Deli Kadın Hikayeleri

8,6/10  (75 Oy) · 
151 okunma  · 
60 beğeni  · 
2.092 gösterim
" Girdiği kabın şeklini alan su, geçtiği yolların rengini de çalarmış…"

Mine Söğüt'ten Unutulmayacak Delilik Hikâyeleri

Beş Sevim Apartmanı - Rüya Tabirli Cinperi Yalanları, Kırmızı Zaman, Şahbaz'ın Harikulâde Yılı 1979, Madam Arthur Bey ve Hayatındaki Her Şey gibi romanları ve çeşitli biyografi, monografi, söyleşi kitaplarıyla okurların yakından tanıdığı Mine Söğüt bu defa hikâyeleriyle karşımızda.

"…kendini öldürme fikrini bu kadar çok seven biri kendini de çok seviyor demektir... kendini ve deliliğini" diyen yazar, Deli Kadın Hikâyeleri kitabında, aklın kıyısında gezinen, kadınlıklarını bir lanet gibi sırtlarında taşıyan, hepsi "kaybetmeye" yazgılı, içe işleyen yalnızlıklarıyla kalp burkan hayatları, varoluş kâbuslarını anlatıyor. Kitapta ayrıca, Bahadır Baruter'in bu hikâyelerin izlenimleriyle yaptığı on resmi de yer alıyor.

Kalemini zehire, kana, cinnete, ölüme ve hayata aynı lezzetle batıran Mine Söğüt'ten unutulmayacak yirmi bir delilik hikâyesi...
  • Baskı Tarihi:
    Aralık 2011
  • Sayfa Sayısı:
    176
  • ISBN:
    9789750821073
  • Yayınevi:
    Yapı Kredi Yayınları
  • Kitabın Türü:
Ümran Bulut 
19 May 14:16 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Mine Söğüt'ün kalemini ilk kez tanıdığım Deli Kadın Hikayeleri bende çok değişik hisler uyandıran,satırlarına derin anlamlar yüklediğim bir kitap oldu.Genelde bir yazarı ilk defa okuyacaksam kitabına hep küçük bir tedirginlikle başlarım ve bu huyumda kendini en çok Türk yazarlarda belli ediyor.Mine Söğüt'ten ilk okuyacağım Deli Kadın Hikayeleri'de çoğu kez elimin gitmediği fakat daha ilk cümlesini okuduğum anda elimden bırakamadığım,içinde sürüklenip gittiğim bir kitaptı.Yazarın tuhaf anlatım tarzı ve kitabın adında da belirtildiği gibi deli kadınların,toplumun önyargıları altında ezilmiş kadınların hikayeleri beni tahmin ettiğimden de çok etkiledi.Mine Söğüt'ün öyle bir anlatım tarzı var ki yaptığı kelime tekrarları,tuhaf diyalogları beni sanki bir delinin zihninin içindekilerin sayfalara dökülmüş,kelimelerle can bulmuş halini okuyormuşum gibi hissettirdi.Farklı sorunları olan kadınların düşünceri,yazarın bakış açısı,ürkütücü betimlemeleri yer yer gözümün aynı satırda takılıp kalmasını sağlarken yer yer de hüzünlü ve acımasız bir dille yazılmış şiirlerinde kendimi bulmamı sağladı.Benim hassas olduğum konulardan olan kadının toplumdaki yeri,bir kadının yaşamında ne denli zorluklarla ve önyargı dolu etiketlerle karşılaştığı bu kitabın satırlarında o kadar güzel işlenmişti ki bazı sayfalarda istemsizce gözlerimin dolduğunu hissettim.Kitapta altını çizmediğim sayfa kalmadı neredeyse diyebilirim.İlk sayfasındaki "delirerek ölenlere "adlı ithaf,kitap içindeki garip ve ürkütücü çizimler,hikayelerin altlarında binlerce anlam taşıyan küçük başlıkları,her hikayeden sonra gözlerimi buğulandıran şiirler,arka kapağında yer alan "Deli Kadın Hikâyeleri kitabında, aklın kıyısında gezinen, kadınlıklarını bir lanet gibi sırtlarında taşıyan, hepsi "kaybetmeye" yazgılı, içe işleyen yalnızlıklarıyla kalp burkan hayatları, varoluş kâbuslarını anlatıyor.
Kalemini zehire, kana, cinnete, ölüme ve hayata aynı lezzetle batıran Mine Söğüt'ten unutulmayacak yirmi bir delilik hikâyesi..." adlı yazının bu öykü kitabının ruhunu yansıttığına inandığım tanıtım bülteni kitaba olan sevgimin,son sayfasını okuduğumda içimdeki burukluğun kat kat artmasını sağladı.Yorumumu sonuna kadar okuduysanız ve kitap az da olsa ilginizi çektiyse bir sonraki okuyacağınız kitabın bu kitap olmasını şiddetle tavsiye eder ve son derece tuhaf,hüzünlü bir kitapla karşı karşıya kalacağınızın garantisini verebilirim.

KubraYSN 
09 May 2016 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Bazen duymak istediğiniz tek şey tüm algılarınızı kapayan, ruhunuzu bile yok sayan bir müziktir.O müzik size saatlerce yürüme isteği aşılar. Yürürsünüz, yürürsünüz kendinize geldiğinizde neredeyim ben fikri oluşur. Bazen o müzik bitse de farkına varmazsınız. Çünkü gözleriniz tavanda ya da her hangi bir yerde aynı noktaya saplanıp kalmış olur. Düşündüğünüz de bir şey yoktur. Boştur zihniniz.Tek hissettiğiniz içinizde dışarıya çıkmaya çalışan,nefes alamayan bir başkası olduğudur. Ben anlatınca üç beş uyduruk cümle oldu, Mine Söğüt yazınca roman olmuş . Daha ne diyebilirim ki . Bu hissi paylaşan herkesin seveceğini düşünüyorum.

Rojin Turay 
29 Nis 11:31 · Kitabı okudu · Puan vermedi

“Sakın bana ismimi sormayın.
Sakın gözlerimin tam içine bakmayın.
Yanımdan geçerken bana dokunmayın.
Varsayın ki orada değil, buradayım.
Oraya siz gelemezsiniz.
Köprüleri yıktılar, gemileri yaktılar, yollar kayboldu.
Ben başkayım.
Ben uçurumlar kadar tehlikeli.
Dereler kadar tekinsiz.
Rüzgarlar kadar esriğim.”

Gülçehre Aydın 
25 Eyl 2016 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 9/10 puan

Kadının adı yok, dedirtecek bir kitap. Kadınların yalnızlıklarından sıyrılamayıp akıllarını korumaya çalışırken verdikleri mücadelede yok olduklarını, tek çareyi ölümde bulmalarını anlatan bir efsane. Her hikaye ayrı bir hayat gibi görünse de yalnızca tek hayat. Birçok kadının günümüzde de yaşadığı sorunlar, o görmezden gelinen sorunlar, kaleme alınmış.
Şiirsel bir dil kullanılmış, eklenen resimler de öyle çarpıcı ki... Her şekliyle etkileneceksiniz.

Handan Aksu 
24 Şub 13:11 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 9/10 puan

Yarım... yarım... yarım...
Her şey yarım...
Oysa ben tamım...
Tam Deli Kadın Hikayeleri. Altını çizmekten kitabı eskitmiş olabilirim. Olsun kitaplar bunun için değil miydi zaten

Sanırım son zamanlarda neşter etkisi yapan bir eser oldu benim için.Kitabın içinde yer alan şahane çizimler eşi Bahadır Baruter'e ait.Okudukça nefessiz kaldım,elimde durdukça rahat edemedim;kadını alaşağı eden tüm sistemlere küfredesim geldi yeniden.Sanki Mine Söğüt tüm kadınların içindeki tonlarca ağırlıktaki kederi ve suskunluğu toplayıp denize fırlatmış ama yine de sıkıntısını yokedememişti (zaten amacı da bu değildi) kitabı bitirdiğimde.21 öykü üzerinden kadınlığın sarsıcı yanını anlatmış.Gece uykularınızı kaçıran,uyusanız da rüyalarınızda bir yerde size bakan o kadınların hayatına yolculuğu çıkıyorsunuz.Bitmiyor,kurtulamıyorsunuz o hayatlardan.Satırlara tekrar tekrar gidiyorsunuz,hapsoluyorsunuz kelimelere,bir şey yapmalı diyorsunuz ama yapacak ne kaldı elimizde diye çaresizlik içinde dalıp gidiyorsunuz işte.

"geceleri ben ağır, çok ağır bir taşın altında uyurum.
gündüzleri hafif, çok hafif bir yaprağın ucunda yaşarım.
gece beni taş ezer.
gündüz rüzgar devirir.
kanadıkça kanarım.
hayallerimi o yüzden kanla yazarım."

Fatoş Çetiner 
24 May 2015 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Etkisinde kalacağınız oldukça derin bir kitap. Her okuyanın mutlaka kendisinden bir parça bulacağı, altını çizeceği cümlelerle dolu kısa hikayelerden oluşuyor. Benim cümlem ise şu; "Gelecekle ilgili güzel hayaller kurmak insanı iyileştirir. Geleceği umursuz insan, çok geçmez ölür."

Kezban Şimşek 
13 Ara 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Mine Söğüt ülkemizin en güçlü kalemlerinden biri bence. Bu Kitab'ında kadın olmak kavramını çok çeşitli açılardan travmatik bir şekilde hikayelerle anlatıyor. Her öyküden sonra kitabı kapatıp sindirmeniz gerekiyor.

kevser 
12 Ara 2016 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Çocuklukları, genç kızlıkları, kadınlıkları başkalarınca mahvedilmiş ve sonunda delirmiş pek çok kadının hikayeleri oldukça değişik bir üslup ve hikaye düzeni içerisinde anlatılmış. Bazı kadınları erkekler, bazı kadınları da erkekler tarafından delirtilen kadınlar delirtmiş.
Anlamı pekiştirmek için yapılan kelime tekrarları çok ilgimi çekti. Simgesel ve şiirsel bir dili var Mine Söğüt'ün. Okudukça hem hikayelerden hem de kullanılan üsluptan ötürü aklım hep Sevgi Soysal'a ve onun kahramanı Tante Rosa'ya gitti. Fakat Mine Söğüt'ün dili çok daha karamsar, kahramanları da öyle. Ve ben daha çok beğendim bu dili.
21 deli/delirtilmiş kadınla tanıştım. En beğendiğim öyküler ise:
"Annemin Harikulade Saçları"
"Beni Öldürmek İsteyen Muhteşem Hayat"
"Kürt Kediler Çingene Kelebekler"
"Maharetli Pembe El"
"Madam Arthur Bey"
"Naz Neden Derine Gömmemiş Kediyi?"
"Vakvak Ağacı" oldu.
Efsanevi bir ağaç olan Vakvak ağacına yazılan hikaye çok etkileyiciydi. Okumanızı tavsiye ettiğim bir kitap Deli Kadın Hikayeleri...

BAŞAK TOKER 
19 Mar 00:29 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Kadin olmak bu kirli dünyada lanet gibidir.her zaman hor görülen,tacize uğrayan, susturulansindir.küçücükken başlar yemek yapma oyunların, bebeklere bakarsın.yıllar geçse de bu oyun bitmez sen hep birilerine hizmet edersin bazen vücudunla bazen bedeninle.sana yapılanlar hep hak ettiğindendir,aman konuşma, aman duymasinlarla yasamissindir hep.ensest ilişkilere,zorbaliga maruz kalsan da kabullenmen beklenir.kabullenenler,kabullenemeyenler...sonunda içlerinde kocaman yaralariyla delirenler...ne güzel anlatmışsın yine mine söğüt.

3 /

Kitaptan 61 Alıntı

“Sen deli olmayan kadın gördün mü koca kafa?
Görmediysen az bekle ve delirdiğini kendi gözlerinle izle ... Çünkü deli olmayan kadın yoktur, henüz yeteri kadar delirtilmemiş kadın vardır ...''

Deli Kadın Hikayeleri, Mine SöğütDeli Kadın Hikayeleri, Mine Söğüt
Çiğdem Aksoy Kahraman 
14 Ağu 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Geceleri ben ağır, çok ağır bir taşın altında uyurum.
Gündüzleri hafif, çok hafif bir yaprağın ucunda yaşarım.
Gece beni taş ezer.
Gündüz rüzgar devirir.
Kanadıkça kanarım.
Hayallerimi o yüzden kanla yazarım.

Deli Kadın Hikayeleri, Mine Söğüt (Sayfa 39)Deli Kadın Hikayeleri, Mine Söğüt (Sayfa 39)
Damla. 
02 Şub 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

" Girdiği kabın şeklini alan su, geçtiği yolların rengini de çalarmış."

Deli Kadın Hikayeleri, Mine SöğütDeli Kadın Hikayeleri, Mine Söğüt
elif dinç 
09 Mar 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Yemek yapmayı, evi toplamayı, sizi anlamayı öğrenemedim. Benden ne istediğinizi öğrenemedim. Beni sevip sevmediğinizi hiç bilemedim.

Deli Kadın Hikayeleri, Mine SöğütDeli Kadın Hikayeleri, Mine Söğüt

“Sakın bana ismimi sormayın.
Sakın gözlerimin tam içine bakmayın.
Yanımdan geçerken bana dokunmayın.
Varsayın ki orada değil, buradayım.
Oraya siz gelemezsiniz.
Köprüleri yıktılar, gemileri yaktılar, yollar kayboldu.
Ben başkayım.
Ben uçurumlar kadar tehlikeli.
Dereler kadar tekinsiz.
Rüzgarlar kadar esriğim.”

Deli Kadın Hikayeleri, Mine SöğütDeli Kadın Hikayeleri, Mine Söğüt
Burçin Bulgen 
22 Mar 23:28 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Mezarlar! Mezarlar insanların geçmişidir. ... Sanır mısın ki, ölünü gömdüğün o mezar, emaneti sonsuza kadar saklar. Aç bak. Bütün mezarlar bomboş. Kara delik dedikleri, öyle sandıkları gibi, fezada değil toprağın içinde. Toprağın ta dibinde bir sürü kara delik var ve sen geçmişin olan ölülerini toprağa emanet ettiğini sanırken, aslında küçücük ve derin çok derin, uçsuz bucaksız kara deliklerden içeri atıyorsun. Ara bak bakalım mezarlardan birinde, herhangi birinde, ölünü, herhangi bir ölünü koyduğun gibi bulabilecek misin?

Deli Kadın Hikayeleri, Mine Söğüt (Sayfa 152 - Yapı Kredi Yayınları)Deli Kadın Hikayeleri, Mine Söğüt (Sayfa 152 - Yapı Kredi Yayınları)
Çiğdem Aksoy Kahraman 
14 Ağu 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Tek bir göz yuvasında fırıl fırıl dönecek.
Kalın, ince, pembe, beyaz, mor tek bir dudak aralanıp yerlere
tütsülenmiş, küflenmiş, küskün, titrek, kelimeler dökecek.
Onları yerden topla,
Derin bir kuyu kaz. İçine at.
Ne varsa... ne varsa... ne varsa...
Hepsini içine at.

Deli Kadın Hikayeleri, Mine Söğüt (Sayfa 25)Deli Kadın Hikayeleri, Mine Söğüt (Sayfa 25)
Maya 
09 Kas 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

İnsanlar ölünce zaman yavaşlar. Usulca vuku bulur ağır zamanlı olaylar...

Deli Kadın Hikayeleri, Mine Söğüt (Sayfa 12)Deli Kadın Hikayeleri, Mine Söğüt (Sayfa 12)
Burçin Bulgen 
17 Mar 00:39 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Beni Öldürmek İsteyen Muhteşem Hayat
Şİmdi ben ölünce ne olacak onca şarkı kuzum? Sen biliyor olmalısın, daha önce ölen çok insan görmüşsündür. İçlerinden şarkı çıktı mı hiç ölülerin doktorcuğum? Bir ses, bir mırıltı, bir kıpırtı? Dans gibi mesela? O bile bir şeydir. Tam ölürken içimdeki şarkılardan birinin kıpırtısını hissetsem.

Deli Kadın Hikayeleri, Mine Söğüt (Sayfa 19 - Yapı Kredi Yayınları)Deli Kadın Hikayeleri, Mine Söğüt (Sayfa 19 - Yapı Kredi Yayınları)
Çiğdem Aksoy Kahraman 
03 Ara 2014 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Sakın bana ismimi sormayın.
Sakın gözlerimin tam içine bakmayın.
Yanımdan geçerken bana dokunmayın.
Varsayın ki burada değil, oradayım.
Oraya siz gelemezsiniz.
Köprüleri yıktılar, gemileri yaktılar, yollar kayboldu?
Ben başkayım.
Ben uçurumlar kadar tehlikeli
Dereler kadar tekinsiz.
Rüzgârlar kadar esriğim.?

Deli Kadın Hikayeleri, Mine SöğütDeli Kadın Hikayeleri, Mine Söğüt