Deccal'in Hatırı (Sevinç Kuşları 1)

·
Okunma
·
Beğeni
·
654
Gösterim
Adı:
Deccal'in Hatırı
Alt başlık:
Sevinç Kuşları 1
Baskı tarihi:
Şubat 2014
Sayfa sayısı:
429
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750514272
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
iletişim Yayınevi
"Bir çift ölü göz gözlerinin içine dikilmiş, öbür dünyadan buna bakıyordu sanki. Ve ne kadar kibar konuşuyordu ölü. Kılığına bak, ya otopark değnekçisi ya durak kâhyasıdır derdin; yüzüne bak, melek midir nedir; gözüne bak, ölmüş de haberi yok yazık; hiçbir yerine bakmadan sırf dinle, haber spikeri. Ve de ne kadar âşinâ geliyordu Allah'ım. Ve maalesef nasıl da ürpertiyordu."Deccal olmak, melek olmak… Ölü olmak, diri olmak… Hasta olmak, sağlıklı olmak… Erkek olmak, kadın olmak, eşcinsel olmak, başka cins olmak… (Bir de "cins" olmak var tabii, o ayrı!) O kadar ayrılar, o kadar başkalar mı gerçekten? Bir bakın, bir düşünün bakalım.Sezgin Kaymaz, hem tiryakilerine alıştıkları lezzeti hep yeniden sunan, hem de hep yeni sulara açılan bir yazar. Tekinsizliğin, şiddetin, "kötülüğün", olağanüstünün ve gündeliğin içinden hep sevinç kuşlarını havalandıran bir yazar, aynı zamanda… Deccal'in Hatırı'nda sevinç kuşları, koma halinin, manyak doktorların, mafyacıların, polisçilik oynayan polislerin, lubunyaların, haris rantiyelerin ve tabii her zaman olduğu gibi, garibanların arasından havalanıyor.
(Tanıtım Bülteninden)
Daha önce yarısını okuyup, kenarda köşede unuttuğum kitap. Uzunharmanlar'da bir davetsiz misafir kitabından sonra, etkilenecegim bariz. İletişim kitaplarının en iyisi. Okumayan çok şey kaybeder. Emeginize sağlık Sezgin Kaymaz...
Bu defa kitabın kapağına değil yazarın kendisine hayranlık duyarak okuduğum bir kitap. Sezgin Kaymaz en sevdiğim Türk yazarladan, kendine çok ama çok özel üslubu ile her daim severek okuduğum bir kalemi var. Bu kitap Sevinç Kuşları serisinin birinci kitabı. Çılgın ama zeki ve becerikli homoseksualist bir doktorumuz var baş kahramanlardan, etrafında kimler yok ki? Mafyacısı , yollusu, yolcusu, komseri, amiri, tiklisi, lezzosu, fobilisi, efemineleri ohooo daha kimler kimler. Tam bir cümbüşü alem. Yergi sonuna kadar var ince ince her demden. Ancak şunu da söylemeden geçemeyeceğim, yazarın daha önce okuduğum Kün, Geber Anne, Uzun Harmanlarda Davetsiz Misafir, Bakele ve Bugün Bize Kim Geldi adlı kitaplarına göre fazla karmaşık geldi. Sırada serinin ikinci kitabı olan Kısas var.
Sezgin Kaymaz'ın okuduğum ılk kitabı... Aşık oldummmm... Bu kitaptan sonra, bütün Sezgin Kaymaz kitaplarını okumaya ahdettim.
Bir akşam internette, "hayat" ile ilgili bir söz arıyordum ki; kitabın başındaki bölümü Ekşi Sözlük'te okudum ve tutuldum... Eline, fikrine, yüreğine sağlık Sezgin Kaymaz
An gelir, her şey kabul edilebilir görünmeye başlar gözüne. Doğru
yolu bulmak denir buna.
Sen buna yoldan çıkmak dersin.
Aşkta da kumarda da kaybedersin an gelir. Belki de şanstır bu.
Sen kendine şanssız dersin.
Ayık kişi yoktur âlemde. Kimi işrette küfeliktir, kimi zikrette.
Edep, buna “Eyvallah!” diyebilmektir.
Sen tutar, “Edep yahu!” dersin.
Yahudi havradan havraya, Hıristiyan pazardan pazara,
Müslüman namazdan namaza hatırlar Allah’ı.
Ayıptır!
Sen buna din dersin.
Her masum günaha koşar. İmandır bu.
Sen buna küfür dersin.
Nadiren âşığa kısmet olur mâşuk. Canlar huzura atılır karşılıklı.
Sen buna ne dersin?Milyarlarca varlıkta oynaşır milyarlarca ruh. Aslen aslı kadar
tektir.
Sen buna çok dersin.
Her şey sen olur ve her şeyden öte ne varsa gene sen.
Sen buna “BEN” dersin.
Öncekiler yapar, sonrakiler yıkar.
Çökmemiş tavan kalmaz yeryüzünde; kuytusunda define aran-
mamış temel kalmaz.
Mezarlıklar şehirlerin ortasına yürür.
Sabahın ışıkları yürek gibi titrer.
Şehrin ral sesi kafaların içine taşınır.
Dogmalar sarsılır, vakur başlar yere gelir, tabular yıkılır, göz göz
olur duvar gibi önyargılar.
Bu hayattır.
Sen buna roman dersin.
Sezgin Kaymaz
İletişim Yayınları
Senin birinin hayatına girmen,onu iyileştirmen veya kötüleştirmen demek değildi; onun hayatına girmen
demekti. O kadar yavrucuğum, o kadar! Hepsi o. Mutlu veya mutsuz olmaya o karar verirdi; hayatına girdiğin insan. Kendi mutluluğuna da sen karar verirdin.
Çıkarılmadıkça, ki kendi kapağını kendi açan bir turşu görülmemişti, yıllar yılı en ücra köşelerine kadar soğurup iç ettiği, dokularına katıp kendi ettiği tuzlu suyu kendine ait sanır, onunla özdeşleşirdi her kornişon. Ha çıkmış ha çıkmamış artık. İçindeydi artık dışı; tuzlu su ondaydı, hücrelerinin çekirdeğindeydi, benliğinde, bizzat kendisindeydi; o tuzlu suydu.
An gelir, her şey kabul edilebilir görünmeye başlar gözüne. Doğru yolu bulmak denir buna.
Sen buna yoldan çıkmak dersin.
Aşkta da kumarda da kaybedersin an gelir. Belki de şanstır bu. Sen kendine şansız dersin.
Her masum günaha koşar. İmandır bu.
Sen buna küfür dersin.
Nadiren aşığa kısmet olur maşuk. Canlar huzura atılır karşılıklı.
Sen buna ne dersin?
Kaçmak yakalanmaktan, temizlenmek kirlenmekten zahmetliydi. Şöyle bir dalar çıkardın lağıma, kirlendin gitti ama, hadi temiz suya dal çık bakalım, temizlene biliyor muydun? Uzun uzun yıkanmak, keselenmek, derini kazımak istiyecektin; bir de o koku vardı çünkü. Ne kadar aklanırsan aklan, burun deliklerine, gırtlağına ciğerlerine yapışan, beynine kazınan kokudan kurtulamayacaktın. Kirlenmek, sana ait olmayan şeylerin gelip tutunmasıydı sana. Temizlenmek ise o şeyleri atmakla başlıyordu… Ama sadece başlıyordu. O kadar. Çünkü bir kere inanmışsan kirlendiğine, kimseye kokmasanda kendine kokuyordun artık; oranı buranı koklaya koklaya dolaşmaya başlıyordun. Kolayca kirlenmiştin oysa… Hiç çaba sarf etmen gerekmemişti.
Aşk dediğin kör, sağır ve dilsiz bir şeydi oğlum; kulakların kötü söz ve sesi duyamaz, gözlerin götü göbeği göremez olurdu.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Deccal'in Hatırı
Alt başlık:
Sevinç Kuşları 1
Baskı tarihi:
Şubat 2014
Sayfa sayısı:
429
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750514272
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
iletişim Yayınevi
"Bir çift ölü göz gözlerinin içine dikilmiş, öbür dünyadan buna bakıyordu sanki. Ve ne kadar kibar konuşuyordu ölü. Kılığına bak, ya otopark değnekçisi ya durak kâhyasıdır derdin; yüzüne bak, melek midir nedir; gözüne bak, ölmüş de haberi yok yazık; hiçbir yerine bakmadan sırf dinle, haber spikeri. Ve de ne kadar âşinâ geliyordu Allah'ım. Ve maalesef nasıl da ürpertiyordu."Deccal olmak, melek olmak… Ölü olmak, diri olmak… Hasta olmak, sağlıklı olmak… Erkek olmak, kadın olmak, eşcinsel olmak, başka cins olmak… (Bir de "cins" olmak var tabii, o ayrı!) O kadar ayrılar, o kadar başkalar mı gerçekten? Bir bakın, bir düşünün bakalım.Sezgin Kaymaz, hem tiryakilerine alıştıkları lezzeti hep yeniden sunan, hem de hep yeni sulara açılan bir yazar. Tekinsizliğin, şiddetin, "kötülüğün", olağanüstünün ve gündeliğin içinden hep sevinç kuşlarını havalandıran bir yazar, aynı zamanda… Deccal'in Hatırı'nda sevinç kuşları, koma halinin, manyak doktorların, mafyacıların, polisçilik oynayan polislerin, lubunyaların, haris rantiyelerin ve tabii her zaman olduğu gibi, garibanların arasından havalanıyor.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 31 okur

  • Hakan Tuna
  • CEMİLE ÖZETÇİ
  • Volkan Uysal
  • Erdi GÖK
  • Hcr
  • Mert Bozkurt
  • Gökçe Ünlütepe
  • Gltnmrb
  • İki Kelam
  • Cüneyt Karaağaç

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%43.8 (7)
9
%18.8 (3)
8
%12.5 (2)
7
%12.5 (2)
6
%6.3 (1)
5
%0
4
%0
3
%6.3 (1)
2
%0
1
%0