbir evin bulunmadığı bu yerde,
tepelerin doruklarını ve liman üzerinde parıldayan yıldızları görebiliyordum;
karanlığa gömülen kasaba ise görünmez olmuştu.
Sadece arada bir kalabalığa yetişmeye çalışan bir fener,
yılankavi dar sokaklarda ürkütücü bir şekilde aşağı yukarı hareket ediyor,
sonra sessizce kiliseye süzülüyordu. En geride kalanlar da dâhil herkes
karanlık kapıdan içeri süzülene kadar bekledim.
Yaşlı adam kolumu çekiştirip duruyordu, ama kapıdan en son girmeye kararlıydım. Eşiği aşıp insanla kaynayan karanlık kiliseye girerken,
dış dünyaya son defa bakmak üzere geri döndüm;
kilise avlusunun fosforlu ışıltısı tepenin üzerindeki
taş döşemeyi zayıf bir şekilde aydınlatıyordu.
Ve geri dönmemle yüreğimin korkuyla dolması bir oldu.
Çünkü rüzgârın karları silip süpürmüş olmasına karşın,
patikanın kapıya yakın kısmında biraz kar kalmıştı ve
geriye doğru attığım bu kaçamak bakış, karın üzerinde,
benimkiler de dâhil hiç ayak izi olmadığını görmeme yetmişti.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Cthulhu'nun Çağrısı
Baskı tarihi:
21 Temmuz 2015
Sayfa sayısı:
475
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051711256
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Alfa Yayıncılık
Baskılar:
Cthulhu’nun Çağrısı
Cthulhu
Cthulhu
Düşlerin dünyasına geçerek insanları uykularından çağıran kadim tanrı Cthulhu'nun esrarı, Lovecraft'ın müthiş hayal gücünün eseri meşhur "Cthulhu Mitosu"yla birlikte bugün bile pek çok esere ilham vermeye devam ediyor. Korku edebiyatının en sıradışı hikâyelerini barındıran bu kitap, okuyucunun hayal dünyasını derin, karanlık, bilinmez köşelere sürüklerken, edebi altyapısıyla da kendisine hayran bırakıyor. Lovecraft'ın ürpertici üslubunu Hasan Fehmi Nemli aktarıyor. "R'lyeh'deki evinde ölü Cthulhu düş görerek bekliyor."
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 112 okur

  • Ezgi

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%1.9 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0