Cumhuriyetin Odası AtoSinan Aygün

·
Okunma
·
Beğeni
·
192
Gösterim
Adı:
Cumhuriyetin Odası Ato
Baskı tarihi:
2006
Sayfa sayısı:
356
ISBN:
9759198665
Yayınevi:
Birharf Yayınları
10 Kasım 1938'te yalnızca Mustafa Kemal ölmedi.Onunla birlikte bu ulusun özgürlük ve bağımsızlık meşalesi de söndü.
Çağdaş uygarlık koşumuz yarıda kaldı.

İşte Türkiye'nin hali.. Her açıdan perişanlık yaşanıyor. Oysa Mustafa Kemal'in işaret ettiği öyle doğru rotalar var dı ki.. Yeter ki üzerimize asılı kalan o lanet olası aşağılık komplekslerimizden bir kurtulabilseydik. Kendi değerlerimize, kendi iç dinamiklerimize sarılabilseydik.

Ancak, onun çizdiği yol haritasını bir türlü doğru okuyamadık. Çağdaşlaşma ile batılılaşmayı birbirine karıştırınca büyük bir yol kazası da beraberinde geldi. Çağdaşlaşmak yerine bir maymun gibi batıyı taklit ettik.

Onun sağlığında kendi öz değer ve imkanlarımız seferber edilerek inanılmaz bir ivme yakalanmıştı. Ancak ölümünden sonra ona ihanet ettik. Sonuçta da kendine tamamen yabancılaşmış, kendi dilinden, tarihinden fersah fersah yabancı kuşaklar yetişti.

Atatürk'e duyduğum hayranlığın ekseninde, "Batıya karşı mesafeli tutumu" vardır. Çünkü o, Fransız İhtilali'nden sonra ortaya atılan özgürlük, eşitlik ve kardeşlik kavramlarının yalnızca hıristiyan, batılı ve beyazlar için geçerli olduğunu çok iyi biliyordu. O nedenle diplomatik ilişki ile teslimiyetçiliği birbirine hiç karıştırmadı. Biliyordu ki, Batı'ya bir kez taviz verildi mi sonu gelmezdi.

Adını "Cumhuriyetin Odası" diye koyduğum ATO'nun başkanı olarak, onu anlamaya ve anlatmaya yılmadan devam edeceğim. Türkiye'nin tek kurtuluş reçetesi budur çünkü...
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Kitaba henüz alıntı eklenmedi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Cumhuriyetin Odası Ato
Baskı tarihi:
2006
Sayfa sayısı:
356
ISBN:
9759198665
Yayınevi:
Birharf Yayınları
10 Kasım 1938'te yalnızca Mustafa Kemal ölmedi.Onunla birlikte bu ulusun özgürlük ve bağımsızlık meşalesi de söndü.
Çağdaş uygarlık koşumuz yarıda kaldı.

İşte Türkiye'nin hali.. Her açıdan perişanlık yaşanıyor. Oysa Mustafa Kemal'in işaret ettiği öyle doğru rotalar var dı ki.. Yeter ki üzerimize asılı kalan o lanet olası aşağılık komplekslerimizden bir kurtulabilseydik. Kendi değerlerimize, kendi iç dinamiklerimize sarılabilseydik.

Ancak, onun çizdiği yol haritasını bir türlü doğru okuyamadık. Çağdaşlaşma ile batılılaşmayı birbirine karıştırınca büyük bir yol kazası da beraberinde geldi. Çağdaşlaşmak yerine bir maymun gibi batıyı taklit ettik.

Onun sağlığında kendi öz değer ve imkanlarımız seferber edilerek inanılmaz bir ivme yakalanmıştı. Ancak ölümünden sonra ona ihanet ettik. Sonuçta da kendine tamamen yabancılaşmış, kendi dilinden, tarihinden fersah fersah yabancı kuşaklar yetişti.

Atatürk'e duyduğum hayranlığın ekseninde, "Batıya karşı mesafeli tutumu" vardır. Çünkü o, Fransız İhtilali'nden sonra ortaya atılan özgürlük, eşitlik ve kardeşlik kavramlarının yalnızca hıristiyan, batılı ve beyazlar için geçerli olduğunu çok iyi biliyordu. O nedenle diplomatik ilişki ile teslimiyetçiliği birbirine hiç karıştırmadı. Biliyordu ki, Batı'ya bir kez taviz verildi mi sonu gelmezdi.

Adını "Cumhuriyetin Odası" diye koyduğum ATO'nun başkanı olarak, onu anlamaya ve anlatmaya yılmadan devam edeceğim. Türkiye'nin tek kurtuluş reçetesi budur çünkü...

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • Semiha E.

Kitap istatistikleri