Darbe Yargısının Sonu (Karargah Yargısından Halk Yargısına)Osman Can

·
Okunma
·
Beğeni
·
56
Gösterim
Adı:
Darbe Yargısının Sonu
Yazar:
Alt başlık:
Karargah Yargısından Halk Yargısına
Baskı tarihi:
2010
Sayfa sayısı:
192
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051142906
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Türkiye'de yargıyı düzenleyen aktörler, 1930'lu yıllardan itibaren adaleti sağlamak yerine, ideolojik kaygıları doğrultusunda toplumu şekillendirmeyi asli görevleri olarak benimsediler. Bu misyonu yerine getirme yolunda en büyük yardımcıları ise darbecilerin hazırladıkları anayasa ve yasalar oldu.

Yargı sistemi, bugüne dek siyasetin alanını daraltarak toplumsal problemlerin çözümünü engelledi. Ancak Türkiye toplumu artık bir dönüşüm gerçekleştirdi ve bu dönüşüme ayak uyduramayan yapıları değiştiriyor. YArgı sistemi içerisinde de bu sürece paralel olarak sağlıklı düşünebilen hukukçular çıkmaya başlıyor.

Son zamanlarda yaptığı demokratik çıkışlarla tanıdığımız Osman Can bu genç kuşağın ilk temsilcisi. Köhnemiş yargı sistemi içerisinden yükselen taze bir ses. Akademisyen kinliğinin yanında bürokratik bir deneyime de sahip olan Osman Can, ideolojik temelleri 1930'larda atılan, 27 Mayıs Darbesiyle Anayasal düzeyde kurumsallaştırılan yargı sistemimizin yapısını ve yarattığı sonuçları ele aldığı kitabında referandum sürecini ve sağlıklı bir yargı sistemine kavuşmanın yollarını anlatıyor.

-Ergenekon, tanrıların vurulduğu bir davadır!
-Yargı ideolojik bir silaha dönüştürüldü!
-İstiklal Mahkemeleri bir terör aygıtı gibi çalıştı.
-27 Mayıs'ta solcu, 12 Eylül'de dindar bir Atatürk yaratıldı!
-Yassıada yargılamaları cübbeli terördür.
-Yüksek yargının referanslarında demokrasi ve özgürlük yoktur.
-Laikliğin amacı özgürlük değilse bir değeri var mıdır?
Hukuk-siyaset ilişkisine farklı bir bakış sunan ve yargı kültürüyle ilgili önemli saptamaları ihtiva eden, bir kitap olduğunu düşünüyorum. Fakat bana kalırsa yazar bu kitapta 2010 referandumuna taraf olmanın fanatizmine kapılmış, son referandumda Kemal Gözler'in "Elveda Anayasa"sında kapıldığı gibi. Ne olursa olsun çoğu kitapta olduğu gibi okuyan herkese alternatif bakış açıları sunabileceğini düşünüyorum. Gününüz aydın olsun sevgili kitapseverler
Oysaki hastane iyileştirmeli,hizmet etmeli, bıçak kesmeli, yargı adalet dağıtmalıdır.
.
.
Laikliğin amacı özgürlük değilse değeri var mıdır? Kuşkusuz yoktur.
Aydın ile geri kalmış bir toplum arasındaki ilişkiyi mağaradakilerin yaşadığı bir ilişki olarak değerlendirelim; aydın o mağara içerisinde bir mum yakabilen kişidir. Ve o mumla toplumu güneşe götürme sorumluluğu ona aittir. Aydın, toplumu gün yüzüne çıkarmak gibi bir görevi yerine getirmeyip "Ben mumu yakıyorum, o halde herkes benim etrafımda toplanmalı ve ben ne diyorsam onu yapmalı" derse; o toplum zaman içerisinde "Bir mum yetmez bize" diye düşünerek arayışlara başlar. Toplum gün yüzünün dışarıda olduğunu görür, mağaradan çıkma yollarını araştırır ve bulur. Aydın ise elinde mumu tutarak toplumun karanlığa sürüklendiğini düşünür, onu cehaletle suçlar. Oysaki toplum karşısında gericileştiğini fark etmez. Elinde imkân olduğu sürece toplumu durdurmayı "aydın sorumluluğu" olarak meşrulaştırmaya çalışır. Yaşadığı ise bir trajedidir aslında...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Darbe Yargısının Sonu
Yazar:
Alt başlık:
Karargah Yargısından Halk Yargısına
Baskı tarihi:
2010
Sayfa sayısı:
192
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051142906
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Türkiye'de yargıyı düzenleyen aktörler, 1930'lu yıllardan itibaren adaleti sağlamak yerine, ideolojik kaygıları doğrultusunda toplumu şekillendirmeyi asli görevleri olarak benimsediler. Bu misyonu yerine getirme yolunda en büyük yardımcıları ise darbecilerin hazırladıkları anayasa ve yasalar oldu.

Yargı sistemi, bugüne dek siyasetin alanını daraltarak toplumsal problemlerin çözümünü engelledi. Ancak Türkiye toplumu artık bir dönüşüm gerçekleştirdi ve bu dönüşüme ayak uyduramayan yapıları değiştiriyor. YArgı sistemi içerisinde de bu sürece paralel olarak sağlıklı düşünebilen hukukçular çıkmaya başlıyor.

Son zamanlarda yaptığı demokratik çıkışlarla tanıdığımız Osman Can bu genç kuşağın ilk temsilcisi. Köhnemiş yargı sistemi içerisinden yükselen taze bir ses. Akademisyen kinliğinin yanında bürokratik bir deneyime de sahip olan Osman Can, ideolojik temelleri 1930'larda atılan, 27 Mayıs Darbesiyle Anayasal düzeyde kurumsallaştırılan yargı sistemimizin yapısını ve yarattığı sonuçları ele aldığı kitabında referandum sürecini ve sağlıklı bir yargı sistemine kavuşmanın yollarını anlatıyor.

-Ergenekon, tanrıların vurulduğu bir davadır!
-Yargı ideolojik bir silaha dönüştürüldü!
-İstiklal Mahkemeleri bir terör aygıtı gibi çalıştı.
-27 Mayıs'ta solcu, 12 Eylül'de dindar bir Atatürk yaratıldı!
-Yassıada yargılamaları cübbeli terördür.
-Yüksek yargının referanslarında demokrasi ve özgürlük yoktur.
-Laikliğin amacı özgürlük değilse bir değeri var mıdır?

Kitabı okuyanlar 8 okur

  • Merve Nur Yakut
  • Onur öz
  • ~ Merve Yıldırım ~
  • Mısra F.
  • Editöre Tekme Atan Karınca
  • Musab
  • feylesof:
  • Fatih Kurt

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (1)
9
%0
8
%50 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0