Deliliğe Övgü (Latince Aslı ve Türkçe Çevirisi ile Birlikte)

·
Okunma
·
Beğeni
·
18.577
Gösterim
Adı:
Deliliğe Övgü
Alt başlık:
Latince Aslı ve Türkçe Çevirisi ile Birlikte
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
344
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759971458
Dil:
Latin
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kabalcı Yayınevi
Erasmus (1469-1536) Rönesans hümanizminin en büyük temsilcilerindendir. İlk olarak 1511’de yayımlanan Deliliğe Övgü, güncelliğini zamanımıza değin koruyabilmiş başyapıtıdır.
Erasmus dostu Thomas More’u eğlendirmek için bir yolculuk sırasında bir haftada yazdığını söylediği Deliliğe Övgü’de şu soruyu sorar: İnsanoğlunun tüm zincirlerinden kurtulmasını ve salt özgürlüğe ulaşmasını sağlayan delilik değil midir? Gülmece bu çerçevede gelişir ve söz kendisini övmesi için deliliğe bırakılır. Delilik, yaratıcısının savunduğu her şeyi eleştirerek gençliği, hayattan zevk ve neşe almayı, baş döndüren cinselliği över. Çocuklukta, yaşlılıkta, dostlukta, aşkta ve evlilikte, savaşta ve barışta, kendisinin insanlara nasıl egemen olduğunu ve onları nasıl mutlu kıldığını gösterir...
Erasmus deliliğe övgü eserinde, deliliği ne kadar da güzel anlatmış. İnsanın deli olası gelmiyor değil hani!!!

Erasmus deliliği önce överek yerer, sonra da yererek över. Çünkü Erasmus'un yerdiği sıradan delilik,yani insana göre deliliktir; övdüğü ise kutlu delilik yani, Tanrı katında kutsal olan deliliktir. Kutlu delilik özünde hakiki bir bilgelik içerir.

Yazarın genel itibariyle dönemin şartlarını eleştiride bulunduğunu söyleyebilirim. Ancak kitabın ilginç tarafı yazarın yaptığı benzetmeler,Yunan mitolojisine ait ilahları kullanarak eleştirisini farklı kılmayı başarmış kendisi...

Kitabı bir bölümünde Papa ya da din görevlisi olan kişilerin giysilerinin ne anlama geldiğini yazar şu şekilde açıklamış.

" Bir düşünseler şu keten giysinin, ışıl ışıl bembeyaz kaftanın baştan sona masum bir yaşamı simgelediğini; bir düşünseler ‎tepesine bir düğüm atılarak birbirine bağlanmış şu iki külahlı başlığın anlamının hem Eski hem de Yeni Ahit’in mutlak bilgisi olduğunu; bir düşünseler şu eldivenlerle korunan ellerinin anlamının saflık ve her türlü dünyevi yaşamından uzak durmak ve böylece kutsal ayinleri ri­yasızca yerine getirebilmek olduğunu; bir düşünseler şu asanın anla­mının kendilerine kayıtsız şartsız emanet edilen sürüye gözlerini bile kırpmadan bakmak olduğunu; bir düşünseler şu önlerinde tuttukları haçın anlamının bütün insani tutkulara karşı kazanılan büyük zafer olduğunu."

Yaptığı benzetmedeki inceliğe,yüklediği anlamlara bakar mısınız...

Yazarın sohbet havası içinde yazmış olduğu bu eser 212 sayfa olmasına rağmen dipnot ve resimleri çıkardığımız zaman yaklaşık 100 sayfalık bir kitap elde etmiş oluruz diye düşünüyorum!

Sanırım ‎ kitapta dikkatimi en çok çeken yazarın Türk ve Arap ırkına sahip insanlara olan nefretiydi. Anlaşılan o dönemde Türk ve Arapların güçlü olması yazarın pek de hoşuna gitmiyormuş.

Sonuç olarak; kitap güzeldi okunmasını tavsiye ederim. Okuyan ve okumayı düşünen herkese keyifli okumalar dilerim...
Kankasını eğlendirmek için adamın biri bir haftada bir kitap yazmış. Adam Erasmus, kankası Thomas More… Sonra sen bizim miskin ergene “ Fatih’in İstanbul’u…”

Hadi canım sen de!!!

Kitap önsöz açıklama falan derken otuzuncu sayfada ancak başlayabiliyor. Ve otuzuncu sayfadan itibaren de sizi bir sürpriz bekliyor: Pre- İntermediate düzeyinde Latince bilenler simultane çeviri yapsın dermişçesine tüm çift sayı olan sayfalar Latince, tüm tek haneler ise biz “serf” ler için Türkçe.

Sürpriz ama iyi mi kötü mü bilemedim? Sonuçta Latince gizli tarikatların dili. Sakın bu bir İlluminati kriptosu falan olmasın?

Olmasın mı?

Peki olmasın.

O zaman, Latince sayfalarda kesin anamıza bacımıza sövüyorlar!

Biz tedbiri elden bırakmayalım.

Önsözde deliliği hem övüyor hem de yeriyor denilse de bence kitap boyunca sadece övüyor.

Tüm dünya karşılarında dursa da davasını için, aşkı için, inandığı için “mecnun” olanları övüyor.

Bir Tanrıçanın ağzından, toplumdaki tüm bozuklukları, cahillikleri, yalanı, ikiyüzlülüğü ve bunları yapan insanları alaya alıp koskoca insanlar bu iğrençlikleri bilerek yapacak değiller ya (!) “kedidir o kedi” diyor anlayana. https://www.youtube.com/watch?v=stbS2LJssWQ

Erasmus kitapta çok fazla atıfta bulunuyor. Özellikle Yunan mitolojisine, Roma uygarlığına, Eski ve yeni Ahit’e.

Hadi yazarı anladık deli. Sanki sadece kankası okuyacak, hem bencil hem deli…

Tamam da, çevirmene ve Kabalcı Yayınlarına ne oluyor. Hadi biz de kitabın adına yaraşır delilik yapalım dercesine neye atıfta bulunsa bir not maddesi koymuşlar. Dipnot da değil kitabın 287. sayfasından 334. Sayfasına kadar 680 madde açıklama var.

Örneğin; cümle içinde “Sisyphos Kayası” denildiğinde buna bir not koymuş, diğerini de açıklayacağım diye bir not koymuş derken olmuş sana 680 madde.
Eğer çok merak ediyorsa, bırak, o meraklı derviş gitsin, Google hazretlerine sorsun. Yaklaşık 204.000 sonuçtan hangisini isterse oradan öğrensin.

Okuyucuya bu kadar “armut piş, ağzıma düş” muamelesi aslında hakaret.

“Tembel! Neyi kendin yaptın ki zaten. Kaldırıp da mabadını bir bakmazsın biliyorum. Aç ağzını, aç hazır bilgi, aç…” dermiş gibi…

Kameraya karşı sosyal mesajımı da vereyim:

Okuma hazzına, hızına karşı “ Nuri Alço” davranışlarına hayır!!!

Çocukluk, yaşlılık, kadınlar, dostluk, evlilik, savaş, bilgelik, doğa vb bir çok konuya iğnesini batırıyor.

Erasmus özetle diyor ki: “Gerçek” delilik bir mertebedir herkes erişemez. Siz gafiller kendi yaptığınız putlara taparken, kendi uydurduğunuz kurallar karşısında saygı duruşuna geçerken, ( Bu saygı örneğine benzer bir şeyi başka bir yerde daha yazmıştım. Faninin biri “ Atatürk’e mi laf atıyon sen!” demişti. ATAM ! ciddiyim, sen kalk da ben yatam… ) mutsuzluğu dibine kadar yaşarken; delilik mertebesine erenler, saçmalıklarınızla hayatı kendinize zindan etmenize gülmeyecekler sadece üzülecekler. Hz. İsa gibi yalvaracaklar göğe doğru: Affet onları, ne yaptıklarını bilmiyorlar…

Tüm “engellemelere rağmen” ismi güzel, kendi daha güzel bu kitabı cebren okutunuz efenim. ( Mitoloji uzmanı falan olmanıza gerek yok ama en azından Homeros’un İlyada ve Odysseia kitaplarından sonra okursanız daha fazla zevk alırsınız. )

https://www.youtube.com/watch?v=4QPU1VpPn2s
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.277 Oy)19.037 beğeni43.286 okunma3.012 alıntı182.643 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.534 Oy)8.818 beğeni28.650 okunma840 alıntı139.407 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.696 Oy)13.394 beğeni34.468 okunma3.379 alıntı145.804 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.261 Oy)9.229 beğeni25.556 okunma1.790 alıntı118.452 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.438 Oy)8.016 beğeni22.737 okunma816 alıntı89.553 gösterim
  • Simyacı
    8.6/10 (7.879 Oy)8.835 beğeni26.289 okunma2.645 alıntı114.495 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (6.000 Oy)6.348 beğeni16.773 okunma2.891 alıntı85.919 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (4.409 Oy)3.909 beğeni12.943 okunma1.186 alıntı52.841 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.458 Oy)7.862 beğeni21.340 okunma3.978 alıntı129.085 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.647 Oy)5.752 beğeni19.623 okunma830 alıntı100.962 gösterim
‘Delileri sevin.’
‘Hepimiz deli doğarız, bazıları öyle kalır.’
‘İçinde bir tutam delilik olmayan hayat, eksiktir.’
‘Belki de deli denilen şey tek kişilik bir azınlıktır.’ gibi sözler hep beni gülümsetmiş ve budur dedirtmiştir :) dolayısıyla kitap adıyla zaten beni almaya yetti içine ancak kendime kızgınım böyle bir kitabı bugüne bıraktığım için. Zira Erasmus 5 asır önce şu ana seslenmiş ve bence daha bir beş asır sonrasına da seslenir bu eserle. Benim kitaba ilgim önce T. More’un ‘Ütopya’sını okumamla başladı. Erasmus ‘kankası’ More’a seslenmiş ‘Deliliğe Övgü’sünde çünkü. Harika bir seslenmeyle başlıyor kitap ben bayıldım bu kısma :)

Hakkında biraz bilgisi olanlar bilirler ki Erasmus Rönesans döneminde yaşamış, Hümanizm’in en önemli temsilcilerindendir. Bir yolculuk sorasında yazdığı eserde dönemin durumuna ciddi ışık tutuyor aslında. Hedefinde ise krallar, kralcılar, asiller, kilise, ilahiyatçılar, bilim adamları, halk, yazarlar, hukukçular, aşırı dindarlar ve dahi herkes var aslında :) herkes nasibini almış Erasmus’un eleştirilerinden. Deliliğin kendini övmesi ve anlatması falan derken yazar herkese gizli ok atıyor , aslında açıktan da çok ok atıyor desem hata olmaz zira hiç korkusu yok, dan dan dan yani :)

Kitap boyunca birçok tanrı adı öğreniyor genel kültürünüzü de sevindiriyorsunuz aslında bir nevi ;)

Satır aralarında bugünden de bir şeyler göreceğiniz, gülümseyebileceğiniz, belki bazen kızabileceğiniz güzel bir eserle karşı karşıyasınız, tavsiyemdir. Hala okumayanlar daha fazla geç kalmasın derim ️
Erasmus: Rönesans ile birlikte ortaya çıkan hümanizm akımının atası, Hollandalı düşünür, ilahiyatçı ve edebiyat araştırmacısı.

Deliliğe Övgü; dönem sistemini, ahlak anlayışını, din simsarlarını, hükümdarları, soylu geçinenleri , bilgelik taslayanları alaycı ve sivri bir tavırla bol bol eleştiriyor. Stoacılar bu tavırdan payını fazla fazla alıyor...

Kitapta kendine tanrıça unvanı vererek deliliği dişil olarak işaret edip, okurla birebir konuşturmuş. Bunun nedenini anlayamayıp araştırdığımda ; karakteri kadın olarak seçmesi ile dönemin katı kilisesini rahatlıkla eleştirebildiğini öğrendim. O dönemde kadın sözleri fazla ciddiye alınmıyordu çünkü... Ya şimdi ???

Kitap ağır, felsefe ve yunan mitolojisini az bilenler yani benim gibiler için biraz zorlayıcı. Bol dip not mevcut. Bazı dip notları ve kelimeleri de ayrıca araştırmak durumunda kaldım. Ama son derece keyif aldım tüm bunları yaparken... Yani arkadaşını neşelendirmek için ( Thomas More ) bir kaç günde yazdığı bu kitabın bir miktar beyin yaktığını eklemem gerek ilgilenenler için.

Şöyle der Erasmus:
'' ... beni, hicvetmiş olmakla suçlayabilecek insanlara cevap olarak, insan hayatı üzerine şaka yapmak için kalem erbabına her zaman izin verildiğini iddia edeceğim, yeter ki bu şaka hiddet ve şiddete çevrilmesin. Yalnız alışılmış başlıklara tahammül edebilen asrımızın inceliği kadar acayip bir şey yoktur. Hatta bir takım kimseler vardır, bunların edepleri o kadar yetersizdir ki, papalar ve büyükler hakkında en hafif bir alayı duymaktansa - bu alayların kendi faydalarına olması mümkün olduğu halde - İsa hakkında küfürler işitmeye razıdırlar... Bu nüktelerle kendine hakaret edildiğini sanan kimse bulunursa, kesinlikle vicdanı onu gizliden gizliye suçluyor, ya da halkın kendisini suçlama hakkı olduğundan korkuyordur. ''
Deliliğin kitabının akıllı biri tarafından yazılması da nasıl bir ironiyse.. Bu kitapla ilgili ilk söyleyebileceğim şey, gazete okur gibi okunmayacağı. Ben kitap okumayı çok seviyorum bu kitabı da okuyayım. Zweig, Kafka filan çok güzel bu da güzeldir, mantığıyla bu kitabı okursanız çok sıkılırsınız. İkinci olarak kitap hakikaten belli bir seviye gözetilerek yazılmış ve okurlardan da bu seviyeyi bekliyor. Kendi adıma az buçuk antik roma, yunan bilgim olmasına rağmen bu bilgi, kelimeleri görüp tanımaktan başka bir işe yaramadı. Çok sağlam bir entellektüel seviye istiyor. Latincesi, Fransızcası, Flemenkçesi bilmem hangi dilleri Türkçe'ye çevirilmiş ama bu seferde kelimeler hangi anlama geliyor onları okumaktan kitaba odaklanamıyorsunuz. Thomas More umarım bu kitabı beğenmiştir. Çünkü sırf onun dikkatini çekmek için Erasmus üstad çabalamış da çabalamış. Eğer sizde gerçekten felsefi metinler okurken sıkılmıyorsanız tavsiye ederim. Zira ben 1 aya yakın sürede anca bitirdim. İyi okumalar şimdiden.
Felsefeye ilgi duyuyorsanız , delilikle aranızda samimi bağlar besliyorsanız onu tanımalısınız, tanımanın yolu daa bu kitaptan geçiyor. Çok zevk alarak okudum ben şahsen. Eskilerin görüşlerini öğrenmek bana ayrı bir haz veriyor :)
Bütün Moria'lara Selam Olsun!

Kitap incelemesine bu şekilde başlamak istedim, okuyanlar anlar.

Kitabın ismi Deliliğe Övgü, ama daha çok Ahmaklığa ya da Budalalığa Övgü şeklinde tercüme etmek gerekirmiş. Ama İş Bankası bu kitabı basmaya başladığı zaman birkaç yayınevi çoktan basmış ve "Delilik" kelimesini kullanmış. Bu yüzden de farklılık olmasın diye "Deliliğe Övgü" adıyla çıkarılmış.

Peki bu övgüler nedir biraz anlatalım:
Koyun nedir bilir misiniz? Hani hiçbir şeyden haberi olmayan, düşünmeyen, "mutlu olan" hayvan...
Hah işte bu kitapta o koyunlar bol bol övülüyor.
Bu incelemeyi yaparken hiç gülümsemiyorum emin olun, o kadar vahim ki durum...

Erasmus bu kitabıyla biraz alaya almıştır insanlığı, budalaları da övmüştür.
Ee elbette övecek! Bu dünyada onlardan mutlu olan var mı?
Nasıl yaşadığını bilmezler, Felsefeyi öcü olarak görürler.
Konuşmak nedir bilmezler,yazmak nedir ve okumak nedir bilmezler.
Kimi seçeceklerini bilmezler, yönetmeyi değil yönetilmeyi bile bilmezler...

İşte kitap bunları övüyor. Budalaları...

Aziz NESİN Türk milleti için neyse Erasmus'ta Hollandalılar için budur ya da genel olarak Avrupa için diyelim.

Kitabı okumak isteyenler için söyleyeceklerim şunlardır:
Mizahi yönü ağır basıyor bu yüzden başlarda sevmeyebilirsiniz. Hiciv şeklinde olup alaylı bir dille eleştiriyor Erasmus.
Bu yüzden puan kırdım zaten.

İkinci olarak verdiği örnekler toplumumuzdan uzak. Avrupadan örnekler vererek anlatıyor ki bu da anlatılanların havada kalmasına neden oluyor.

Yine de güzel kitap mı güzel kitap. Okuyabilirsiniz bence...

Kitabın son sayfasını da kapattıktan sonra güzel ve karanlık bir sahile gidip derin derin düşüncelere dalıp bol bol kederlenebilirsiniz...

Okumak isteyen herkese iyi okumalar dilerim.
Kitap; deliligin bilgelik, bilge olmaya çalışmanın gercek delilik oldugu düşüncesi etrafında yazılmış.Erasmus Delilige Övgü de şu soruyu sorar "İnsanligin tüm zincirlerinden kurtulmasını ve özgürlüğe ulaşmasını saglayan delilik değil midir?
Sözü deliliğe birakir ve delilik bilgelerin kotuledigi ne varsa;-para, şöhret,cinsellik vb. - alaycı bir dille anlatır...
Felsefe severler için tavsiye edebileceğim bir kitap sadece ağır bir üslupla kaleme alınmış bü yüzde okurken kafanız karışabilir bir sayfayı 2-3 kez okuyabilirsiniz. Ama sadece ilk sayfalarda zorlanıp sonradan kitabın ritmine alışırsınız
Hepimiz biraz deli olmayı isteriz zaman zaman ve zaten herkesin deli bir yanı vardır, belki az belki çok.
Hümanist bir yazar olan Erasmus
deliliği ; deliliğin (daha çok ahmaklık olarak isimlendirmiş ) kendi ağzından överek dillendirmiş. İnsanlığın tarihinden gününe kadar olan ;toplumsal olgularını (din, eğitim,siyaset gibi) , kişilerini (daha çok din adamları, kralları, bilgeleri, tüccarları, hukuk adamlarını) alaycı bir dille eleştirmiş .
Okumak isteyenlere keyifli okumalar!
Deliliğe Övgü'nün incelemesi için kitabı okuduktan sonra kitaba olan etkilenmişliğimin geçmesi için ve daha realist yorum yapabilmek için bir süre bekledim. Kitap insan zekasını keskinleştiren türden. Farklı durumlar arasındaki geçişlerin ve deliliğin farklı manadaki anlatımlarının olması bulmaca çözmeye benziyor. Her okuyucuya değil ama felsefeyle ilgilenen her okuyucuya tavsiye ediyorum.
Erasmus, eserinde, bir hiciv olmasına rağmen, çok ağır bir dil kullanmış ve bunu yaparken de kendi benliğini değil, ahmaklık benliğini kullanmış. Dönemin önemli isimlerine ve önemli olaylarına ışık tutarak gün yüzüne çıkarmış ve düşüncelerini olduğu gibi eserinde yansıtmış. Bu nedenledir ki eseri bitirdikten kısa süre sonra öldürülmüş. Hiciv yağmuruna tuttuğu kişilerin çoğu güçlü din ve devlet adamları olmasına rağmen bu onu pek durdurmamış. Günümüzde bile olan olayların nedeninin ahmaklık olduğunu öne süren Erasmus, aptallığı bir dahilik olarak görmüş...
Savaş söz konusu oldu mu...
Hiçbir masraftan ve zahmetten kaçınmazlar,

Hiçbir sakınca önemli değildir onlar için;

ister hukuk, din
isterse barış çiğnensin,
hatta insanlık batsın, umurlarında olmaz.
Kim aşkın çekim alanına tutulursa,
artık kendinde değil 'maşukunda' yaşar,

üstelik kendini sevgilisine kaptırdığı,
ona nüfuz ettiği ölçüde
zaten sevinç dolu olan göğsü daha da kabarır.
En nihayet umudun son kıvılcımı da sönüp bir hiç uğruna telef olduklarını fark ettiklerinde şu lakırdı ile avunurlar:

"Büyük işlerde niyet etmek yeter!"
Sırası gelmişken insanoğlunun (tabiri caizse) nankörlüğünün ya da ilgisizliğinin beni hayrete düşürdüğünü söylemeden geçemeyeceğim.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Deliliğe Övgü
Alt başlık:
Latince Aslı ve Türkçe Çevirisi ile Birlikte
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
344
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759971458
Dil:
Latin
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kabalcı Yayınevi
Erasmus (1469-1536) Rönesans hümanizminin en büyük temsilcilerindendir. İlk olarak 1511’de yayımlanan Deliliğe Övgü, güncelliğini zamanımıza değin koruyabilmiş başyapıtıdır.
Erasmus dostu Thomas More’u eğlendirmek için bir yolculuk sırasında bir haftada yazdığını söylediği Deliliğe Övgü’de şu soruyu sorar: İnsanoğlunun tüm zincirlerinden kurtulmasını ve salt özgürlüğe ulaşmasını sağlayan delilik değil midir? Gülmece bu çerçevede gelişir ve söz kendisini övmesi için deliliğe bırakılır. Delilik, yaratıcısının savunduğu her şeyi eleştirerek gençliği, hayattan zevk ve neşe almayı, baş döndüren cinselliği över. Çocuklukta, yaşlılıkta, dostlukta, aşkta ve evlilikte, savaşta ve barışta, kendisinin insanlara nasıl egemen olduğunu ve onları nasıl mutlu kıldığını gösterir...

Kitabı okuyanlar 1.249 okur

  • Emrullah Mersin

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları