Deli Çocuğun Güncesi

·
Okunma
·
Beğeni
·
7096
Gösterim
Adı:
Deli Çocuğun Güncesi
Baskı tarihi:
Ocak 2014
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054994076
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Destek Yayınları
"Bazen insanlar kadar paragraflar da anlamsızlaşır. Hiçbir sözcük seni anlamaz, anlatamaz, yazdıramaz. Çaresiz bırakırlar seni, suskunluğa terk edersin kendini. Sonra biraz daha acı çekersin, hüzün çuvalına eklersin bir şeyler, tekrar yazmaya kalkarsın ve sonra fazlasıyla yazarsın.'

"Büyümemde, delirmemde, yalnızlığımda emeği geçen herkesin gözlerinden öperim"
(Tanıtım Bülteninden)
128 syf.
·2 günde·5/10
#Kitapyorum
#ÖzgürBacaksız
#DeliÇocuğunGüncesi

Bitti...
Bir tutam delilikti benimkisi, tüm yaşanmışlıklara inat...
Yazarın duyguları aktarışını samimi, yalın ve içten buldum. Çocukluk dönemindeki üzüntülerini, sevinçlerini, heyecanını, mutluluklarını, yıkımlarını samimi bir şekilde aktarmış okura. Geçmiş ve şimdiki zamanı harmanlayarak hayata bakış açısı ile dile getirmiş yaşananları. Yazarın çocukluk ve gençlik döneminde tuttuğu notlardan oluşan deneme tarzı bir kitap. Herkesin kendisine ve çocukluğuna dair mutlaka bir şeyler bulacağı "evet bende bunu yaşamıştım" diyeceği pek çok cümle var.
Yazarın da dediği gibi iç dökme potansiyeli fazla olan bir insanın, tüm deliliklerini kağıt üzerinde göstermesi, bir kitapta bizlere sunması, dışa açılması çok can acıtan bir durum... Okuyunca ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız.
Tavsiye ederim...
Teşekkürler
Kitapla Kalın...
128 syf.
·1 günde·3/10
Kitabın ismini çok daha önceleri duymuştum, ismi dikkatimi çektiğinden incelemiştim ve kapağını da ismiyle birlikte sevmiştim. Şimdi kitabı bitirdim ve düşünüyorum da kitaba dair sevdiğim tek şey ismi ve kapağı. Çok acımasız bir yorum mu oldu? Bilemiyorum. Öncelikle kitapta kaba tabir olarak nitelediğim sözcükler vardı bu hoşuma gitmedi, onun dışında şiirsel bir şekilde yazılıyorken bir deneme bir anda aralarda bir yerde öğüt verici mi demeliyim bu tarz bir cümle beliriyordu, bu da tam ben 'hah bu güzelmiş biraz' derken bu düşüncemden vazgeçiriyordu. Kitabın çok fazla melankolik olduğunu düşünüyorum, bu da içimi kararttığından okurken sıkıldığımı söyleyebilirim. Kısacası kitabı sevmedim, bu yüzden ilk kez bir kitaba bu kadar düşük bir puan verdim.
128 syf.
·1 günde·1/10
Önceleri yazdığını basıp yayınlatmak böyle kolay değildi tabi. şimdi iki cümle kurabilen kitap çıkarıyor. Kalın, büyük puntolar kullanınca da 50 sayfalık şey olmuş 128 sayfa . Zerre kadar duygu belirtisi yok. Hiçbir şey hissedemedim. Öyle küfrü bezeyerek olmuyor bu işler. Tamam küfredin de böyle yersiz olması çok itici.Yarım bırakmayı sevmediğim için bitirdim. Kitabı (!) okurken facebook iletisi okuyormuş hissine kapıldım. Eser sahibi arkadaşın da yazılarında sıkça belirttiği Dostoyevski, Nietzche okuyan birisi nasıl olur da facebook aforizması tarzında cümleleri kitap olarak paylaşır anlayamadım. Şayet okumayı düşünen varsa bir iki facebook ergen sayfasına baksın, daha fazlası kitapta yok maalesef.
128 syf.
·Beğendi·6/10
Duygularını dibine kadar yaşayanların pek beğeneceği, çocukluk yıllarımızın depresif şarkıları ve melankoliklikten kurtulamayan ergen yılları ile hepimizin en az bir defa düşünden geçirdiği, yaşadığı buhranları cümlelere dökmüş yazarımız. Edebi niteliği pek olmamakla birlikte, basit yaşanmışlıkları güzel anlatmış. Mükemmel diyemeyeceğim ama; sonuçta yazarın gençlik yıllarında kendi için tuttuğu notlar, eksiklik bulmaya pek de gerek yok.

"...Yüzeylerde dolaşacağımız günleri beklerken derinlik dolu günlerde boğulduk. ... Gökte ararken yerde bulduklarımızla yerin en dibinde zar atardık. ..."
128 syf.
·Beğendi·8/10
Bakmayın siz yazarın soyadının bacaksız falan oluşuna ve hatta kitabın hacmine. Kocaman bir kitap bu. Bir çırpıda okuyacak ve her satırınızda itiraf etmeye cesaret edemediğiniz deliliklerinizden bir eser bulacaksınız. Aaa ben diyecek, tıpkı benim gibi diyecek, bende ben de deyip heyecana kapılacaksınız. Ben hep hayranlık duymuşumdur hayatın içinden, hayatın ta kendisi eserlere. Geleceğe bir imza, doğmamış çocuğa bir mektuptur bunlar. Yazar teşekkür ediyor delirmesinde katkı sağlaya, hayatına dokunan herkese. Ben de teşekkür ediyorum ona unuttuğum ve dile getiremediğim ne kadar deliliğim varsa hatırlattığı için...
128 syf.
·4 günde·6/10
Kapak tasarımını, tanıtım yazılarını çok beğendiğim ve reklamlarından etkilendiğim için yüksek beklentilerle başladım kitaba. Dili çok sıradan, sanki kendiyle konuşuyormuş gibi. Konuları hayatın bilinen gerçekleri olan denemelerde dilin daha çarpıcı ya da daha dokunaklı olmasını tercih ediyorum. Zaten hissettiklerimi, bildiklerimi düz bir şekilde okumak beni tatmin etmiyor. Tabi ki böyle cümleler de mevcut ama azınlıkta. Okurken sıkılmadım, sizin de denemenizi tavsiye ederim.
128 syf.
·1 günde·Beğendi·5/10
Yazarın değindiği konular genel olarak güzeldi diyebilirim. Kendinizden bir parça bulabileceğiniz psikolojik durumlara değinilmiş çoğunlukla. Ama anlatım da bir o kadar basit olmuş. Basitliği aslında pek dert etmem kitaplarda ama benim fikrimce, bu basitlik bazı cümlelerın oldukça anlamsızlaşmasına, bazılarındaysa anlatım bozukluklarına sebep olmuş ne yazık ki. Güzel konular, güzel kurgular ama fazlasıyla basit şekilde ele alınıp harcanmış diye düşünüyorum maalesef.
128 syf.
·4 günde·6/10
Bir çırpıda okunacak türden olan bu kitap, yazarın da belirttiği gibi çoğu aforizmalardan oluşuyor. İsmi dikkat çekici olsa da kitap Ahmet Batman tarzını (deneme) hiç aratmıyor.
Böyle kitapları okurken sıkılmam nedendir bilinmez ama yine de okudum.

Sevmediğim kısımlar,
aşırı melonkoli, aşırı duygusallık, çok açık küfürlerdi.

Sevdiğim kısımlar,
altını çizdiğim cümleler.

Okumazsanız bir şey kaybetmeyeceğiniz türden kitap.
Keyifli okumalar...
128 syf.
·Beğendi
Yaşamın her kesitini içinde barındıran, ‘bu sadece benim başıma gelmiş midir acaba?’ diye düşündüğümüz soruların cevabını bulabileceğimiz başucu kitabı. Yazarı içimizden biri olduğunu fazlasıyla belli eden, samimi diliyle acılarımıza, gerçeklerimize, hayatta yaşadığımız her tecrübeye karşı örnek alınası bir tavır sergileyen noktayı tam anlamıyla koyan bir eser. Özgür Bacaksız’ın emeğine sağlık. Okumanızı tabiki tavsiye ederim.
128 syf.
Pek bir yorumda bulunmamakla beraber şunu söyleyebilirim.Kil namazını, aç ellerini Arş-ı Ala'nın sahibine, sonra yalnizlığın sadece O'na mahsus olduğunu bilerek dök içindekileri..Kalk bir çay koy."Tek" şekerli.Aç kitabı.İnsani melekelerinin yerinde olduğu vakitten bu yaşına kadar ahir zaman ömründe vuku bulan her mevzunun, ironik sahnelerini getirmeye başla gözlerinin önüne.Gerisi zaten sende...
128 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Herkes biraz delidir aslında. Ancak herkes bu deliligi gösterme cesaretine sahip değildir. Kimi deliligi vermiş olduğu tüm özgürlüğü sonuna kadar kullanıp kitaplar yazar kimi bunu saklayarak korkakca yaşar. Samimi ve içten bir kitap. Evet bunu bende yaşadım veya hissettim diyebileceginiz samimi cümleler sarıyor sizi ve derken birkaç saatte bitiveriyor ve tekrar hatırlatıyor size unutulmuş çoğu şeyi.
128 syf.
·8/10
Kitabı, hemen hemen her sayfasında "Aaa, evet aynı ben!" , "Tam olarak beni anlatıyor!" , "Ahh, şu cümle de tam benlik!" gibi cümleler kurarak okudum. Ancak kitabı bitirdiğimde kendime şunu sordum: " Bu kitaba dair aklımda ne kaldı? " Cevabım ise: "Hiçbir şey! " Sanırım belirli bir olay örgüsüne dayanmayan eserlerden çok hoşlanmıyorum :(
Hep o en sevdikleriniz kıyar size..
İlkokulda en sevdiğiniz hoca size tokadı atar..
İlk sevdiğiniz insan kıyar size..
En yakın dostunuz kıymıştır size sisli günlerde..
En sevdiğiniz çiçeğin dikeni batmıştır..
En sevdiğiniz meyvenin çürüklüğü kıymıştır size..
En sevdiğiniz hayatlarınız, planlarınız, işleriniz kıymıştır size..
En sevdiğiniz o ayakkabınız yırtılmıştır beklenmedik günde..
En sevdiğiniz kokulu silginiz bitmiştir..
Sabahları tam lazım olduğunda kullanmak istediğiniz o en güzel parfümünüz kıymıştır size..
Okuduğunuz kitaplar kıymıştır size satır aralarında..
Bazen cebinizdeki paranız kıymıştır size..
Delik çorabınız kıymıştır size karizmanın sarsıldığı günlerde.. Tuttuğunuz takım kıymıştır size en heyecanlı maçta..
Hep o beklenmedikler kıymıştır size hayatta.
“Başına gelen onlarca şeye, kabuk tutmuş, tarifi edilemeyen derin acılara ve hükmü kalmış bir geçmişe sürekli sövebilirsin, sitem edebilirsin. Ama görüyoruz ki küçük bir güzellik altında her şeye yeniliyoruz, bir bebeğin bakışına, başka birisinin gülüşüne, vapurdan esen rüzgara, bir dokunuşa… Bunca varoluş nedeni varken bazı şeylere kızgın kalmak oldukça zor. Kalbin patlamaya hazırken ve kendini bir intihar notu gibi bırakmak isterken sevenlerinin o tatlı tılsımına yeniliyorsun.
Sakinleşmeyi, tutunmayı özüne kazıyorsun… Sonrasında yağmur gibi akıp gidiyor her şey.. gök gürültülü, sağanak… ve sonrasında temiz bir sokak gibi.
Sonsuz minnet duyuyorsun acılarına, salaklıklarına, deliliklerine, yaşanmışlıklara. Her an için”
Çok iyi hatırlarım, çocukluğumda kurumuş bir kaktüs vardı, sulardım onu her gün. İyi bakardım yeşermesi için, ama her sabah buğday sarısı gördüğümde içim acırdı. Tek umut ettiğim şey onun yeşermesiydi. Birgün onun yavaş yavaş yeşerdiğini gördüm, yemyeşildi. Kırmızı bir çiçeği vardı. Çiçeğini elime aldığımda dikeni battı. Elimi kanatmıştı, çok ağlamıştım; çünkü o çiçek her uyandığımda çocukluk duygularımın arkadaşıydı. O günden sonra kaktüse bir daha bakmadım, korkmuştum. Yıllar sonra biraz da olsa anlamıştım, umut bir düşün başlangıcı bir düşün bitişiydi. Hayatın kuralıydı bu, sevmek bazen insanın canını yakıyordu.
İnsan aldıklarıyla, çektikleriyle, yaşadıklarıyla deneyimli olur, gürültülü tepkileri zamanla yerini tepkisizliğe bırakır. Dinginleşir, alışır insan. Vakti zamanında bünyede “Yuh!” tepkisi yaratan bir olay, ileride gayet normal olarak karşılanır. İnsanın beyninde unutmak gibi bir kavram olduğu sürece insan her duygunun altından kalkar, her duygunun boyunduruğundan kurtulur, her duygunun boşluğuna alışır. Kendisi buna alışamadım dese de kalp ve beyinde o artık her şeye alışmıştır. Bu bir bağışıklık gibi hayat boyu devam eder.
Dostoyevski’nin de dediği gibi, “İnsan, her şeye alışan bir yaratıktır.”
Okuduğum kitaplarda kendime benzer bir şeyler aradım, bazı şarkılarda beni anlayacak hisler aradım, kendimi notaya dökecek zamanlamaları bekledim. Bazı filmlerin içinde kendi karakterimi aradım, aradığım tek şey kendi yansımamı görmekti. Ama tüm bunlardan habersiz, varoluşumu dikizlerken çok şey yapmışım. Kendi kitabımı yazmışım, kendi şarkımı söylemişim, kendi filmimi çekmişim. Başrol oynamışım. Söylemediler, görmedim, bilmedim. Aramaya devam ettim. Yansımalar dünyasında hep bir ışık aradım. Rolünü ezberlemeden sahneye çıkan tiyatrocu gibiyim artık. Ne anlamı var artık provanın?
Dostlarımız, komşularımız, insanlar huzuru hep sessizlikte bulurdu. Çok eskidendi bunlar, şimdi gürültü içindeyiz, beyinler gürültülü, sokaklar, ruhlar, inşaat gürültüleri, bağrışmalar, yüksek sesle konuşmalar, kendini belli etme çabası içindeki gereksiz böğürmeler, arabaların beygir kornaları, ses, ses, ses. O zamanlar az görüşürdük insanlarla, az mesaj verirlerdi bize, ya da az söz söylerlerdi, şimdi konuşma bombardımanına tutuyoruz tüm hayatımızı, fazla enerji, fazla iletişim. Sonuç: aşırı modernizm. Yani göte giren şemsiyenin artık orada takılı kalması, açılmaması.
Asıl aradığımız şey "özgürlük" ama bunların en ucu küçük şeylerin hayata yansımasıyla başlar, düz ve kömün yaşam varken en zor yaşamı seçiyoruz. Yanlızlık ve bağımsızlık gereksinimi de buradan kaynaklanıyor. İnsan mutluluğunu beyninde değil köşelerde arıyor.
Yüksek mutlulukları değil, size yaşama direnci veren o küçük mutlulukları düşünmeli.
Ömrünün en mutlu döneminden faydalanmazsan, hayat tarlan hep çorak kalır.
Küçük şeylere gülümsemeyi öğrenmeli.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Deli Çocuğun Güncesi
Baskı tarihi:
Ocak 2014
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054994076
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Destek Yayınları
"Bazen insanlar kadar paragraflar da anlamsızlaşır. Hiçbir sözcük seni anlamaz, anlatamaz, yazdıramaz. Çaresiz bırakırlar seni, suskunluğa terk edersin kendini. Sonra biraz daha acı çekersin, hüzün çuvalına eklersin bir şeyler, tekrar yazmaya kalkarsın ve sonra fazlasıyla yazarsın.'

"Büyümemde, delirmemde, yalnızlığımda emeği geçen herkesin gözlerinden öperim"
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 1.321 okur

  • Sefa Uzunkaya
  • Ayşe
  • Ahyelüz
  • Tuğba xyk
  • Pârre
  • Güzide
  • Uvercinka_HM
  • Meltem Bayram
  • Meral Irmak Mutlu
  • Yasemin Ce

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5.7
14-17 Yaş
%4.9
18-24 Yaş
%31.3
25-34 Yaş
%39
35-44 Yaş
%12.6
45-54 Yaş
%5.3
55-64 Yaş
%0.4
65+ Yaş
%0.8

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%80.9
Erkek
%19.1

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%14 (51)
9
%6.9 (25)
8
%14 (51)
7
%16.2 (59)
6
%16.8 (61)
5
%10.7 (39)
4
%6 (22)
3
%6.3 (23)
2
%3.3 (12)
1
%5.8 (21)

Kitabın sıralamaları