Dağın Ardına Bakmak

7,0/10  (21 Oy) · 
92 okunma  · 
10 beğeni  · 
1.620 gösterim
“Onlar dağın ardındakiler. Sözlerinden önce çığlıkları ulaşanlar. Kim oldukları, neye inandıkları bilinmiyor. Görünmez bir güç olarak oradan buraya etki ediyorlar. Adları telaffuz edilse de kim oldukları bilinmiyor. Hepsi buralı, hepsi bizden, binlerce silahlı kadın ve erkek. Dağı mesken tutmuş, hakikatin bildiğimizden farklı olduğunu iddia ediyorlar. Kendi yayınları, medyaları, sivil güçleri var.
Neden dağa çıktılar, neden dağda yaşadılar, dönenler neden döndü ve kalanlar neden hâlâ orada? Bu soruların cevabını almak için önce doğduğum topraklara, yüzlerce evladını kaybetmiş komşu köylere, şehirlere, sonra çoğunluğu için daha büyük bir acı, bir sürgün olan Avrupa’ya gittim. Dağa çıkmış, çatışmalara katılmış, yakalanmış ya da teslim olmuş, cezaevinde yıllarını geçirmiş kişilerle konuştum.
Ve dağın ardına duyduğum büyük merakla bir bayram günü Kandil’e gittim.
Bir masal dağı olmayan, istersek ulaşmamız mümkün olan o dağın ardına bakmaya çalıştım. Anlatılanların içine girmeden sorunun anlaşılmasının ve dahi çözülmesinin mümkün olmadığını gördüm. Yaşananlar her ne idiyse, bu geçen yıllar boyunca Kürt, Türk her kim incindiyse ancak birbirimizi anlamakla iyileştirebiliriz yaralarımızı.”
özüm vurgun 
14 Haz 2014 · Kitabı okudu · 4/10 puan

aşırı romantikleştirilmiş bir kitap..birilerine "bu insanlar aslında iyi" demeye çalışmış ama olmamış bence.

silaes 
23 Şub 2016 · Kitabı okudu · 7 günde · 6/10 puan

Kitaba ön yargıyla başladım. Öncelikle şunu belirteyim anlatım stilini ve dilini oldukça sevdim. Röportajlardan birinde bizimkiler kürdistanı kursa onu da batırırlar diyen arkadaşa katılıyorum. Ayrıca röportajları da samimi bulmadım. Kitabı okurken yoruma şunu da yazıcam dediğim her şeyi de unuttum.

Nevin Özbey 
09 Haz 2015 · Kitabı okudu · 4/10 puan

Kitap okunması gerekenlerden. Belli bur kısmı kendi ağızlarından dinlemek... İlginç ve bir o kadar da suya sabuna dokunmadan tek taraf gösterilerek anlatıldığını düşünüyorum.

Kitaptan 11 Alıntı

sezen 
27 Tem 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Belki de sahiden göründüğü kadar karmaşık değildir. Yeter ki dağ başında ya da kışlada insana sahip çıkalım. Çünkü şiddetin korunu, küllerini bir kenara attığımızda altından insan çıkıyor. Evet yaralı, evet incinmiş, kana bulanmış. Ama insan neticede... Habil ve Kabil'den beri aynı olan hikaye bir yerde dursun istiyorsak kendi İsmail'imizi doğru seçelim. Sahip olduğumuz değerler uğruna adayacağımız kimdir? Kendi hayatımız mı? Çocuklarımızın hayatı mı? Bunu binlerce yıl önce İbrahim'in elinden İsmail'i alarak Tanrı gösterdi. Biz neyi bekliyoruz? İnsanımızı kurban olmaktan kurtaracak hangi Tanrısal mucizeyi? Keşke mucizenin insanın kalbinde olduğunu anlayabilsek... Keşke kalbin ve vicdanın bahçesinde konuşacak hale gelebilsek. Ve en önemlisi konuşabilsek. Konuşabilsek ah neleri çözmezdik? 1000 yılın mirasını görmezden mi geleceğiz? Tarihten bunu mu anlayacağız?

Dağın Ardına Bakmak, Bejan Matur (Sayfa 93)Dağın Ardına Bakmak, Bejan Matur (Sayfa 93)
sezen 
27 Tem 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Herkesin ölümü yücelttiği bu siyasi iklimde, Kürt, Türk annelerin acısını anlamak, o acıdan hareketle bir vicdan yaratmak ve akan kana dur demek sandığımızdan çok daha zormuş meğer. Kimsenin gerçekleri söylemeye cesaret edemediği, cesareti olanların da birbirlerine konuştuğu bu ortamda, haklı sözler bile anlamını kaybediyor.

Dağın Ardına Bakmak, Bejan Matur (Sayfa 147)Dağın Ardına Bakmak, Bejan Matur (Sayfa 147)

Ya günümüz devleti?
Vergisini,askerini aldığı insanından sopayı eksik etmemek konusunda her an hazır ama iş insanına sahip çıkmaya gelince son derece katı ve vicdandan yoksun.

Dağın Ardına Bakmak, Bejan MaturDağın Ardına Bakmak, Bejan Matur
sezen 
27 Tem 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Kimlik, yani bilincin dayattığı var olma talebi. Varlığın tanınması talebi hepsinin ortak çıkış noktasıydı.

Dağın Ardına Bakmak, Bejan Matur (Sayfa 141)Dağın Ardına Bakmak, Bejan Matur (Sayfa 141)
sezen 
27 Tem 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Gittiği gün Hüseyin'in öleceğini biliyordum. Ona tekrar sarılacağıma hiç inanmadım.

Dağın Ardına Bakmak, Bejan Matur (Sayfa 159)Dağın Ardına Bakmak, Bejan Matur (Sayfa 159)
Seval Güler 
 27 Tem 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Her Kürt çocuğunun yaşadığı sorunları yaşamış o da.Dilinden dolayı ayrım görmüş, hatta alay konusu olmuş.Anlatırken hâlâ o duyguyla konuşuyor sanki: ' İlk gün hoca bana adımı,soyadımı sordu.Söyledim.Bunlar güzeldi,biliyordum.Anne adı,baba adı? Onları da cevaplayabilirim. Bir şey daha sordu.Anlamıyorum.Ben sustukça hoca dayak atıyor.Ayakkabılarının ucuyla dizilerimin altına vuruyor.Bir şey söyleyemiyorum.Ağlayamıyorum bile...' İşte bundan sonra söyledikleri, bizi eğitim sistemimizle yüzleştiriyor : ' O dayağın, 16 yaşına geldiğinde çocuğun zihninde nasıl bir isyanla hatırlanacağı hesaplanmıyor. Ben şimdi Türkçeyi o öğretmenden daha iyi kullanır hale geldim.Onun dayağı mı öğretti bana Türkçeyi hiç sanmam! Kendi çaba ve irademle öğrendim. '

Dağın Ardına Bakmak, Bejan Matur (Sayfa 37)Dağın Ardına Bakmak, Bejan Matur (Sayfa 37)
sezen 
27 Tem 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Ara sıra ekranlara yansıyan uzak köy okullarında büyük bir adanmışlıkla görev yapan öğretmenlerden, hasret ve korkuyla kışlada bekleyen askerlere, dağ kovuklarına sıkışmış küçük kasaba yöneticilerinden, içlerinde ömür boyu yatacak mahkumlar barındıran cezaevi savcılarına kadar herkeste o duran zaman, her birinde o cıvadan ağırlık, ümitsizlik. Adına söz aldığı ali devlet karşısında kendini hep yetersiz görme, devlete asla ulaşamayacak olmanın, merkezden hep uzak kalmanın yarattığı ezilmişlik duygusu. Kafka'nın Şato'sundaki K gibi karanlık değil belki ama en az o kadar çıkışsız. Ne yapsa yüksek insanlık idealine yaraşır bir yerde duramayacak. Çünkü onun insan idealinin yanı başında kaybolmuş bir gerçeklik halkası var. Bir yerinde tarihin, eksilmiş insan. Bir yeri tarihin, çıkarılmış lügatten...

Dağın Ardına Bakmak, Bejan Matur (Sayfa 181)Dağın Ardına Bakmak, Bejan Matur (Sayfa 181)
sezen 
27 Tem 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Muş- Tatvan yolunda devlete inanmanın elbette bir bedeli var. Hep vardı. Acılar yaşanırken de vardı bu bedel, sevinçler o kaskatı dünyayı aralayıp insana ulaşırken de... Bu sadece orada yaşayan ve dili, şarkıları başka türlü olanların kaderi de değil. Orada hasbelkader bulunan, oradan geçmekte olan, oraya devlet adına gönderilmiş olanlar da bu kaderden nasibini alır, almıştır muhakkak.

Dağın Ardına Bakmak, Bejan Matur (Sayfa 180)Dağın Ardına Bakmak, Bejan Matur (Sayfa 180)
sezen 
27 Tem 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

... Türkiye'de rehabilite edilecek alanların başına şiddetle kurulan ilişki konulmalı. Bir insanı dilini konuşmak istediği için sıra dayağından geçiren öğretmenin yanlış mı yanlış tavrından başlanmalı mesela. Devletin sonsuz şefkatinden söz ederken bundan emin olanların hepsini bugün Güneydoğu'daki köylerde, kasabalarda ders gören sınıflara götürmek gerekiyor belki de. Orada dil üzerinden ne acılar yaşanıyor ve o çocuklar büyüdüklerinde bu travmaları hangi yollardan katlanılır kılacaklar? Ölerek ve öldürerek mi? Dileyelim daha fazla olmasın. Birileri bizlere ölerek ve öldürerek bir şeyler kanıtlasın istemiyorsak eğer, bu toplumun en derununda yer etmiş şiddetle yüzleşmemiz gerekiyor. Toplumun tüm hücrelerine yer etmiş şiddetin, siyasette karşılık bulmasına İsviçre'de yaşamadığımıza göre şaşırmamamız gerekiyor.

Dağın Ardına Bakmak, Bejan Matur (Sayfa 143)Dağın Ardına Bakmak, Bejan Matur (Sayfa 143)
Seval Güler 
28 Tem 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Bazı şeyleri tanrılaştırmaya gerek yok, özgürlüğün kendisi tanrısal çünkü.

Dağın Ardına Bakmak, Bejan Matur (Sayfa 71)Dağın Ardına Bakmak, Bejan Matur (Sayfa 71)
2 /