Giriş Yap

Dansa Davet

7.610 üzerinden
287 Puan · 94 İnceleme
104 syf.
“Salgın”
“Umudunu kaybeden bir halkın hikayesi!” Bir salgından bahsediyoruz. Kulaklarınızın aşina olduğu veba, kolera ya da korona gibi bir salgın değil bu. “Dans Salgını” 1518’de Strasburgda gerçekleşmiş bir gerçek bir olay. Günümüzde hâlâ nedeni bulunamamış. Yedikleri bir bitkiden mi olmuştu? Yoksa bir mikroorganizma mıydı? Yoksa kitlesel bir histeri miydi? İşte Jean Teule’nin kitabının konusu da bu salgın. Yoksulluk sınırını çoktan geçmiş sefalet içinde bir halk. Tek bir lokma yiyecek yok, şehirde tek bir sokak hayvanı yok, fare dahi yok açlıktan hepsini yemiş halk. Yağmur bile yağmıyor, kirli su tek bulabildikleri. İşte böyle bir ortamda bebeğini nehre bırakan bir anneyle (Enneline) başlıyor öykümüz. Onu besleyemezdik, Komşularımız gibi çocuğumuzu yemektense nehre bırakmamız daha iyi diye teselli ediyor kocası. Düşünceleri matemin kederinden kaçmak istiyor Enneline’nin Zihninde duyduğu -pıt -pıt seslerini dinleyerek dans etmeye başlıyor. . “Dans etmek bir çığlığı susturmak mı?” Sonra yavaş yavaş bütün bir sokak onlara katılmaya başlıyor. Kalp krizi geçirip ölenler oluyor dans ederken. Belediye, hekimler ve kilise mensupları toplanıyor. “Istıraba gömülmüş bir şehrin dayanılmaz gerçekliğinden kaçmanın hele de yoksul düşmüş halk için tek yolu dans diyor” birisi. Kiliseye ambarlarında depoladıkları, yiyecekleri ve suyu halka ücretsiz dağıtmaları gerektiğini söylüyor. Kilise kızgın işledikleri günahlar yüzünden Tanrı’nın bu felaketleri reva gördüğünü, Tanrı ne veriyorsa onunla yetinmelerini söylüyor. Tam burada psikoposun konutunun kapısına sıkıştırılmış bir kağıt ve altındaki imza -Martin Luther- tüm seyri değiştiriyor. Reformdan korkan kilise belediye ile anlaşmaya varıp ambarının kapısını halka açıyor. Kaybedecek hiçbir şeyi olmayan bir halkın masalı bu, “Pasif direniş”i. Bitti bu kadardı :) keyifli okumalar
·
3 yorumun tümünü gör
Reklam
104 syf.
·
1 günde
Dans etmek bir çığlığı susturmak mı?
Pıt, pıt, pıt... Parmaklarını masaya vurarak ritim tutan, bebeğini kaybedeli daha bir saat bile olmamış bir anne... Sefalet içerisindeki bir sokakta doğan bebeğin ailesi için trajik bir olay ile başlayan bu romanda hem o dönemi akılda canlandırabileceğiniz imgeler, hemde günümüzle bağdaştırılan davranışlar var. Yoksul insanların neden dans ettiğini anlayamayan psikoposlar, o insanlara taştan yapılma ucuz haçlar satmakla uğraşmakta... Doktorlara inanmayan papazlar, hastalığın doğru teşhisini geri çevirir. Kendilerinden olmayan insanlara bir kuruş vermeyecek kadar cimri olan bu psikoposlar dans eden herkesi yakarlar. En az Osmanlı'dan korktukları kadar korarlar o yaktıkları yaktıkları halktan. Romanımızın aziz sonu, ne hissettiğini yanlış ya da doğru, sergilediği davranışlarla konuşmaya çabalayan bir insanın en sonunda dilsiz duruma gelmesiyle bitiyor.
104 syf.
·
2 günde
·
10/10 puan
1518 yılında Strasbourg’ta gerçekleşen ‘Dans Vebası’ olayının, kurgulanıp kitaplaştırılmış halini okuyoruz. Olayımız, bebeklerini açıktan yemek istemedikleri için suya atan Enneline’in, kocasının yanına döndüğünde hissettiği keder, açlık, yoksulluk sebebiyle dünyadan soyutlanmış bir biçimde dans etmesiyle başlıyor. Yarın yokmuşçasına dans eden Enneline’e bir süre sonra bir başkaları daha katılıyor ve yüzlerce, binlerce Strasbourglu Dans Vebası’na yakalanıyor. Ayaklarındaki tendonlar yırtılana kadar, kemikleri gün yüzüne çıkana kadar dans ediyorlar ki bu durum bile danslarını bölemiyor. Yorgunluktan ölenler, sakat kalanlar, türlüsü türlüsü var. Hiçbir şey bu dansı durduramıyor. Tabii bu kadar açlık yüzünden bu hale düşen halkın yanı sıra, yiyecek stoklamış, çıkarcı, durumlardan faydalanan, refah içinde yaşayan piskoposu da okuyoruz. ‘Tanrı’nın verdiği bir ceza’ adı altında her türlü çıkarımı sağlamaya çalışıyor kendisine. Zaten bu adama müthiş bir sinir oldum. Aynı zamanda şehirde bir Türk istilası paniği ve bu ‘dindar’ piskoposun çıkarlarına ters düşecek Martin Luther King’in reform hareketlerini de okuyoruz. Kitap gerçekten etkileyici ve dediğim gibi gerçek bir olaydan esinlenen bir kurgu. Açlık ve sefaletin yaptıracağı şeyler gerçekten çok ama çok kötü. Her okuyucunun okuması gereken bir kitap olduğuna inanıyorum.
1 yorumun tümünü gör
104 syf.
·
Puan vermedi
Dans Vebası, 16.yüzyılda Strazburg'da gerçekten yaşanmış bir olay. Açlık ve sefalet içinde kendini kaybeden halk bir anda toplu şekilde dans etmeye başlıyor. Açıklaması oldukça zor olan bu dans histerisi yaklaşık üç ay sürüyor ve o dönemde birçok ölümle sonuçlanıyor. Jean Teulé, Dansa Davet kitabında tarihin bu akılalmaz olayını kurgulayarak aktarmış bizlere. Ruhban sınıfın umursamazlığı, doymazlığı ve çaresiz kalan toplumun kolektif bir biçimde bilincini yitirmesini okuyoruz. Oldukça etkileyiciydi. Okumanızı tavsiye ederim.
1 yorumun tümünü gör
Reklam
Reklam
2
10
100 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.42