Değişen Bir Şey Yok

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.131
Gösterim
Adı:
Değişen Bir Şey Yok
Baskı tarihi:
1994
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ad Yayıncılık
Baskılar:
Değişen Bir Şey Yok
Değişen Bir Şey Yok
Yok sözcüğü pek sevimli değil biliyorum ama yıllar önceki yazınızı bugün de köşenizde kullanabilirseniz ve okuyanlar, “gerçekten de öyle” diye başlarını iki yana sallarlarsa, evet değişen bir şey yok demektir. Bu kitapta göreceğiniz gibi yıllar önce yazılmış her yazımı bugün de köşemde yayınlayabilirim ve okuyanların “evet haklı” diyeceklerinden de eminim. Peki o zaman akıntıya kürek mi çekiyoruz. Elbette değil. Değşimin kıpırtılarını görmek bile bir keyif.
(Kitabın İçinden)
160 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10 puan
Yine bir Duygu Asena kitabı, yine hüzün, yine acı gerçekler. Gazete ve dergi yazılarından birleşmiş denemeleri okurken yazarın kendini tekrarlaması çok fazla gözüme batmaz bu yüzden de çok severim bu tarz kitapları. Mesela Artık Sessizlik bile senin değil. Kitap bizi 40 yıl önce var olan ve varlığını korumaya kararlı bir soruna götürüyor. Günümüzde İstanbul Sözleşmesinin kaldırılmasını üzerine artan kadına şiddete ve kadına cinayetlerine. Bir kadının kadın olarak değer görmemesinde suçlu kim diye düşünecek olursak bana göre herkes. Kendisini ezdiren, ya da karısını ezen erkeğe suçlu sensin demek pek makul değil. Kadınlar sonsuz bir değersizlik döngüsü içerisindeler. Anneler kız çocuklarını abilerinden yada erkek kardeşlerinden düşük bir varlık olarak gösterirler. Çünkü kendi annelerinden bunu görmüştürler. Geçmişin çocukları, geleceğin annesi için de ne yazık ki aynı durum geçerli. 40 yıldır bu döngüde göze batacak bir delik açılmadı. Ve belki 40 yıl boyunca açılamayacak en azından şuan ki hükümet varlığını korumaya devam ettiği sürece. Konuyu siyasete getirmek istemiyorum ama toplumda kadının yeri olması için öncelikle ataerkil yönetim ve ataerkil dinden kurtulması gerekiyor. Umarım birgün her kadın kendi değerinin farkında varır.


Kadınlar vardır, kadınlar anne olarak var olmazlar, kadınlar çiçek olarak da varolmazlar, kadınlar sadece kadın olarak vardırlar.

Bu arada Duygu Asena'yı sevmeyen herkes net ahmaktır ve malum partilidir.
160 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Duygu Asena'nın 1980-1991 yılları arasında kaleme aldığı yazılardan oluşan kitap gerçekten de isminin hakkını veriyor. Duygu Asena, geçmiş yazılarına dönüp baktığında "Değişen Bir Şey Yok" diyor, biz de okurken yıllardır aynı şeyleri yazıp, dile getirmesinden anlıyoruz değişen bir şeyin olmadığını. Zira yazılar neredeyse birbiririn tekrarı. Aslında amaç, farkındalık yaratıp, hem kadınların hem de erkeklerin bilinçlenmesini sağlamak. Virginia Woolf'un Kendine Ait Bir Oda'sı gibi, kadının bazı şeyleri değiştirmesinin, tabuları yıkmasının kendi içinde başladığını vurguluyor. Günümüzde bunların ne kadarı değişti diye sorgulatıyor ne yazık ki. Yazar; kadın-erkek ilişkilerini, evliliği, sorumlulukları, kuralları, eşitsizlikleri, farklı bakış açılarıyla ele alarak, davranış biçimleri ve kararlar neticesinde hangi sonuçlarla karşı karşıya kalındığını, örneklerle anlatmış. Herkese tavsiye ederim.
160 syf.
·1/10 puan
Ne kadar boş bir kitaptı. Başladım bitirmek için hızlı hızlı okudum.. sıkıldım. En sevmediğim şeydir. Feminist kadınlar. Yok eşitlik yok erkekler kötü yok kadınlar sevmem bu tip konuları saçma bulurum. kör bir kadın yazar olduğunu sanmış ya neyse konuşmayacağım. İğrençti. Saçma salak insanlar kalemi eline alınca dünyayı kurtarıyorum, yazar oluyorum sanıyorlar. Sinirlerim bozuldu.
160 syf.
·3 günde·7/10 puan
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Zaman zaman tekrara düştüğünü düşünsem de kitabı okuduğumda şöyle bir his oluştu: Keşke birkaç yıl önce okusaydım. Kitabın bende yarattığı duygu ise kadınların toplumda ne kadar geri plana atılmak istendiği. Yapamazsın, edemezsin, yapmamalısın gibi birtakım baskılarla kadınların toplumdan nasıl soyutlanmaya çalışıldığını , nasıl geri plana itilmek istendiğini anlatmış yazar akıcı ve yalın bir dille. Hal böyle olunca kadınlar da kendisi doğal olarak içselleştirmiş bu durumu. Yapamam diye düşünmüş bazı şeyleri. Ne yazık ki çok üzücü bir durum bu. Kız çocukları yetiştirilirken birtakım görevlerinin olduğu öğretilmiş erkeklere karşı. Halbuki erkeklerinde yapabileceği şeyler neden kadınlara yüklenmiş anlamak mümkün değil. Ütü yapmak, çamaşır yıkamak, evi temizlemek, yemek hazırlamak gibi sayabileceğimiz daha pek çok şeyi pek tabi erkeklerde yapabilir ama yapmıyorlar. Daha ziyade bunun bir kadınlık görevi olduğunu düşünüyorlar ama değil. Kadınlar ev işleri ve erkeklere hizmet için gelmediler bu dünyaya. Erkekler kendi işlerini halledemeyen yaratıklar değiller. Neden kadınlar erkeklerin işini yapmakla yükümlü, neden toplumumuzda böyle bir tutum var ?Bu tutum çok yanlış benim fikrimce. Kadınlar erkeklere hizmet etmek için yaratılmış varlıklar değildir. Hiç bir kadın evinde abisine veyahut evlenip eşine hizmet ettiği için kıvanç duymamalıdır. Evlilik iki kişinin birlikte yürüttüğü bir birliktelik, bir beraberliktir. Dolayısıyla evli insanlarında sorumlulukları eşit olmalıdır. Kadınlık görevleri erkeklik görevleri olarak ayrılmamalıdır. Kadınlar; eş, anne, kardeş gibi sıfatların çok ötesinde bir bireydir. Kendini değerli ve mutlu hissetme hakkı vardır. Biz toplum olarak bunu unutuyoruz. Kadınların bütün bu durumlarla ilgili hak arayışlarını da düşünüyorum ki erkekler biraz yanlış anlıyor. Kadınlar eşitlik, hak, hukuk derken erkeklerin sahip olduklarını ellerinden almayı veya kadınların erklerden üstün olduğunu savunmuyorlar. Sadece kadın ile erkeğin arasındaki bu ayrımın kapanmasını ve eşit olmayı istiyorlar. Umarım bu bu kitap ismi yakın gelecekte geçerliliğini korumaz. Kadınlar gerek iş hayatında,gerek özel hayatında erkeklerle eşit bir şekilde temsil edilir. Umarım kadınlar için çoğu şey değişir.
160 syf.
·Puan vermedi
Sevgili yazarın kalemiyle yeni tanışma firsatim oldu. Bazı kitapları okumak için belli bir olgunluğa belli bir birikime ya da belli bir düşünsel kapasiteye gelmek gerekiyor ya benim için de yazarın bu kitabı ya da okuyacağım başka kitapları için böyle bir durum söz konusu. Edebiyatın bu yönüne o kadar hayran oluyorum ki.. Benim hissettiğim duyguları, düşünceleri çok önceden hatta ben hayatta yokken öyle güzel öyle yerinde ifade etmiş ki takdir etmemek mümkün değil. Kendisinin de ifade ettiği gibi gerçekten değişen hicbir şey yok. Çağımızın hastalıklarından biri de bu bence gerçekleri bildiğin halde değişim için harekete geçmemek. Yazarın kalemi bir su gibi akıp gidiyor. Bahsettiği konular, yasadıgı olaylar o kadar günümüz dünyası ile örtüşüyor ki. Hâlâ cinsiyet kalıpları mevcut hâlâ zihniyet yerli yerinde durmakta. Korkarım ki bu çark böyle devam edecek. Okudukça' Evet ya! Aynen öyle!Ne kadar haklısın canim yazar dediğim öyle çok an oldu ki. Buna yürekten katılmaya, okumam gereken bu zaman dilimine ve değerli kalemine saygılarımı sunuyorum. Daha uzun bir yolum var..
160 syf.
·8 günde·10/10 puan
Öncelikle şuraya kitap tanıtımını bırakayım "Yok" sözcüğü pek sevimli değil biliyorum ama yıllar önceki yazınızı bugün de köşenizde kullanabilirseniz ve okuyanlar, "Gerçekten de böyle" diye başlarını iki yana sallarlarsa, evet, değişen bir şey yok demektir. Bu kitapta göreceğiniz gibi yıllar önce yazılmış her yazımı bugün de köşemde yayımlayabilirim ve okuyanların "Evet, haklı" diyeceklerinden de eminim... Peki O zaman akıntıya kürek mi çekiyoruz?.. Elbette değil. Değişimin kıpırtılarını görmek bile keyif... Ben eminim bir gün gelecek, her şey değişecek, güzel olacak."

Degişen Bir Şey Yok, Duygu Asena'nın 2000 yılından önce yazdığı denemeler. Ve güncelliğini koruyan bir kitap.

Kadın erkek arasındaki ilişki, farklılıklar, toplumsal roller, eşitsizlikler, baskılarla ilgili denemeleri severek okudum. Kadınların kendilerinin farkına varabilmeleri için, erkeklerinse kadınları biraz daha anlayabilmeleri için okumaları gerektiğini düşünüyorum
.
160 syf.
·19 günde·Puan vermedi
Köşe yazılarından bir derleme kitap cok begendigimi söyleyemeyeceğim.Sürekli aynı konuların tekrarı olmuş.En azından Duygu Asena nın fikirlerini görmek için yine de okunabilir.
160 syf.
·1 günde·5/10 puan
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Merak edip almıştım, yazarı da merak etmiştim(kulaktan duyma bilgi yetmiyor.) Gayet kısa ve akıcı, bir günde oturup bitirilecek bir kitap. Feminist olan yazar kadın ve erkek ilişkileri üzerine yazdığı (sanırım) gazete yazılarının (bu benim tahminim,çünkü kitapta bir bilgi verilmiyordu.) bir derlemesini yaparak kitap haline getirmiş. Deneme tarzında olan kitapta her yazının sonunda tarih var. Genelde seksenli yıllarda yazılmış yazılar ama doksanlı yılların başında da yazılanlar var. Kitabın değişen bir şey yok adından anlaşılacağı üzere yıllardır değişen bir şey yok. Ben yine de okurken bazı şeylerin değiştiğini düşündüm. Mesela kadınların çalışması gerektiğini savunuyor yazar, günümüzde kadınlar o zamanlara göre bayağı aktif bir şekilde iş hayatında. Ama çalışan kadının hala ev işlerinden sorumlu olması ne yazık ki hala devam eden bir sorun, ben çevreme baktığımda bunun da eşitlenmeye başladığını görüyorum. (Maalesef hala büyük bir sorun olarak bunu yaşayan kadınlar çokça var.) En azından benim çevremde ev işleri ortak yapılıyor ki doğru olan da bu zaten. Evliliğin mutluluk olmadığını çokça vurgulamış yazar, evlilik eşittir mutluluk değildir ama yapılan psikolojik araştırmalarda mutluluk, memnuniyet seviyeleri evli olanlarda daha yüksek çıkıyor. Bilime her zaman daha çok güvenirim. Yazara katıldığım noktalar da oldu, abarttığını düşündüğüm noktalar da...
Feminist değilim ama genelde feminist olarak bilinirdim. Halbuki ben yazar gibi kadın erkek eşitliğini savunmuyorum, tabiatları farklı iki insanın eşit olmayacağını düşünüyorum. Pek çok yönden kadın ve erkek farklı, eşit demeyi aklım almıyor. Sadece kadınların daha güçlü olduğunu biliyorum, erkekler fiziken daha güçlü olabilir fakat kadınların sorumlulukları, dayanıklılıkları daha fazla geliyor bana. Yani kadın erkek eşit değil ama kadın daha güçlü bence ve daha değerli.
Kitaptan edebi bir beklentiniz olmasın, bir kahveyle birkaç çayla bitecek nitelikte sade bir dili var. Eğer kaba bir eşiniz varsa kitabı okuduktan sonra eşinize karşı kızgınlık hissedebilirsiniz, (kaba olmasa bile hissedebilirsiniz:) Aslında genelde bilindik tartışmalar, aşina olduğumuz konular (hatta bir kısmını ezberledik) ilginizi çekiyorsa okuyabilirsiniz. Şahsen yazarın başka kitabını okumayı düşünmüyorum. Keyifli okumalar.
111 syf.
·3 günde
Tek kelimeyle MUHTEŞEM.
Duygu Asena -manevi annem- hayatımda tanıdığım, okuduğum en iyi Türk yazar. Hiç sıkılmadan, şaşırarak, hayata hazırlamak konusunda tek diyebileceğim yazar. Keşke yaşasan ve hep gelip sarılsam sana..
İyi ki varsın be Kadın iyi ki!
Kitabından altını çizdiğim, kendime eklediğim o kadar çok şey var ki..
yerini doldurmaz hiçbir şey ⭐️
160 syf.
·5 günde·7/10 puan
Duygu Asena’nın 1994 basımı bu kitabını okulun kütüphanesinden bulup okudum. Yazarın 1980-1992 yılları arasında gazete ve dergilerde yazdığı yazıları topladığı kitapta genellikler kadın- erkek ilişkileri ve kadının toplumdaki yeri ele alınmış. Kitabın ismi ise şuradan geliyor: Duygu Asena 1980’li yıllarda yazdığı yazıları on yıl sonra okuyor ve ülkede kadınların durumuyla ilgili “Değişen Bir Şey Yok” diyor. Ben bu kitabı 2016 yılında okumuş bir kadın olarak maalesef hâlâ “Değişen Bir Şey Yok” diyorum. Feministlik damarlarınızın kabarması için okuyabileceğiniz bir kitap 
Gurur, insanın içinde, kişiliğinde, prensiplerinde, kendine olan saygısında aranmalı. İnsanın kendine olan saygısı yitirilince gururu kırılmalı. Başkaları için değil, kendisi için gururunu saklamalı. Artık gururu başka yerlerde arayın. Bir insanı istediğini belli etmek, istenmemek, aldatılmak, özlemek, sevdiğini söylemek... Bunların gururla hiçbir ilgisi yok...
Ah küçük kız, kocan bile olsa hiç kimsenin kirli çamaşırlarını yıkamanın mutluluk olmayacağını, olamayacağını siz ne zaman öğreneceksiniz?
Aldatmak erkeğe özgüdür, her evli erkeğin %99'u karısını birkaç kez aldatmıştır. Ne yani eşitiz diye, kadın da mı erkeği aldatsın?
Yapacakları şeyi durmadan pazartesiye, cumartesiye, akşama ve yeni yıla bırakan kişiler, daha karar verememiş kişiler değil midir sizce? Ve yapacakları işi ne cumartesi, ne pazartesi günü yapabilirler, ne de ye yeni yil geldiğinde karar verdikleri gibi "bambaşka bir insan" olabilirler.
Kadınlar cezalı olarak mı doğdular? Ev işleri ve erkeklere hizmetle yükümlü olarak mı geldiler dünyaya? Siz eli ayağı tutmayan beceriksiz, yaratıklar mısınız ki kadınlar sizin işlerinizi de görsünler? Yoksa kadınları beceriksiz yerine koyup eve hapseden uyanıklar mısınız? Sırtınıza aldığınız öteki yükleri paylaşmamak, uyanıklıksa tabiî...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Değişen Bir Şey Yok
Baskı tarihi:
1994
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ad Yayıncılık
Baskılar:
Değişen Bir Şey Yok
Değişen Bir Şey Yok
Yok sözcüğü pek sevimli değil biliyorum ama yıllar önceki yazınızı bugün de köşenizde kullanabilirseniz ve okuyanlar, “gerçekten de öyle” diye başlarını iki yana sallarlarsa, evet değişen bir şey yok demektir. Bu kitapta göreceğiniz gibi yıllar önce yazılmış her yazımı bugün de köşemde yayınlayabilirim ve okuyanların “evet haklı” diyeceklerinden de eminim. Peki o zaman akıntıya kürek mi çekiyoruz. Elbette değil. Değşimin kıpırtılarını görmek bile bir keyif.
(Kitabın İçinden)

Kitabı okuyanlar 322 okur

  • RoadNotTaken
  • Sezin Demir
  • Aysn dmr
  • Havvanur
  • Fatma Dönmez
  • shakiraaa
  • 119. Element [Bl]
  • Bengisu Arslan
  • Sennur Uygar
  • Ece Öztürk

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%2.9 (2)
9
%1.5 (1)
8
%5.9 (4)
7
%0
6
%1.5 (1)
5
%1.5 (1)
4
%4.4 (3)
3
%0
2
%0
1
%1.5 (1)