Delinin Defteri - Burun - Palto - Neva Bulvarı

·
Okunma
·
Beğeni
·
27.324
Gösterim
Adı:
Delinin Defteri - Burun - Palto - Neva Bulvarı
Baskı tarihi:
Ekim 2001
Sayfa sayısı:
203
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757384089
Kitabın türü:
Çeviri:
Mazlum Beyhan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sosyal Yayınlar
Yaklaşık bir buçuk yüzyıl sonra Gogol hala okurlarını büyülemeyi sürdürüyor. Bu ciltte yer alan dört kısa öyküsünde Palto, Burun, Delinin Defteri ve Neva Bulvarı Gogol`un fantastik, komik ve tepeden tırnağa Rus karakterleri karşınıza çıkıyor: Burnunu kaybeden 8.derece memur, yepyeni bir palto yüzünden tüm yaşamı altüst olan ezilmiş devlet memuru ve bir köpeğin arkadaşına yazdığı mektupları okuduğuna inanan komik bir deli...
PALTO DA PALTOYMUŞ HA!

Büyük yazar Dostoyevski'nin "Hepimiz Gogol'ün Paltosundan çıktık " dediği o meşhur sözü herkes bilir. Dostoyevski bu sözüyle bence Gogol'ün hakkını fazlasıyla vermiş. Hiçbir övgü yazarın büyüklüğünü bu kadar sağlam anlatamazdı diye düşünüyorum.


Gogol'ün bu güzel kitabı "Bir Delinin Hatıra Defteri" "Palto" ve "Burun" adlı üç hikayesinden oluşuyor. İçlerinde "Palto" hikayesi biraz uzun, diğer iki hikaye ise oldukça kısa. Birbirinden güzel bu hikayelere geçmeden önce yazarın anlatımından biraz bahsetmek istiyorum.


Yazarımızın, eserlerini yazdığı dönem dikkate alınırsa çağının ötesinde yaratıcı bir zekasının olduğunu görüyoruz. Bu yaratıcılık üç hikayesinde de insanı şaşırtacak derecede kendisini gösteriyor. Ayrıca anlatımında öne çıkan bir diğer konu da yazarın mizah ve hiciv yeteneği diyebilirim. Öyleki kitabı başından sonuna kadar tebessüm ile okudum. Çok sevdiğim bir yazar olan Bulgakov'un da mizah ve yergi yeteneğini kimden aldığını Gogol'ü okuyunca daha iyi anladım. Bulgakov kesinlikle Gogol'ün paltosundan çıkmış.


"BİR DELİNİN HATIRA DEFTERİ"
Bu hikayede, sıradan bir memur olan İvanoviç'in, müdürünün kızına aşık olduktan sonra ruh sağlığının bozulup nasıl delirdiği eğlenceli bir dille anlatılmış. Trajikomik olan bu hikayeyi de diğer hikayeleri gibi çok beğendim.


"PALTO"
O meşhur Palto hikayesi. Üç hikaye içinde en uzun olanıydı ve insana "keşke daha uzun yazsaymış" dedirten türdendi.Kitaplar okuruz ve belli bir süre sonra birçoğunun karakterlerini unuturuz. Ama bazı karakterler vardır ki unutulmaz. Mesela Raskolnikov ve Meursault gibi. İşte Palto hikayesinin karakteri de o unutulmayacak olanlardan: Akaki Akakiyeviç. Yalnız diğer karakterlerden farkı silik bir tip olması.
Akakiyeviç de tutunamayanlardan birisi. Karakterimiz yine aşağı dereceden bir memur.Herkes tarafından alay edilen ama işine düşkün çalışkan bir memur. Tek derdi var o da paltosunun eski olması.Tek bir isteği var o da yeni bir paltoya sahip olmak istemesi. Sıradan bir konuya benziyor ama merakkaçıran vermemek adına konuyu burada sonlandırıyorum. Okuyunca Palto hikayesinin neden bu kadar sevildiğini daha iyi anlayacaksınız.


"BURUN"
Kitabın son ve en çok güldüğüm hikayesi Burun'du. Yazarın -yazıldığı dönemi düşünülürse- böyle büyülü ve gerçeküstü bir hikaye yazmasına çok şaşırdım. Konusu oldukça ilginç. Hikaye, karakterimiz Kovalev'in bir sabah uyandığında burnunu yerinde bulamamasıyla başlıyor. Ardından kahramanın, burunsuz dümdüz yüzüyle Petersburg sokaklarında kaybolan burnunu aramasıyla devam ediyor. Baştan sona mizahın eksik olmadığı bir hikayeydi. Gogol bu hikayesinde de Rus bürokrasisini kendine has hicviyle bir güzel eleştirmiş.


Üç hikayede de ortak noktalar ön plana çıkıyor.Karakterlerin üçü de alt dereceden memur. Gogol bütün hikayelerinde devlet sistemini, adam kayırmacayı, adaletsizliği, vasıfsız ve liyakatsiz kişilerin haketmediği yerlere gelmesini igneleyici anlatımıyla eleştirmiş.
125 sayfadan oluşan bu kısa kitabı kesinlikle okumanızı öneriyorum.


"Çarpık bir burna değil, sakat ve sahte bir ruha gülelim."
- Nikolay Vasilyeviç Gogol-
İncelememin daha detaylı ve kitapla ilgili çizimler içeren hali için blog'uma bakmanızı öneririm : https://kitapciziyorum.blogspot.com.tr/...eri-palto-burun.html

Kitap, Neva Bulvarı, Burun, Portre, Palto, Bir Delinin Anı Defteri, Fayton adlı eserlerden oluşmaktadır.

Neva Bulvarı, Bağdat Caddesi, Şanzelize... Hiç fark etmez. Hepsi benzer özellikte caddeler. Sosyetik insanların ayak bastığı hatta bastıkları yerleri de sosyetikleştirdiği dünyanın çeşitli yerlerinden caddeler bunlar. Ortak özellikleri ise ışıl ışıl olmaları, rengarenk bir renk cümbüşü içerisinde insanlara lüksü, gösterişi, kapitalizmi, zenginliği ellerinden en göz boyayıcı şekilde nasıl geliyorsa o şekilde halka sunmak.

Fakat... O da ne? Neden böyle sokaklardaki insanlar aslında siliktir hep? Yoksa parası olmayan silinmeye mahkum mudur? Üst ve alt sınıf, rütbe ayrımları olduğu sürece renkler bile bu tür sosyetik caddelerde üstlere gider. Altlara inmeyi hiç istemezler. Sınıflaşan hava bile bir süre sonra yükselebilir. Sanki her yer rengarenk bir göz boyama tablosu gibidir. Gittiğiniz devlet daireleri bile o göz boyayıcı renklerle çepeçevre sarılmıştır. Renklerin ve paranın göz alıcılığının bu kadar insan gözüne sokulmaya çalışıldığı yerde, sokaklarda içleri ve beyinleri boşaltılmış insanların gezmesinin ne önemi vardır ki zaten?

Çizimleri yaptıktan sonra bile insanların teker teker silinmelerinin ardından onları tekrar çizmem ne kadar da acıydı öyle. Sanki kişiliklerini kendilerine hatırlatan ben gibiydim. Belki de bütün bu insanların devlet dairelerinde kalem memuru olmalarının silikliği benim kalemime de bir çağrı yollamış olabilirdi.

Mega şehirler insanı yer yutardı, bu dünyanın her yerinde değişmeyen bir kural gibiydi. Neva Bulvarı da aynı şekilde parası olmayan insanları içinde yok eden bir girdaptı. Hoş geldiniz diyordu içinde barındırdığı insanlara fakat boş gidiyordunuz farkında olmadan.

- Burun kısmını anlattığım yer spoiler içerebilir. Kitabı okumayanlar bu kısmı okumasa daha iyi olur ama çizimlere bakmakta pek sakınca olmaz.-

Düşünün, bir gün bakkaldan her gün aldığınız gibi bir ekmek almışsınız ve kestiğiniz o ekmeğin içinden başkasına ait bir burun çıkıyor... Nedir bu acep?

İnsanların yüksek rütbe, gösteriş ve sosyete hayalleri arasında belki bir gün siz de burnunuzu beraberinde kılıcı ve kafasında asil şapkasıyla sizin hayatınız boyunca hayal ettiğiniz mekanlara giderken, kadınlarla konuşurken ve caka satarken bulabilirsiniz.

Bütün insanların gözü yükseklerdedir aslında. Bu da insanların "burnu büyük" olmalarını sağlayan ilk etmendir. Gogol'ün de dediği gibi burnunu yüksek rütbelerde gören bir Burunov'un yerine bütün herkes bir gün Burunov olma arzusu içerisinde yanıp tutuşabilir. Biz en çok egomuzu beslemeyi severiz çünkü.

Kitabın portre kısmı ise en sevdiğim kısımdı. Zweig'ın anlatımına da benzeyen heyecan süreçleri, kitaptaki gerilimin ve heyecanın yükseldiği yerlerle beni tam bir etki çemberi içerisine aldı da diyebiliriz.

Aslında biz de çoğu zaman bakmaya dayanamadığımız gözlere bakarız Portre kitabındaki gibi. "Gözlerin anlatıyor her şeyi." demeyi istediğimiz insanlara bakar dururuz Athena'nın dediği gibi. Fiziksel detaylardan ziyade en çok detayı gözlerin tam da derinlerinde buluruz. Bu gözlerin içinde neler neler yoktur ki... Para kazanma hırsı, rütbe hırsı, insanların diğer insanları ezme kibirleri ve daha niceleri...

Fakat, Fernando Pessoa dememiş miydi "Ne zevk, ne ün, ne iktidar: özgürlük, yalnız özgürlük." diye? Ne kadar bu hırslar içerisine hapsolursak o kadar da özgürlüksüzlüğümüze hapsolurduk bir bakıma. Hırs ve para yönünden ise fakirsen hiçbir anlam ifade etmezdi varoluşun. Sosyete seni şehrin o kaotik ortamında yok ederdi.

Dostoyevski dememiş miydi "Hepimiz Gogol'ün Palto'sundan çıktık." diye? Gerçekten de Dostoyevski, Çehov, Tolstoy, Gorki, Turgenyev ve daha nicesi bu paltodan çıkmış gibiydi. Memurların ve özellikle de kalem memurlarının delicesine sıkıcılıktaki rutin hayatları, Kafkaesk bürokratik hiyerarşi dünyasının bize hatırlattığı kasvet, gamsız öküz Akaki Akakiyeviç'e hediye ettiğim https://www.youtube.com/watch?v=W57wR1vHbUw Gamsız Öküz şarkısı, hakim, savcı, kaymakam, vali gibi önemli devlet adamlarının insanı gerim gerim germesinin öyküsüdür diyebiliriz bir bakıma Palto'ya.

Bir Delinin Anı Defteri'nde harika sosyete ve popülist kültür eleştirilerini bulabileceğimiz, Fayton öyküsünün son sahnesiyle de insanların elde ettiklerinin iç görünüş ve dış görünüşleri, rütbeleri orantısında elde ettikleri hürmet konularına eğilen Gogol'ün bu kitabını çok sevdim.

Her yol Roma'ya çıkmaz ama Neva Bulvarı'na çıkabilir.

Eğer buraya kadar okuduysan bil ki seviliyorsun, keyifli okumalar dilerim.
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.254 Oy)8.566 beğeni27.525 okunma782 alıntı134.100 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.254 Oy)8.566 beğeni27.525 okunma782 alıntı134.100 gösterim
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.776 Oy)18.388 beğeni41.648 okunma2.748 alıntı175.280 gösterim
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.776 Oy)18.388 beğeni41.648 okunma2.748 alıntı175.280 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.398 Oy)12.995 beğeni33.266 okunma3.158 alıntı139.883 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (8.922 Oy)8.863 beğeni24.389 okunma1.657 alıntı113.057 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (8.922 Oy)8.863 beğeni24.389 okunma1.657 alıntı113.057 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.176 Oy)7.746 beğeni21.800 okunma785 alıntı85.234 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.398 Oy)12.995 beğeni33.266 okunma3.158 alıntı139.883 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (4.230 Oy)3.742 beğeni12.423 okunma1.096 alıntı50.374 gösterim
Gogol 'un bu eserini okumadan önce sadece Puşkin ile beraber rus edebiyatının kurucusu olduğunu ve Dostoyevski'nin 'Hepimiz Gogol'un paltosundan çıktık. ' sözüne mazhar oldugunu biliyordum. Neler yoktuki o paltonun altında, tum otoriteler tarafından dunyanın en ıyı iki romanı kabul edilen Anna Karanına ve Karamazov Kardesler, devasa kalınlıkta kült eserler, etkiledikleri yazarlarıda sayarsak neredeyse dünya edebiyatının yarısı. Hem sadece romanda değil çehov ile beraber dünya hikayeleri de.
İşte bu düşünceler etkisinde Gogol'un kitabını aldım. Beklentım rus edebıyatının karamsar havası düşünüldüğünde çok felsefik, psıkolojık bir kıtap oldugundan yanaydı. Ancak okumaya başladığımda öylesine güldüm eğlendimki, şu an 'ne adamdı be' demeden edemiyorum. Ayrıca okuru güldürürken dönem Rusya sını da çok ince bir şekilde eleştirmiş yazar.
Okumaya başladığımdan beri kitap sevdası olan herkese Gogol okumasını tavsiye edıyorum. Diğer eserlerini de okuma listeme ekledim. Kesinlikle bu zamana kadar en keyif aldığım yazardı Gogol. Herkese Gogol okumasını tavsiye eder, keyifli okumalar dilerim.

Seni hiçbir zaman unutmayacağım Akaki Akakiyeviç!.. :)
Dostoyevski'ye "hepimiz Gogol'un Palto'sundan çıktık" dedirten güç, bize kim bilir neler dedirtebilir? Hayal gücümüzü daha ne kadar zorlayabilir, nasıl bir kelime bulabilir, ne sunabiliriz?

Öykü, Neva Bulvarı’nın anlatımı ile başlıyor, öyle bir tasvir ediyor ki Gogol, kendimizi tüm ayrıntıları ezberlerken buluyor, zihnimizde canlandırıyoruz. Aniden, kendimize gelmemizi sağlıyor Nikolay. Öyküye yavaş yavaş girdiğimizde ise, kadınlar üzerinden mesajlar gelmeye başlıyor. Bir kadın için ne kadar ileri gidebilirsin? Öyle çılgın bir tutku hayal edin ki, o tutkunun kurbanı olun. Neva Bulvarı Piskarev’in saf duygularının naifliği içinde kaybolurken, müthiş bir ironi ile Burun’ a konuk oluyoruz.

Nasıl bir anlatımdır, nasıl bir ironidir, insanların birbirini aşağıladığı ast-üst ilişkisi nasıl bir görmemişliktir. Bunu bize, en üstü "kapalı" şekilde anlatıyor. Hiyerarşi üzerinden, dönemi eleştirme şekli, bizi hayran bırakıyor. Bürokratik dokundurmalarla atıfta bulunuyor.

Portre ile, zenginliği, fakirliği test ediyor, paranın mutluluk getirip getirmediğini sorguluyoruz. Yeteneklerimizin bizi nereye götüreceğini iyi analiz etmemiz gerektiğini, kısacası “Ne dilediğimize dikkat etmememiz” gerektiğini söylüyor bize, “Portre”. Zengin olmak için ne kadar ileri gidebilirsin? Para için Sanatını feda eder misin? İç Huzur mu, Maddi huzur mu önemlidir? Bu sorulara kendi içimizde hesaplaşarak cevap buluyoruz...

*****“Palto” ile baştan başa çöküyoruz. Bu nasıl bir anlatımdır, bu nasıl bir öykücülüktür. Okurken, üzüntüden kederlendim. Hemen sahip olduğum her şeyi sorgulamaya başladım. Komik gelebilir ama internet üzerinden beğenerek almış olduğum üç adet kıyafeti geldiği günün ertesi günü geri gönderdim. Bir kitap bunu başarabiliyorsa, ders verebiliyor ve sorgulatabiliyorsa daha ne istenebilir ki? Hayatımızda nelere ihtiyaç duyup duymadığımızı iyi belirlememiz gerekiyor. Bir ayakkabı ihtiyaçtır, sonrasında aldıklarımız lükstür. Bir palto ihtiyaçtır, sonrasında aldıklarımız lükstür. Günümüzde ihtiyaçlarımızı, ihtiyacımıza göre değil, şımarıklığımıza göre verdiğimizi kabul edersiniz umarım. Paltoyu okuyunca, içinizde bu yargının azıcıkta olsa değiştiğine kanaat getirmediyseniz, bence kitabı boşuna okumuşsunuz demektir. Akaki Akakiyeviç’in hikayesi, hepimizin hikayesidir.

“Bir Delinin Anı Defteri” ile bir memurun gerçek hayattan koparak, nasıl dağıldığına şahit oluyoruz. Gülerek okusam da, insanların nasıl bir ruh hali ile yaşadığını düşünmeme sebep oldu. Her sayfası, ayrı bir delilik barındıran bu öykü, nasıl normallikten deliliğe adım attığımızı, yavaş yavaş, tane tane anlatıyor bize. Hayatın bize ne vereceğini bilmiyoruz. Bugünü yaşarken, kıymetini bilmeliyiz. Yarın ne olacağımız uçsuz bucaksız bir çöl gibi belirsizdir.

“Fayton” Gogol’un dalgın bir tanıdığına ithafıdır. Bu hikaye de ise dalgınlığımızın, unutkanlığımızın nelere sebep olacağı net olarak anlatılmaktadır. Söz vermeden önce, neye söz verdiğimize dikkat etmeliyiz. Söz verirken, neyi ne kadar yapabileceğimizi, sözümüzü tutup tutamayacağımızı iyi düşünmeliyiz.

İncelememi bitirirken, kitabı okuduğum esnada yazmış olduğum iletiyi sizlerle paylaşmak istedim;

Tolstoy, Dostoyevski, Cehov ve Gogol okuduğumda RUH halim kesinlikle değişiyor. İbret-i alem öyküleri, duygu anlamında beni göğün en tepesine çıkarıyor. Sahip olduğum manevi değerleri ayrı tutarsak, maddi olarak ta sahip olduğum küçücük bir toplu iğnenin bile ne kadar değerli olduğunu hatırlatıyor. 'Yemek' konusuna hiç girmiyorum bile... Doğru şeylere şükrettiğimiz sürece, olan ve olmayan şeylerin değerini her zaman bileceğiz. Yanlış şeylere şükrektiğimizde ise hiç bir şey bilemeyeceğiz. Unutmayalım ki; şuan ne halde olursak olalım; daha kötü olabileceğimizi, o yüzden elimizde olan/olmayan en küçük maddi/manevi değerin kıymetini bilmemiz gerektiğini kendimize hep hatırlatmalıyız.

"Ne oldum değil, ne olacağız" diyebildiğimiz ve hiç kimseye yüksekten bakmadığınız sürece; yokluğun ve bolluğun kıymetini daha iyi bileceğiz. #27817921

Kitabı şiddetle öneriyor, herkese iyi okumalar diliyorum.

Sevgi ile kalın efendim..
Uzun zamandır elimde olan bir Gogol eserini bir solukta okuyup bitirdim bugün. Birçok yerde gülümsememe engel olamadım, harikaydı demem lazım her bir öykü için. Hasan Âli Yücel Klasikleri'nden okudum ben, yine Mazlum Beyhan çevirisiydi. Rus edebiyatını Mazlum Beyhan çevirisi ile okumayı çok seviyorum, Ölü Canlar'ı ve daha birçok Rus edebiyatı eserini onunla sevdim demeliyim...

Altı öyküden oluşuyor İş Bankası basımı. ("Neva Bulvarı", "Burun", "Portre", "Palto", "Bir Delinin Anı Defteri" ve "Fayton") Ancak birçok yayınevi sadece Palto ve Burun'u eklemiş ve üç öykü olarak basmış kitabı. Sayfa sayısı da bu nedenle farklı gelebilir size diğer yayınevlerinden okuyunca.

Gelelim kitaba; her öyküyü tabi ki tek tek anlatmayacağım ancak genel olarak bahsetmek istiyorum. Hem bir mesaj, hem gönderme, bolca kahkaha ve yaratıcı bir zeka barındırıyor her öykü. Hele ki öykü kahramanları... Ah Akaki Akakiyeviç! Bir "Palto" bir insanın başına bu kadar mı iş açar. İnsanlar arasındaki eşitsizlik ve sınıf farkı bir "Palto" üzerinden bu denli güzel mi anlatılır? Devlet dairelerinin eleştirisini, kamudaki düzensizliği üstü kapalı cümlelerle hayran olunacak şekilde anlatmış Gogol. Dostoyevski'nin meşhur; "Hepimiz Gogol'un paltosundan çıktık" cümlesi zihnimde dönüp durdu bu uzun öyküyü okurken.

Bir Delinin Anı Defteri ve Ivanoviç hiç çıkmayacak aklımdan. Yine üst mevkilerdeki insanlara olan yergilerle doluydu eser. Onlara hem kıskanarak hem de içten içe imrenerek bakan bir memurun toplumdaki yazısız kurallardan ne derece etkilendiğini okuyoruz hayretle. Dışlanan, hor görülen bir karakteri daha okuyucuya sunup derinden etkiliyor Gogol.

Betimlemelerle, iğneleyici tespitlerle dolu altı öykü. Altısı da birbirinden güzeldi, güldürürken bir yandan da barındırdığı gerçekliklerle okuyucuyu düşünmeye iten bir eserdi. Gogol okumaya başlayacaklara harika bir başlangıç olacağını düşünüyorum. Kesinlikle tavsiyedir... :)
Rus yazar Gogol'un ilk okuduğum kitabıydı. Ölü Canlar'ı önceden okumayı denemiştim ama o zaman pek hoşuma gitmemişti, o yüzden Gogol okumaya birazcık temkinli davranan biriydim... Kitabı okuduktan sonra pişman oldum bunca zaman Gogol okumadığıma gerçekten...

Gogol'un Petersburg'da yaşadığı zaman yazdığı hikayelerden oluşan bu kitabında; Portre,Palto ve Bir Delinin Anı Defteri gibi insanın adeta iliğine dek ürpereceği ( benim için ) hikayeler mevcut...

Neva Bulvarı:
Petersburg'ta yer alan en ünlü Bulvar kendileri. Yazar Neva Bulvarı'nı anlatırken adeta kendimi orada buldum çünkü Gogol'un betimlemeleri müthiş! Ardından ordan geçenlerin hikayesine kendimizi kaptırıyor ve kendimizi farklı mekanlarda buluyoruz. İlk okuduğum hikayesi olduğu için gerçekten beğendim...

Burun:
8.dereceden memur Kovalev'in bir gün burunsuz olarak uyanmasıyla başlıyor ve bu bana garip geldi ancak sonradan anladım ki bu Kovalev çok önemli bir kişiymiş kendileri soylularla iletişimi sohbeti olan biriymiş... Kovalev burnunu kaybgelelimtek yakındığı "burunsuz dışarıya nasıl çıkarım, nasıl soylularla konuşurum" türünden şeyler söyledi. Bu da garipti cidden çünkü kendini düşünme yerine toplum baskısı, millet ne der gibi şeylerden dolayı her ne kadar burun kaybolsa da gerçekçi bir hikayeydi. Ancak Portrenin gölgesi altında kaldı ve beğenim biraz düştü...

Portre:
Bir Portre'nin Çarktov adlı ressamı nerden alıp nerden götürdüğüne kısacası Ressam'ın hayatına tanık oluyoruz. Hikayedeki betimlemeler ve duyguların gerçekçi biçimde verilmesi hoşuma gitti. En beğendiğim hikaye tartışmasız bu olsa gerek çünkü hikayenin kurgusu da beni benden aldı...

Palto:
Sıradan bir Memurun yaşam sıkıntısı ve onun sabretmesi sonucu diktirebildiği Paltosunun ona kazandırdıkları dehşet ve keşke Palto'yu hiç almasaydın dedirten soru işaretleri...

Bir Delinin Anı Defteri:
Yine bir memurun anı defterinde deliye dönmesine tanıklık ediyoruz. Kahramanımız kendisini İspanya kralı sanması ve kendince çelişkilere düşmesi (elçileri karşıla falan) gibi değerlendirmeler sonucu kahramanımız şu yürek burkan sözleri söyledi. "Beni dinlemiyorlar neler çektiğimi görmüyorlar." Keşke deliyi dinleselerdi çünkü akıllı insanlardan daha mantıklı konuştuğu belki de doğruydu...

Son olarak;Fayton'u ise o kadar beğenmedim çünkü kısa ve sıkıcıydı Generalini yemeğe çağırıyor ama sarhoş olup unutuyordu ve General gelince Faytona saklanıyordu...

İncelemenin sonuna gelelim:
Gogol'un diline kendini kaptırdın mı gidiyorsun yeniden söylüyorum Gogol'un betimlemeleri çok güzel...

Herkese iyi okumalar dilerim.
Üç öyküden oluşan kısa bir kitap olmasına rağmen kitaptan çok etkilendim. Belki okulda ödev olarak verilen kitaplara soğuk bakıp beklentimi düşük tuttuğum içinde olabilir tabi. Ama Dostoyevski “Hepimiz Gogol’ün ‘Palto’sundan çıktık.” dediyse boşuna değil bu. Ve kitabı bana hediye etme nezaketi gösteren çok kıymetli dostum da bu kitabı seçtiyse bu da boşuna değil.

İlk öykü, önce neden memur olduğunu, neden zengin olmadığını sorgulayan, sonunda da İspanya kralı olduğuna karar veren bir delinin günlüğünden oluşuyor. Basit insanlar üzerinden oluşturulan bu şahane anlatım ancak hayranlıkla okunur. Belki delileri sevdiğim için de bu karakteri sevmiş olabilirim. Bilemiyorum. Ama hakkını vermem lazım güzel delirmiş. Ben beğendim şahsen. Hem deli hem günlük tutuyor. Hem günlük tutuyor hem köpeklerin birbirine yazdığı mektupları gayet normal karşılayarak okuyor. Hayal gücüne hayran kaldım.. Öykünün sonlarında gördüğü şiddeti anlamlandıramıyor oluşu gözlerimin dolmasına sebep oldu. İçimi bir acı kapladı.

‘Burun’da absürdün sınırlarını daha da zorladığını hissettim. Rus bürokrasisi, sınıf ve kültür farkı gibi konuları böyle absürt bir öykü içinde bile ustalıkla işlemiş.

Son olarakta ‘Palto’.. Silik mi silik bir kalem memuru. Onun hayatı, isteği, amacı sadece yazıları hatasız temize çekmek. Sürekli ve sürekli çalışan, aklı hep işiyle meşgul alt tabakadan bir memur. İş hayatın da yaşadığı aşağılanmalar, alaylar ve hiçbirine aldırmayışının verdiği acı. Hiçbirine karşı koyamayışının verdiği acı. Ve hayatında yapabildiği tek değişiklik o palto. Düşününce Nasrettin hocanın ‘ye kürküm ye’ fıkrasıyla aynı konuyu işliyor gibi görünüyor. Ama Gogol öyle bir kaleme sahip ki Akaki evinden çıkıp lüks bir hayat süren amirinin evine giderken sokakların, kızakların, sokak lambalarının ve evlerin nasıl değiştiğine şahit oluyorsunuz. Daha sonra kaçar gibi evine doğru yola çıktığında kendi mahallesine yaklaştıkça orayı o gece kondular topluluğunu çöle benzetmesi içimi burksada yazarın anlatımına yeniden hayran kaldım. Kitabın en beğendiğim kısımlarından biri de bu birbirine zıt hayatların sergileniş biçimi oldu..

Velhasıl benim beklentimi fazlasıyla karşılayan bir kitap oldu. Keyifli okumalar :)
Neydi o Palto, neydi o burun, neydi o fayton

Gogol , Gogol içimi paramparça ettin benim . Gogol için;
"Dostoyevski: Hepimiz Gogol'un Paltosundan çıktık." Demesi boşuna mı
—Hayıııır
O palto bu eseri büyük yönden etkileyen o palto varya
Aslında ben Gogol'u biraz Dostoyevski'nin konularına benzer sanırdım biraz yani o zaman ki yaşam koşullarını eleştiri olsun , yönetimi eleştiri olsun kısaca olumsuzluk okuyacağım sanmıştım ama o Palto, o burun kitabı okurken o kadar eğlendim ki bu haz'ı tarif etmek gerçekten çok zor ve bu şaheser'i okuyup kendime iyilik yaptığım için çok ayrı mutluyum . Ve Gogol'un tüm kitaplarını okumak dileği ile
Sağlıklıcakla :)
Kitapta üç öykü bulunmakta,Bir Delinin Hatıra Defteri, Palto ve Burun.Yazar hakkında söyleyebileceğim şeylerden birisi şu ki anlatımıyla okuyucuyu adeta Petersburg sokaklarında gezdirebilir.Betimlemeleri çok kuvvetli.
Bilmediğin bir yere gidersin de çok iyi bildiğin birinin yanına; etrafına bakarken o konuşur, sen bir yandan dinlersin, bir yandan gözün takılır bir yerlere.Gogol ile Petersbug sokaklarında gezmek de öyledir, yolda gördüğü bir adamı anlatırken sana, bir yandan vitrinleri incelersin, bir kadının şapkası ilişir az ileride gözüne, elini annesinin kurtararak kendini özgürlüğe hapsetmiş bir çocuğun kalabalıkta kayboluşunu takip edersin ister istemez.Rusların ve Dünya Edebiyatının'da dediği gibi,ondan sonraki her yazar Gogol'un PALTO'sunun altından çıkmıştır.

Kitaba gelecek olursak güzel ve espirili bir kitap. Gogol çocukluğu ve yaşantısının bilinçaltına işlediğini anlayabiliyoruz.Bir oturuşta bitebilecek olan kitap eğlenceli olduğu kadar, aynı zamanda da bulunduğu dönemin koşullarını eleştiren, hicivli yapıda olan bir eserdir. Kitapta bulunan öykülerde Rus bürokrasisinin işleyişini, Rus toplumunun genel yapısını görebilirsiniz. Akıcı ve sade bir dil kullanılmış.
Bir deli bir palto ve burun !!! Kitabın 3 hikayesi ve 3 ana karakteridir bunlar.

Deliye bir diyeceğim yoktur. 2018 senesinde sırf bu kafayı yakalamak için kişiler ne kimyasallar kullanıyor ne kimyasallar. Hikaye kronılojik bir şekilde tarih belirtilerek ve akıcı bir şekilde yazılmış. Konuşan köpekler mi dersin, markete çay almaya giden inekler mi dersin hepsi var. Eğlenceli hikaye. “Tamam, neyse sus.”

Palto ise deliye göre çok daha dramatik bir hikaye. Keza hep üstlerin astlarını ezdiğini her devirde gördük ve yaşadık. Makam sahibi olup kişiliklerimizden ödün verip kendimizi bir halt sandık. Hikayede değinilen en ince ayrını buydu bence. Her insan eşit iken mevkiilerin kişileri başkalaştırması. Kişinin bütün ihtiyaçlarından ödün verip bir paltolya sahip olması ve paltonun keyfini süremeden işlern sarpa sarması...

Burun hikayesi ise tam bir karmaşa... kişi hiç burnunu yitirir mi? Gece uyuyorsun sabah kalkıyorsun burun yok, nasıl yok... Nasıl yok olduğunu yazmamış yazar bende bilmiyorum. Ama çok iyi göndermeler yapmış. Paltodaki ast üst ilişkileri burada da geçerli. Kimseye derdini anlatamama ve insanların diğer bireylere karşı hissiyatsız oluşları...

İyi bir kitap değil, kötü de değil. 120 sayfa ve arada okunacak bi kitap. Yazarın isminin ağır oluşu bence kitabı bu günlere getirmiş, sıradan basit bir yazar olsaydı bu hikayeler zamana meydan okuyup bu zamana kadar gelemezlerdi.

“Tamam, neyse sus,” “Tamam sus” ve “sus artık.” Bir Delinin Hatıra Defteri’nde geçiyordu hoşuma gitti ve buraya eklemek istedim.

Sevgi ile kalın...
Harika bir öykü,okurken gülmeden hatta kahkaha atmadan edemiyorsunuz.Deliyi kastederken ironi yaptığını sanıyordum;ama gerçekten de bir delinin hatıra defteriymiş kastettiği zaten kitabı güzel yapan da bu.Gogol yazarken kendini,okuyucuyu,hatta dünyayı ve evreni umursamadan yazmış kendiyle ve okuyucuyla adeta dalga geçmiş,bu rahat,umarsız yazım tarzı çok keyifli,bu tarzı diğer kitaplarında da görmek mümkün ama bu kitabında zirve yapmış diyebilirim.
Gogol, ana kahramanımızın yaşadığı ruhsal sorunları onun bakış açısından sanki normalmiş gibi aktarmış. Yüzümde sürekli bir gülümsemeyle keyif alarak okudum.
Acınası bir küstahlık vardı bu gülümsemede.

Bir üçkâğıtcının yüzüne ilahi bir ifade ya da
Bir şairin eline muhasebe defteri nasıl yakışmazsa öyle bir uyumsuzlukla sırıtıyordu..
Tanrım!

Minicik bir an ve böylesine büyük bir mutluluk!
İki küçük dakika içine böylesine mucizevi bir yaşamın sığması!

Şu meleksi bakışı için tüm yaşamını vermeye hazır olduğu,
Evinin yakınında bulunmayı en büyük mutluluk saydığı...
Dünyada [...] neler oluyordu, neler! Mesela işittiğime göre, İngiltere'de bir balık sudan sıçramış ve tuhaf lisanla iki sözcük söylemişti. Bilginler tam üç yıldır bu iki sözcüğün anlamını çözmeye çalışıyordu. Ne var ki, henüz bulabildikleri bir şey yoktu. Yine gazeteden okuduğum bir habere göre, iki inek bakkala girip yarım kilo çay istemişti
''Bana göre, düşünceleri, duyguları ve izlenimleri başkalarıyla paylaşmak dünyadaki en büyük mutluluklardan biridir.''
Şu hükümet adamlarının hayatını çok merak ediyorum. Ne yer, ne içer, ne konuşurlar?
...
Ah, burada memur olacağıma, generalin evinde uşak olsaydım!...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Delinin Defteri - Burun - Palto - Neva Bulvarı
Baskı tarihi:
Ekim 2001
Sayfa sayısı:
203
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757384089
Kitabın türü:
Çeviri:
Mazlum Beyhan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sosyal Yayınlar
Yaklaşık bir buçuk yüzyıl sonra Gogol hala okurlarını büyülemeyi sürdürüyor. Bu ciltte yer alan dört kısa öyküsünde Palto, Burun, Delinin Defteri ve Neva Bulvarı Gogol`un fantastik, komik ve tepeden tırnağa Rus karakterleri karşınıza çıkıyor: Burnunu kaybeden 8.derece memur, yepyeni bir palto yüzünden tüm yaşamı altüst olan ezilmiş devlet memuru ve bir köpeğin arkadaşına yazdığı mektupları okuduğuna inanan komik bir deli...

Kitabı okuyanlar 3.404 okur

  • Esma
  • Cemile yılmaz
  • Ferhat YAVUZ
  • ALPER KIZILKAYA
  • Beheşti Zehra
  • Frank Rakos
  • Libertad.Amigo
  • Ayçıl Kamer
  • alev
  • Özge Bektaş

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.4
14-17 Yaş
%4.8
18-24 Yaş
%7.1
25-34 Yaş
%31
35-44 Yaş
%23.8
45-54 Yaş
%21.4
55-64 Yaş
%4.8
65+ Yaş
%4.8

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%53.2
Erkek
%46.8

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%1.1 (11)
9
%0.2 (2)
8
%0.4 (4)
7
%0.4 (4)
6
%0.1 (1)
5
%0
4
%0
3
%0.1 (1)
2
%0
1
%0.1 (1)

Kitabın sıralamaları