Geri Bildirim

Dağın Ardına BakmakBejan Matur

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.429
Gösterim
Adı:
Dağın Ardına Bakmak
Baskı tarihi:
Şubat 2011
Sayfa sayısı:
256
ISBN:
9786051143644
Yayınevi:
Timaş Yayınları
“Onlar dağın ardındakiler. Sözlerinden önce çığlıkları ulaşanlar. Kim oldukları, neye inandıkları bilinmiyor. Görünmez bir güç olarak oradan buraya etki ediyorlar. Adları telaffuz edilse de kim oldukları bilinmiyor. Hepsi buralı, hepsi bizden, binlerce silahlı kadın ve erkek. Dağı mesken tutmuş, hakikatin bildiğimizden farklı olduğunu iddia ediyorlar. Kendi yayınları, medyaları, sivil güçleri var.
Neden dağa çıktılar, neden dağda yaşadılar, dönenler neden döndü ve kalanlar neden hâlâ orada? Bu soruların cevabını almak için önce doğduğum topraklara, yüzlerce evladını kaybetmiş komşu köylere, şehirlere, sonra çoğunluğu için daha büyük bir acı, bir sürgün olan Avrupa’ya gittim. Dağa çıkmış, çatışmalara katılmış, yakalanmış ya da teslim olmuş, cezaevinde yıllarını geçirmiş kişilerle konuştum.
Ve dağın ardına duyduğum büyük merakla bir bayram günü Kandil’e gittim.
Bir masal dağı olmayan, istersek ulaşmamız mümkün olan o dağın ardına bakmaya çalıştım. Anlatılanların içine girmeden sorunun anlaşılmasının ve dahi çözülmesinin mümkün olmadığını gördüm. Yaşananlar her ne idiyse, bu geçen yıllar boyunca Kürt, Türk her kim incindiyse ancak birbirimizi anlamakla iyileştirebiliriz yaralarımızı.”
Kitaba ön yargıyla başladım. Öncelikle şunu belirteyim anlatım stilini ve dilini oldukça sevdim. Röportajlardan birinde bizimkiler kürdistanı kursa onu da batırırlar diyen arkadaşa katılıyorum. Ayrıca röportajları da samimi bulmadım. Kitabı okurken yoruma şunu da yazıcam dediğim her şeyi de unuttum.
aşırı romantikleştirilmiş bir kitap..birilerine "bu insanlar aslında iyi" demeye çalışmış ama olmamış bence.

Benzer kitaplar

Kitabı dağdaki insanların, en azından küçük bir kısmının, nasıl düşündüğünü anlamak için okudum. Taraflı yazıldığını düşünüyorum ama yine de kitabın atmosferinin kötü olmadığını belirtmek isterim.
Birkaç ay önce okuduğum dramatik bir kitap; dağa çıkan gençlerin çıkma sebeplerini pkk den kaçanların hayat hikayelerini anlatan güzel bir kitaptır ayrıca devletin o dönemde bölgede uyguladığı yanlış politikalar sonucu Gençlerin sırf pkk li olduğu için değil bir isyan sonucu çıktıklarını anlatmış Her ne kadar yazar anlatılanlardan çok olumsuz etkilenmişse dahi ...
Kitap okunması gerekenlerden. Belli bur kısmı kendi ağızlarından dinlemek... İlginç ve bir o kadar da suya sabuna dokunmadan tek taraf gösterilerek anlatıldığını düşünüyorum.
Meydanlara çıkıp "mücadeleye devam" gazı veren hiç kimsenin,çocuğunu cephede öne sürmediğini hatırlatmaya gerek var mı?
Herkesin ölümü yücelttiği bu siyasi iklimde, Kürt, Türk annelerin acısını anlamak, o acıdan hareketle bir vicdan yaratmak ve akan kana dur demek sandığımızdan çok daha zormuş meğer. Kimsenin gerçekleri söylemeye cesaret edemediği, cesareti olanların da birbirlerine konuştuğu bu ortamda, haklı sözler bile anlamını kaybediyor.
Belki de sahiden göründüğü kadar karmaşık değildir. Yeter ki dağ başında ya da kışlada insana sahip çıkalım. Çünkü şiddetin korunu, küllerini bir kenara attığımızda altından insan çıkıyor. Evet yaralı, evet incinmiş, kana bulanmış. Ama insan neticede... Habil ve Kabil'den beri aynı olan hikaye bir yerde dursun istiyorsak kendi İsmail'imizi doğru seçelim. Sahip olduğumuz değerler uğruna adayacağımız kimdir? Kendi hayatımız mı? Çocuklarımızın hayatı mı? Bunu binlerce yıl önce İbrahim'in elinden İsmail'i alarak Tanrı gösterdi. Biz neyi bekliyoruz? İnsanımızı kurban olmaktan kurtaracak hangi Tanrısal mucizeyi? Keşke mucizenin insanın kalbinde olduğunu anlayabilsek... Keşke kalbin ve vicdanın bahçesinde konuşacak hale gelebilsek. Ve en önemlisi konuşabilsek. Konuşabilsek ah neleri çözmezdik? 1000 yılın mirasını görmezden mi geleceğiz? Tarihten bunu mu anlayacağız?
Yaşananlar her ne idiyse,bu geçen yıllar boyunca Kürt, Türk her kim incindiyse ancak birbirimizi anlamakla iyileştirebiliriz yaralarımızı .
Her Kürt çocuğunun yaşadığı sorunları yaşamış o da.Dilinden dolayı ayrım görmüş, hatta alay konusu olmuş.Anlatırken hâlâ o duyguyla konuşuyor sanki: ' İlk gün hoca bana adımı,soyadımı sordu.Söyledim.Bunlar güzeldi,biliyordum.Anne adı,baba adı? Onları da cevaplayabilirim. Bir şey daha sordu.Anlamıyorum.Ben sustukça hoca dayak atıyor.Ayakkabılarının ucuyla dizilerimin altına vuruyor.Bir şey söyleyemiyorum.Ağlayamıyorum bile...' İşte bundan sonra söyledikleri, bizi eğitim sistemimizle yüzleştiriyor : ' O dayağın, 16 yaşına geldiğinde çocuğun zihninde nasıl bir isyanla hatırlanacağı hesaplanmıyor. Ben şimdi Türkçeyi o öğretmenden daha iyi kullanır hale geldim.Onun dayağı mı öğretti bana Türkçeyi hiç sanmam! Kendi çaba ve irademle öğrendim. '
Ara sıra ekranlara yansıyan uzak köy okullarında büyük bir adanmışlıkla görev yapan öğretmenlerden, hasret ve korkuyla kışlada bekleyen askerlere, dağ kovuklarına sıkışmış küçük kasaba yöneticilerinden, içlerinde ömür boyu yatacak mahkumlar barındıran cezaevi savcılarına kadar herkeste o duran zaman, her birinde o cıvadan ağırlık, ümitsizlik. Adına söz aldığı ali devlet karşısında kendini hep yetersiz görme, devlete asla ulaşamayacak olmanın, merkezden hep uzak kalmanın yarattığı ezilmişlik duygusu. Kafka'nın Şato'sundaki K gibi karanlık değil belki ama en az o kadar çıkışsız. Ne yapsa yüksek insanlık idealine yaraşır bir yerde duramayacak. Çünkü onun insan idealinin yanı başında kaybolmuş bir gerçeklik halkası var. Bir yerinde tarihin, eksilmiş insan. Bir yeri tarihin, çıkarılmış lügatten...
Muş- Tatvan yolunda devlete inanmanın elbette bir bedeli var. Hep vardı. Acılar yaşanırken de vardı bu bedel, sevinçler o kaskatı dünyayı aralayıp insana ulaşırken de... Bu sadece orada yaşayan ve dili, şarkıları başka türlü olanların kaderi de değil. Orada hasbelkader bulunan, oradan geçmekte olan, oraya devlet adına gönderilmiş olanlar da bu kaderden nasibini alır, almıştır muhakkak.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Dağın Ardına Bakmak
Baskı tarihi:
Şubat 2011
Sayfa sayısı:
256
ISBN:
9786051143644
Yayınevi:
Timaş Yayınları
“Onlar dağın ardındakiler. Sözlerinden önce çığlıkları ulaşanlar. Kim oldukları, neye inandıkları bilinmiyor. Görünmez bir güç olarak oradan buraya etki ediyorlar. Adları telaffuz edilse de kim oldukları bilinmiyor. Hepsi buralı, hepsi bizden, binlerce silahlı kadın ve erkek. Dağı mesken tutmuş, hakikatin bildiğimizden farklı olduğunu iddia ediyorlar. Kendi yayınları, medyaları, sivil güçleri var.
Neden dağa çıktılar, neden dağda yaşadılar, dönenler neden döndü ve kalanlar neden hâlâ orada? Bu soruların cevabını almak için önce doğduğum topraklara, yüzlerce evladını kaybetmiş komşu köylere, şehirlere, sonra çoğunluğu için daha büyük bir acı, bir sürgün olan Avrupa’ya gittim. Dağa çıkmış, çatışmalara katılmış, yakalanmış ya da teslim olmuş, cezaevinde yıllarını geçirmiş kişilerle konuştum.
Ve dağın ardına duyduğum büyük merakla bir bayram günü Kandil’e gittim.
Bir masal dağı olmayan, istersek ulaşmamız mümkün olan o dağın ardına bakmaya çalıştım. Anlatılanların içine girmeden sorunun anlaşılmasının ve dahi çözülmesinin mümkün olmadığını gördüm. Yaşananlar her ne idiyse, bu geçen yıllar boyunca Kürt, Türk her kim incindiyse ancak birbirimizi anlamakla iyileştirebiliriz yaralarımızı.”

Kitabı okuyanlar 143 okur

  • Mavi
  • Emin Akın
  • Songül Turan
  • Enes
  • Serdar U.
  • Serdar U.
  • melike
  • Doktor C.
  • Dilan demir
  • Sercan Akbayrak

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%1.4
14-17 Yaş
%1.4
18-24 Yaş
%13.5
25-34 Yaş
%58.1
35-44 Yaş
%23
45-54 Yaş
%1.4
55-64 Yaş
%1.4
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%58.6
Erkek
%41.4

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%12.5 (4)
9
%9.4 (3)
8
%18.8 (6)
7
%21.9 (7)
6
%21.9 (7)
5
%6.3 (2)
4
%6.3 (2)
3
%0
2
%3.1 (1)
1
%0