Dedem Hz. Muhammed (asm)

·
Okunma
·
Beğeni
·
90
Gösterim
Adı:
Dedem Hz. Muhammed (asm)
Baskı tarihi:
1 Mart 2020
Sayfa sayısı:
256
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050832396
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Kapının açılışından bilirdim. Kokusuyla gelirdi. Toprak odamız gül kokardı. Gülümserdi. Işıl ışıl bakardı. Şefkat dolu bir ses ruhumu tutardı. Nasıl da sevinir, sevgiyle kanatlanırdım.

“Küçük adam nerede?”

Bu sesi her duyduğumda birden büyürdü çocuk yüreğim. Büyürdü de Medine’ye sığmazdı.

Koşarak atılırdım kucağına. Kucak, çocuk için ne muhkem bir sığınaktı. Dedemin kollarında güçlenirdim. Gül ile karanfil kokusu birbirine karışırdı…

Aşk, “Mim!” dedi.

Tüm varlık aşkla “Mim”lendi.

Esmanın bilinme seyri “Kenz-i Aşk”a yüklendi.

Dedem Hazreti Muhammed (asm), Âlemlerin Efendisi olarak yaratılan Hz. Muhammed’i (asm) anlatma gayesiyle kaleme alınan Kenz-i Aşk dizisinin son halkası.

Onlar Peygamberimizin “benim iki reyhanımdır” dediği sevgili torunları, canın parçası Hz. Fatıma annemiz ile velayetin kapısı Hz. Ali’nin evlatları, Hz. Hasan ve Hüseyin efendilerimiz…

Dedem Hazreti Muhammed (asm), Peygamberimizin ilk çocuklukları işte bu risalet ve velayet ırmaklarının kıyısında geçen iki mübarek gözün bakışı ile anlatıldığı bir siyer-roman.

Nuriye Çeleğen, Âlemlerin Efendisini, çocuk dünyasının hayret ve haşyet yüklü saf bakışı ile kalplerimize yaklaştırma gayretiyle kaleme aldı; Dedem Hazreti Muhammed (asm)…
256 syf.
·10/10 puan
Bu kitabı okurken:
Annesinin yüzünü bile hatırlamayan bir evlat olarak şu cümlenin altını çizdim: “Anne, göz aydınlığı idi. Ona yönelince çocuk, ışık doğardı. Yolu aydınlanırdı. Anne; kucağına doğulan, kucağında huzur bulunandı. Anne çocuk için Cennet’ten uzanmış bir salıncaktı.”

31 yıllık bir eş olarak şu cümlenin altını çizdim: “Eşini nefsi ile sevenin merhameti olmazdı, sevgisi de biterdi. Eşini kalbi ile seven, merhamet ederdi, sevgisi de daim olurdu. Annem ile babam arasında şefkat vardı. Şefkat fedakârlık ederdi, aşk talep ederdi.” “Acaba erkek Ali’leştikçe mi Fatıma’laşır kadın; yoksa kadın Fatıma’laştıkça mı Ali’leşir erkek?”

Üç çocuk sahibi bir baba olarak şu cümlenin altını çizdim: “Hiçbir şey anne baba arasındaki muhabbet kadar çocukları rahatlatmazdı. Çocuğu en çok muhabbet sakinleştirirdi, terbiye ederdi. Çocuğun huy toprağında saklı kötü huylarını anne babanın kavgası ortaya çıkarırdı. Onlar kavga ettikçe çocukların kötü huyları da ortaya dökülürdü. Çocuk çekirdekti; ebeveyn toprak. Bundandır ki çocukluk, insanın hayat yakasından hiç düşmezdi.” “Kelimelerin de kalbi vardı, incinir, incitirdi. Bir çocuğu en çok anne babanın birbirlerine söylediği tatsız sözler incitirdi.”

Taze bir dede olarak şu cümlenin altını çizdim: “Dede kucağa alandı. Dede hep torunu bağrına basandı, sırtında gezdirendi. Dedelik torunun dedenin bedeninde gezindiği kadardı. Dede, merhametin insan oluşuydu. Dedelik, babalığın kalfa olmaktan çıkıp usta olmasıydı.” “Hayat çocukla güzeldi. Dede için çocuk, torundu. Torun hayat ağacının budanmasıydı. Hayatın yeniden filiz vermesi, meyveye durmasıydı. Kurumuş topraklara suyun yürümesi, meyvesiz ağacın yeşillenmesiydi. Hayatın sonbaharında bir teselli gibi yaşanmasıydı.”

Mü’min bir kul olarak şu cümlenin altını çizdim: İnsan, kul olduğu kadar mı huzurlu olurdu? Yoksa kul olmayanı Allah, kul oluncaya dek huzursuz mu kılardı.

27 yıllık bir öğretmen olarak şu cümlenin altını çizdim: “Sevgi ile kalp tutulursa söz ile de itaat ettirilirdi. Kalbi tutmayanın sözüne itiraz edilirdi.”

14 yıldır bir anaokulu ve kreş işleteni olarak şu cümlelerin altını çizdim: “Çocuk oynarken gülerdi dünya. Bunca temiz kalp bir araya gelir de gülmez miydi dünya.” “Çocuğun yaramazlığını anlamayan büyükler de aslında çocuklar için yaramaz değil miydi?” “Sabrı öğrenmeyen çocuk hayatı nasıl taşısındı. Çocuğun sabrı da anne babanın sabrı kadardı.” “Çocuk hayatta iki şeyi unutmazdı: Sevenleri ve sevmeyenleri. İlgisizlikle yalnız bırakılmayı da asla unutmazdı. Çocuk her şeyi affederdi, ilgisizliği ve sevgisizliği affetmezdi.” “Sevilen olgunlaşırdı, sevilmeyen şımarırdı. Sevilen görüldüğünü bilirdi. Şımarıklık çocuğun görün beni, sevin beni demesiydi.” “Yüzüne kızılan çocuğun edep örtüsü açılırdı.” “Çocuk acıyı yaşamasın istenirdi. Oysa çocuk acıyı yaşamdan nasıl hayatın yüzlerini öğrenirdi? Çocuk büyüklerden daha çok, mutluluk kadar acıyı da kabullenirdi.”

45 yıllık iyi bir okur olarak bu kitabı, önce babalara, sonra annelere, anne baba adaylarına, öğretmenlere ve tabi torun nasıl sevilir arayışında olan tüm dedelere tavsiye ediyorum. İmkânım olsaydı tüm anaokulu öğretmenlerine hediye etmek isterdim. Tabi yazarın bundan önce yayınlanmış okuduğum iki kitabını da burada zikretmeliyim. Hazreti Fatıma’nın dilinden anlatılan Babam Hazreti Muhammed ve Amine annemiz ve Halime annemizin dilinden anlatılan Oğlum Hazreti Muhammed kitaplarını da ismini zikrettiğim tüm guruplara tavsiye derim.

“Dedemin olduğu dönem çocuk asrı idi. Dedem, insanlara çocuğun nasıl sevileceğini, nasıl terbiye edileceğini öğretti. Kendilerini büyük gören büyüklere, büyüklüğün çocuk sevgisinde olduğunu gösterdi. Çocuğa çok değer verdi İnsan kendine verilen değer kadar başka insanlara değer verirdi. Çocuğa değer vermek, insanlara değer vermekti.” “Dedem çocuğu terbiye etmeye kalkmadı. Zaten çocuk terbiyeli doğardı. O, çocuğun nasıl terbiyesiz edilmeyeceğini öğretti.”
Babam, "Bir kadının gözleri bir erkeğin zulmünden dolayı yaş dökerse melekler attığı her adımda o erkeğe lanetler yağdırır." derdi.
Ne garipti insan, en çok nefsini dinlerdi; en çok da kalbini avutmaya çalışırdı. Kalp dünya ile dertliydi. Oysa onu yaratılış toprağı cenneti.
Öfke şeytandandı, şeytana kapı aralardı. Anne babanın öfkesi en çok çocuğu hırpalardı. Annem, ninnilerinde söylerdi öfkeli insanı sevme diye.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Dedem Hz. Muhammed (asm)
Baskı tarihi:
1 Mart 2020
Sayfa sayısı:
256
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050832396
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Kapının açılışından bilirdim. Kokusuyla gelirdi. Toprak odamız gül kokardı. Gülümserdi. Işıl ışıl bakardı. Şefkat dolu bir ses ruhumu tutardı. Nasıl da sevinir, sevgiyle kanatlanırdım.

“Küçük adam nerede?”

Bu sesi her duyduğumda birden büyürdü çocuk yüreğim. Büyürdü de Medine’ye sığmazdı.

Koşarak atılırdım kucağına. Kucak, çocuk için ne muhkem bir sığınaktı. Dedemin kollarında güçlenirdim. Gül ile karanfil kokusu birbirine karışırdı…

Aşk, “Mim!” dedi.

Tüm varlık aşkla “Mim”lendi.

Esmanın bilinme seyri “Kenz-i Aşk”a yüklendi.

Dedem Hazreti Muhammed (asm), Âlemlerin Efendisi olarak yaratılan Hz. Muhammed’i (asm) anlatma gayesiyle kaleme alınan Kenz-i Aşk dizisinin son halkası.

Onlar Peygamberimizin “benim iki reyhanımdır” dediği sevgili torunları, canın parçası Hz. Fatıma annemiz ile velayetin kapısı Hz. Ali’nin evlatları, Hz. Hasan ve Hüseyin efendilerimiz…

Dedem Hazreti Muhammed (asm), Peygamberimizin ilk çocuklukları işte bu risalet ve velayet ırmaklarının kıyısında geçen iki mübarek gözün bakışı ile anlatıldığı bir siyer-roman.

Nuriye Çeleğen, Âlemlerin Efendisini, çocuk dünyasının hayret ve haşyet yüklü saf bakışı ile kalplerimize yaklaştırma gayretiyle kaleme aldı; Dedem Hazreti Muhammed (asm)…

Kitabı okuyanlar 59 okur

  • Sinem
  • Dudu göyhan
  • Mihriban Dagdogen
  • murat soylu
  • Veysel DemirÖz
  • Oya Ceyda
  • gönül yaramaz
  • AYŞEGÜL KAYA
  • Bir çuval inci
  • Sinema Rüyası

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%95.3 (41)
9
%4.7 (2)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0