Değirmenimden MektuplarAlphonse Daudet

·
Okunma
·
Beğeni
·
4.098
Gösterim
Adı:
Değirmenimden Mektuplar
Baskı tarihi:
2017
Sayfa sayısı:
232
ISBN:
9786053327738
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Les Lettres De Mon Moulin
Çeviri:
Sabri Esat Siyavuşgil
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Alphonse Daudet (1840-1897): Tüccar bir ailenin çocuğu olan Daudet, ailesinin iflas etmesi üzerine eğitimini yarıda
bırakıp Paris’te edebiyat çevrelerine katıldı. Şiir, roman, hikâye, mektup, anı-mektup türlerinde eserler verdi. Değirmenimden Mektuplar ile dünya çapında ün kazandı. Gençliğinde yazlarını Fontvielle değirmeninde geçiren Daudet, bu eserde Provence hikâyeleri anlatır, bugün kaybolmaya yüz tutmuş bir kültür ve dilin edebî kaydını tutar. Genç Daudet’nin yazdığı, aradan geçen zamana rağmen, canlılığını asla yitirmeyen bu anı-mektuplar Sabri Esat Siyavuşgil’in muhteşem çevirisiyle Hasan Âli Yücel Klasikler Dizisi’nde.
Değirmenimden Mektuplar, bir köye yeni taşınmış ve oradaki eski bir değirmende yaşamaya başlayan bir sığırtmacın çeşitli anılarından oluşuyor. Bölüm bölüm anılardan oluşan bu eserde doğa tasvirleri oldukça iyiydi. Zaten ana karakterimiz de doğayı, hayvanları çok seven bir yapıda olduğundan çevresinden edindiği izlenimleri yer yer masalsı bir anlatımla kendi gözünden bizlere yansıtmış. Örneğin dağların gölgesini ele almış, gölün üzerindeki ateş böceklerini ya da koyunların sessiz bakışlarını. Bu açıdan yeterince doyurucuydu; yaşayan bir doğa tasvirini içinizde yaşatacak kadar. Fakat konu açısından bir dağınıklık vardı. Kitap rastgele anılardan oluşuyor fakat bazen bir anı bazen yarım kalıyor, diğeri tam ortasından başlıyordu. Belki de böylelikle hayatın gerçeklerini sunmaya çalışmış bizlere Daudet. Hayatın kitaplardaki gibi bölüm bölüm olamayacağını, olsa bile kesik kesik anılardan ibaret olduğunu yine bir kitapta anlatmış. Gerçekçiliği bu şekilde sağlamaya çalışmış zannımca. Bu açıdan; hem gerçekçilik hem de doğa tasvirlerindeki masalsılık, ikilem oluşturmadan birleşmiş. Kitabı okurken, etkilenip "keşke bende orada olsaydım" dedim defalarca. Bu eseri edebi olarak çok bir beklentiye girmeden okumanızı öneririm; içinde yaşıyormuşcasına okuyun derim.
‘’Değirmenimden Mektuplar’’ anı şeklinde yazılmış kısa öykülerden oluşuyor. Anlatıcımız şehir hayatının kargaşasından sıkılıp doğanın kalbinde yaşamak amacıyla bir değirmende yaşamaya başlıyor. Bize de oranın günlük hayatından, duyduğu ilginç hikayelerden, doğadan, yaşadıklarından bahsediyor. Anlattığı hikayelerde belli bir düzen yok; bir hikayede başka bir şeyden, ötekinde bambaşka bir şeyden bahsedebiliyor.
Özellikle doğa tasvirleri oldukça başarılı ve ayrıntılı şekilde yapılmış. Güneşin doğuşu, sürülerin evlerine dağılışı, çayırdaki otların rüzgarla savruluşu gibi detaylar gerçekten içimi ısıttı. Okurken, beton yığınlarının arasında yaşamak durumunda kalışımıza sık sık hayıflandım.
Yazarın anlattıkları çok derin şeyler değiller, okumadan önce onun bilincinde olmak lazım. Dediğim gibi günlük hayattan hikayeler ve doğa manzaraları oluşturuyor çoğunluğu. Ama özellikle ‘’İhtiyarlar’’ adlı hikaye etkiledi beni. Öyle içimizden bir hikayeydi ki… Karakterleri mutlaka size bir yerlerden tanıdık gelecek, birilerini anımsatacak. Kitabı okumayacak olsanız bile bu bölümü bulup okumanızı öneriyorum.
Herkese keyifli okumalar dilerim…

Benzer kitaplar

Milli Eğitim Bakanlığı 100 temel eser tavsiyeli bir kitap.Parisin gürültülü ortamından kaçıp doğayla iç içe olmak isteyen ve eski bir yel değirmeninin satın alınmasıyla başlıyor hikayeler.Yazarımız köylülerden duyduğu ve kendisinin gözlemleyerek anlattığı kısa kısa hikayelerden oluşuyor.Genellikle doğa konulu hikayeler bir bakıyorsunuz bir keçi konuşuyor,bir başka hikayede katır,çiçekler,yıldızlar ve tabii konuşmaktan çekindiğimiz zamanlarda yüreğimizden geçenlerin anlaşılmasını,bilinmesini isteriz ya işte yazar bazı hikayelerde susan yürekleri,gözleri konuşturmuş,gülüyorsunuz bir hikayede,sonrakinde üzülüyorsunuz,bir sonrakinde diğerine başlamadan önce kitap elinizde öylece düşünmeye başlıyorsunuz.Tavsiye ederim :)
bu kitap yazarın dünya çapında tanınmasına vesile olduğu söylenir. kitabı ismiyle ifade etmek isteseydim "provence'den (bir kasaba) hikayeler" olarak değiştirirdim. benim gibi niçin düşündüğünü de düşünen biriyseniz kitabı okurken biraz zorlanırsınız. çünkü olaylardan ziyade doğayı çok derinlemesine görselleştiriyor o kadar ki iyi bir ressam anlattıklarını resmetse 4k çekilmiş bir fotoğrafa eş değer bir görüntü elde ederdi kanaatimce. kısacası olaydan çok tasvire önem veriyorsanız bu kitabı okumak iyi bir düşünce olabilir.
Içerisinde kısa köy hikayelerini çok güzel betimleyerek içten bir şekilde yaklaşık 150 yıl önce anlatmış. Temel eserler arasında bulunuyordu es geçmeyeyim dedim. Okuduğuma değdi.
"2003 Mayıs'ının 24'ü. Oturmuş 'Mösyö Sögen'in Keçisi" için hıçkıra hıçkıra ağlıyorum. Ya Rabbi!"

Nazan Bekiroğlu'nun Yerli Yersiz Cümleler kitabında geçen bu bölümü okuyunca ben de "Mösyö Sögen'in Keçisi"nin hikayesini merak ettim ve bu öykünün bu kitapta geçtiğini öğrenip kitabı aldım. Ben Nazan hoca gibi hıçkıra hıçkıra ağlamadım ama kitapta yer alan öyküleri keyifle okudum. :) Özellik doğa tasvirleri çok güzeldi. Benim için dinlendirici, hoş bir kitap oldu. Sizlere de tavsiye ederim.

*Benim okuduğum kitap "Antik Batı Klasikleri"ne ait ve 128 sayfa. O yüzden bir de İş Bankası Yayınları tarafından yayınlanan 232 sayfalık basımını da alıp kütüphaneme eklemeyi düşünüyorum.
Herkese keyifli okumalar dilerim.
Değirmenimden Mektuplar, bir köye yeni taşınmış ve oradaki eski bir değirmende yaşamaya başlayan bir sığırtmacın çeşitli anılarından oluşuyor. Bölüm bölüm anılardan oluşan bu eserde doğa tasvirleri oldukça iyiydi. Zaten ana karakterimiz de doğayı, hayvanları çok seven bir yapıda olduğundan çevresinden edindiği izlenimleri yer yer masalsı bir anlatımla kendi gözünden bizlere yansıtmış. Örneğin dağların gölgesini ele almış, gölün üzerindeki ateş böceklerini ya da koyunların sessiz bakışlarını. Bu açıdan yeterince doyurucuydu;
Statik çocuk kitabı o yaşlarda okumuştum derin kültür içerir.Tavsıye ederim hikayeleri birbirinden güzel.Milli eğitimin 100temel eser içinde olması hoş ve güzel.
Kütüphanede ne okusam acaba diye raflarda dolanırken karşıma çıkan bu kitapta hikayeler hiçte yabancı gelmedi. Günlük köy hayatındaki işler, insanlar arasındaki ilişkiler, büyükler tarafından anlatılan komik, hüzünlü biraz gizemli aile içinde yaşananlar ya da etrafta olan bitenlerle ilgili bir şeyler dinliyormuşum gibi geldi.

Bilge kültür sanattan çıkan kitabı okudum ve en çokta kitabı çeviren Türkolog Sermet Sami Uysal'ı tanıdığıma memnun oldum. Ne yazık ki ismini bu kitapla duydum. Daudet'in, Değirmenimden Mektuplar kitabı onun en sevdiği çeviriymiş. Kitaba kendisinin Daudet'in kitaplarıyla nasıl tanıştığını, Fransızca çeviri yaparken nelere, neden dikkat ettiğini anılarıyla anlatmış yazar. Türkçeye, çevirileriyle, sözlükleriyle, tiyatro oyunlarıyla, kitaplarıyla emek vermiş bir insan. Allah rahmet eylesin.
Mutlaka her insan hayatının bir döneminde yalnızlaşmak kaçmak ister. Sesizlik ister kendini dinlemek duyabilmek için.Mektuplar yazar.Kendine.Ama mutlaka birini istiyecektir.Bu mektuplar ulaşsın birisi beni duysun...
İlk önce canım sıkılmasın diye okumaya başladığım ve beni bir anda kendine kaptıran sadeliğiyle göz yormayan şirin mi şirin bir kitap tavsiye ediyorum efsane bir kitap...
Bir sığırtmaç'ın geçmişte yaşadığı anılarını değirmenine gelerek -inzivaya çekilmiş adam havasında- hikayeleştirdiği kitabıdır.Doğa betimlemeleri fazladır.Hikayede geçen doğa betimlemelerini seven illaki olur fakat fransız edebiyatı ile ile ilgili eser okumayı seven kişiler daha çok sevecektir diye düşünüyorum.Denk geldi, okudum.Eski tarihli kitaplar her zaman okunur. Çok etkilemeyebilir belki ama günümüze kıyasla en azından ''yazar içtenlikle yazmış'' diyorsun.
İyi Okumalar.
"Katırların çifteleri her zaman bu kadar sarsıcı olmasa da, bizimki Papa'nın katırıydı, üstelik çiftesini yedi yıldır bugün için hazırlıyordu! Hiçbir şey kilisenin kindarlığını bundan daha anlamlı bir şekilde yansıtamazdı."
Eğer kırlarda gecelemişseniz, herkesin uyuduğu vakitlerde, ıssızlığın ve sessizliğin arasından gizemli bir dünyanın uyandığını bilirsiniz. Sular iyice duru bir sesle çağıldar, göllerde küçük alevler pırıldar, dağların bütün gölgeleri rahatça gezinmeye başlar; dalların uzadığını, otların yeşerdiğini duyar gibi olursunuz.
Alphonse Daudet
Sayfa 27 - Alkım Yayınları
Kral şatonun bir ucunda, tek başına bir odaya kapanmıştı...Krallar, ağladıklarını kimseye gòstermek istemezler...
Of,zavallı bizler, zavallı insan kalpleri....Hor ve küçük görmenin bile aşkı öldürememesi ne kötü şey.....

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Değirmenimden Mektuplar
Baskı tarihi:
2017
Sayfa sayısı:
232
ISBN:
9786053327738
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Les Lettres De Mon Moulin
Çeviri:
Sabri Esat Siyavuşgil
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Alphonse Daudet (1840-1897): Tüccar bir ailenin çocuğu olan Daudet, ailesinin iflas etmesi üzerine eğitimini yarıda
bırakıp Paris’te edebiyat çevrelerine katıldı. Şiir, roman, hikâye, mektup, anı-mektup türlerinde eserler verdi. Değirmenimden Mektuplar ile dünya çapında ün kazandı. Gençliğinde yazlarını Fontvielle değirmeninde geçiren Daudet, bu eserde Provence hikâyeleri anlatır, bugün kaybolmaya yüz tutmuş bir kültür ve dilin edebî kaydını tutar. Genç Daudet’nin yazdığı, aradan geçen zamana rağmen, canlılığını asla yitirmeyen bu anı-mektuplar Sabri Esat Siyavuşgil’in muhteşem çevirisiyle Hasan Âli Yücel Klasikler Dizisi’nde.

Kitabı okuyanlar 481 okur

  • Helin Hantaş
  • Nuray Çimen
  • SihirliFlut
  • Eda kaplan
  • şule yavaş
  • Berna Demirel
  • Okuyucu2521
  • Merve Ceyhan
  • Zyn
  • cehennem kraliçesi

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%7.3
14-17 Yaş
%11.9
18-24 Yaş
%34.1
25-34 Yaş
%21.5
35-44 Yaş
%15.7
45-54 Yaş
%7.3
55-64 Yaş
%0.8
65+ Yaş
%1.5

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%65.6
Erkek
%34.4

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%11.2 (13)
9
%12.1 (14)
8
%23.3 (27)
7
%19 (22)
6
%11.2 (13)
5
%9.5 (11)
4
%7.8 (9)
3
%3.4 (4)
2
%0
1
%2.6 (3)

Kitabın sıralamaları