Dahiler Ve Deliler

·
Okunma
·
Beğeni
·
1861
Gösterim
Adı:
Dahiler Ve Deliler
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
348
Format:
Karton kapak
ISBN:
9754373809
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
ÖTÜKEN NEŞRİYAT
Kültür ve sanat hayatımızda önemli yeri bulunan Marmara Kahvesi'nde dünyadaki bütün fikir cereyanların nabzı atardı. Oraya kimler gelmezdi!.. Yerli ve yabancı ansiklopedilere giren Necip Fazıl, Sezai Karakoç, Sedat Umran gibi şair ve mütefekkirler Mükrimin Halil Yinanç, Ali Saib Atademir, Nuri Karahöyüklü, Erol Güngör, Ziya Nur Aksun, Mehmed Genç gibi bilim insanları, adları listelere sığmayacak kadar çok sayıda gazeteciler, politikacılar ve aydınlar."Dâhiler ve Deliler" romanını okurken, böyle mahfilleri koruyamadığımız için neler yitirdiğimizin acısını mutlaka derinden duyacaksınız.
348 syf.
·Puan vermedi
Kitap okuyan herkes aklından geçirmiştir: Sadece entelektüel konuların tartışıldığı, kitapların mevzubahis edildiği ve yanında da çayın su gibi içildiği bir mekan. Bir zamanların, kavgasını, davasını, acılarını, hastalıklarını kısacası Türkiye'sini yaşadığınız bir roman istiyorsanız ve bununda genellikle yukarıdaki özelliklere sahip bir mekanda geçmesini hayal ediyorsanız zamanın gerçek şahsiyetleriyle birlikte okumaya hatta yaşamaya başlayabilirsiniz. Bu kitap lisedeyken elime geçmişti ancak bir sebeple bitirememiştim. Üniversite okuduğum zaman bu kitabın konusu hatırlamış ancak ismini bir türlü denkleştirememiştim. Birgün bir gazetede bu kitabın incelendiği bir sayfa gördüm ve dünyalar benim oldu. Eski bir dostu hatırlamış kadar sevindim. Eğer ki siz de eski fotoğraflara uzun uzun bakmayı seviyor ve ben o dönemde yaşasaydım nasıl bir hayatım olurdu diye düşünüyorsanız genellikle, bu kitaptaki kelimeler size fotoğraflardaki pikseller gibi geleceğine inancım oldukça fazla. Okuyun vesselam.
348 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10
Sanatçı ağzından kan gelerek roman yazar... Sanatçı bizim göremediğimizi görür, duyamadığımızı duyar... Sanatçı gerçekleri uyuyan millete tokat gibi yansıtır.
Bizim gibi ülkelerde ölümsüzlük siyasetle yakalanamaz; çünkü süper güç değiliz dünya dengesi açısından olma potansiyelimiz olsada değiliz. Bizim için ölümsüzlük ancak sanatla ve ilimle mümkündür...
İşte Marmara kahvesi (Kıraathânesi) , bir zamanlar sanatçılarımızın, ilim adamlarımızın kalbinin attığı yer, ruhunun duyduğu yer olmuş... Milli meseleler hep burada konuşulmuş..
Zaman zaman çay, zaman zaman kahve eşliğinde okuduğum bu kitabı tavsiye ederim.
348 syf.
·Beğendi·8/10
Bir çok önemli ismin yaşantısını güzel ve akıcı tasvirlerle anlatan bir roman olmuş.Öneririm dili özellikle çok sade anlaşılır...Diğer kitaplarından çıkardığım kadarıyla yazarın tarih incelemeleri genel olarak çok iyi
348 syf.
·Puan vermedi
Kitabı okumaya başladığım vakit aklım da kaybedilen değerlerimizi hayalî bir olay örgüsünde anlatılacağını düşünmüştüm. İlerleyen sayfalarda ise yazarın kendi zihninde oluşturduğu bir dünya olduğuna emindim. Lâkin öyle değilmiş anlatılanları hepsi yaşanmış ve şahit olunmuş şeyler. Kıraathane isminin o dönemde gerçekten ismine haiz olduğu,müşterilerinin çoğu edebiyatımızn mihenk taşları olduğu bu kıraathanede geçen konuşmalar ve düşünceler üzerine şekillenen bu kitap bize kaybettiklerimizi,yitirdiklerimizi hatırlatıyor. O dönemin sosyolojik buhranlarını okuyucularına gösteriyor Kesinlikle okumaya değecek bir kitap.
348 syf.
·Beğendi·10/10
60'lı yılların İstanbulunda değişik fikirlerdeki insanların üzerinden fikir gezintisi yapan bu roman akıcılığı ve içindeki karakterlerin de tanıdığımız büyük deperler olması romanı okunası yapan etkenlerden. Sonu ilginç bitmiş o konuda hem fikiriz ama bana o günlerin ideolojisine de anlamaua ilişkin ipuçları vermiş oldu. Kütüphanenizde bulunmasını tavsiye ederim.
348 syf.
·9 günde·Beğendi·10/10
Hikaye başlarda alışık olduğum bir tarz değildi. Aslında tek konu üzerinden değil bir sürü konu ve kişi-Kahraman ile detaylı bir hikaye vardı. Ama bütün kahramanlar ve konular eleştiri yapmak için yaratılmıştı.Yer yer günümüz düşünmeyen gençliğini yer yer ise kendini aydın veya sanatçı sanan beş para etmez insanları.
Hİkayenin içinde geçen isimler Türk Edebiyat tarihinin gelmiş geçmiş en önemli devleri olmasının yanında yine bu insanlar ile muhattap yurdum insanlarının da varlığı hikayenin aslında biraz da gerçek bir konu yanı yaşanmış bir anı olduğunu bizlere ispatlamaktadır.
Türk Edebiyatının en güzel günleri Marmara kıraathanesi gibi yerlerde geçmiştir. Hikayede biraz da onlara olan özlemler vardır. Şu anda yapmacık olarak tekrar kurulmuş olsalar da hiç bir zaman o eski tadı vermeyeceklerdir.
348 syf.
·10/10
Maksûd’un büyük bir sanatçı olma hevesiyle başlayan kitabımız, onu şairlerin yazarların ve alimlerin mâbedi olan Marmara kahvesine sürüklüyor.
Bu kahvede sadece ülkede şahlanan fikirler değil dünyada konuşulan, ölü veya diri bütün fikirlerin nabzı atardı. Bir masada komünizm ilân edilir diğer masada dinî esaslara göre devlet kurulur, bir başka masada existansiyalizmin tenkidi yapılır, bir diğerinde de Nietzsche sigaya çekilirdi. Kahvenin müdavimleri arasında Necip Fazıl Kısakürek, Hüseyin Nihal Atsız, Osman Yüksel Serdengeçti, Erol Güngör, Dündar Taşer ve Ziya Nur Aksun gibi, kitaplarını okuduğumuz kişilerin anılarını ve konuşmalarını anlatıyor bu da kitaba merak uyandıran bir ilgi saçıyor. Ayrıca, Mehmed Niyazi'nin diğer kitaplarında olduğu gibi bu kitabı da aşırı betimleme içeriyor.
348 syf.
·Beğendi·9/10
Bir dönemin Türkiye'sine, o dönem içinde yaşayan akademisyenlere, yazarlara ve fikir adamlarına bu insanların dünya görüşüne yaslanan roman çok uzak olmayan bir tarihten besleniyor. Marmara kahvesinde Ziyanur Aksun gibi Osman Yükselserdengeçti gibi şahsiyetlerle sıcak bir çayı yudumlar gibi hissediyorsunuz kendinizi
348 syf.
·8 günde·Beğendi·9/10
Marmara Kıraathanesi... İçinde yazarların, öğrencilerin, şairlerin kısacası toplumun değişik fikirlerinden oluşan insanların toplandıkları kıraathane. Kitabı okuduktan sonra böyle bir mekanda bulunmak isterdim diye düşünüyorum. Dönemin pek çok önemli kişiliklerinide içinde barındıran roman bu kahvede geçen güzel bir hikayeyi anlatıyor. Onlarca isim olmasına rağmen sıkmadan akıcı bir üslupla yazılmış bir eser. Buna rahmetli Mehmed Niyazi’nin ustalığı diyebiliriz. İyi okumalar...
348 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Harvard ve Stanford gibi seçkin okullar bile, çağımızın gereksinimlerini karşılamayan, güncelliğini yitirmiş PowerPoint sunumları ile gereksiz finansal modelleri öğretmekten ileri gidemezken, Kaufman, size bir işin gerçekten nasıl yürüdüğünü gösteriyor. Bu kitapta başarılı olmak için bilmeniz gereken üretim, satış ve pazarlamanın temel prensipleri ile insan psikolojisi, takım çalışması ve sistem yaratmanın en ince ayrıntılarını bulacaksınız.

Modern işletme eğitiminin kendini yetiştirmiş, aykırı profesörü Josh Kaufman ders kitaplarını yırtıp attı ve dünya genelinde yüz binlerce kişinin, iş hayatıyla ilgili en temel kavramları kendi başlarına öğrenmelerini sağladı. Şimdi de girişimcilik, pazarlama, satış, müzakere, üretim, verimlilik ve daha birçok konuyu tek bir kitapta toplayarak okurla buluşturuyor. Kendi Kendine MBA en değerli işletme derslerini, gerçek hayatta karşınıza çıkacak zorlukları aşmanıza yardım edecek bir şekilde basit ve etkili zihin modellerine dönüştürüyor.

İşletme okullarına gitmek yerine bu kitabı okuyun. Hem daha iyi sonuçlar alacak hem de yüz binlerce doların cebinizde kalmasını sağlayacaksınız.
Beni kendimden söz etmeye zorluyorsunuz;oysa ben kendimden söz etmeyi hiç sevmem. İnandıklarından başka sözler söyleyenlerden nefret ederim ; çünkü onlar korkak ve iki yüzlüdürler
Gelecek çağlarda da yüzyılımız gösteri yüzyılı olarak değerlendirilecektir. Yani mutsuz insanların dönemi. Halbuki Allah insana ne sonsuz değerler vermiş. Mutsuz olması için insanın kendine yabancılaşması gerekir. İç zenginliğinin farkında olan insan nasıl mutsuz olur? Farkında olmayana dünyayı versen ne yazar?
Şimdi iyi dinleyin . Pek çok insan sahip olduğu hazinelri fark etmeden yaşar.
Bir kişinin bütün çehreleriyle kendi kendini görmesi, idrak etmesi hemen mümkün değildir. Bir başkası tarafındantarafından söylenmesi gerekir ki , rahatça idrak edebilsin
Mehmed Niyazi
Sayfa 11 - ötüken
Tahammül eşekte de var; sabır ise sadece insana ait bir özelliktir. Tahammül çaresizce bir katlanmadır; sabırda şükür gizlidir; çünkü insan için her zaman beterin beteri söz konusudur. " Ne olmuşsa, hayırlısı olmuştur." diyerek kaderin rıza ile benimsenmesidir, insana bu yani sabır yakışır.
Şiir bir ejderhadır; şiir bir güldür. Hayat şiirdir. Yüzbinleri kılıçtan geçiren cânilikte de şiir vardır; sevgilisini arzulayan gencin ızdırabında da. Şiir her şeydir; şiirsiz hiçbir şey olmaz. Metafizik renk, motif ona derinlik verir; metafizik ürperti ise sonsuzluk.
Osmanlı'nın iki ayağı vardı;biri Orta Asya'da,diğeri Mekke,Medine'deydi.Belki daha doğru şöyle tanımlanabilir:Gövdesi,yani fiziki tarafı Orta Asya'da oluştu;ruhu Mekke ve Medine'den geldi.Anadolu yaylasındaki bu buluşma,tereddüdsüz insanlığın yüz akıdır.
Ankara’dan, İzmir’den, yurt dışından herhangi bir sebeple İstanbul’a gelen bir bilim insanı, politikacı, gazeteci, romancı, şair Marmara Kahvesi’nde sohbet olduğunu bilir, dostlarını görmek, yurtta ve dünyada neler olup bittiğini anlamak için mutlaka oraya uğramaya çalışırdı. Müdavimlerinin arasında her fikirden insan vardı; dindarlar, ateistler, milliyetçiler, batıcılar, demokratlar, komünistler, faşistler aynı masada otururlar, rahatça tartışırlardı.
Mehmed Niyazi
Sayfa 52 - Ötüken

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Dahiler Ve Deliler
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
348
Format:
Karton kapak
ISBN:
9754373809
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
ÖTÜKEN NEŞRİYAT
Kültür ve sanat hayatımızda önemli yeri bulunan Marmara Kahvesi'nde dünyadaki bütün fikir cereyanların nabzı atardı. Oraya kimler gelmezdi!.. Yerli ve yabancı ansiklopedilere giren Necip Fazıl, Sezai Karakoç, Sedat Umran gibi şair ve mütefekkirler Mükrimin Halil Yinanç, Ali Saib Atademir, Nuri Karahöyüklü, Erol Güngör, Ziya Nur Aksun, Mehmed Genç gibi bilim insanları, adları listelere sığmayacak kadar çok sayıda gazeteciler, politikacılar ve aydınlar."Dâhiler ve Deliler" romanını okurken, böyle mahfilleri koruyamadığımız için neler yitirdiğimizin acısını mutlaka derinden duyacaksınız.

Kitabı okuyanlar 109 okur

  • OĞUZHAN SAYGILI
  • Fatih Zeyrek
  • ermiş
  • Lutfü Yosun
  • sude
  • Emine D
  • Aydolu
  • Tuğba İtek
  • Nalan
  • mcyandi

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%43.8
25-34 Yaş
%37.5
35-44 Yaş
%12.5
45-54 Yaş
%6.3
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%25.6
Erkek
%74.4

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (18)
9
%13.9 (5)
8
%19.4 (7)
7
%8.3 (3)
6
%2.8 (1)
5
%2.8 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%2.8 (1)