Değişen Kafalar

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.075
Gösterim
Adı:
Değişen Kafalar
Baskı tarihi:
1998
Sayfa sayısı:
126
Format:
Karton kapak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Cumhuriyet Yayınları
Baskılar:
Değişen Kafalar
Değişen Kafalar
124 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Ah Sita güzelliğin ve aldatmanın sembolü kutsal Dul... Sen Şiridaman ve Nanda'ya ne yaptın birinin kafasıyla diğerinin vücudunu aldattın.Thomas Mann'in okuduğum ilk kitabı, etkileyici ve bir o kadar da sürükleyici bir eser. Kitabı okurken Hint Mitolojisini de araştırma isteği uyandı Mitolojik unsurlar üzerine durulmuş kurgular olabildiğince dinsel özellik gösterse de daha çok Felsefi bir eser. Keyifli okumalar
124 syf.
·7/10
Thomas Mann ile tanıştığım ilk kitap. Kitabını beğenip beğenmediğim hakkında kararsız kaldım. Karakterleri çok garip buldum. Anlatılmak istenen konu hakkında çok yerinde davranışları ama bu kadar temiz kalpli gösterilmeye çalışılması çok garip geldi. Konu olarak hayatlarının büyük bir bölümünü beraber geçirmiş birbirlerine hayran arkadaşların aralarına bir hatun girmesi sonucu ilişkilerinin yıpranmasını ve içgüdüleri sonucu çok karmaşık olay örgüsüne giren farklı bir konunun sorgulanmasını anlatan edebi dili çok güzel olan bir kitap. Ana karakter hatun kişini sevmediğim için bende biraz ikileme sürüklese de bence okuyan kişiye çok farklı bakış açıları katacak bir kitap.
124 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Sita ve iki kocasının hikayesidir anlatılmak istenen. İşin içinde 1 kadın ve 2 erkek olunca neler olabileceğini vurgulayan bu kitapta iki erkeğin sağlığına ve dostluğuna inanırken, kadının samimiyetine pek inanmadım. Sitanın derdi dünyevi zevkler iken iki arkadaş bunu bir türlü kabul etmek istemeyip, onun, savaşcı soyundan gelen saf bir kadın olduğuna inanmak istediler. Kadının kitabın sonunda yaptığı davranış yürek ister tabi ki de ama onu da toplum baskısından yaptığını düşünüyorum. Buna nazaran kitabın ana teması olan insanı kendi yapan kafası mı yoksa vücudu mu tartışması beni bu kitaba bağladı diyebilirim.
124 syf.
·6/10
Bir solukta okunabilecek yorucu olmayan bir kitap. Ancak edebî açıdan -çeviriden mi yoksa ana dili de mi öyle mi bilmiyorum - tatmin edici gelmedi. Dini motiflerin ve mitlerin ağırlıklı olduğu, beden mi beyni kontrol ediyor, yoksa beyin mi bedene sahip çıkıyor sorgulamasının ve sadakatin, güvenin irdelendiği bir eser.
124 syf.
·Beğendi·9/10
Tanrılar bile birbirini kıskanırken mitolojide,insanlara sözüm kalmıyor.Kıskançlık ve bunun üstesinden gelebilme yetisi ya da bilgeliği hepimizin arayıp da bulamadığı bir eşyadan farksız bana göre çünkü imrenmeyi ve kıskanmayı ayırt etmeyi başardığımız zaman biliyorum ki bazı sorular kendi içinde eriyip gidecek ve bu sorulardan bazılarına da cevap verebilen eşsiz eserlerden birini okuduğum için kendimi şanslı ve de mutlu hissediyorum,okumayan bir şey kaybetmez ama okuyanın elbet bir şeyler kazanacağı güzel bir eser.
124 syf.
·2 günde·6/10
İlk okuduğum Thomas Mann kitabı. Büyüklere masallar tadında, içinde Hint kültürüne ait izler yer alan kısa bir Hint efsanesi.Bu aralar Hindistan ile ilgili sunumlar izleyince daha çok ilgimi çekti. Kısa ama düşündüren bir öykü. İnsan yaşamına hükmeden bedenmidir yoksa kafamıdır? ( Bundan sonrası ipucu içerir.) Bunun cevabını bilemiyorum ama bence eğer geleneklere kurban gitmeseydi kadının fendi erkekleri yenecekti.
124 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Felsefe ile mitolojinin bir harmanı olan bu eser, 124 sayfalık küçük cüssesiyle adeta insanın özü ve varoluşunun dramatik bir panoramasını gözler önüne seriyor.

"Venedik'te Ölüm" ve "Aldanan Kadın"da da karşımıza çıkan Estetik Felsefesi'yle birlikte bu eserde Varlık Felsefesi'nin inceliklerini okuyoruz. Düalist bir bakış açısından (beden+ruh) yola çıkarak birbirine çok yakın hatta birbirlerinin eksikliklerini tamamlayan 2 genç erkeğin ve ikisinin de hayran olduğu güzel bir kız üzerinden hikayeyi anlatıyor yazar.

Şridaman, zayıf bir vücudu olan ama buna karşın doğayı analiz ederek varlığı varoluş yönünden sorgulayan bir karakter. Zekası ve bilgeliğiyle dikkat çekmektedir. Nanda ise varoluşun gerisindeki özü göremeyip ruhsal bakımdan geri kalmış ama vücudunun görselliğiyle dikkat çeken bir karakter. Dolayısıyla bu iki karakter, varlığın hem ruh hem de bedenden oluştuğunun bir göstergesidir.

Burada Fenomenoloji de konuya pek uzak görünmüyor. Bize somut olarak görünen nesneler, insan bilincinde algılanan asıl 'fenomen'lerdir. Bu fenomenler 2 şekilde bulunabilir:
1- Kendinde varlık
2- Kendisi için varlık
Kendinde varlık, varoluşundan önce bir öze dayanan, dolayısıyla kendi özünü belirleme yetisinden mahrum olan varlıklardır. Bu varlıklar sadece "vardır".
Kendisi için varlık ise varoluşu temel olmakla birlikte öz, bu varoluştan sonra gelir. Dolayısıyla varlık, kendi özünü belirlemekte özgürdür.

Kafalarının ve vücutlarının birbiriyle yer değiştirmesiyle ruh ve beden iki yeni varlığın içinde birleşiyor. Bu yanlış birleşime sebebiyet veren Sita, Tanrıça'dan aldığı emri hangi eylemle yerine getireceğinde özgürdür aslında ki bu özgürlük iki vücudun yeniden varoluşundaki özdedir. Şridaman, bilge ruhuyla mükemmel görünümdeki yeni vücudu içinde kusursuz bir varlıktır. Öte yandan Nanda ise her ikisinden de mahrum kalarak diğer ikisinden ayrı bir kader çiziyor kendine. Ancak Şridaman'ın düşünemediği bir şey var: Kendi özünü ruh bütünlüğüyle sağladığından yeni vücuduna uyum sağlayamamaktadır. Zamanla da vücut güzelliğini kaybeder. Çünkü o, dış görünüşün ötesini de görebilen bir bilgeliğe sahiptir ama Sita'ya sırf dış güzelliğinden ötürü fena halde kendini kaptırır. Burada Şridaman'ın kendi içindeki çelişkisinden mi yoksa kendi ruhuyla Sita'nın bedenini iki ayrı varlıkta zuhur etmesini istemesinden mi söz edilebilir?

Öte yandan Nanda ise yeni ve zayıf vücudunu tekrar kendi özü doğrultusunda güçlendirir ve güzelleştirir. Şridaman her ne kadar hem bedenen hem de ruhen bütünleşmiş olsa da Sita'nın aklı her zaman Nanda'dadır. Çünkü Nanda ile Sita birbirlerini tamamlamak istemezler; sadece güzellik algıları duygularına yön vermektedir. Şridaman, kitap boyunca Sita ile ilgili kendi içinde hesaplaşmaya gider hatta kendi kafasını kesecek kadar hakikidir onun hesaplaşması. Her ne kadar Sita'nın güzelliğine hayran olsa da hep bir eksiklik vardır çünkü. Bunu hissetmektedir ama bir taraftan da duygularına yenik düşmektedir. Ne yazık ki mutlu bir hayat sürmek üçüne de nasip olmaz ve hep birlikte ölmeye razı olurlar. Ruh ve beden birbirinden ayrılmaz çünkü. Sita burada ruhu ve bedeni birbirine bağlayan üçüncü bir unsur görevi görmektedir: yani duygular. Sonuç olarak diyebiliriz varlık ruh ve bedenden oluşmak üzere bunları şekillendiren de bizzat duygulardır.

Kitabın sonunda, çocuklarının gözlerinin zayıf olması; dolayısıyla ruhuna yönelerek çevreyi araştırması ve aynı zamanda da güzelliğiyle bir bütün olması, ruh ve bedenin önemini bir kez daha vurgulanmaktadır.

Insanlar daima güzel olarak algıladıkları şeylere karşı daha duyarlı yaklaşır ve onlara birer anlam yüklerler. Çocuğun gözleri zayıf olarak doğması da kitabın bütünlüğüne atıfta bulunan harika bir detay.
124 syf.
·3 günde·7/10
Gerçekten yazarın yazdığı gibi bir Hint efsanesi Değişen Kafalar.İlk sayfalarda kesin yarım bırakırım düşüncesiyle başladığım kitabı severek,şaşırarak ve ilgiyle okudum. Şridaman,Nanda ve Sita üçgeninde gelişen aşk gerçekten abartılı ve eğlenceli farklı biçimde dile getirilmiş.İnandırıcı olmasını pek beklemiyorsunuz zaten efsane olunca ama yine de okuyun derim.Felsefi dokunuşlarda yapan,içinde öğüt verici sözleri de barındıran bir eser.
124 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Kitabın ön yüzünde yazdığı gibi, bir hint efsanesi ya da kıssasının kurgulanmış haliyle karşı karşıya bırakıyor Thomas Mann bizleri. Hesse’nin ‘Siddhartha’ sını beğenen okurlar için güzel bir okuma olacağını düşünüyorum. Doğu mistisizmine ilgi duyanlar için hoş ve ilginç bir anlatı. Mann’ın okuduğum ilk kitabı fakat yazarın anlatı hayatını incelemeye başlamak için uygun bir kitap olarak göremedim ‘Değişen Kafalar’ ı.
Aslında müthiş bir senaryo ; birbirinden farklı iki arkadaş biri atletik vücuda diğeri hımbıl bir vücuda sahip, atletik olan çok zeki değil ancak çok içten. Hımbıl olan ise çok çok zeki .
Ve bu iki arkadaş bir şekilde kafaları değişiyorlar. Okurken çok zevk aldım çok güldüm tavsiye ederim.
124 syf.
·1 günde·7/10
Kapakta da yazdığı gibi, bir Hint efsanesi anlatılıyor kitapta. Akıllı kadınlardan korkun azizim !!! Nedeni yüzyirmidört sayfa boyunca anlatılmış...
"Dünya da iki tür mutluluk vardır; Biri vücudun zevkleri sayesinde, diğeri de ruhun sonsuza değin huzura kavuşmasıyla ulaşılan mutluluktur."
İnsan hiçbir şeyden, hayal kırıklığına uğramaktan korktuğu kadar korkmaz, yalnızca hayallerinin elinden alınmasından korktuğu korkar.
"Bütün canlıların iki türlü varoluş biçimi vardır. Biri kendileri için, diğeri de başkalarının gözleri için."
İnsanın "keşke olsaydı" biçimindeki isteği, sonunda "olmaz ki" yanıtına ve yaşamın "bu kadarına razı ol" diyen kuru öğüdüne çarpar.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Değişen Kafalar
Baskı tarihi:
1998
Sayfa sayısı:
126
Format:
Karton kapak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Cumhuriyet Yayınları
Baskılar:
Değişen Kafalar
Değişen Kafalar

Kitabı okuyanlar 124 okur

  • Ozan Atila
  • Teodota
  • Ates Delibal
  • Hasan Tan
  • Javid
  • Özcan

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%3.9 (2)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0