DELİCE
.
Yazarla tanışma kitabım oldu #delice . Kısacık bir okuma fakat sayfalar akıp gidiyor merakla.
Eşini yeni kaybetmiş bir karganın dilinden, ruh ve sinir hastanesinde düşünen heykel önünden başlıyoruz kitaba. Allah'ıyla konuşan ve tek bir sigara isteyen Sinan. Tabir-i caizse Kara Deli, Çakır.
O anda çalan sirenler ile Çakır'ı hipnotize edecek görüntüde getirilen bir hasta. Kurtulur mu belli değil. Fakat kendinden geçmiş bir şekilde sayıklıyor: "Ben 'ben' değilim. Ben 'ben'değilim... " Birden Çakır'ın yakasına yapışıp kulağına fısıldıyor son gücüyle: " Ben deli değilim, anlıyor musun? ... "
Odasına koşan Çakır, kalemini konuştururken, oda arkadaşı Edip in yeteneğine de hayran. Edip ressam, Sinan şair. Aralarında kurdukları dostluk muazzam, hani iki akıllının yapamayacağı türden. Zaten sonlarda derinden anlıyoruz birbirleri için ne anlam ifade ettiklerini .
Kurtulan hasta Neşe ise ismi ile tezat bir ruh halinde, depremin kustuğu bir atık!! Hikayesi beni mahvetti.
Kıdemli Deli Çakır'ın kadınla ilişkisi, Edip'le çıkmak ya da kalmak kararı, karganın eşine kavuşma anları ve beklenmedik bir son...
#delice, bizleri alışılmışın dışına çıkaran, sınırları zorlayan bir roman.
Akıl hastanesinin mekânından yola çıkarak insan zihninin, toplumsal normların, sanatın ve sessizliğin katmanlarını açıyor. Sade bir yazım fakat okurken düşündüren, hissettiren ve en önemlisi de kendi zihnimizdeki yankıları duymamızı sağlayan bir kurgu.
Keyifle.
.
.