Adı:
Deli
Baskı tarihi:
2009
Sayfa sayısı:
72
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757787600
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Anahtar Kitaplar Yayınevi
"Deli", ırklar, diller, dinler mozayiği, uygarlıklar beşiği topraklarda doğup büyüyen "Lübnanlı Adam"ın ilk kitabı. Yayımlanmasının hemen ardından birçok dile çevrildi. Latin ülkelerinde, Güney Amerika’da, Arapça konuşulan ülkelerde birçok ödül aldı. Kitabın yayımlandığı 1918’e kadar daha çok resim yapan ve sergileyen Cibran, Deli’yle birlikte ardarda kitaplarını çıkarmaya, kitlelerle bağ kurmaya başladı...İronik meseller, yaşama karşı bazı düş kırıklıkları, keskin acılıklarla doludur yapıt. Doğu’ya özgü bir öykü biçimi, gerçeğin özgün bir anlatımı olduğu için seçmiştir meselleri. Benzersiz olduğu kadar hatasızda kullanmıştır bu tekniği. Doğu bilgeliğini, Batı düşüncesiyle evrensel boyutta senteze ulaştırmış, "modern" yazarlara meydan okuyan, çağdaş bir yazarın çıkışıdır bu."... Deli ol ve bize algının peçesinin ardındaki gizleri anlat. Hayatın amacı, bizi bu gizlere yakınlaştırmaktır; ve delilik bunun en hızlı atıdır."
64 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
https://youtu.be/oBgZ61Nutoc

En ileri durma meczup seni de üzerler
Kimileri var ki meczup derini yüzerler
Kafana da takma meczup yoluna bakarlar
Hiç oralı olma meczup seni de yakarlar.

Dilime dolandı “Meczup”.. :)


Zweig’i nasıl seviyorsam vallahi Halil Cibranı da öyle çok seviyorum :) Bu arada bilmeyenler için ressam olan bu filozof Amerika da “Jubran Khalil Jubran” olarak bilinir.”Ermiş” kitabıyla tüm dünya onu tanımaya başlar.Bu kitapta kendi gerçeğini aramaya çalıştığını gayet güzel anlatır.
Ne ise konumuza dönelim.

Yine muhteşem bir Cibran kitabı daha okuduğum 5. Kitabı oldu ve bütün eserlerini okuyacağım. Ermiş ve Kum ve Köpük den sonra en beğendiğim eseri “Meczup” oldu.

Kitapta bir bütünlük yok öykü öykü anlatımlar var yazarın tarzı böyle...
İnsanın içindeki ‘ben’ ve dışındaki ‘maske’ kavramlarını çok güzel hikayelerle açıklamış.
Aslında en büyük kötülükler başını kuma gömenlerden çıkıyor çok güzel bir hikaye var bununla ilgili hemen sizinle paylaşıyorum..
Ve bence kitabın en sarsıcı öyküsü..

***********
Ruhum ve ben,yıkanmak için büyük denize gittik.Kıyıya vardığımızda , gizli ve ıssız bir yer aramaya koyulduk.

Ama yürürken, kül renginde bir kayanın üstüne oturmuş bir adam gördük.Torbasından bir tutam tuz alıyor ve denize atıyordu.
“Bu karamsar biri,” dedi ruhum, “gidelim buradan.Burada yıkanamayız.”

Deniz’in küçük bir girinti yaptığı yere varıncaya kadar yürüdük.Orada, beyaz bir kayanın üzerine oturmuş, elindeki işlenmiş bir mücevher kutusundan denize şeker atan bir adam gördük.
“Bu iyimserdir,” dedi bana ruhum, “bizim çıplak vücudumuza bakmamalı.”

Daha uzağa gittik.Kumsalda, ölü balıkları toplayıp onları şefkatle suya atan bir adam gördük.
“Onun önünde yıkanamayız,” dedi bana ruhum.”Bu adam insan sever.”
Ve yolumuza devam ettik.

Kum üzerinde gölgesinin izlerini çizen bir adamla karşılaştık.Koca dalgalar gelip izleri siliyor, ama o bir daha,bir daha çizmeye çalışıyordu.
“Bu gizemcidir,” sesi bana ruhum, “onu rahat bırakalım.”

Sakin bir koya varıncaya kadar devam ettik.Köpükleri toplayıp, kaymaktaşından bir kâseye koyan bir adam gördük.
“Bu idealisttir,” dedi bana ruhum, “şüphesiz,çıplaklığımızı görmemeli.”

Uzaklaştık.Ansızın, çığlık çığlığa bir ses duyduk: “Bu, deniz! Bu, derin deniz! Engin ve güçlü deniz!” Sesin kaynağına ulaştığımızda, sırtı denize dönük, denizin fısıltısını duymak için kulağına deniz kabuğu tutan bir adam gördük.

Ve ruhum dedi ki: “Geçelim.Bu adam, sahip olamayacağı şeye sırtını dönen, sahip olabildiği şeyden hoşnut olan bir maddecidir.”

Yolumuza devam ettik.Kayaların arasında otlarla kaplı bir yerde, başını kuma gömmüş bir adam vardı. “Burada yıkanabiliriz, o bizi göremez,” dedim ruhuma.

“Hayır! Binlerce kez hayır,” dedi ruhum. “Bu, gördüğün insanların en kötüsüdür.Ruhunu gizleyen tam bir softadır.”

Bunun üzerine, derin bir hüzün sardı ruhumun yüzünü; sesinde de belirdi bu. “Gidelim buradan,” dedi, “yıkanabileceğimiz ıssız ve saklı bir yer yok.Bu rüzgârın altın saçlarımı dağıtmasını ya da temiz göğsümü çıplak bırakmasını istemem.Işığın çıplak kutsallığımı ortaya çıkarmasına da izin veremem.”

O zaman en büyük denizi aramak üzere, bu denizi terk ettik.


-Emek verip okuyan okurlara teşekkür ettim, okuyan gözlerinize sağlık..
-Gecenin hayrı bulsun sizi :))

——————————————
~Bir insanı sustuğu yerlerden tanıyabilirsiniz.~
..Halil Cibran..
64 syf.
·1 günde
Ağustos sıcağında buzlu vişne suyu içmiş gibi rahatlatıp keyif veren,kıssadan hisseler resitali sunan bir solukta bitiveren Filozof Halil Cibran kitabı.Güzeldi ve güzel şeyler çabuk biter.
64 syf.
Ben en son bir kır düğününde herkes pistte çılgınlar gibi halay çekerken, masada yalnız kalınca hissetmiştim :)

Herkesin asistanı olduğu hocaya biat ettiği bir çağda, hocamın haksızlık ettiği öğrencinin hakkını ararken de meczup gibi hissetmiştim, delilik bende kaldı :)

Kalabalık bir ortamda otistik bir çocuğun çığlıklarına eşlik ederken de böyle hissetmiştim, meczup gibi...

Bütün kitaplarımı kolileyip, kış günü yollara düştüğümde de, annem bana delirdin mi kızım demişti, delirmemiştim, bir ilçede ki okul kütüphanesinin bana uzattığı yardım eliydi bu, çünkü çocuk tebessümü bağımlılığı var bende...

Kimsesi olmadığı için poliklinik poliklinik gezdirdiğim teyzenin, kim olduğunu bilmediğimi söylediğimde de iş arkadaşlarım bana deli misin demişti, git ve dinlen...Deli değildim, aksine insanlar delirmişti...

Genellikle kalabalığın uyduğu bir düzene eyvallah demediğinizde, herkesin aynı yöne doğru yürüdüğü bir yolda ezilmeyi ve omuzlarınızı çarpa çarpa yürümeyi göze aldığınızda bunu hissedersiniz... Halil Cibran, bunu içtikleri su ile deliren halkın kralının da aynı sudan içerek yeniden krallığına kavuşmasını anlattığı öyküsünde çok güzel ifade etmiştir.

Hayata tersten bakmak ve aykırı davranmak değildir bu, davranışlarını bir kalıba döken çoğunluğun dayatmalarına teslim olmamaktır.

Eser kısacık, bir kahve molasında bitirebilirsiniz, fakât bahsettiği hakikâtler birkaç güne sığacak gibi değil.

“Kutsa, maskelerimi çalan hırsızları kutsa!”

Meczup olmak biraz da insanın kendi yalın gerçeğiyle yüzleşebilme cesaretidir. İyilik kötülüğe bürünmüşse bu bir trajedidir, kötülük iyiliğe bürünmüşse bu riyadır...

Allah'u Tealâ kulunu her haliyle görüyorsa iyilikten ve kötülükten yana ümit vardır. Zerre kadar iyilik asla zevale uğratılmaz, kötülüğün de afvı mümkündür...Şükredecek ne çok şeyimiz var...

"Görüntüm ise, üzerimde taşıdığım, beni senin merakından ve seni benim ihmalimden koruyan, özenle örülmüş bir giysiden başka bir şey değildir."

Biraz da saklanmamaktır meczup olmak, herşeyi sonuna kadar bilinsin kim ister, yahut bir başkasına hakettiği ilgiyi gösterememeyi...Dürüstlüğünüz, ileride ki doğrularınızı destekleyecek ve onaylayacaktır.

Yedi benlik öyküsü dahiyaneydi, okumak isteyenler sırf bunun için bile edinmeliler bu eseri...Sır :)

Cibran'ın okunur okunmaz anlaşılamayan kendine has ûslubunu ve derinliğini her okurun bir parça tatmasını dilerim...

Keyifle okuyun efendim. :)

Derin saygımla...
64 syf.
·5 günde·7/10
Halil Cibran'ın İngilizce olarak kaleme aldığı ilk kitap. Kitap, çoğu insanın inançları, özlemleri ve benlikleri üzerine ironik bir ışık yakan ve can alıcı öğütler ve öykülerin olduğu bir koleksiyonudur. Ermiş kitabı kadar bilinmese de, değindiği konular okuyucuyu düşündüren ve ilham veren nitelikte. Benim en fazla aklımda kalan bölüm ise, yazara göre insanlarda bulunan yedi benliğin kendi aralarında konuşmalarının anlatıldığı bölüm.

Birinci Benlik: Burada, bu meczubun içinde yıllarca yaşadım; gündüz kaygısını yeniledim, gece acısını yeniden yarattım.

İkinci Benlik: O gülünce güler, mutlu saatlerinde şarkı söylerim, parlak fikirleri için üç kanatlı ayaklarımla dans ederim.

Üçüncü Benlik: Bozguna uğramış bir aşkın “benliği”, vahşi tutkuların ve hayal dolu arzuların yakıp tutuşturduğu kordan başka neyim? Kara sevdanın “benliği”yim.

Dördüncü Benlik: bana iğrenç bir nefretten ve yıkıcı bir duygudan başka hiçbir şey verilmemiştir. Ben fırtına “benliğim”, Cehennem’in kara derinliklerinde doğmuş “benlik”;

Beşinci Benlik: Ben düşünen, hayal eden, açlık ve susuzluk çeken “benlik”; bilinmeyen şeylerin, henüz yaratılmamış şeylerin peşinde hiç durmaksızın koşuşturmaya mahkûmum.

Altıncı Benlik: Ben çalışan “benliğim”, acınası çile adamıyım; sabırlı elleri ve arzulu gözleriyle gündüzleri hayale çevirip, biçimsiz öğelere yeni ve ezeli-ebedi biçimler veren benim

Yedinci Benlik: Ben hiçbir şey yapmayan “benliğim”; siz hayatı yeniden yaratmakla uğraşırken, ben “hiçbir yer”in ve “hiçbir zaman”ın yararsız ve boş dilsizliğine gömülmüşüm.
56 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Meczup deli anlamında bir sözcük. Yazar bu kitapda meczup oldugunu sürekli dile getirip aslında aklıyla övünmesi gerkeken kısa anlatımlar yapmış. Kısa hikayelerle adaleti önyargıyı zıtlığı ustaca dile getirmiş.
64 syf.
·4/10
Meczup, yani deli ama öyle bildiğiniz delilerden değildir. Meczup, Tanrı aşığıdır. Leyla’sından vazgeçip Mevla’sını bulandır Meczup.

Kitap küçük hikâyelerden oluşmaktadır. Her hikâye bir düşünceyi her düşünce ise binlerce fikri ortaya atmaktadır. Bakmayın öyle 63 sayfa olduğuna. Paragrafı okuyorsunuz ondan sonra düşün Allah düşün.

Hele ki şu 7 benlik hikâyesi çok başka idi. En sonunda “Hiçlik Makamı’nı” bulması ise gerçekten çok takdir edilmesi gereken bir durum idi.

Lakin kitap o kadarda abartılacak seviye de değil. Çok ahım şahım hikâyeler içermiyor. Hayatın anlamını falan bulamazsınız. Sadece insan doğası, duygu ve durumları hakkında kişi gelişimi adına küçük tatlı hikâyeler desek yeridir.

Herkes esirgemeden 10 puan 9 puan olmadı 7 puanı dahi cömertçe verebiliyor. Yapmayın. O kadar eli açık olmayın. 10 puan olan 4 tane kitabımız vardır. 3 tanesi tedavülden kalmış ve biri kalmıştır ebediyete kadar daim olacaktır.

Meczup illa da okunulması gereken kitap değildir. Ara geçiş kitabı gibi değerlendirebilirsiniz. 2 saat bir vaktiniz vardır onu da Meczup okuyarak değerlendirebilirsiniz.

Sevgi ile kalın.
64 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Okuma serüvenim yeni başladı değil ancak bu aralar biraz hızlandığı doğru...

Bu güzel yolculukta eşşiz duraklardan biri de hiç şüphesiz Meczup'la Halil Cibran oldu

Kitap yazarın okuduğum ilk kitabı, Kitap hakkında ki değerlendirme notlarına baktığımda gördüğüm 7.7 notu beni gerçekten çok şaşırttı.

Kısa öykülerden oluşan kitabın başlangıcı çok tatmin edici olmasa da kitabın sonunda sizi çıkardığı zirve tartışılmaz.

Kesinlikle tavsiye ediyorum... Sadece biraz sabredin ve yazara süre tanıyın diyorum :)

Kitabı okuyanların yorumlarını duymaktan mutluluk duyarım.
64 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Öncelikle kitap hakkında inceleme yazarak ilgimi uyandıran ve ekitap olarak bizlerle paylaşan Dua Hanım'a teşekkür ediyorum.Daha önce Halil Cibran'ın hiçbir eserini okumamıştım,bu vesileyle kendisiyle,tarzıyla tanışmış oldum.Meczup ile bizlere sunduğu her hikayesi ayrı güzel,ayrı düşündürücüydü.Bana göre okuyan herkesin aklına farklı şeyler getiren,her birinin içinde başka duygular uyandıran,her birinin beyninde farklı düşünceler filizlendiren hatta(bende pek edebi yetenek yok ne yazık ki) yazma isteği uyandıran bir eserdi.İçsel olarak beni zenginleştirdiğini hissediyorum.Keyifle okudum.Benim gibi şimdiye kadar okumamış olanlara en kısa zamanda bu zevki yaşamalarını tavsiye ederim.
64 syf.
·1 günde·10/10
İçerisinde bulunan kısa hikayelerle hayattan gerçek kesimler alan; farkedilmesi güç kesimleriyle Halil Cibran okuru kendine çekebiliyor .
- Bu okuduğum 3. Halil Cibran Kitabıdır . (Ermiş , Ermişin Bahçesi,Meczup)
Diğer eserlerini de okumayı düşünüyorum .
İyi Okumalar , sevgiyle kalın :)
64 syf.
·1/10
Hayatımda bu kadar saçma sapan hiç birşey anlatmayan bomboş bir kitap okumamıştım anlaşılır olmanın aşağı çekilmek olduğu tezini nirengi noktası olarak almış hakikaten kafadan çatlak bir meczup yazar.. vakit kaybı okumayın!!!
Senin gibiyim ey Gece! Sabırlı ve tutkulu,
çünkü binlerce ölü sevgili göğsümde,
solmuş öpücüklerimin kefeniyle gömülmüş yatar.
Ne benim denizin derinlerinde gezen düşüncelerimi anlayabilirsin ne de ben anlamanı isterim senden. Benim isteğim, denizle yalnız kalmaktır.
Ya Rab, ben Senin kulunum. Senin gizli istencin benim için Yasa’dır ve ben Sana itaat edeceğim.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Deli
Baskı tarihi:
2009
Sayfa sayısı:
72
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757787600
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Anahtar Kitaplar Yayınevi
"Deli", ırklar, diller, dinler mozayiği, uygarlıklar beşiği topraklarda doğup büyüyen "Lübnanlı Adam"ın ilk kitabı. Yayımlanmasının hemen ardından birçok dile çevrildi. Latin ülkelerinde, Güney Amerika’da, Arapça konuşulan ülkelerde birçok ödül aldı. Kitabın yayımlandığı 1918’e kadar daha çok resim yapan ve sergileyen Cibran, Deli’yle birlikte ardarda kitaplarını çıkarmaya, kitlelerle bağ kurmaya başladı...İronik meseller, yaşama karşı bazı düş kırıklıkları, keskin acılıklarla doludur yapıt. Doğu’ya özgü bir öykü biçimi, gerçeğin özgün bir anlatımı olduğu için seçmiştir meselleri. Benzersiz olduğu kadar hatasızda kullanmıştır bu tekniği. Doğu bilgeliğini, Batı düşüncesiyle evrensel boyutta senteze ulaştırmış, "modern" yazarlara meydan okuyan, çağdaş bir yazarın çıkışıdır bu."... Deli ol ve bize algının peçesinin ardındaki gizleri anlat. Hayatın amacı, bizi bu gizlere yakınlaştırmaktır; ve delilik bunun en hızlı atıdır."

Kitabı okuyanlar 1.830 okur

  • Muhammed Emin Avcı
  • Kevser BAŞOĞLU
  • Ada Karen
  • Yasemin Ertan
  • İbrahim Birbilen
  • dilara güner
  • Buket selçuk
  • Vega
  • Dilgeş yılmaz

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0.2 (1)
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları