Dede Korkut Hikayeleri

·
Okunma
·
Beğeni
·
7.053
Gösterim
Adı:
Dede Korkut Hikayeleri
Yazar:
Baskı tarihi:
26 Ocak 2017
Sayfa sayısı:
200
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052442197
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Karaca Yayınları
Dede Korkut Öyküleri en eski Türk öykülerindendir. Öyküler başta Oğuzların hayatını anlatırken Türk’ün her yerde, her işte, birlik ve beraberlik duygusunu, aile sevgisini, dürüstlüğünü ve kahramanlığını göstermektedir.

Dede Korkut’un asıl adı Korkut Ata’dır. O bir düşünür, keramet sahibi, kendisine akıl danışılan ulu bir kişidir. Ozanlığının gücü dolayısıyla ‘’ozanlar Piri’’ olarak da bilinir.

Hz. Muhammed (SAV) dönemine (560-632) yakın bir zamanda Oğuz Türklerinin Bayat ve Kayı boyunda yaşadığı söylenmektedir.
Dede Korkut destanının ilk yazmaları Dresden Krallık Kütüphanesi’nde bulunmaktadır.
Dede Korkut Hikayeleri en sevdiğim hikayelerdendir. Anlatımı gerçekten çok güzel. Bütün hikayelerini ayrı ayrı çok beğendim. Okumayanlara tavsiye ederim. Keyifli okumalar :)
Türk edebiyatının sözlü erbabı olan Dede Korkut MS sonra 9 ile 11. yüzyıllar arasında yaşamış ya da yaşadığı sanılmış Türk anlatı ustasıdır. Hz. Muhammed (sav) zamanında yaşadığı rivayet edilir, lakin mümkün olmayabilir. O vakitler Türkler İslamlaşmamış ve İslam’ı benimsememiştir. Ayrıca Anadolu’da ya da Doğu illerinden birden fazlaca Dede Korkut olması çok muhtemeldir.

Kitap önsözünde Dede Korkut için; “Oğuz’un evvel kişisi, tamam bilicisiydi. Ne der ise olur idi. Gaipten türlü haber söyler idi. Hak Teâlâ onun gönlüne ilham eder idi.” Der. Bu cümle kitap içerisindeki hikâyeler içinde geçerlidir. Çünkü yapımız gereği bir hikâyeyi aktarırken üzerine koymadan, efsaneleştirmeden devam ettirmeyiz. Bu sebeple hikâyedeki abartılar ağızdan ağza ulaştığı için bu hali almıştır.

Kitap içerisinde 12 tane muazzam derecede güzel “Epik Şiir” ile bezeli hikâyeler bulunmaktadır. 2018 senesinde UNESCO’nun kanatları altına alınmasıyla, hem iler ki nesillere aktarılmasında hem de korunmasında fayda görülmektedir.

Hikâyeler içerisinde kişilerin efsaneleştirilmesinden ziyade; dönemin yapısı, Türk adet-görenek-gelenekleri, ataya olan saygı, oğula olan sevgi, devlete ya da bağlı olduğu beyliğe biati çok güzel bir destansı havayla okuruna aktarılmaktadır. Hikâyeler birbirlerinden farklı olsa da karakterler genellikle aynıdır.

Özellikle Deli Dumrul hikayesi olağanüstü bir mesajlar topluluğudur. Kesinlikle dikkatle okunması gerekir.

Yüzde yüz Türk olan kitabın on iki hikâyecik bölümü Almanya’nın Dresden kentinde ve altı bölümden oluşan diğer bölümü ise Vatikan’dadır. Bu da diğer ilk tür ve yazım eserlerimiz gibi, kendi ayıbımızdır ki; kendi toprağından kilometrelerce uzaklarda muhafaza edilmektedir. Lakin toplam olarak asıl bölümlerin kayıp olduğundan şüphelenilmektedir. Anadolu’ya bir dalış yaptığınız zaman, neredeyse her köyde bu tarz farklı farklı ama karakterleri bir olan hikâyelere rastlamak mümkündür. O sebeple ben inanıyorum ki sayısızca Dede Korkut hikâyemiz zamana yenilip, bizlerden uzaklarda, gölgelerde kalmıştır.

Hikâyelerin yazıya aktarıldığı dönem MS. 1585lü yıllar olarak geçmektedir. 1938 – 1958 tarihleri arasında ise incelenmesi tamamlanış olup, Türkçeleştirilip, okurlarıyla buluşturulmuştur.

Okunan kitap Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’ndandır. Çevirisi gayet anlaşılabilir ve özenle yapılmıştır. İçerisinde eski Türkçe ya da Azeri lehçesinden kelimeler gayet güzel olarak çevrilmiş olup aşağıda bulunan çevirmen notuna dahi bakmadan anlaşılabilecek kolaylıktadır. Kitabın içerisinde “Kitab-ı Dedem Korkut Üzerine” başlığı altında bir önsöz, sonrasında Mukaddime ve devamında hikâyeler ile devam etmektedir. On iki hikâyenin bitiminde ise kitap kaynakça ile sonlanmaktadır.

Sözün özü; kesinlikle okunulması gereken bir eserdir. Özellikle kendi kültürümüz olduğu için hem tarih, hem aslımıza olan vefamızdan ötürü ve zamana yenik düşmemesi için el üzerinde tutup, baş üstünde gezdirmeliyiz.

Sevgi ile kalın.
Dede Korkut olarak bilinen Ozanların başı, Hz Muhammed zamanında yaşamıştır. Dede Korkut Oğuzların kayı veya Bayat boyundan gelmektedir.
Bilindiği üzere Dede Korkut hikayeleri Kuman ve Oğuz boyları arasındaki mücadeleleri anlatmakta.
(Oğuz : Müslüman olan türkler,
Uz: Hristiyan olan Türkler)
Sözlü sanat olan bu hikayeler Akkoyunlar zamanında yazıya geçirilmiştir.
Eserde eski türklere ait yaşanmışlıklar, adetler ve gelenekler bulunmakta.
.
Her gün bir hikayecik okumanızı tavsiye ederim
Dede Korkut'un hikâyeleri, parça parça ve değişik versiyonlarda Anadolu'nun çeşitli yerlerinde yaşamaktadır. Bugün Türkiye'de en yaygın olarak bilinen ve en geniş Dede Korkut hikâyeleri, 15-16, yüzyıllarda meçhul biri tarafından kâğıda geçirilmiştir. "Kitab-ı Dede Korkut" adlı bu eser, Azerbaycan ve doğu Anadolu'daki Oğuz Türklerinin arasında yaşayan Dede Korkut hikâyelerini kaydetmiştir.
Dede Korkut simgesi, hikâyelerin değişmeyen motifidir. Oğuz boylarının başı derde girdiğinde veya sevinçli bir durumu olduğunda "Oğuz bilicisi" Dede Korkut'a danışır; o ne derse o yapılırdı. Çocuklara ad konulacağı zaman Dede Korkut çağrılırdı.
ede Korkut, Oğuz Türklerini, onların inanışlarını, yaşayışlarını, gelenek ve göreneklerini, yiğitliklerini, sağlam karakteri ve ahlâkını, ruh enginliğini, saf, arı-duru bir Türkçe ile dile getirir. Destanlarındaki şiirlerinde, çalınan kopuzların kıvrak ritmi, yanık havası vardır.
Dede Korkut destanlarının kahramanları, iyiliği ve doğruluğu öğütler. Güçsüzlerin, çaresizlerin, her zaman yanındadır. Hile-hurda bilmezler, tok sözlü, sözlerinin eridirler. Türk milletinin birlik ve beraberliğini, millî dayanışmayı, el ele tutuşmayı telkin eder.
Yüzyıllar boyu, heyecanla okunan bu eserdeki destanlar, Doğu ve Orta Anadolu'da, çeşitli varyantları ile yaşamıştır. Anadolu'nun birçok bölgelerinde, halk arasında söylenen, kuşaktan kuşağa aktarılan hikâye ve destanlarda Dede Korkut'un izleri ve büyük etkileri vardır.
Millî Destanımızın ana kaynağı olan Dede Korkut Kitabı’nın bugün elde, biri Dresden'de, öteki Vatikan'da olmak üzere, iki yazma nüshası vardır. Bu yazma eserlere dayanarak Dede Korkut Kitabı, memleketimizde birkaç kez basıldığı gibi, birçok yabancı memleketlerde çeşitli dillere de çevrilmiştir.
Yıllar önce okuduğum bizim millî öykülerimizdir. Bu öykülere sahip çıkmak ve her Türk gencinin okumasını sağlamak bizlerin görevidir. Öykülerin içinden en çok Boğaç Han bölümünü sevmiştim. Uzun bir süre geçtiği için diğer bölümleri anımsamıyorum. Kitap elime geçtiğinde önceden yaşadığım heyecanı yaşamak ve bilgilerimi tazelemeyi umut ediyorum :) Hepinize kitaplı güzel günler dilerim :)
Dede Korkut Ata candır, baldır, tektir.
İnsan okurken halen daha zevk alıyor. Düşünün ki ilk çevirilerini bizim milletimizden ziyade başka milletlerin yaptığı bizde ise 3 kere çevirisinin yapıldığı ve son çevirisinin kullanıldığı bir eser. Aslında şaka yollu ilk fantastik eserimiz ve dünyadaki ilk fantastizmin başlangıcı sayıyorum ben bu kitabı resmen. (Beydeba da olabilir tam bilmiyorum tarihlerini)
Harika ve sürükleyici bir kitap. İncesini çocukların kalınını büyüklerin okuyabildiği nadir eserlerden. İçerisindeki hikayeler bile sizde bir tat bırakıyor. İyi okumalar ..
En çok beğendiğim kısmı:
"Deve kadar büyümüşsün,
Yavrusu kadar aklın yok!
Tepe kadar büyümüşsün,
Darı kadar beynin yok!"
Sivri dilli mizacımızın kökenindeki eseri mutlaka okumalı ve çocuklarımıza okutmalıyız.
Selam getirdim size dostlar kuşlardan, habersizce burnumda tüten hasretlerden

Bir diyar masalından bir peri kızından bitmek bilmeyen dede korkut masallarından bir de küçük bir kahramandan

Tek gözlü devden hep zihinlerde var olmuş bin bir gece masalından.

Selam getirdim dostlar

en ufacık aşkımdan bitmek bilmeyen ateşimin küllerinden doğan zümrüd-ü anka kuşundan

Selam getirdim doslar benim masalımın en deli kahramanından.

ne gemiler yaktım attım mı mangalda kül bırakmadım bazen boğaz köprüsünü satın aldım bazen kız kulesinin anasını sattım..

kendim yazdım kendim bozdum

Bir selam getirdim kalemimden kağıdımdan mürekkebimin son damlasından dolu dizgin çocukluğumun bayramlarından

hep bir bahanem vardı selam etmek için taa uzaklardan oralara, yalnız kalmak korkusundan

Selam ettim dostlar herkes gibi benimde var olan hikayemin kitabından..
Doğruya doğru, hikaye olarak anlatımı, heyecan, macera aman aman çok iyi değil. Daha çok döneme ait Türk örf ve adetlerini öğreten bir belgesel gibi düşünmek gerek. İçindeki pek çok öğe Cüneyt Arkın filmlerinde bol bol kullanıldığı için tanıdık. Allah, peygamber, dua, cennet, cehennemin cirit attığı Arap masallarının aksine bu Türk masalında cinsellik yok denecek kadar az. Basat’ın Tepegöz’ü Öldürdüğü Boyu’nda çobandan hamile kalan peri kızı, başka bir hikayede Oğuz beylerinin yedi gün uyuması gibi öğeler nedense bana İslamiyet öncesi Türklerin bilmemiz gereken yığınla efsanevi özellikleri olduğu hissini uyandırdı.

Kitabın sonuna gayet kapsamlı bir Öztürkçe-Türkçe sözlük konmuş ki en beğendiğim bölüm buydu. Öylesine bakınırken bile bir sürü harika Türkçe kelime gördüm. Gökçe’nin meğerse ne güzel anlamı varmış.

http://ucalisan.blogspot.com.tr/...rkut-hikayeleri.html
Tarihi ve fantastik tarzda kitaptır. Okuduğum yayınevinin anlatımı iyi değildi ve çocuklara da uygun değildi. Ancak çocukların ve yetişkinlerin uygun basımlarını bulmalarını ve okumalarını tavsiye ederim :)
Bir ön söz ve on iki hikâyeden oluşan geçiş dönemi eserimizdir. Her hikayenin sonunda bilge Dede Korkut öğüt verdiği için bu isim verilmiş.Türk yaşayış ve kültürünü öğrenme adına okunabilecek bir eser.
Orhan Şaik Gökyay'a ait büyük Dede Korkut Kitabı incelemesinin yanında daha ince sadece hikayelerin alındığı kısmı okudum ve burada paylaşmayı uygun gördüm.

Dede Korkut Hikayeleri Türklerin özellikle Oğuz Boylarının kültür tarihinin yaşayış biçimi inanınış vesairesinin bize en keskin kanıtlar ile aktaran bir anlatımdır…

Bunun üzerine yapılan araştırmalar ve bu hikayelerin yazılı edebiyata geçmişlerini incelemeler sonucu Gökyay bu kitabı oluşturmuştur.

Gerçekten harika bir anlatım ve yine harika bir kavrama ile hikayede ki çoğu sembolü iyi anlamış özeti niteliğinde ki bu kitabı da iyi neşr etmiştir.
Şimdi hani dediğim bey erenler
Dünya benim diyenler
Ecel aldı yer gizledi
Fani dünya kime kaldı
Gelimli gidimli dünya
Ahir son ucu ölümlü dünya
Anonim
Sayfa 106 - Karaca Yayınları
Dünya benim diyenler
Ecel aldı, yer gizledi
Fani dünya kime kaldı
Gelimli gidimli dünya
Ahir son ucu ölümlü dünya
Anonim
Sayfa 93 - Türkiye iş Bankası Kültür Yayınları - 2. Basım - 2018 - Çeviri: Ayşegül Çakan
Aslan eniği yine aslandır.
Anonim
Sayfa 146 - Türkiye iş Bankası Kültür Yayınları - 2. Basım - 2018 - Çeviri: Ayşegül Çakan
Beri gel başımın bahtı evimin tahtı
Evden çıkıp yürüyünce servi boylum
Topuğunda sarmaşınca kara saçlım
Kurulu yaya benzer çatma kaşlım
Çift badem sığmayan dar ağızlım
Kavunum yemişim düvleğim
Görüyor musun neler oldu

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Dede Korkut Hikayeleri
Yazar:
Baskı tarihi:
26 Ocak 2017
Sayfa sayısı:
200
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052442197
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Karaca Yayınları
Dede Korkut Öyküleri en eski Türk öykülerindendir. Öyküler başta Oğuzların hayatını anlatırken Türk’ün her yerde, her işte, birlik ve beraberlik duygusunu, aile sevgisini, dürüstlüğünü ve kahramanlığını göstermektedir.

Dede Korkut’un asıl adı Korkut Ata’dır. O bir düşünür, keramet sahibi, kendisine akıl danışılan ulu bir kişidir. Ozanlığının gücü dolayısıyla ‘’ozanlar Piri’’ olarak da bilinir.

Hz. Muhammed (SAV) dönemine (560-632) yakın bir zamanda Oğuz Türklerinin Bayat ve Kayı boyunda yaşadığı söylenmektedir.
Dede Korkut destanının ilk yazmaları Dresden Krallık Kütüphanesi’nde bulunmaktadır.

Kitabı okuyanlar 2.028 okur

  • Beyefendi
  • Handenur
  • Tuğba Akcalı
  • Nisa Nur
  • Mehmet hanefi ulubay
  • pamplemousse
  • Leyla
  • Beyzagül Çavdar
  • Su
  • Kevser Yırtıcı

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.3 (1)
9
%0.6 (2)
8
%0.3 (1)
7
%0.6 (2)
6
%0.3 (1)
5
%0.9 (3)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları