Deliliğe Övgü (Latince Aslı ve Türkçe Çevirisi ile Birlikte)

·
Okunma
·
Beğeni
·
21.089
Gösterim
Adı:
Deliliğe Övgü
Alt başlık:
Latince Aslı ve Türkçe Çevirisi ile Birlikte
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
344
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759971458
Kitabın türü:
Dil:
Latin
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kabalcı Yayınevi
Erasmus (1469-1536) Rönesans hümanizminin en büyük temsilcilerindendir. İlk olarak 1511’de yayımlanan Deliliğe Övgü, güncelliğini zamanımıza değin koruyabilmiş başyapıtıdır.
Erasmus dostu Thomas More’u eğlendirmek için bir yolculuk sırasında bir haftada yazdığını söylediği Deliliğe Övgü’de şu soruyu sorar: İnsanoğlunun tüm zincirlerinden kurtulmasını ve salt özgürlüğe ulaşmasını sağlayan delilik değil midir? Gülmece bu çerçevede gelişir ve söz kendisini övmesi için deliliğe bırakılır. Delilik, yaratıcısının savunduğu her şeyi eleştirerek gençliği, hayattan zevk ve neşe almayı, baş döndüren cinselliği över. Çocuklukta, yaşlılıkta, dostlukta, aşkta ve evlilikte, savaşta ve barışta, kendisinin insanlara nasıl egemen olduğunu ve onları nasıl mutlu kıldığını gösterir...
144 syf.
·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
''Delilik en büyük özgürlüktür.''

(Alein Kentigerna)

Hazır, başlayalım.

Delilik, nedir bu delilik?

Önce kitap hakkında konuşalım. Erasmus delilik kavramını çok geniş bir biçimde aktarmış. Erasmus'a göre bilgelik delilik ile eşdeğerdir. Bilge bir insan, önce delilik sınavından geçmelidir. Tıpkı karanlığın en büyük aydınlık olduğunu anlamış biri gibi... Kitap içerisinde dini karşılaştırmalara, papazların giyim kuşamına ve gözlem yeteneğini konuşturması okuyucunun beğenmesi ve içerisine dahil etmesine yarayacak bir başka güzel konulardan biridir. Bildiğiniz gibi Thomas More ile yakınlığından dolayı, eski ve yeni Ahit'i birbiriyle tokuşturmuş ve bana sorarsanız bundan baya zevkte almış.

Kitapta Türk ve Arapların barbar olarak nitelendirmesi ve bu iki ırk'ın 'Hristiyanlardan' nefret ettiğini basa basa belirtmesi sözde 'hümanist' olarak nitelendiren Erasmus'u yadırgayanlar olacaktır. Okurken, daha ilk seferinde bununla, bu söylemle karşılaşan herkes yadırgayabilir ama dönemin ve dönemin algılanış biçimini pek bilmediğimiz için bize böyle gelmiş olması doğaldır. Dini vecihlere çok sık yer vermekte. Thomas More'ın yakın arkadaşı dedik ya, birbirlerini tamamlıyorlar işte. :)

Kitapta sık sık mitolojilere özellikle Yunan mitolojilerine yer vermektedir.

Şimdi gelelim delilik kavramına. Nedir bu delilik?

Delilik, varolan bir aklın yitirilmesi, yitirilmekte olması demektir. Aslında bana sorarsanız, daha anne karnındayken insanoğlu birer deli olarak nitelendirilmiştir. Anneyi kemiren ve sömüren bir deli.

Herkes deli doğar, sadece bazıları öyle kalır.

Delililiğini bil, belki o da seni bilir.

Şimdi söylüyorum sana, size. Bizi delirten şey bildiklerimiz değil, açlık hissimiz değil midir? Evet mi? Bingo! Doğru cevap. Ne kadar çok bilgi, o kadar çok delilik getirir.

İnsaları delirten şey nedir Erasmus?

''#37605065''

Bencil insanları severim, çünkü pek az kaybeder ve duygulara başvururlar. Öyle ya, ilgili değilse, ilgili olma!

Bakın bir insana yapılabilecek en büyük fenalık, onu fazlasıyla övmektir.

''Seni övdüklerinde kendi yolunda gittiğini sanma sakın. Başkalarının yolundan gidiyorsun.'' (Nietzsche)

Ancak şimdi 15. sayfada geçen bir alıntıyı paylaşmak istiyorum. Sahiden kafamı karıştırdı.

''Seni kimsecikler övmüyorsa, sen de kendi kendini öv!''

Sanırım bizim düşündüğümüz yapmacık pohpohlamalardan değil. Dedim ya, bu yüzden bencil insanları severim. Unutmayın ve tekrarlayın. ''İlgili değilse, ilgili olma!''

Ben seçimimi bildim bileli delilerden, psikolojik sorunları olanlardan yana kullandım. Birkaç dostum hep bu türden oldu ve olmasından da hiç şikayetçi olmadım. Sanırım seçimi yalnız delilerden yana kullanan ben değilmişim. Buyrun.

''Tanrı, seçimini delilerden yana kullanır. O, dünyayı delilikle kurtarmayı seçmiştir.''

Keyifli okumalar.
152 syf.
·5 günde
Erasmus deliliğe övgü eserinde, deliliği ne kadar da güzel anlatmış. İnsanın deli olası gelmiyor değil hani!!!

Erasmus deliliği önce överek yerer, sonra da yererek över. Çünkü Erasmus'un yerdiği sıradan delilik,yani insana göre deliliktir; övdüğü ise kutlu delilik yani, Tanrı katında kutsal olan deliliktir. Kutlu delilik özünde hakiki bir bilgelik içerir.

Yazarın genel itibariyle dönemin şartlarını eleştiride bulunduğunu söyleyebilirim. Ancak kitabın ilginç tarafı yazarın yaptığı benzetmeler,Yunan mitolojisine ait ilahları kullanarak eleştirisini farklı kılmayı başarmış kendisi...

Kitabı bir bölümünde Papa ya da din görevlisi olan kişilerin giysilerinin ne anlama geldiğini yazar şu şekilde açıklamış.

" Bir düşünseler şu keten giysinin, ışıl ışıl bembeyaz kaftanın baştan sona masum bir yaşamı simgelediğini; bir düşünseler ‎tepesine bir düğüm atılarak birbirine bağlanmış şu iki külahlı başlığın anlamının hem Eski hem de Yeni Ahit’in mutlak bilgisi olduğunu; bir düşünseler şu eldivenlerle korunan ellerinin anlamının saflık ve her türlü dünyevi yaşamından uzak durmak ve böylece kutsal ayinleri ri­yasızca yerine getirebilmek olduğunu; bir düşünseler şu asanın anla­mının kendilerine kayıtsız şartsız emanet edilen sürüye gözlerini bile kırpmadan bakmak olduğunu; bir düşünseler şu önlerinde tuttukları haçın anlamının bütün insani tutkulara karşı kazanılan büyük zafer olduğunu."

Yaptığı benzetmedeki inceliğe,yüklediği anlamlara bakar mısınız...

Yazarın sohbet havası içinde yazmış olduğu bu eser 212 sayfa olmasına rağmen dipnot ve resimleri çıkardığımız zaman yaklaşık 100 sayfalık bir kitap elde etmiş oluruz diye düşünüyorum!

Sanırım ‎ kitapta dikkatimi en çok çeken yazarın Türk ve Arap ırkına sahip insanlara olan nefretiydi. Anlaşılan o dönemde Türk ve Arapların güçlü olması yazarın pek de hoşuna gitmiyormuş.

Sonuç olarak; kitap güzeldi okunmasını tavsiye ederim. Okuyan ve okumayı düşünen herkese keyifli okumalar dilerim...
  • Dörtlükler
    8.8/10 (820 Oy)787 beğeni2.676 okunma1.625 alıntı15.188 gösterim
  • Prens
    8.2/10 (519 Oy)455 beğeni1.659 okunma865 alıntı15.102 gösterim
  • Don Quijote
    8.6/10 (918 Oy)866 beğeni3.818 okunma1.065 alıntı16.984 gösterim
  • Ütopya
    8.3/10 (792 Oy)780 beğeni2.754 okunma1.087 alıntı17.077 gösterim
  • Dinle Küçük Adam
    8.4/10 (683 Oy)660 beğeni1.826 okunma1.586 alıntı22.944 gösterim
  • Komünist Manifesto
    8.5/10 (505 Oy)507 beğeni2.012 okunma460 alıntı20.565 gösterim
  • Othello
    8.6/10 (352 Oy)337 beğeni1.355 okunma429 alıntı9.605 gösterim
  • Şato
    7.7/10 (363 Oy)356 beğeni1.402 okunma510 alıntı13.711 gösterim
  • Devlet
    8.4/10 (846 Oy)947 beğeni3.307 okunma1.340 alıntı22.175 gösterim
  • Böyle Söyledi Zerdüşt
    8.5/10 (1.480 Oy)1.709 beğeni5.214 okunma7.721 alıntı68.377 gösterim
152 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Kankasını eğlendirmek için adamın biri bir haftada bir kitap yazmış. Adam Erasmus, kankası Thomas More… Sonra sen bizim miskin ergene “ Fatih’in İstanbul’u…”

Hadi canım sen de!!!

Kitap önsöz açıklama falan derken otuzuncu sayfada ancak başlayabiliyor. Ve otuzuncu sayfadan itibaren de sizi bir sürpriz bekliyor: Pre- İntermediate düzeyinde Latince bilenler simultane çeviri yapsın dermişçesine tüm çift sayı olan sayfalar Latince, tüm tek haneler ise biz “serf” ler için Türkçe.

Sürpriz ama iyi mi kötü mü bilemedim? Sonuçta Latince gizli tarikatların dili. Sakın bu bir İlluminati kriptosu falan olmasın?

Olmasın mı?

Peki olmasın.

O zaman, Latince sayfalarda kesin anamıza bacımıza sövüyorlar!

Biz tedbiri elden bırakmayalım.

Önsözde deliliği hem övüyor hem de yeriyor denilse de bence kitap boyunca sadece övüyor.

Tüm dünya karşılarında dursa da davasını için, aşkı için, inandığı için “mecnun” olanları övüyor.

Bir Tanrıçanın ağzından, toplumdaki tüm bozuklukları, cahillikleri, yalanı, ikiyüzlülüğü ve bunları yapan insanları alaya alıp koskoca insanlar bu iğrençlikleri bilerek yapacak değiller ya (!) “kedidir o kedi” diyor anlayana. https://www.youtube.com/watch?v=stbS2LJssWQ

Erasmus kitapta çok fazla atıfta bulunuyor. Özellikle Yunan mitolojisine, Roma uygarlığına, Eski ve yeni Ahit’e.

Hadi yazarı anladık deli. Sanki sadece kankası okuyacak, hem bencil hem deli…

Tamam da, çevirmene ve Kabalcı Yayınlarına ne oluyor. Hadi biz de kitabın adına yaraşır delilik yapalım dercesine neye atıfta bulunsa bir not maddesi koymuşlar. Dipnot da değil kitabın 287. sayfasından 334. Sayfasına kadar 680 madde açıklama var.

Örneğin; cümle içinde “Sisyphos Kayası” denildiğinde buna bir not koymuş, diğerini de açıklayacağım diye bir not koymuş derken olmuş sana 680 madde.
Eğer çok merak ediyorsa, bırak, o meraklı derviş gitsin, Google hazretlerine sorsun. Yaklaşık 204.000 sonuçtan hangisini isterse oradan öğrensin.

Okuyucuya bu kadar “armut piş, ağzıma düş” muamelesi aslında hakaret.

“Tembel! Neyi kendin yaptın ki zaten. Kaldırıp da mabadını bir bakmazsın biliyorum. Aç ağzını, aç hazır bilgi, aç…” dermiş gibi…

Kameraya karşı sosyal mesajımı da vereyim:

Okuma hazzına, hızına karşı “ Nuri Alço” davranışlarına hayır!!!

Çocukluk, yaşlılık, kadınlar, dostluk, evlilik, savaş, bilgelik, doğa vb bir çok konuya iğnesini batırıyor.

Erasmus özetle diyor ki: “Gerçek” delilik bir mertebedir herkes erişemez. Siz gafiller kendi yaptığınız putlara taparken, kendi uydurduğunuz kurallar karşısında saygı duruşuna geçerken, ( Bu saygı örneğine benzer bir şeyi başka bir yerde daha yazmıştım. Faninin biri “ Atatürk’e mi laf atıyon sen!” demişti. ATAM ! ciddiyim, sen kalk da ben yatam… ) mutsuzluğu dibine kadar yaşarken; delilik mertebesine erenler, saçmalıklarınızla hayatı kendinize zindan etmenize gülmeyecekler sadece üzülecekler. Hz. İsa gibi yalvaracaklar göğe doğru: Affet onları, ne yaptıklarını bilmiyorlar…

Tüm “engellemelere rağmen” ismi güzel, kendi daha güzel bu kitabı cebren okutunuz efenim. ( Mitoloji uzmanı falan olmanıza gerek yok ama en azından Homeros’un İlyada ve Odysseia kitaplarından sonra okursanız daha fazla zevk alırsınız. )

https://www.youtube.com/watch?v=4QPU1VpPn2s
124 syf.
·1 günde·8/10
Erasmus: Rönesans ile birlikte ortaya çıkan hümanizm akımının atası, Hollandalı düşünür, ilahiyatçı ve edebiyat araştırmacısı.

Deliliğe Övgü; dönem sistemini, ahlak anlayışını, din simsarlarını, hükümdarları, soylu geçinenleri , bilgelik taslayanları alaycı ve sivri bir tavırla bol bol eleştiriyor. Stoacılar bu tavırdan payını fazla fazla alıyor...

Kitapta kendine tanrıça unvanı vererek deliliği dişil olarak işaret edip, okurla birebir konuşturmuş. Bunun nedenini anlayamayıp araştırdığımda ; karakteri kadın olarak seçmesi ile dönemin katı kilisesini rahatlıkla eleştirebildiğini öğrendim. O dönemde kadın sözleri fazla ciddiye alınmıyordu çünkü... Ya şimdi ???

Kitap ağır, felsefe ve yunan mitolojisini az bilenler yani benim gibiler için biraz zorlayıcı. Bol dip not mevcut. Bazı dip notları ve kelimeleri de ayrıca araştırmak durumunda kaldım. Ama son derece keyif aldım tüm bunları yaparken... Yani arkadaşını neşelendirmek için ( Thomas More ) bir kaç günde yazdığı bu kitabın bir miktar beyin yaktığını eklemem gerek ilgilenenler için.

Şöyle der Erasmus:
'' ... beni, hicvetmiş olmakla suçlayabilecek insanlara cevap olarak, insan hayatı üzerine şaka yapmak için kalem erbabına her zaman izin verildiğini iddia edeceğim, yeter ki bu şaka hiddet ve şiddete çevrilmesin. Yalnız alışılmış başlıklara tahammül edebilen asrımızın inceliği kadar acayip bir şey yoktur. Hatta bir takım kimseler vardır, bunların edepleri o kadar yetersizdir ki, papalar ve büyükler hakkında en hafif bir alayı duymaktansa - bu alayların kendi faydalarına olması mümkün olduğu halde - İsa hakkında küfürler işitmeye razıdırlar... Bu nüktelerle kendine hakaret edildiğini sanan kimse bulunursa, kesinlikle vicdanı onu gizliden gizliye suçluyor, ya da halkın kendisini suçlama hakkı olduğundan korkuyordur. ''
152 syf.
·9 günde·Puan vermedi
‘Delileri sevin.’
‘Hepimiz deli doğarız, bazıları öyle kalır.’
‘İçinde bir tutam delilik olmayan hayat, eksiktir.’
‘Belki de deli denilen şey tek kişilik bir azınlıktır.’ gibi sözler hep beni gülümsetmiş ve budur dedirtmiştir :) dolayısıyla kitap adıyla zaten beni almaya yetti içine ancak kendime kızgınım böyle bir kitabı bugüne bıraktığım için. Zira Erasmus 5 asır önce şu ana seslenmiş ve bence daha bir beş asır sonrasına da seslenir bu eserle. Benim kitaba ilgim önce T. More’un ‘Ütopya’sını okumamla başladı. Erasmus ‘kankası’ More’a seslenmiş ‘Deliliğe Övgü’sünde çünkü. Harika bir seslenmeyle başlıyor kitap ben bayıldım bu kısma :)

Hakkında biraz bilgisi olanlar bilirler ki Erasmus Rönesans döneminde yaşamış, Hümanizm’in en önemli temsilcilerindendir. Bir yolculuk sorasında yazdığı eserde dönemin durumuna ciddi ışık tutuyor aslında. Hedefinde ise krallar, kralcılar, asiller, kilise, ilahiyatçılar, bilim adamları, halk, yazarlar, hukukçular, aşırı dindarlar ve dahi herkes var aslında :) herkes nasibini almış Erasmus’un eleştirilerinden. Deliliğin kendini övmesi ve anlatması falan derken yazar herkese gizli ok atıyor , aslında açıktan da çok ok atıyor desem hata olmaz zira hiç korkusu yok, dan dan dan yani :)

Kitap boyunca birçok tanrı adı öğreniyor genel kültürünüzü de sevindiriyorsunuz aslında bir nevi ;)

Satır aralarında bugünden de bir şeyler göreceğiniz, gülümseyebileceğiniz, belki bazen kızabileceğiniz güzel bir eserle karşı karşıyasınız, tavsiyemdir. Hala okumayanlar daha fazla geç kalmasın derim ️
152 syf.
·26 günde·Beğendi·7/10
Deliliğin kitabının akıllı biri tarafından yazılması da nasıl bir ironiyse.. Bu kitapla ilgili ilk söyleyebileceğim şey, gazete okur gibi okunmayacağı. Ben kitap okumayı çok seviyorum bu kitabı da okuyayım. Zweig, Kafka filan çok güzel bu da güzeldir, mantığıyla bu kitabı okursanız çok sıkılırsınız. İkinci olarak kitap hakikaten belli bir seviye gözetilerek yazılmış ve okurlardan da bu seviyeyi bekliyor. Kendi adıma az buçuk antik roma, yunan bilgim olmasına rağmen bu bilgi, kelimeleri görüp tanımaktan başka bir işe yaramadı. Çok sağlam bir entellektüel seviye istiyor. Latincesi, Fransızcası, Flemenkçesi bilmem hangi dilleri Türkçe'ye çevirilmiş ama bu seferde kelimeler hangi anlama geliyor onları okumaktan kitaba odaklanamıyorsunuz. Thomas More umarım bu kitabı beğenmiştir. Çünkü sırf onun dikkatini çekmek için Erasmus üstad çabalamış da çabalamış. Eğer sizde gerçekten felsefi metinler okurken sıkılmıyorsanız tavsiye ederim. Zira ben 1 aya yakın sürede anca bitirdim. İyi okumalar şimdiden.
152 syf.
·Beğendi·10/10
Felsefeye ilgi duyuyorsanız , delilikle aranızda samimi bağlar besliyorsanız onu tanımalısınız, tanımanın yolu daa bu kitaptan geçiyor. Çok zevk alarak okudum ben şahsen. Eskilerin görüşlerini öğrenmek bana ayrı bir haz veriyor :)
152 syf.
·2 günde·Beğendi·7/10
Bütün Moria'lara Selam Olsun!

Kitap incelemesine bu şekilde başlamak istedim, okuyanlar anlar.

Kitabın ismi Deliliğe Övgü, ama daha çok Ahmaklığa ya da Budalalığa Övgü şeklinde tercüme etmek gerekirmiş. Ama İş Bankası bu kitabı basmaya başladığı zaman birkaç yayınevi çoktan basmış ve "Delilik" kelimesini kullanmış. Bu yüzden de farklılık olmasın diye "Deliliğe Övgü" adıyla çıkarılmış.

Peki bu övgüler nedir biraz anlatalım:
Koyun nedir bilir misiniz? Hani hiçbir şeyden haberi olmayan, düşünmeyen, "mutlu olan" hayvan...
Hah işte bu kitapta o koyunlar bol bol övülüyor.
Bu incelemeyi yaparken hiç gülümsemiyorum emin olun, o kadar vahim ki durum...

Erasmus bu kitabıyla biraz alaya almıştır insanlığı, budalaları da övmüştür.
Ee elbette övecek! Bu dünyada onlardan mutlu olan var mı?
Nasıl yaşadığını bilmezler, Felsefeyi öcü olarak görürler.
Konuşmak nedir bilmezler,yazmak nedir ve okumak nedir bilmezler.
Kimi seçeceklerini bilmezler, yönetmeyi değil yönetilmeyi bile bilmezler...

İşte kitap bunları övüyor. Budalaları...

Aziz NESİN Türk milleti için neyse Erasmus'ta Hollandalılar için budur ya da genel olarak Avrupa için diyelim.

Kitabı okumak isteyenler için söyleyeceklerim şunlardır:
Mizahi yönü ağır basıyor bu yüzden başlarda sevmeyebilirsiniz. Hiciv şeklinde olup alaylı bir dille eleştiriyor Erasmus.
Bu yüzden puan kırdım zaten.

İkinci olarak verdiği örnekler toplumumuzdan uzak. Avrupadan örnekler vererek anlatıyor ki bu da anlatılanların havada kalmasına neden oluyor.

Yine de güzel kitap mı güzel kitap. Okuyabilirsiniz bence...

Kitabın son sayfasını da kapattıktan sonra güzel ve karanlık bir sahile gidip derin derin düşüncelere dalıp bol bol kederlenebilirsiniz...

Okumak isteyen herkese iyi okumalar dilerim.
152 syf.
Hepimiz biraz deli olmayı isteriz zaman zaman ve zaten herkesin deli bir yanı vardır, belki az belki çok.
Hümanist bir yazar olan Erasmus
deliliği ; deliliğin (daha çok ahmaklık olarak isimlendirmiş ) kendi ağzından överek dillendirmiş. İnsanlığın tarihinden gününe kadar olan ;toplumsal olgularını (din, eğitim,siyaset gibi) , kişilerini (daha çok din adamları, kralları, bilgeleri, tüccarları, hukuk adamlarını) alaycı bir dille eleştirmiş .
Okumak isteyenlere keyifli okumalar!
152 syf.
·Puan vermedi
Felsefe severler için tavsiye edebileceğim bir kitap sadece ağır bir üslupla kaleme alınmış bü yüzde okurken kafanız karışabilir bir sayfayı 2-3 kez okuyabilirsiniz. Ama sadece ilk sayfalarda zorlanıp sonradan kitabın ritmine alışırsınız
152 syf.
·8 günde
Deliliğe Övgü'nün incelemesi için kitabı okuduktan sonra kitaba olan etkilenmişliğimin geçmesi için ve daha realist yorum yapabilmek için bir süre bekledim. Kitap insan zekasını keskinleştiren türden. Farklı durumlar arasındaki geçişlerin ve deliliğin farklı manadaki anlatımlarının olması bulmaca çözmeye benziyor. Her okuyucuya değil ama felsefeyle ilgilenen her okuyucuya tavsiye ediyorum.
Çok güzel bir kitap kesinlikle ama okul kütüphanesinden aldığım için vermem gerekiyor tamamlanacak değerli bir yapıt...Kitap ta felsefe ye..siyasete..komediye dalıyor insan adeta..Her cümlesini iki kez okuma isteği doğurdu bende okurken düşündüren beni eğlendiren bir kitap oldu..
Savaş söz konusu oldu mu...
Hiçbir masraftan ve zahmetten kaçınmazlar,

Hiçbir sakınca önemli değildir onlar için;

ister hukuk, din
isterse barış çiğnensin,
hatta insanlık batsın, umurlarında olmaz.
Kim aşkın çekim alanına tutulursa,
artık kendinde değil 'maşukunda' yaşar,

üstelik kendini sevgilisine kaptırdığı,
ona nüfuz ettiği ölçüde
zaten sevinç dolu olan göğsü daha da kabarır.
En nihayet umudun son kıvılcımı da sönüp bir hiç uğruna telef olduklarını fark ettiklerinde şu lakırdı ile avunurlar:

"Büyük işlerde niyet etmek yeter!"

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Deliliğe Övgü
Alt başlık:
Latince Aslı ve Türkçe Çevirisi ile Birlikte
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
344
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759971458
Kitabın türü:
Dil:
Latin
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kabalcı Yayınevi
Erasmus (1469-1536) Rönesans hümanizminin en büyük temsilcilerindendir. İlk olarak 1511’de yayımlanan Deliliğe Övgü, güncelliğini zamanımıza değin koruyabilmiş başyapıtıdır.
Erasmus dostu Thomas More’u eğlendirmek için bir yolculuk sırasında bir haftada yazdığını söylediği Deliliğe Övgü’de şu soruyu sorar: İnsanoğlunun tüm zincirlerinden kurtulmasını ve salt özgürlüğe ulaşmasını sağlayan delilik değil midir? Gülmece bu çerçevede gelişir ve söz kendisini övmesi için deliliğe bırakılır. Delilik, yaratıcısının savunduğu her şeyi eleştirerek gençliği, hayattan zevk ve neşe almayı, baş döndüren cinselliği över. Çocuklukta, yaşlılıkta, dostlukta, aşkta ve evlilikte, savaşta ve barışta, kendisinin insanlara nasıl egemen olduğunu ve onları nasıl mutlu kıldığını gösterir...

Kitabı okuyanlar 1.435 okur

  • Adyali
  • Çetin
  • efi
  • Emrullah Mersin
  • Ozan Akıncılar
  • Rocker

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0.2 (1)
8
%0
7
%0.2 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları