Dede Korkut Hikayeleri

·
Okunma
·
Beğeni
·
12548
Gösterim
Adı:
Dede Korkut Hikayeleri
Yazar:
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
143
Format:
Karton kapak
ISBN:
9799756199588
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kum Saati Yayınları
208 syf.
·17 günde·Beğendi·9/10
Türk edebiyatının sözlü erbabı olan Dede Korkut MS sonra 9 ile 11. yüzyıllar arasında yaşamış ya da yaşadığı sanılmış Türk anlatı ustasıdır. Hz. Muhammed (sav) zamanında yaşadığı rivayet edilir, lakin mümkün olmayabilir. O vakitler Türkler İslamlaşmamış ve İslam’ı benimsememiştir. Ayrıca Anadolu’da ya da Doğu illerinden birden fazlaca Dede Korkut olması çok muhtemeldir.

Kitap önsözünde Dede Korkut için; “Oğuz’un evvel kişisi, tamam bilicisiydi. Ne der ise olur idi. Gaipten türlü haber söyler idi. Hak Teâlâ onun gönlüne ilham eder idi.” Der. Bu cümle kitap içerisindeki hikâyeler içinde geçerlidir. Çünkü yapımız gereği bir hikâyeyi aktarırken üzerine koymadan, efsaneleştirmeden devam ettirmeyiz. Bu sebeple hikâyedeki abartılar ağızdan ağza ulaştığı için bu hali almıştır.

Kitap içerisinde 12 tane muazzam derecede güzel “Epik Şiir” ile bezeli hikâyeler bulunmaktadır. 2018 senesinde UNESCO’nun kanatları altına alınmasıyla, hem iler ki nesillere aktarılmasında hem de korunmasında fayda görülmektedir.

Hikâyeler içerisinde kişilerin efsaneleştirilmesinden ziyade; dönemin yapısı, Türk adet-görenek-gelenekleri, ataya olan saygı, oğula olan sevgi, devlete ya da bağlı olduğu beyliğe biati çok güzel bir destansı havayla okuruna aktarılmaktadır. Hikâyeler birbirlerinden farklı olsa da karakterler genellikle aynıdır.

Özellikle Deli Dumrul hikayesi olağanüstü bir mesajlar topluluğudur. Kesinlikle dikkatle okunması gerekir.

Yüzde yüz Türk olan kitabın on iki hikâyecik bölümü Almanya’nın Dresden kentinde ve altı bölümden oluşan diğer bölümü ise Vatikan’dadır. Bu da diğer ilk tür ve yazım eserlerimiz gibi, kendi ayıbımızdır ki; kendi toprağından kilometrelerce uzaklarda muhafaza edilmektedir. Lakin toplam olarak asıl bölümlerin kayıp olduğundan şüphelenilmektedir. Anadolu’ya bir dalış yaptığınız zaman, neredeyse her köyde bu tarz farklı farklı ama karakterleri bir olan hikâyelere rastlamak mümkündür. O sebeple ben inanıyorum ki sayısızca Dede Korkut hikâyemiz zamana yenilip, bizlerden uzaklarda, gölgelerde kalmıştır.

Hikâyelerin yazıya aktarıldığı dönem MS. 1585lü yıllar olarak geçmektedir. 1938 – 1958 tarihleri arasında ise incelenmesi tamamlanış olup, Türkçeleştirilip, okurlarıyla buluşturulmuştur.

Okunan kitap Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’ndandır. Çevirisi gayet anlaşılabilir ve özenle yapılmıştır. İçerisinde eski Türkçe ya da Azeri lehçesinden kelimeler gayet güzel olarak çevrilmiş olup aşağıda bulunan çevirmen notuna dahi bakmadan anlaşılabilecek kolaylıktadır. Kitabın içerisinde “Kitab-ı Dedem Korkut Üzerine” başlığı altında bir önsöz, sonrasında Mukaddime ve devamında hikâyeler ile devam etmektedir. On iki hikâyenin bitiminde ise kitap kaynakça ile sonlanmaktadır.

Sözün özü; kesinlikle okunulması gereken bir eserdir. Özellikle kendi kültürümüz olduğu için hem tarih, hem aslımıza olan vefamızdan ötürü ve zamana yenik düşmemesi için el üzerinde tutup, baş üstünde gezdirmeliyiz.

Sevgi ile kalın.
208 syf.
·Beğendi·10/10
Dede Korkut Hikayeleri en sevdiğim hikayelerdendir. Anlatımı gerçekten çok güzel. Bütün hikayelerini ayrı ayrı çok beğendim. Okumayanlara tavsiye ederim. Keyifli okumalar :)
200 syf.
·10 günde·Puan vermedi
Dede Korkut olarak bilinen Ozanların başı, Hz Muhammed zamanında yaşamıştır. Dede Korkut Oğuzların kayı veya Bayat boyundan gelmektedir.
Bilindiği üzere Dede Korkut hikayeleri Kuman ve Oğuz boyları arasındaki mücadeleleri anlatmakta.
(Oğuz : Müslüman olan türkler,
Uz: Hristiyan olan Türkler)
Sözlü sanat olan bu hikayeler Akkoyunlar zamanında yazıya geçirilmiştir.
Eserde eski türklere ait yaşanmışlıklar, adetler ve gelenekler bulunmakta.
.
Her gün bir hikayecik okumanızı tavsiye ederim
208 syf.
·8/10
Dede Korkut'un hikâyeleri, parça parça ve değişik versiyonlarda Anadolu'nun çeşitli yerlerinde yaşamaktadır. Bugün Türkiye'de en yaygın olarak bilinen ve en geniş Dede Korkut hikâyeleri, 15-16, yüzyıllarda meçhul biri tarafından kâğıda geçirilmiştir. "Kitab-ı Dede Korkut" adlı bu eser, Azerbaycan ve doğu Anadolu'daki Oğuz Türklerinin arasında yaşayan Dede Korkut hikâyelerini kaydetmiştir.
Dede Korkut simgesi, hikâyelerin değişmeyen motifidir. Oğuz boylarının başı derde girdiğinde veya sevinçli bir durumu olduğunda "Oğuz bilicisi" Dede Korkut'a danışır; o ne derse o yapılırdı. Çocuklara ad konulacağı zaman Dede Korkut çağrılırdı.
ede Korkut, Oğuz Türklerini, onların inanışlarını, yaşayışlarını, gelenek ve göreneklerini, yiğitliklerini, sağlam karakteri ve ahlâkını, ruh enginliğini, saf, arı-duru bir Türkçe ile dile getirir. Destanlarındaki şiirlerinde, çalınan kopuzların kıvrak ritmi, yanık havası vardır.
Dede Korkut destanlarının kahramanları, iyiliği ve doğruluğu öğütler. Güçsüzlerin, çaresizlerin, her zaman yanındadır. Hile-hurda bilmezler, tok sözlü, sözlerinin eridirler. Türk milletinin birlik ve beraberliğini, millî dayanışmayı, el ele tutuşmayı telkin eder.
Yüzyıllar boyu, heyecanla okunan bu eserdeki destanlar, Doğu ve Orta Anadolu'da, çeşitli varyantları ile yaşamıştır. Anadolu'nun birçok bölgelerinde, halk arasında söylenen, kuşaktan kuşağa aktarılan hikâye ve destanlarda Dede Korkut'un izleri ve büyük etkileri vardır.
Millî Destanımızın ana kaynağı olan Dede Korkut Kitabı’nın bugün elde, biri Dresden'de, öteki Vatikan'da olmak üzere, iki yazma nüshası vardır. Bu yazma eserlere dayanarak Dede Korkut Kitabı, memleketimizde birkaç kez basıldığı gibi, birçok yabancı memleketlerde çeşitli dillere de çevrilmiştir.
208 syf.
·Beğendi·8/10
En çok beğendiğim kısmı:
"Deve kadar büyümüşsün,
Yavrusu kadar aklın yok!
Tepe kadar büyümüşsün,
Darı kadar beynin yok!"
Sivri dilli mizacımızın kökenindeki eseri mutlaka okumalı ve çocuklarımıza okutmalıyız.
224 syf.
Dede Korkut Hikâyeleri, 13. yüzyılda Kuzeydoğu Anadolu’ya yerleşen
Müslüman Oğuz Türklerinin toplumsal, siyasi, kültürel, ekonomik,
askerî ve dinî hayatlarını yansıtan destani halk hikâyeleridir. Uzun
zaman sözlü gelenekte yaşayan bu hikâyeler, 15. yüzyılda Akkoyunlular
Dönemi’nde yazıya geçirildi. Dede Korkut Kitabı’nın bugün elimizde 2 nüshası var: Biri Dresden Kral Kitaplığında, diğeri de Vatikan Kitaplığındadır.
Dede Korkut Hikâyeleri, sıradan birer olay metinleri ya da eğlencelik
olaylar değildir. Rastgele uydurulan vakit geçirme araçları da değildir. Dede
Korkut hikâyeleri; belli bir fikrî, felsefi, dinî ve millî derinliğe sahip, hem
millî hem de manevi değerlerimizi sembolik kurgular üzerinden veren metinlerdir. Türklük ve Müslümanlık değerlerini ve anlayışını simgesel motifler,
kişiler, olaylar, olgular, durumlar ve nesneler üzerinden aktarır. Dede Korkut
hikâyelerini Müslüman Türk milletinin dinî ve millî değerlerini etkileyici ve
kalıcı bir üslupla aktaran yani sahih edebiyattan taviz vermeden ders ve ibret
veren metinler olarak okumak gerekiyor.(ALINTI)
248 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Kapsamlı ve güzel inceleme yazan arkadaşlar olmuş. Aynı şeyleri tekrar etmek istemiyorum sadece tek bir boyutundan bahsedeceğim hikayelerin o da başlıktan da anlayabileceğiniz gibi “kadın”.
Aslında birçoğumuz kitabı okumasak da karakterleri aşağı yukarı tanıyoruz. Erkek kahramanların yanısıra hatırı sayılır şekilde kadınlar da ön plana çıkıyor. Peçeli, perde arkasından bakan, yok sayılan kadınlar yok hikayelerde. Erkeğin hemen yanında yer buluyor, yeri geliyor omuz omuza savaşıyor, yeri geliyor akıl danışılıyor, sözü dinleniyor. İslama geçiş dönemi eseri olduğunu hissediyorsunuz, her ne kadar hikayeler islami öğeler barındırıyor olsa da özellikle söz konusu kadın olduğunda dinin etkisinden ziyade Türk kültürünün etkisini görüyorsunuz. Başlıca kadın karakterler:

Dirse Han’ın hatunu/ Han kızı/ Boğaç’ın Anası :
Bilge bir kadın olarak resmediliyor hikayede. Çocukları olmayınca Dirse Han Bayındır Han’ın otağında hürmet görmüyor ve çok içerliyor bu duruma. Karısına söyleniyor. Karısı da ona ne yapması gerektiğini söylüyor:

Hay Dirse Han, bana haşmetme!
İncinip acı sözler söyleme!
Yerinden doğrul, kalk,
Ala çadırını yeryüzüne diktir,
Attan aygır, deveden buğra, koyundan koç kırdır,
İç-Oğuzun, Dış-Oğuzun beylerini üstüne yığınak et,
Aç görsen doyur,
Yalıncak görsen donat,
Borçluyu borcundan kurtar,
Tepe gibi et yığ,
Göl gibi kımız. sağdır,
Ulu toy eyle,hacet dile!
Olaki bir ağzı dualının berekatıyla Tanrı bize bir erdemli çocuk verir.
Dirse Han, hatununun sözüyle ulu toy eyledi, hacet diledi.

Hatununun dediklerini aynen yerine getiriyor Dirse Han ve dilekleri gerçekleşiyor. Hikayenin ilerleyen bölümlerinde de Dirse Han’a akıl vermeye devam ediyor karısı. Ayrıca Boğaç’ın yarasını iyileştiren de yine annesi ve kocasına olduğu kadar Boğaç’a da nasihatler de bulunuyor, yol gösteriyor.

Banıçiçek/ Bamsı Beyrek’in beşik kertmesi :
Belki de Dede Korkut’un en tanınan kadını Banıçiçek. Onun hikayesi en başından beri güzel.Bayındır Han’ın otağında Bay Büre Bey yerini yurdunu bırakacak bir oğlu olmadığı için ağlar. Oğuz beyleri el kaldırıp dua ederken Bay Büre’nin oğlu olsun diye
Bay Bican Bey yerinden doğrulup benim için de dua edin Allah Taâla bana da bir kız versin der; Bamsı Beyrek ve Banıçiçek doğar. Banıçiçek’in alpten farkı yoktur. Otağı vardır, at biner, ok atar, geyik avlar hem de bir erkekten bile iyi yapar bunları Bamsı hariç :) Yanında da aynı işlerde hünerli kızları, dadıları vardır.


Boyu uzun-Burla Hatun/Salur Kazan’ın Hatunu:
Boyunun uzunluğu ve Han kızı oluşu vurgulanıyor. Sözü geçen bir hatun, Salur Kazan’ın yokluğunda çekip çeviriyor otağı. Birkaç hikayede ismi geçer uzun söylemleri vardır. Salur Kazan
avdan oğulları Uruz olmadan dönünce hesap da sorar:

Karabaşını ilenci tutsun,Kazan,seni!
Biricik bebeğim görünmez,bağrım yanar, Neyledin, desen-e bana!
Demez olsan yana yakıla ilenirim Kazan sana!
Hatta oğlunu kurtarmaya kendinin gitmesini bile söyler:

Azgın dinli kafirlere,
Bir oğul tutturdunsa, söyle bana!
Han babamın yanına ben varayım,
Ağır asker, bol hazine alayım,
Azgın dinli kafıre ben varayım,
Yaralanıp Kazılık atımdan inmeyince,
Yenimle alca kanun silmeyince,
Kol - but olup yeryüzüne düşmeyince, Yalınız oğul haberini almayınca,
Kafir yollarından dönmeyeyim!

Dediğini yapar da Burla Hatun. Kazan Uruz’u düşmandan kurtarmaya gidip gecikince “Kırk ince - belli kız - oğlanla kara ay­gırı çektirdi, sıçrayıp bindi. Kara polat öz kılıcı kuşandı. Ba­şım tacı Kazan gelmedi, diye Kazan'ın izini izledi, gitti. Kazan'a yakın geldi.” Arkasından Oğuz Beyleri de yardıma geliyorlar ama ilkin gelen ve en önde yer alan Burla Hatun ve kırk ince belli kızı.

Salcan Hatun:
Kanlı Koca oğlu Kanturalı’yı evermek ister. Kanturalı nasıl bir kız ister sizce?

“Baba, ben yerimden doğrulmadan o kalkmış, ayağa dikilmiş olmalı; ben karakoç atıma binmeden o binmiş olmalı; ben kanlı kafir eline varmadan o varmış, bana baş getinniş olmalı, dedi.”

Salcan Hatun da tam olarak böyle biri.
Salcan Hatunla evlenmek için zorlu testlerden geçen Kanturalı nihayet Salcan Hatun’u alıp yola düşer. Yorgunluktan bitap düşen Kanturalı uykuya dalar ama Salcan Hatun hem kendi atını hem Kanturalı’nın atını zırhlar, süngüsünü eline alır, yüksek bir tepeye çıkar ve gözler. Korktuğu olur Kanturalı’yı uyandırır ve atıyla Kanturalı’nın önüne geçer. Kanturalı’nın canını da kurtarır Salcan Hatun en son atının arkasına atar Kanturalı’yı. :))

Dede Korkuttaki kadınlar coğrafyaya ve zamana da uygun olarak bu tipteki kadınlardır. Sözü geçen, saygı duyulan, iffetli, kocalarına saygılı, at binen silah kuşanan kadınlar. Türk kadınının toplumdaki yeri ilerledi mi yoksa geriledi mi? Tartışmaya açık bir konu. Fazla yorum katmadan anlatmaya çalıştım. Herkesin kendi yorumu olacaktır elbet. Bu arada benim favorim Salcan Hatun. :)

(Dede Korkut kimden okunmalı diye araştırdığımda “Bu Vatan Kimin” şiirinin şairi de olan Orhan Şaik Gökyay isminin çok telaffuz edildiğini gördüm. O yüzden tercihim bu yönde oldu.)
208 syf.
Yıllar önce okuduğum bizim millî öykülerimizdir. Bu öykülere sahip çıkmak ve her Türk gencinin okumasını sağlamak bizlerin görevidir. Öykülerin içinden en çok Boğaç Han bölümünü sevmiştim. Uzun bir süre geçtiği için diğer bölümleri anımsamıyorum. Kitap elime geçtiğinde önceden yaşadığım heyecanı yaşamak ve bilgilerimi tazelemeyi umut ediyorum :) Hepinize kitaplı güzel günler dilerim :)
208 syf.
·Beğendi·10/10
Dede Korkut Ata candır, baldır, tektir.
İnsan okurken halen daha zevk alıyor. Düşünün ki ilk çevirilerini bizim milletimizden ziyade başka milletlerin yaptığı bizde ise 3 kere çevirisinin yapıldığı ve son çevirisinin kullanıldığı bir eser. Aslında şaka yollu ilk fantastik eserimiz ve dünyadaki ilk fantastizmin başlangıcı sayıyorum ben bu kitabı resmen. (Beydeba da olabilir tam bilmiyorum tarihlerini)
Harika ve sürükleyici bir kitap. İncesini çocukların kalınını büyüklerin okuyabildiği nadir eserlerden. İçerisindeki hikayeler bile sizde bir tat bırakıyor. İyi okumalar ..
238 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Selam!

Bu kitap bizim Türk Halk Edebiyatı dersimizin kaynak kitabı. Bu sene o kadar çok okuduk ki ezberledik sayılır. Müthiş bir kitap. İslamiyet Öncesi ve Sonrası Dönemin etkileri göze çarpmakta.

Mehmet Fuat Köprülü bu kitap hakkında şöyle der:
Bütün Türk Edebiyatını terazinin bir kefesine, Dede Korkut'u diğer kefesine koyun. Dede Korkut daha ağır basar.

Kitabımızın yazarı merhum Muharrem Ergin ise kitaptan şöyle söz eder:
"Dede Korkut Kitabı Türk çocuklarının ruh ve kafa yapısını tek başına sağlam tutacak kudrette ve karakterde bir eserdir. Bu kitabı okuyan ve hazmeden bir Türkün kolay kolay yolunu şaşırmayacağı emniyetle söylenebilir. Her Türkün evinde bulunması lazım gelen bu aziz ve yüce kitabın milli kültürün ruhlara sindirilmesinde açacağı çığır milletimizin geleceği için büyük bir teminat olacaktır."

Ve son olarak Türk Halk Edebiyatı hocam Dr. Erdal Aday kitabın Türkler için Kur'an-ı Kerim'den sonra gelen en önemli eser olduğunu söyler.

Kütüphanenizde bulunsun, keyifle okuyun.
238 syf.
·10/10
Fuat Köprülü der ki: Bütün Türk edebiyatını terazinin bir gözüne Dede Korkut'u da diğer gözüne koysanız; gene Dede Korkut ağır basar. Öğrencilerime okutmaya gayret ettiğim onların da beğendiği 12 hikayeden oluşan "Türk" adına görebileceğiniz her şeyin(savaş, sosyal yaşam, düğün, doğum-ölüm merasimleri,şölenler, örf âdet...)mevcut olduğu şahane bir eser.

Dipçe: Geçtiğimiz günlerde yeni hikayeleri de elimize geçti, bilgisini paylaşmak istiyorum.

MUTLAKA OKUYUN !!!
208 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Selam getirdim size dostlar kuşlardan, habersizce burnumda tüten hasretlerden

Bir diyar masalından bir peri kızından bitmek bilmeyen dede korkut masallarından bir de küçük bir kahramandan

Tek gözlü devden hep zihinlerde var olmuş bin bir gece masalından.

Selam getirdim dostlar

en ufacık aşkımdan bitmek bilmeyen ateşimin küllerinden doğan zümrüd-ü anka kuşundan

Selam getirdim doslar benim masalımın en deli kahramanından.

ne gemiler yaktım attım mı mangalda kül bırakmadım bazen boğaz köprüsünü satın aldım bazen kız kulesinin anasını sattım..

kendim yazdım kendim bozdum

Bir selam getirdim kalemimden kağıdımdan mürekkebimin son damlasından dolu dizgin çocukluğumun bayramlarından

hep bir bahanem vardı selam etmek için taa uzaklardan oralara, yalnız kalmak korkusundan

Selam ettim dostlar herkes gibi benimde var olan hikayemin kitabından..
Ağız açıp över olsam üstümüzde Tanrı güzel. Tanrı dostu din ulusu Muhammed güzel. Muhammed’in sağ yanında namaz kılan Ebubekir Sıddık güzel. Âhir, otuzuncu cüz başıdır Amme güzel. Hecesinde düz okunsa Yasin güzel. Kılıç çaldı, din açtı erlerin şâhı Ali güzel. Ali’nin oğulları, Peygamber torunları, Kerbelâ ovasında yezîdler elinde şehit oldu. Hasan ile Hüseyin iki kardeş beraber güzel. Yazılıp düzülüp gökten indi. Tanrı ilmi Kur’an güzel. O Kur’an’ı yazdı düzdü, Ulemâlar öğreninceye kadar bekledi biçti, Âlimler sultanı Osman Affan oğlu güzel. Çukur yerde yapılmıştır, Tanrı evi Mekke güzel. O Mekke’ye sağ varsa esen gelse, İmanı bütün hacı güzel. Hesap gününde cuma güzel. Cuma günü okuyunca hutbe güzel. Kulak verip dinleyince ümmet güzel. Minarede ezan okuyunca müezzin güzel. Dizini bastırıp oturunca helâllî güzel. Şakağından ağarsa baba güzel. Yanaşıp yola girince kara erkek deve güzel. Sevgili, kardeş güzel. Yan tarafta, ev yanında dikilse gelin odası güzel, Uzunca çadır ipi güzel. Oğul güzel. Hiç birine benzemedi, Cümle âlemleri yaratan Allah Tanrı güzel. O övdüğüm yüce Tanrı dost olarak medet eriştirsin hanım hey!
"Çok cahiller seni gökte arar, yerde ister
Sen hod müminlerin gönlündesin"
Anonim
Sayfa 103 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları 2.Basım
Dünya benim diyenler
Ecel aldı, yer gizledi
Fani dünya kime kaldı
Gelimli gidimli dünya
Ahir son ucu ölümlü dünya
Anonim
Sayfa 93 - Türkiye iş Bankası Kültür Yayınları - 2. Basım - 2018 - Çeviri: Ayşegül Çakan

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Dede Korkut Hikayeleri
Yazar:
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
143
Format:
Karton kapak
ISBN:
9799756199588
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kum Saati Yayınları

Kitabı okuyanlar 3.511 okur

  • Mevsuf şahsuvar özdemir
  • Deniz İleri
  • Emire Kocak
  • Yaprak
  • Mehmet YAMAN
  • Bahar Kendigelen

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.3 (2)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları