Defterimde Kuş Sesleri

8,7/10  (11 Oy) · 
39 okunma  · 
11 beğeni  · 
912 gösterim
12 Mart Askerî Darbesi, '68 Kuşağı' diye anılan bir gençlik kesimini yok etmek amacıyla yapılmış bir baskın hareketiydi. 1971, 1972 yıllarında iki kez tutuklanıp cezaevine girdim. Orada sık sık -gizlice- günlük tuttum. Bunu yaparken, bir yandan da dışarıya durmadan mektuplar yazıyordum. O günlük notlarda, mektuplarda yazamadığım pek çok ayrıntıyı, kafama, yüreğime kazıdım. Tuttuğum gizli günlük notlarımdan kurtarabildiklerimi, dışarıya yazdığım mektuplardan bulabildiklerimi belleğimde kalanlarla buluşturunca ortaya Defterimde Kuş Sesleri çıktı. Bu kitabı, daha önce yazdığım Gülünün Solduğu Akşam'ın devamı gibi de okuyabilirsiniz.
  • Baskı Tarihi:
    2003
  • Sayfa Sayısı:
    399
  • ISBN:
    9789750702228
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
mısra 
22 Haz 2017 · Kitabı okudu

Defterimde Kuş Sesleri, 12 Mart Darbesi sonrasında tutuklanan Erdal Öz’ün cezaevinde tuttuğu günlüklerden, notlardan, yazdığı mektuplardan ve anılarından oluşuyor.

Erdal Öz ilkinde kitabevinde kullandığı ambalaj kağıdı üzerinde yazan özlü sözlerden ve ikincisinde ise Boğaziçi uçağının kaçırılmasında ilgisinin olduğu gerekçesiyle tutuklanıp cezaevine konur. Tutukluluk süresi içerisinde sessiz, yazı yazmaya elverişli bir ortam olmaması nedeniyle yazabildiklerini kısa notlar halinde yazar, kağıda dökemediklerini de belleğine kazır. Yazarak içinde bulunduğu güç duruma dayanmaya çalışır.

İçerdeki hayatı bize anlatıyor. Cezaevi koşullarını, 60-70 kişinin kaldığı koğuşlarda demokratik düzen ve temiz bir ortam oluşturmak için yaptıklarını, kendisiyle birlikte tutuklu olanlara dair gözlemlerini aktarıyor. İkinci tutuklanmasında bir süre hücrede tutulur ki en zor süreçlerden birisi.

Özellikle Deniz Gezmiş ve arkadaşlarıyla ilgili bölümleri okumak, daha önce bilmediğim ayrıntıları öğrenmek okumamı ilginç ve özel hale getiren nedenlerin başında. Yine tanıdık isimlerle ilgili ayrıntılar var Sinan Cemgil, Ömer Ayna, Mustafa Taylan, Doğu Perinçek, Yılmaz Güney. Yazar anlattıklarını sadece cezaevindeki günlerine ait notları ve günlükleriyle sınırlı tutmamış, kendi yaşamından da kesitlere, anılara yer vermiş. Cezaevinde anımsadığı anılarını çocukluğundan başlayarak içtenlikle defterine yazmış. Bu bölümlerde de yakın geçmişe ilişkin kayda değer bilgiler olduğunu söyleyebilirim. Edip Cansever’in Ahmet abisiyle tanışması, Yaşar Kemal’le olan anısı belleğimde iz bırakanlar arasında.

Yine eşine yazdığı mektuplarında ise bahsettiği kitaplar var ki gerek eşinden getirmesini istiyor, gerekse okuduklarıyla ilgili düşüncelerini yazmış ki, ben de meraklanıp bazılarını şimdiden okuma listeme aldım. Oğuz Atay, Tolstoy, Dostoyevski, Kazancakis, Turgut Uyar, Edip Cansever, Kemal Tahir’le ilgili düşüncelerinden bahsetmiş.

Ayrıca yazarın cezaevinde yaptığı çok güzel karakalem çalışmaları var kitabın son kısımlarına serpiştirilmiş. Cezaevindeki tekdüze yaşamın okuduklarını anlamasını engellediğinde zaman geçirmek için orada gözüne çarpan nesnelerin resimlerini defterine çizmiş. Okuduğu kitaplar, şairlerin şiirleri, dizeleri, radyoda çalan müzikler, kendi yazdığı öykülerle, resimleriyle cezaevinin duvarlarını aşmış aslında Erdal Öz.

Tutukluluk günlerinde özlemi, sevgiyi, acıyı, umudu, anıları, hayalleri fısıldayan kuşların olduğu birçok defter biriktiriyor Erdal Öz. Hüzünlü kuş seslerinin…

“ ‘Rüzgâra yazılıdır’ diye çok güzel bir şarkı vardır, ‘Bunun yanıtı rüzgâra yazılıdır’. Orada olanlar, daha sonra başka bir odaya alınıp bana yapılanlar, o rüzgâra o gün esen o hızlı rüzgâra yazılmıştır sanırım.”