·
Okunma
·
Beğeni
·
6644
Gösterim
Adı:
Cyrano de Bergerac
Baskı tarihi:
2008
Sayfa sayısı:
280
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751412966
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Remzi Kitabevi
Baskılar:
Cyrano de Bergerac
Cyrano de Bergerac
Cyrano de Bergerac
Cyrano De Bergerac
Don Kişot ve Hamlet kadar ünlü olan efsane bir kahraman…

Cyrano de Bergerac 1897’de Fransız oyun yazarı Edmond Rostand tarafından kaleme alındı ve kısa sürede yazarının en ünlü eseri oldu. Gerçek bir kişilikten yola çıkılarak yaratılan ve ilk kez 28 Aralık 1897’de Paris’te sahnelenen oyun, yazarının ilgi çekici üslubu ve kendine özgü şiirsel diliyle dikkat çekti.

“Cyrano de Bergerac” karakterinin en belirgin yönü, güçlü kişilerle mücadele cesareti, ahlaki kaygıları ve hitabet gücüdür. Öte yandan zeki, cesur ve çirkinliğinden ötürü acı çeken ana karakteriyle bu tiyatro eseri, çeşitli nedenlerle toplumun dışladığı kişilere ve ezilenlere yakılmış bir ağıttır.

Cyrano, günümüzde Don Quijote ve Hamlet düzeyinde, dünya çapında örnek bir karakter haline gelmiştir.

Bu ünlü oyunu Nuriye Yiğitler’in Türkçesiyle sunuyoruz.
250 syf.
Şu muhteşem tiradı yazmadan geçemeyeceğim. Lütfen okumayan arkadaşlar bu enfes eseri okusunlar. Mümkünse tiyatro oyununa da gitsinler, mümkünse filmini de izlesinler. Bilhassa Rüştü Asyalı'nın sesinden.


" - Ne yapmak gerek peki?
Sağlam bir arka mı bulmalıyım?
Onu mu bellemeliyim?
Bir ağaç gövdesine dolanan sarmaşık gibi
Önünde eğilerek efendimiz sanmak mı?
Bilek gücü yerine dolanla tırmanmak mı?
İstemem!
Herkesin yaptığı şeyleri mi yapmalıyım Le Bret?
Sonradan görmelere övgüler mi yazmalıyım?
Bir bakanın yüzünü güldürmek için biraz şaklabanlık edip,
Taklalar mı atmalıyım?
İstemem! Eksik olsun!
Her sabah kahvaltıda kurbağa mı yemeli?
Sabah akşam dolaşıp pabuç mu eskitmeli?
Onun bunun önünde hep boyun mu eğmeli?
İstemem! Eksik olsun böyle bir şöhret!
Eksik olsun!
Ciğeri beş para etmezlere mi "yetenekli" demeli?
Eleştiriden mi çekinmeli?
"Adım Mercuré dergisinde geçse" diye mi sayıklamalı?
İstemem!
İstemem! Eksik olsun!
Korkmak, tükenmek, bitmek...
Şiir yazacak yerde eşe dosta gitmek.
Dilekçeler yazarak içini ortaya dökmek?
İstemem! Eksik olsun!
İstemem! Eksik olsun!
Ama şarkı söylemek, düşlemek, gülmek, yürümek...
Tek başına...
Özgür olmak...
Dünyaya kendi gözlerinle bakmak...
Sesini çınlatmak, aklına esince şapkanı yan yatırmak...
Bir hiç uğruna kılıcına ya da kalemine sarılmak...
Ne ün peşinde olmak, para pul düşünmek,
İsteyince Ay'a bile gidebilmek.
Başarıyı alnının teriyle elde edebilmek.

Demek istediğim asalak bir sarmaşık olma sakın.
Varsın boyun olmasın bir söğütünki kadar.
Yaprakların bulutlara erişmezse bir zararın mı var?

- Dök içindeki öfkeyi dostum. Ama saklama benden seni sevmediğini.
- Sus... "

Cyrano De Bergerac'tan... Unutulmaz "İstemem eksik olsun" tiradı.
Edmond Rostand
250 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10
Spoiler var dikkat !

Abartmıyorummmmm diye bağırtmak istiyorum.... " Okuduğum en iyi tiyatro eseri beee" diyorum. " Ne oluyor be ! Bu nasıl bir inceleme başlangıcı ? " diyenler olacağını tahmin ediyorum içimden ve onlara yavaş yavaş fısıldamaya başlıyorum.

Cyrano De Bergerac uzun burunlu, delikanlı bir kahraman ve etkileyici bir dil. Ne oldu da Kemal bu kadar etkilendin sen bu Mösyö Bergerac'tan. Çünkü muhteşem bir kurgu ve öylesine içten duygu aktarımı var ki... Kitabı bitirdiğimde gözlerim doldu be.

Alla alla neymiş bu roman diye bakarsanız klasik bir tiyatro eseri. Belki de adını ilk kez duydunuz. Nedendir anlamıyorum bazı eserler niçin bu kadar az tanınıyor ve önemsiz ücra köşelere atılıyor. Kitabı okurken öylesine dua ettim ki; o Notos Dergi'sini aldım ve en iyi 100 çeviri listesine baktım. Evet özellikle çevirisi için aldım ve bu kitap ilk 20 deydi. Hemen aldım edindim koydum bir köşeye. Bir de baktım ki sitedeki bir dostum mustafa tamer akder bu kitabı okuyor; hemen sordum "Nasıl kitap? " cevabı gecikse de ben hem araştırdım hem de artık hissettim diyelim aldım o ücra köşeden koydum baş ucuma. Evet baş ucu derken yanlış değil artık başucu kitaplarımın arasında olacaktır.

Yazar ne anlatıyor derseniz muazzam bir aşk anlatıyor. Ama öylesine içten ve samimi ve günümüzden. Bire karşı yüz kişiyi karşısına alan Bergerac hem savaş kahramanı hem de aşk. Sonrasında bir arkadaşı var Christian onunla takılıyor. Christian'ın da sevgilisi var Roxanne bu isimleri tanıtırken kendimi dedikodu yapan teyzeler gibi hissettim ya neyse...

Evet aslında buna benzer bir olay oluyor. Bergerac'ın o hitabeti ve tatlı, romantik dili devreye giriyor. Roxanne ile Christian tam ayrılacakken birden Bergerac araya giriyor ve o sesiyle, diliyle Roxanne'yi tavlıyor ama Christian için. Roxanne öylesine bir kıvama geliyor ki " Öl de öleyim " kıvamı yani. Neyse bir anda bir savaşın patlak vermesiyle iki isim askere hatta direk savaşa gidiyorlar. Neyse gel zaman git zaman bu savaş yüzünden ayrılan Christian arkadaşı Bergerac'a benim yerime ona mektup yazar mısın diyor ? Savaş öylesine kızışmış bir durumda ve aşk öylesine derinleşmiştir ki.... Ah Bergerac neler yazıyorsun o Roxanne'ye....

O savaşın içinde Bergerac arkadaşı için mektuplar gönderir atıyla postaya giderek. Geri gelir. Arkadaşı ona çok dua eder sağol diyerekten ama sizce de böyle midir ?

Maalesef asıl tiyatro ve aşk burada yaşanıyor. Bergerac Roxanne'ye o mektupları öylesine içten ve aşk dolu yazmıştır ki kendini kaptırmıştır. Ama öyle dile aşık olunmaz mı be Kemal ? Delicesine romantik ve sırılsıklam aşık bizim Bergerac. Gel zaman git zaman savaşı tam kaybedeceklerine yakın bir araba evet şaşırmayın bir araba savaş alanına girer ve düşmanların arasından geçerek Christian'a ulaşır. Arabadan kim mi iner ? Tabiki Roxanne... Herkes şaşırır ! Sen kimsin ve nasıl buraya geldin ? Tabi Christian ve Bergerac şokta. Bu arada unuttum Roxanne çok varlıklı ve güzel mi güzel bir kız. Neyse güzelliği sayesinden düşmanın içinden geçer; hem de tek kurşun yemeden. Hemen sevgilisine koşan Roxanne yazılan mektuplardan o kadar etkilenmiştir ki düşünün arabaya binip geliyor. Durum böyle olunca Christian'ın aklına karpuz kabuğu düşer tabi. Bergerac'a danışan Christian neler oluyor der ve kötü bir son... Konuşunca Bergerac itiraf eder ayda bir değil , haftada bir değil her gün o atla sabah gidip akşam geldim ve mektup yazdım der. Bir anda deliren Christian düşmanın üstüne atlar; pervasızca..... İlk kurşunda ölür daha doğrusu kendini öldürür. İşte o vicdan, kahramanlık ve aşk burada çok derine işliyor. Bergerac Roxanne'ye kavuşur. Roxanne onu sahiplenir ama bir arkadaş olarak. Öylesine derine işler bu vicdan ölse bile diyemez Roxanne'ye aşkını yazıkcağızım. Erir gider hasta olur... Son demlerinde ise bir sürpriz olur. Bu inceleme de burada biter.

Uzun lafın kısası muhteşem bir aşk hikayesi ve kesinlikle dile getirmem gereken harika ötesi bir çeviri. Kafiyeler, uyaklar, dizelerin içinize işlemesi, şiirsellik falan hepsi muazzam. Sadece bu konular yok; bir çok konuya hitap eden klasik bir eser.

Kitabı mutlaka temin edin ve okuyunuz. Tiyatro eserinde es geçilmemesi gereken bir eser. Mutlu ve iyi okumalar diliyorum.
280 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
Cyrano, sahteliğe, yalakalığa, iki yüzlülüğe, dalkavukluğa her daim karşı gelip dik duran, boyun eğmeyen, insanlara çıkarı için yaklaşmayan, yalnız ama güçlü adam... aşka düşünce yaşadığın cesaretsizlik, kendini dipe çekme, bazen yüceltmen; hemen ardından yine bunu haketmeyeceğine inanman... burnunun başlayan kompleksinle senelerce susuşun... aşkını döktüğün satırların başka yüreklerin aşkına yaramasına ne demeli.. insan nasıl duygularını tüm aşkını dile söktüğü sözcükleri başkasına feda eder ki... ama Cryano Christian’ı çok sevdiğinden değil, burnunu hiç sevmediğinden, çirkinliğini benimseyip onunla balkon altlarına, satır aralarına, mektuplardaki aşk cümlelerine, sessiz ve habersiz gözyaşlarının arkasına saklanan ve tüm bunları maskeleyen dostluk, dürüstlük ve savaşçı, doğrularından şaşmayan bir tarafıyla gösterdi kendini insanlara...

psikolojik yönden Cyrano bir kaygı bozukluğu vakasıdır aslında (mesleki değerlendirmeye girmeden olmuyor :)) o toplumun içinde başı dik gezen, kendine güvenen cesaretli bir adamken aşık olduğu kadın karşısında aciz, sakin, susan, cesaretsiz, özgüvensiz birine dönüşüyor.. iki zıt ve bambaşka yönü olan bir adam...

Şiirlerine hayranlık duymamak zaten elde değil... filmini en yakın zamanda izleyeceğim daha önce kısa bir videosuna denk gelmiştim. Zaten videodan sonra hemen okuma listemde öne aldım bu kitabı... oyununa da gidebilmeyi çok isterim tekrar oynanır mı bilinmez ama bir şansım olursa ne ala!!! Muhteşem bir tiyatro okudum demeyecem, muhteşem bir tiyatro izledimmm gerçekten muazzamdı hayalimdeki bu tiyatro.. Keyifli okumalar dilerim..
250 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
Klasiklerle klişeler arasında fark vardır. Klişeler sadece okuyucunun ya da seyircinin ilgisini toplayacak, daha fazla para kazandıracak şeyleri hedeflerler. Klasiklerin ise başlıca amacı sanat yapmaktır ve büyük çabalarla oluşturulan bu eserler sonucunda unutulmaz karakterler çıkartırlar ortaya. İşte bu unutulmaz karakterlerden biridir Cyrano De Bergarac.

Gerçekten yaşamış bir yazardan ilham alınarak yaratılan bu karakter, aynı gerçek Cyrano gibi hem şair hem de sıkı bir düellocu. Tabiri caizse kimseye eyvallahı olmayan, kimseden sözünü esirgemeyen, dostlar edinmeye çalışmayan, her Gaskon kadar deli, her Gaskon kadar cesur, hem şair hem de sıkı bir düellocu. Düello ederken balad söyleyen ve düelloyu bitirmek için baladın sonunu getiren bir adam. Bir kusuru var yalnız Cyrano'nun. O da en çok kendisinin dalga geçtiği ama kimsenin ona bu hususta tek kelime edemediği upuzun burnu. Sırf bu çirkinliğinden ötürü aşığına açılamıyor, gururunu kırıp parçalayıp atamıyor ve sürekli Roxane'ı Christian'ın kollarına itiyor.

Böyle klasikleri okudukça sanatın eskiden daha zevkli ve daha zorlu bir uğraş olduğunu düşünüyorum ister istemez. Bu yüzden eskiden sanat daha asil, daha soylu idi. Bunu bu kitabı okurken çok daha net anlayabiliyoruz. Eskiden herkesin önünde bir bilgisayar, bir internet yoktu. Belki de budur klasikleri bizim gözümüzde bu kadar değerli kılan. Üzerinde verilen emekler, harcanan çabalar...

Efsane burun ve "İstemem, eksik olsun" tiradıyla ünlenmiştir bu karakter. Edmond Rostand'ın kaleminden çıkıp İş Bankası Kültür Yayınları'nın Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi'nde, üzerindeki Roma rakamlarını bir türlü okuyamadığım numaradaki bu kitap, Sabri Esat Siyavuşgil'in çevirisiyle yayınlanmış. Gerard Depardieu'nun olağanüstü oyunculuğu ve Rüştü Aşyalı'nın muhteşem seslendirmesiyle de filmi yapılmış. Ben filmini de seyretmenizi tavsiye ederim. İyi seyirler, keyifli okumalar...
250 syf.
·8/10
Cyrano de Bergerac; olağanüstü bir hayata sahip bir insanın, muhteşem bir yazarın hikayesi. Hem Sabri Esat Siyavuşgil'in çevirisi hem de Gerard Depardieu'nün başrolünü oynadığı filmi harikaydı.

İnsan fiziksel görünüşü yüzünden hayatının aşkından vazgeçebilir mi, hem de ince ruhlu, nazik, vatansever, konuştuğunda ağzından bal damlayan bir insan. Naif bir ruha sahipse vazgeçebiliyormuş. Hatta kendi aşkından vazgeçip kızın aşkına kavuşabilmesi için mücadele eder. Herhalde aşk biraz da fedakarlık demek. Yalnız burada tüm fedakarlığı Cyrano yapıyor. Belli ki aşk aynı zamanda adaletsizlik demek.

Velhasıl Cyrano de Bergerac:
Merd idi, ferd idi, dilâver idi
Şekli insanda bir gazanfer idi
250 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Çok eğlenceli, duygusal ve bir solukta okunacak güzel bir aşk hikayesi. Edmond Rostand, eserin metinlerini ustaca yazmış. Çevirisi de son derece naifti.

Cyrano de Bergerac, Shakespeare’den sonra okuduğum en güzel tiyatro eserlerinden biri oldu. Tavsiye ederim.
250 syf.
·Beğendi·10/10
tanışıklığımız tiyatro ak'la kara'dan gelir. eseri okudum, gerard depardieu'lü filmini çok kereler izledim. uzun zamandır cyrano hakkında bir iki kelam etme isteğim vardı, filmi dün gece hayran hayran izlemekteyken ragueneau ve cyrano'yu analiz etmek istedim.

Eseri okumayanların buradan sonrasına göz atmasını tavsiye etmem, zira spoiler barındıracaktır.

*ragueneau tutkun bir adam, şiire tutkun. bu konuda mahir olduğunu söylemek güç, çok başarısız. başarısız olduğunun ise hiç mi hiç farkında değildir. cyrano tutkun bir adam, şiire tutkun. bu konuda epey mahir, haddinden fazla başarılıdır. bu becerisini herkes gibi kendi de bilir.

* ragueneau şiirini herkesle paylaşmak ister, cyrano'nun ise böyle bir derdi yoktur. onun derdi dolaylı yoldan da olsa roxane'ın bunu bilmesidir. roxane dolaylı yoldan cyrano'nun şiirlerini,mektuplarını okur... roxane, okurken zevkten bayıldığı o dizelerin cyrano'ya ait olduğunu anlayacaktır. fakat... ağlamıyorum, gözüme cyrano'nun burnu kaçtı.

*cyrano yalnız bir adam, yalnızlığından bıkmış bir adam. kol kola yürüyen bir çift görünce hülyalara dalan, gözü gölgesine ilişince yeise bürünen bir adam. çirkinliğini bilir, kabullenir. burnunun onda bıraktığı çirkinlik en büyük kompleksidir. ragueneau ise evlidir, zengindir, pastacılıkta başarılıdır. yalnız olmadığını düşünür. karısı vardır, sanatsever dostları vardır.. sahiden de öyle midir? evli olmasına evlidir ama karısı onu anlamaz; şiir ve sanat zevkini paylaşmaz. şiirlerini küçümser, şiir kitaplarından külah yapar içine unlu mamüller doldurur... ya o sanatsever(!) dostlara ne demeli? ragueneau'nün pastalarını homini gırtlak götürürler, ücretsiz pasta yiyebilmek için şakşakçılık yaparlar. ragueneau dibine kadar yalnız bir adamdır, bunun farkında değildir.

*ragueneau hiçbir şeyin farkında değildir. yalnızlığının, sanat becerisine sahip olmayışının, sözde dostlarının sahteliklerinin, sanatı zaafının insanlar tarafından fark edildiğinin, bu zaafın dibine kadar sömürüldüğünün... cyrano ise her şeyin farkındadır. çirkin burnunun, insanların niyetlerinin, sevdasının, sevdasının yakıcı etkisinin, gücünün... her şeyin farkındadır. bu farkındalık durumu cyrano'yu bükülmez bir silahşör, muazzam bir şair yapar, ragueneau'yü ise saf bir pastacı.

*ragueneau de cyrano da esasında sevdikleri için her türlü fedakarlığı göze alabilirler. cyrano sevdiği kadın için aşkından, kendinden vazgeçmiştir. ragueneau ise dostları için ölümü bile göze almıştır. cephedeki dostlarına yiyecek götürebilmek için düşman hattından geçebilecek kadar da esaslı bir abimizdir.

*cyrano'nun le brets’i vardır. ragueneau'nünse kimsesi yoktur.

*cyrano gururludur. gururu o yakıcı aşkından bile daha güçlüdür. ragueneau çok da gururlu bir adam değildir. tutkusuna zerre saygısı olmayan bir kadınla evlidir, evli kalacaktır.

*cyrano sevdiğimiz bir abimizdi, mahallenin en sert abisiydi. tek sefer de 100 kılıçlı adamı paket edecek kadar iyi dövüşürdü. gaskonya beyiydi, başında castel-jaloux vardı. sevdiği kadının mutluluğu için neler yapmadı ki. her şeyini verdi, gururu hariç... ruhuna fatiha okumadan önce bu deli adamı bir de kendi ağzından tanıyalım:

"fakat ne halt etmeye girdi,
ne halt etmeye girdi alemin gemisine?...
felsefeyi severdi, fizikten de anlardı,
iairdi, musikide hayli behresi vardı.
laf altında kalmazdı, yaman bir silahşördü;
başkası hesabına aşık olurdu.
rahmetlinin cyrano de bergerac'tı adı;
her şey olayım derken hiçbir şey olamadı!"
250 syf.
·4 günde·Puan vermedi
William Shakespeare’n repliklerindeki asillik havasını bu eserse bulamasamda “gurur” kavramını her tiratlarda ruhuma kadar hissettim. Yazıldığı dönemde haksızlık, adaletsizlik, ahlaksızlık ve yönetim felsefesi üzerine tiyatral eserlerin olmasına rağmen bu kalıpta kalmayarak okuyucu(izleyici) ruhuna “fedakar aşk” ile işlemeyi başarmış ve alttan mesajları veren bir eser. Ana karakter sevdiği kadına çirkinliğinden dolayı içini dökemese de, arkadaşının aynı kadına aşkını ilan edebilmesi için gayret sarf etmektedir. Cephede bile bundan taviz vermemekte ve kadına ruhunun derinliklerinden çıkan aşkı ile arkadaşının ağzındanmış gibi mektuplar göndermektedir. Bitiş sahnesi ise usta oyuncular eşliğinde gözler yaşlı şekilde izlenmeyi hak ediyor..
280 syf.
Valvert: -Siz! Sizin burnunuz... burnunuz... çok büyük. Çok..
Cyrano: -Hepsi bu mu?
Valvert: -Evet.
Cyrano: - Bu kadarı az delikanlı! Asıl iş edada. Mesela bak,
hoyratça, "Burnum böyle olsaydı mösyö, mutlak dibinden kestirirdim!"
Dostça, "Yana yatmaz mı? Senden önce davranıp kadehe batmaz mı?"
Tarifle, "Burun değil bir kere, coğrafyada böylesine dağ denir, dağ değil, yarımada!"
Mütecessis, "Acaba ne işe yarar bu alet? Makas kutusu mudur, divit midir, izah et?"
Zarifane, "Kuşları sevdiğiniz besbelli! Yorulmasın diye yavrucaklar, temelli tünek kurmuşsunuz!"
Pürneşe, "Birader şu koskocaman burunla tütün içince, komşu yangın var demiyor mu?" Müdebbir; "Aman yavrum! Bu ağırlıkla yere düşmenden korkuyorum!"
Müşfik, "Yaptırın ona küçük bir şemsiye, yazın fazla güneşten rengi solmasın diye!"
Âlimane, "Görmüşüm Aristophanes'de belki Hippocampelephantocamelos adındaki hayvanın burnu gayet büyükmüş! Sen ne dersin?"
Nobran, "Zaten bilirim, sen misafir seversin; bu şapka asmak için mükemmel icat!"
Şairane, "Ey burun, bütün cihana inat, seni baştan aşağı nezle etmeye kaadir tek rüzgâr bulunamaz, karayel müstesnadır!...."
Cyrano de Bergerac / Burun Tiradı
250 syf.
·Beğendi·8/10
...
Dolaşıp da herkesten alkış mi dilenmeli?
İstemem eksik olsun! Yoksa bir sürü keli
Sırma saçlı diyerek göğe mi çıkarmalı?
Yoksa ödüm mü kopsun Tanrının bir aptalı
Gazeteye bir tenkit yazacak diye her gün?
Yahut sayıklamak mı lazım: "Adım görünsün aman!" diye şu meşhur Mercure ceridesinde
İstemem eksik olsun! Ve tâ son nefesinde
Bile çekinmek, korkmak, benzi sararmak,bitmek,
Şiir yazacak yerde ziyaretlere gitmek,
Karşısında zoraki sırıtmak her abusun
Eksik olsun istemem, istemem eksik olsun
Fakat şarkı söylemek, gülmek, dalmak hülyaya
Yapayalnız, ama hür seyahat etmek aya
Gören gözü, çınlayan sesi olmak ve canı
İsteyince şapkayı ters giymek, karışanı
Olmamak. Bir hiç için ya
Kılıcına ya kalemine sarılmak
Ve ancak duya duya yazmak
Sonra gayet tevazuyla kendine:
Çocuğum! Demek, bütün bunları hoş gör yine
...
250 syf.
Cyrano ile 2000'li yıllarda CNBC-E'de tanıştım. Aynı isimle çekilen 1990 Fransız yapımı film, Gerard Depardieu'nun başarılı oyunculuğuna rağmen bana senaryodaki o edebi güzelliği gösterememişti ya da daha toydum görememiş olabilirim:) Ve ben Cyrano'yu hafızamdan silmiştim ta ki 2015 yılında İBB Tiyatrosu, oyunu programına alana kadar. (İBB bu sene de oyunu sahnelerse kaçıranlar mutlaka izlemeli. Ayrıca oyun için Tolga Çebi'nin yazdığı Aşk isimli bir şarkı var ki youtube'dan dinlemenizi tavsiye ederim). Oyunu izlediğimde senaryodaki dilden o kadar etkilendim ki oyun biter bitmez bir google araması:Edmond Rostand, Cyrano de Bergerac... derken kitabı tedarik edip okumak yaklaşık iki yıl sonrasına nasip oldu:)Geç de olsa kitabı büyük bir afiyetle okudum. Hatta Shakespeare'in eserlerinde yarattığı o büyünün tadını sadece bu kitapta bulabildim. Cyrano'nun hazırcevaplığı, romantizmi, burnu ile ilgili replikleri ve o meşhur istemem eksik olsun tiratı sizin de hoşunuza gidecektir.
Fransızca bilmiyorum ama yaşattığı büyüden dolayı çevirinin oldukça başarılı olduğunu söyleyebilirim:)
İyi okumalar!
250 syf.
·1 günde
Kitaba başlamam o kadar nadideydi ki bitirince aklıma direkt paylaşma hissi doğdu. Oysa ki geçen yıl uygulamayı açıp kullanmayı unutmuştum. O arada okuduğum kitaplardan da önce beni etkileyen bir kaç kitabı paylaşmaya başlayıp uygulamayı devamlı kullanmak istiyorum Gelelim kitaba..... Yedi Meşaleciler şiir topluluğundan olan Sabri Esat Siyavuşgil'den bahsetmeli önce. Bir çok Fransızca yapıtı Türkçeye aynaladığını bilirdim ama bu kitapta ilk defa şahit oldum tamamlayıcılığına. Öyle bi' çevrilmiş ki tiratlar Mösyö Cyrano'dan Montfleury'e kadar herkesin ruhu aksetmiş Türkçeye. Beni bir böyle güldürüp hüzünlendiren Leyla ile Mecnun olmuştur. Bi de Cyrano de Bergerac... Hayalini tam canlandırdığım yer, serenad yaptıktan sonra Roxane'ı seyrediş anı ve De Guiche'i oyalama sahnesi... 6 farklı yolla aya nasıl çıkılır? Ve ölümünde hiçbir yola gerek olmadan aya süzülmesi. Orda ağlattı ilk defa bi' kitap beni.
Valvert: -Siz! Sizin burnunuz... burnunuz... çok büyük. Çok.

Cyrano: -Hepsi bu mu?

Valvert: -Evet.

Cyrano: - Bu kadarı az delikanlı! Halbuli neler, neler bulunmaz söylenecek! Asıl iş edada. Mesela bak,

hoyratça, "Burnum böyle olsaydı mösyö, mutlak dibinden kestirirdim!"

Dostça, "Yana yatmaz mı? Senden önce davranıp kadehe batmaz mı?"

Tarifle, "Burun değil bir kere, coğrafyada böylesine dağ denir, dağ değil, yarımada!"

Mütecessis, "Acaba ne işe yarar bu alet? Makas kutusu mudur, divit midir, izah et?"

Zarifane, "Kuşları sevdiğiniz besbelli! Yorulmasın diye yavrucaklar, temelli tünek kurmuşsunuz!"

Pürneşe, "Birader şu koskocaman burunla tütün içince, komşu yangın var demiyor mu?"

Müdebbir; "Aman yavrum! Bu ağırlıkla yere düşmenden korkuyorum!"

Müşfik, "Yaptırın ona küçük bir şemsiye, yazın fazla güneşten rengi solmasın diye!"

Âlimane, "Görmüşüm Aristophanes'de belki Hippocampelephantocamelos adındaki hayvanın burnu gayet büyükmüş! Sen ne dersin?"

Nobran, "Zaten bilirim, sen misafir seversin; bu şapka asmak için mükemmel icat!"

Şairane, "Ey burun, bütün cihana inat, seni baştan aşağı nezle etmeye kaadir tek rüzgâr bulunamaz, karayel müstesnadır!"

Hazin, "Bir de kanarsa, Kızıldeniz! Ne bela!"

Hayran, "Lavantacıya ne mükemmel tabela!"

Lirik, "Bu Tanrıların bindiği bir gemidir!"

Safiyane, "Abide ne günleri gezilir?"

Hürmetkârane, "Mösyö, kibarsınız muhakkak, yoksa var mı cumba sahibi olmak!"

Köylü, "Vış anam! Bu ne? Bilmem guş muh, balık mıh? Yoğusa tohuma kaçmış bir salatalıh mı?"

Sivri akıllı, "Bunu tombalaya koymalı! Kim elinden kaçırmak ister böyle bir malı?"
Edmond Rostand
Sayfa 64 - Siren yay
Ya ne yapmak lazımmış?
Sağlam bir dayı bulup çatmak sırnaşık gibi,
Bir ağaç gövdesini tıpkı sarmaşık gibi,
Yerden etekleyerek velinimet sanmak mı?
Kudretle davranmayıp hileyle tırmanmak mı?
İstemem eksik olsun! Herkes gibi, koşarak,
Yabanın zenginine methiyeler mi yazmak
Yoksa nazırın yüzü gülecek diye bir an
Karşısında takla mı atmak lazım her zaman?
İstemem eksik olsun! Ricaya mı gitmeli?
Kapı kapı dolaşıp pabuç mu eskitmeli?
Yoksa nasır mı tutsun sürünmekten dizlerim?
Yahut eğilmekten mi ağrısın ötem berim?
İstemem eksik olsun! Tazıya tut, tavşana
Kaç mı demeli? Belki kaz gelir diye bana
Tavuk mu göndermeli? Yoksa bir fino gibi
Susta durmak mıdır ki, acep en münasibi?
İstemem eksik olsun! Bir kibar salonunda
Kucak kucak dolaşıp boy atmak ve sonunda,
Marifet şiire koyup kameri, yıldızları,
Aşka getirmek midir, evde kalmış kızları?
İstemem eksik olsun! Yahut şan olsun diye,
Meşhur bir kitapçıya giderek, veresiye
Şiir mecmuası mı bastırmalı? İstemem
Eksik olsun! Acaba bulup bir alay sersem
Meyhane köşesinde dahi olmak mı hüner?
İstemem eksik olsun! Bir tek şiirle yer yer
Dolaşıp ta herkesten alkış mı dilenmeli?
İstemem eksik olsun! Yoksa bir sürü keli
Sırma saçlı diyerek göğe mi çıkarmalı?
Yoksa ödüm mü kopsun bir Allahın aptalı
Gazeteye bir tenkid yazacak diye her gün?
Yahut sayıklamak mı lâzım: "Adım görünsün
Aman!" diye şu meşhur Mercure Ceridesi'nde
İstemem eksik olsun! Ve ta son nefesinde
Bile çekinmek, korkmak, benzi sararmak, bitmek,
Şiir yazacak yerde ziyaretlere gitmek,
Karşısında zoraki sırıtmak her abusun.
Eksik olsun istemem, istemem eksik olsun!
Fakat, şarkı söylemek, gülmek, dalmak hülyaya,
Yapayalnız, ama hür, seyahat etmek aya,
Gören gözü, çınlayan sesi olmak ve canı
İsteyince şapkayı ters giymek, karışanı
Olmamak. Bir hiç için ya kılıcına veya
Kalemine sarılmak ve ancak duya duya
Yazmak, sonra da gayet tevazula kendine:
Çocuğum! Demek, bütün bunları hoş gör yine,
Hoş gör bu çiçekleri, hatta bu kuru dalı,
Bunlar yabanın değil kendi bahçenin malı!
Varsın küçücük olsun fütuhatın, fakat bil,
Onu fetheden sensin, yoksa başkası değil.
Ara hakkını hatta kendi nefsinden bile.
Velhasıl bir tufeyli zilletiyle
Tırmanma! Varsın boyun olmasın söğüt kadar,
Bulutlara çıkmazsa yaprakların ne zarar?
Kavaklar sıra sıra dikilse de karşına
Boy ver, dayanmaksızın, yalnız ve tek başına!
Edmond Rostand
Sayfa 115 - Remzi Kitapevi 1974 basım
''Bir dalın tepesinden, sudaki yansımasına bakan bülbül, kendini ırmağa düşmüş sanıyor. Meşenin doruğunda olmasına rağmen boğulmaktan korkuyor.''
“Ne mutlu ıssız bir köşede saraylardan uzakta yaşayana,
Tek başına, çekilmiş inzivaya,
Kuzey rüzgârı ormanlardan eserken!”
Edmond Rostand
Sayfa 40 - Remzi Kitabevi-5.Basım
Demek istediğim asalak bir sarmaşık olma sakın.
Varsın boyun olmasın bir söğütünki kadar.
Yaprakların bulutlara erişmezse bir zararın mı var?
"Benden al...Senden de bana
"Biraz güzelliğinden ver. .Böylece ikimiz
"Bir roman kahramanı oluruz ... "
Edmond Rostand
Sayfa 107 - Türkiye ış bankası klasikleri

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Cyrano de Bergerac
Baskı tarihi:
2008
Sayfa sayısı:
280
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751412966
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Remzi Kitabevi
Baskılar:
Cyrano de Bergerac
Cyrano de Bergerac
Cyrano de Bergerac
Cyrano De Bergerac
Don Kişot ve Hamlet kadar ünlü olan efsane bir kahraman…

Cyrano de Bergerac 1897’de Fransız oyun yazarı Edmond Rostand tarafından kaleme alındı ve kısa sürede yazarının en ünlü eseri oldu. Gerçek bir kişilikten yola çıkılarak yaratılan ve ilk kez 28 Aralık 1897’de Paris’te sahnelenen oyun, yazarının ilgi çekici üslubu ve kendine özgü şiirsel diliyle dikkat çekti.

“Cyrano de Bergerac” karakterinin en belirgin yönü, güçlü kişilerle mücadele cesareti, ahlaki kaygıları ve hitabet gücüdür. Öte yandan zeki, cesur ve çirkinliğinden ötürü acı çeken ana karakteriyle bu tiyatro eseri, çeşitli nedenlerle toplumun dışladığı kişilere ve ezilenlere yakılmış bir ağıttır.

Cyrano, günümüzde Don Quijote ve Hamlet düzeyinde, dünya çapında örnek bir karakter haline gelmiştir.

Bu ünlü oyunu Nuriye Yiğitler’in Türkçesiyle sunuyoruz.

Kitabı okuyanlar 254 okur

  • Gözde
  • DK
  • @bahar
  • Kübra
  • ece alpargun
  • Gökhan Coşdan
  • Eda GÜNDAY
  • rosenrot
  • Merve Aktürk
  • Nurşin Kaynarca

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%6.1 (6)
9
%6.1 (6)
8
%6.1 (6)
7
%3 (3)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0