Deccal'in Hatırı Sevinç Kuşları 1

8,3/10  (8 Oy) · 
18 okunma  · 
4 beğeni  · 
499 gösterim
"Bir çift ölü göz gözlerinin içine dikilmiş, öbür dünyadan buna bakıyordu sanki. Ve ne kadar kibar konuşuyordu ölü. Kılığına bak, ya otopark değnekçisi ya durak kâhyasıdır derdin; yüzüne bak, melek midir nedir; gözüne bak, ölmüş de haberi yok yazık; hiçbir yerine bakmadan sırf dinle, haber spikeri. Ve de ne kadar âşinâ geliyordu Allah'ım. Ve maalesef nasıl da ürpertiyordu."Deccal olmak, melek olmak… Ölü olmak, diri olmak… Hasta olmak, sağlıklı olmak… Erkek olmak, kadın olmak, eşcinsel olmak, başka cins olmak… (Bir de "cins" olmak var tabii, o ayrı!) O kadar ayrılar, o kadar başkalar mı gerçekten? Bir bakın, bir düşünün bakalım.Sezgin Kaymaz, hem tiryakilerine alıştıkları lezzeti hep yeniden sunan, hem de hep yeni sulara açılan bir yazar. Tekinsizliğin, şiddetin, "kötülüğün", olağanüstünün ve gündeliğin içinden hep sevinç kuşlarını havalandıran bir yazar, aynı zamanda… Deccal'in Hatırı'nda sevinç kuşları, koma halinin, manyak doktorların, mafyacıların, polisçilik oynayan polislerin, lubunyaların, haris rantiyelerin ve tabii her zaman olduğu gibi, garibanların arasından havalanıyor.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Şubat 2014
  • Sayfa Sayısı:
    429
  • ISBN:
    9789750514272
  • Yayınevi:
    iletişim Yayınevi
  • Kitabın Türü:
Eda ASIL 
19 Nis 15:08 · Kitabı okuyor · Puan vermedi

Daha önce yarısını okuyup, kenarda köşede unuttuğum kitap. Uzunharmanlar'da bir davetsiz misafir kitabından sonra, etkilenecegim bariz. İletişim kitaplarının en iyisi. Okumayan çok şey kaybeder. Emeginize sağlık Sezgin Kaymaz...

Nejla GÜNEŞ 
27 May 04:11 · Kitabı okudu · 3 günde · 7/10 puan

Bu defa kitabın kapağına değil yazarın kendisine hayranlık duyarak okuduğum bir kitap. Sezgin Kaymaz en sevdiğim Türk yazarladan, kendine çok ama çok özel üslubu ile her daim severek okuduğum bir kalemi var. Bu kitap Sevinç Kuşları serisinin birinci kitabı. Çılgın ama zeki ve becerikli homoseksualist bir doktorumuz var baş kahramanlardan, etrafında kimler yok ki? Mafyacısı , yollusu, yolcusu, komseri, amiri, tiklisi, lezzosu, fobilisi, efemineleri ohooo daha kimler kimler. Tam bir cümbüşü alem. Yergi sonuna kadar var ince ince her demden. Ancak şunu da söylemeden geçemeyeceğim, yazarın daha önce okuduğum Kün, Geber Anne, Uzun Harmanlarda Davetsiz Misafir, Bakele ve Bugün Bize Kim Geldi adlı kitaplarına göre fazla karmaşık geldi. Sırada serinin ikinci kitabı olan Kısas var.

Kitaptan 1 Alıntı

Ömer Gül 
27 Nis 01:20 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

An gelir, her şey kabul edilebilir görünmeye başlar gözüne. Doğru
yolu bulmak denir buna.
Sen buna yoldan çıkmak dersin.
Aşkta da kumarda da kaybedersin an gelir. Belki de şanstır bu.
Sen kendine şanssız dersin.
Ayık kişi yoktur âlemde. Kimi işrette küfeliktir, kimi zikrette.
Edep, buna “Eyvallah!” diyebilmektir.
Sen tutar, “Edep yahu!” dersin.
Yahudi havradan havraya, Hıristiyan pazardan pazara,
Müslüman namazdan namaza hatırlar Allah’ı.
Ayıptır!
Sen buna din dersin.
Her masum günaha koşar. İmandır bu.
Sen buna küfür dersin.
Nadiren âşığa kısmet olur mâşuk. Canlar huzura atılır karşılıklı.
Sen buna ne dersin?Milyarlarca varlıkta oynaşır milyarlarca ruh. Aslen aslı kadar
tektir.
Sen buna çok dersin.
Her şey sen olur ve her şeyden öte ne varsa gene sen.
Sen buna “BEN” dersin.
Öncekiler yapar, sonrakiler yıkar.
Çökmemiş tavan kalmaz yeryüzünde; kuytusunda define aran-
mamış temel kalmaz.
Mezarlıklar şehirlerin ortasına yürür.
Sabahın ışıkları yürek gibi titrer.
Şehrin ral sesi kafaların içine taşınır.
Dogmalar sarsılır, vakur başlar yere gelir, tabular yıkılır, göz göz
olur duvar gibi önyargılar.
Bu hayattır.
Sen buna roman dersin.

Deccal'in Hatırı, Sezgin Kaymaz (İletişim Yayınları)Deccal'in Hatırı, Sezgin Kaymaz (İletişim Yayınları)

Çıkarılmadıkça, ki kendi kapağını kendi açan bir turşu görülmemişti, yıllar yılı en ücra köşelerine kadar soğurup iç ettiği, dokularına katıp kendi ettiği tuzlu suyu kendine ait sanır, onunla özdeşleşirdi her kornişon. Ha çıkmış ha çıkmamış artık. İçindeydi artık dışı; tuzlu su ondaydı, hücrelerinin çekirdeğindeydi, benliğinde, bizzat kendisindeydi; o tuzlu suydu.

Deccal'in Hatırı, Sezgin Kaymaz (Sayfa 292)Deccal'in Hatırı, Sezgin Kaymaz (Sayfa 292)