Değirmenimden Mektuplar (Orijinal Dilden Kısaltılmamış Çeviri)

·
Okunma
·
Beğeni
·
7985
Gösterim
Adı:
Değirmenimden Mektuplar
Alt başlık:
Orijinal Dilden Kısaltılmamış Çeviri
Baskı tarihi:
2007
Sayfa sayısı:
176
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944883535
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Bu kitap yazdıklarımın arasında benim en çok sevdiğimdir. Şüphesiz ki, edebi acıdan bir şaheser olduğundan değildir bu yorumum; gençliğimin en güze! günlerini, katıla katıla güldüğüm sorumsuz dakikalarımı, pişman olmaksızın geçirdiğim sefahat saatlerimi, bir daha asfa yeniden karşılaşma fırsatını yakalayamayacağım yüzleri, dostlukları bana yeniden ve yeniden hatırlattığı içindir."
-Alphonse Daudet

İlk baskısı 1869 yılında yapılan "Değirmenimden Mektuplar", Fransız yazar Alphonse Daudet'nin en çok bilinen ve okunan eseridir. Kitap taşrada yer aian eski bir değirmende yazılan, her birine bir öykü yerleştirilmiş anı-mektuplardan oluşur.
88 syf.
·7/10
Kitap kısa kısa farklı öykülerden oluşuyor. Hepsi için aynı şeyi söyleyemesem de bazı hikayeleri çok güzeldi. Akıcı ve kolay okunan bir kitap. Ayrıca betimlemeler de iyiydi. İçlerinden seçme yaparak çocuklarınıza okuyabileceğiniz güzel bir kitap.
128 syf.
·3 günde·Beğendi·7/10
Alphonse Daudet, 19.yy'ın ikinci yarısında yaşamış Fransız bir yazar. Kendisinin Charles Dickens'dan etkilenmiş olduğuna dair bir bilgiye rastladım okuduğum baskının önsözünde. Yine de ben Dickens'ın toplum eleştirisini, bütüne bakan yanını göremedim Daudet'de. Ama Dickens'ın gerçekçi bakışının çok daha ayrıntılı, irdelenmiş bi' halini gördüğümü söyleyebilirim.

Natüralizm, hayatı nesnellikle ele alan, gerçeği derin ayrıntılarla anlatan sanat akımıdır. Daudet'nin parlayan yanı da bu, gerçekçilikten çok ayrıntılarda dönenmesi yani natüralist olması. Değirmenimden Mektuplar'da bariz bi' şekilde natüralizmin o tasvirsever yanını, mikroskobik incelemesini gördüm ben. Daha da ötesini gördüm hatta; doğa tabloları gördüm, tiyatro sahneleri gördüm. Tasvire boğulduğum sırada olayların sakin, kimi zaman komik, kimi zamansa hüzünlü sonlanışları duraklattı beni. Yanısıra ucu sivri yorumlar, hicivci bi' bakış da vardı anılarda.

Eski bi' değirmende, basık bir odaya yerleşen Alphonse Daudet'nin, okuruna bazen bizzat yaşadığı, bazen şahit olduğu bazense "zevzek mi zevzek" insanlardan duyduğunu son derece ayrıntılı, sıcak ve genel olarak okurla konuşur bi' üslupla anlattığı anılardan, hikayelerden oluşuyor Değirmenimden Öyküler.

Kitap hiç de aklımda değildi ama bi' şekilde yolum yazarla kesişti, merakımı tetikleyen şey ise yazarın tarzıydı. Ve bu nedenle kapıyı aralamaya karar verdim. Bilinçli kararıma karşın kesinlikle beklenmedikti benim için kitap, ne beklediğimi bilemesem de eğlendim ben okurken. Tasvir ve ayrıntılardan başının ağrımayacağını düşünen, yazarı tanımak isteyen herkese doğayla ve insanlarla fazla yakın olan bu kitabı öneririm.

Kulübe isimli öykünün ilk paragrafı:
"Sazdan bir çatı, kurumuş ve sararmış kamışlardan duvarlar, işte kulübe burası. Bizim av köşkümüzün adı bu. Camargue'daki bütün evler gibi, kulübemiz de yüksek tavanlı, geniş, penceresiz, camlı kapısından ışık alan bir tek odadan ibaret. Akşam olunca camlı kapının kepenkleri çekilir. Sıvası pörtük pörtük beyaz badanalı yüksek duvarları boyunca çakılmış askılara tüfekler, av çantaları, bataklık çizmeleri asılır. Dipte zemine kakılıp da bir ucu tavana kadar yükselen ve çatıya destek olan kalın bir direğin etrafına, beş altı tane kadar yuvarlakça payanda sıralanmış. Geceleri poyraz esip de bütün ev çatırdamaya başlayınca uzaklarda kalan denizle, denizi yaklaştırarak gürültüsünü getiren ve bu gürültüyü büyüterek devam ettiren rüzgârla, insan kendini bir geminin kamarasında uyuyor zanneder."
96 syf.
·2 günde·6/10
Değirmenimden Mektuplar, bir köye yeni taşınmış ve oradaki eski bir değirmende yaşamaya başlayan bir sığırtmacın çeşitli anılarından oluşuyor. Bölüm bölüm anılardan oluşan bu eserde doğa tasvirleri oldukça iyiydi. Zaten ana karakterimiz de doğayı, hayvanları çok seven bir yapıda olduğundan çevresinden edindiği izlenimleri yer yer masalsı bir anlatımla kendi gözünden bizlere yansıtmış. Örneğin dağların gölgesini ele almış, gölün üzerindeki ateş böceklerini ya da koyunların sessiz bakışlarını. Bu açıdan yeterince doyurucuydu; yaşayan bir doğa tasvirini içinizde yaşatacak kadar. Fakat konu açısından bir dağınıklık vardı. Kitap rastgele anılardan oluşuyor fakat bazen bir anı bazen yarım kalıyor, diğeri tam ortasından başlıyordu. Belki de böylelikle hayatın gerçeklerini sunmaya çalışmış bizlere Daudet. Hayatın kitaplardaki gibi bölüm bölüm olamayacağını, olsa bile kesik kesik anılardan ibaret olduğunu yine bir kitapta anlatmış. Gerçekçiliği bu şekilde sağlamaya çalışmış zannımca. Bu açıdan; hem gerçekçilik hem de doğa tasvirlerindeki masalsılık, ikilem oluşturmadan birleşmiş. Kitabı okurken, etkilenip "keşke bende orada olsaydım" dedim defalarca. Bu eseri edebi olarak çok bir beklentiye girmeden okumanızı öneririm; içinde yaşıyormuşcasına okuyun derim.
232 syf.
·9 günde·Puan vermedi
‘’Değirmenimden Mektuplar’’ anı şeklinde yazılmış kısa öykülerden oluşuyor. Anlatıcımız şehir hayatının kargaşasından sıkılıp doğanın kalbinde yaşamak amacıyla bir değirmende yaşamaya başlıyor. Bize de oranın günlük hayatından, duyduğu ilginç hikayelerden, doğadan, yaşadıklarından bahsediyor. Anlattığı hikayelerde belli bir düzen yok; bir hikayede başka bir şeyden, ötekinde bambaşka bir şeyden bahsedebiliyor.
Özellikle doğa tasvirleri oldukça başarılı ve ayrıntılı şekilde yapılmış. Güneşin doğuşu, sürülerin evlerine dağılışı, çayırdaki otların rüzgarla savruluşu gibi detaylar gerçekten içimi ısıttı. Okurken, beton yığınlarının arasında yaşamak durumunda kalışımıza sık sık hayıflandım.
Yazarın anlattıkları çok derin şeyler değiller, okumadan önce onun bilincinde olmak lazım. Dediğim gibi günlük hayattan hikayeler ve doğa manzaraları oluşturuyor çoğunluğu. Ama özellikle ‘’İhtiyarlar’’ adlı hikaye etkiledi beni. Öyle içimizden bir hikayeydi ki… Karakterleri mutlaka size bir yerlerden tanıdık gelecek, birilerini anımsatacak. Kitabı okumayacak olsanız bile bu bölümü bulup okumanızı öneriyorum.
Herkese keyifli okumalar dilerim…
190 syf.
·Puan vermedi
Kitabı, elimde okuyacak bir kitap kalmadığı için alıp okudum. Kitap kısa anılardan oluşuyor. Betimlemeler güzel olmuş ama kitabı beğendiğim söylenemez...
232 syf.
·332 günde·Beğendi·9/10
Milli Eğitim Bakanlığı 100 temel eser tavsiyeli bir kitap.Parisin gürültülü ortamından kaçıp doğayla iç içe olmak isteyen ve eski bir yel değirmeninin satın alınmasıyla başlıyor hikayeler.Yazarımız köylülerden duyduğu ve kendisinin gözlemleyerek anlattığı kısa kısa hikayelerden oluşuyor.Genellikle doğa konulu hikayeler bir bakıyorsunuz bir keçi konuşuyor,bir başka hikayede katır,çiçekler,yıldızlar ve tabii konuşmaktan çekindiğimiz zamanlarda yüreğimizden geçenlerin anlaşılmasını,bilinmesini isteriz ya işte yazar bazı hikayelerde susan yürekleri,gözleri konuşturmuş,gülüyorsunuz bir hikayede,sonrakinde üzülüyorsunuz,bir sonrakinde diğerine başlamadan önce kitap elinizde öylece düşünmeye başlıyorsunuz.Tavsiye ederim :)
232 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Değirmenimden Mektuplar, şehir hayatından ve kalabalıktan kaçan, bir kasabada eski, terk edilmiş bir değirmene yerleşen yazarımızın gözlemleri ve tanık olduğu hikayelerin anlatıldığı bir eserdir. Kısa kısa hikayelerden oluşan bu kitapta yer yer doğa tasvirleri, halk hikayeleri, seyahat notları, kasaba insanının yaşamı gibi birçok konu kendisine yer buluyor. Açık bir anlatım ve samimi üslup, sıkıcı olunmasını engellemiş.

Düşük puanı nedeni ile okumaya başlarken tedirgin olduğum bir kitaptı fakat beklediğimden çok daha iyi bir eserle karşılaştım. Öykü seven okuyuculara kesinlikle tavsiye edebileceğim bir kitaptır.
232 syf.
·17 günde·Beğendi·5/10
bu kitap yazarın dünya çapında tanınmasına vesile olduğu söylenir. kitabı ismiyle ifade etmek isteseydim "provence'den (bir kasaba) hikayeler" olarak değiştirirdim. benim gibi niçin düşündüğünü de düşünen biriyseniz kitabı okurken biraz zorlanırsınız. çünkü olaylardan ziyade doğayı çok derinlemesine görselleştiriyor o kadar ki iyi bir ressam anlattıklarını resmetse 4k çekilmiş bir fotoğrafa eş değer bir görüntü elde ederdi kanaatimce. kısacası olaydan çok tasvire önem veriyorsanız bu kitabı okumak iyi bir düşünce olabilir.
192 syf.
·2 günde·8/10
Kitaptaki tüm öyküleri çok beğendiğimi söyleyemem ama Bay Daudet'nin kendine has masalsı anlatımını genel olarak sevdim. Yine de MEB'in bu kitabı "ilkokullarda okutulması gereken 100 temel eser"den biri olarak seçmesini biraz uygunsuz buldum. Bazı öykülerde intihardan, kopuk uzuvlardan bahsediliyor mesela. Televizyon izletmeyerek korumaya çalıştığım çocuğumun "anne insan kendini neden camdan atar?" ya da "uzuvların kopması ne demek?" diye sormasını istemem. En azından ilkokulda sormasın, ortaokuldan sonra gerekli gereksiz her naneyi bana sormadan öğrenecek zaten, biliyorum. Özetle, 14 yaşın üzerindeki okurlara tavsiye ederim. =)
192 syf.
·1 günde·8/10
Içerisinde kısa köy hikayelerini çok güzel betimleyerek içten bir şekilde yaklaşık 150 yıl önce anlatmış. Temel eserler arasında bulunuyordu es geçmeyeyim dedim. Okuduğuma değdi.
232 syf.
"2003 Mayıs'ının 24'ü. Oturmuş 'Mösyö Sögen'in Keçisi" için hıçkıra hıçkıra ağlıyorum. Ya Rabbi!"

Nazan Bekiroğlu'nun Yerli Yersiz Cümleler kitabında geçen bu bölümü okuyunca ben de "Mösyö Sögen'in Keçisi"nin hikayesini merak ettim ve bu öykünün bu kitapta geçtiğini öğrenip kitabı aldım. Ben Nazan hoca gibi hıçkıra hıçkıra ağlamadım ama kitapta yer alan öyküleri keyifle okudum. :) Özellik doğa tasvirleri çok güzeldi. Benim için dinlendirici, hoş bir kitap oldu. Sizlere de tavsiye ederim.

*Benim okuduğum kitap "Antik Batı Klasikleri"ne ait ve 128 sayfa. O yüzden bir de İş Bankası Yayınları tarafından yayınlanan 232 sayfalık basımını da alıp kütüphaneme eklemeyi düşünüyorum.
Herkese keyifli okumalar dilerim.
232 syf.
·1 günde·9/10
Paris'in bunaltıcı kalabalığından ve gürültüsünden kaçıp, Provence Köyü'nün hemen yakınında, pek de yüksek olmayan tepedeki eski değirmene yerleşen ve burada kendisine bir çalışma odası ayarlayan yazarımızın tek gayesi; huzurlu bu ortamda bir şeyler yazmaktır ve işte bu kitapta burada yazdığı mektup tarzındaki hikayeleri var. Bu hikayelerin tarzına ben diyeyim Oscar Wilde tarzı, siz deyin Rudyard Kipling tarzı. İlk önce bu değirmenin eski sahibi Cornille Usta'nın buharlı makinelerin icadı ile dibe vuran psikolojisini okuyoruz. Sonra sonra da patronunun kızına aşık olan bir çobanın hikayesini, bakıcısına haklı bir intikam tutan ve intikamını yedi sene sonrasına saklayan bir katırın hikayesini, Kırım'a asker taşıyan bir geminin feci akıbetini, gümrükçülerin talihsiz hayatlarını, Azrail'e meydan okumaya çalışan veliaht prensin hikayesini, tabiatın garip bir oyununa gelen kaymakamı, altın beyinli adamı, terkedilmiş bir hanın hüzünlü sahibesinin talihsiz hikayesini, ülkenin güneyine ve hatta Cezayir'e yapılan gezilerin izlenimlerini, çekirge savaşlarını ve muhtelif diğer hikayeleri okuyoruz. Kışlasına büyük bir özlem duyan askeri gördükten sonra yazarımız da artık hiç özlemeyeceğim dediği doğup büyüdüğü şehrini - Paris'i çok özlediğini fark eder.
Duygu yoğunluklu bir kitaptır. Kitabın yazılma amacı belki de insanların birbirine her daim iyilik yapmaları gerektiğini göstermektir. Hiç tahmin edemeyeceğiniz insanlarda dahi fevkalade hüzünlü öykülere rastlayabilirsiniz. Herhangi bir yerde rastladığınız herhangi birinin geçmişinde neler yaşamış olduğunu bilemeyiz. Bu yüzden insanlara hiçbir zaman önyargılı yaklaşmamalıyız. Ne olursa olsun insanları sevmeliyiz. Eserde en çok vurgulanan duygu kesinlikle zor durumdaki insanlara karşı 'acıma duygusu'dur. İnsanları anlayabilmemiz insanlığımızın gereğidir.
Dolu dolu bir eserdir.
Okumanız dileğiyle...
İyi okumalar...
“Daha önce yıldızların altında güzel bir gece geçirdiyseniz, herkesin uyuduğu o saatlerde yalnızlığın ve sessizliğin ortasında gizemli bir alemin belirdiğini bilirsiniz.”
"Onu çok seviyorum. Onsuz olamam!" Demiş olmalı kendi kendine. Ah bizler, ne yüreksiz insanlarız! Ama yine de aşkın kini öldürmemesi iyi bir şey
Alphonse Daudet
Sayfa 33 - Alkım Yayınları
Katırların çifteleri her zaman bu kadar sarsıcı olmasa da, bizimki Papa'nın katırıydı, üstelik çiftesini yedi yıldır bugün için hazırlıyordu! Hiçbir şey kilisenin kindarlığını bundan daha anlamlı bir şekilde yansıtamazdı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Değirmenimden Mektuplar
Alt başlık:
Orijinal Dilden Kısaltılmamış Çeviri
Baskı tarihi:
2007
Sayfa sayısı:
176
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944883535
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Bu kitap yazdıklarımın arasında benim en çok sevdiğimdir. Şüphesiz ki, edebi acıdan bir şaheser olduğundan değildir bu yorumum; gençliğimin en güze! günlerini, katıla katıla güldüğüm sorumsuz dakikalarımı, pişman olmaksızın geçirdiğim sefahat saatlerimi, bir daha asfa yeniden karşılaşma fırsatını yakalayamayacağım yüzleri, dostlukları bana yeniden ve yeniden hatırlattığı içindir."
-Alphonse Daudet

İlk baskısı 1869 yılında yapılan "Değirmenimden Mektuplar", Fransız yazar Alphonse Daudet'nin en çok bilinen ve okunan eseridir. Kitap taşrada yer aian eski bir değirmende yazılan, her birine bir öykü yerleştirilmiş anı-mektuplardan oluşur.

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

  • 15 defa gösterildi.

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları