Demirciler Çarşısı Cinayeti (Akçasazın Ağaları 1)

·
Okunma
·
Beğeni
·
3.812
Gösterim
Adı:
Demirciler Çarşısı Cinayeti
Alt başlık:
Akçasazın Ağaları 1
Baskı tarihi:
1994
Sayfa sayısı:
480
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754330142
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Toros Yayınları
Baskılar:
Demirciler Çarşısı Cinayeti
Demirciler Çarşısı Cinayeti
Demirciler Çarşısı Cinayeti
572 syf.
·9 günde·Puan vermedi
Yaşar Kemal, Demirciler Çarşısı Cinayeti romanında kan davasını, ağa-köylü çatışmasını ve soylu beyler arasındaki çatışmayı dile getiriyor. Derviş Bey ile Mustafa Bey arasında bitmek tükenmek bilmeyen öldürme mücadelesi etrafında Akdeniz Bölgesi'nin yaşamı gözler önüne seriliyor. Ancak Yaşar Kemal, diğer romanlarında olduğu gibi ağa-köylü çatışmasını eserin ana unsuru yapmamıştır.
Romanda Derviş Bey ve Mustafa Bey karakterleri aracılığıyla eskiye özlem,töreye bağlılık; toprağın, paranın kölesi olmayan soylu beylere olan özlem dile getiriliyor. Zaten roman da "O iyi insanlar o güzel atlara bindiler çekip gittiler." cümlesiyle başlıyor. Yaşar Kemal, kapitalist düzenin temsilcileri olan sonradan görme ağalarla, gelenekleri yaşatma mücadelesi veren soylu beylerin çatışmasını da gözler önüne seriyor.
Ölümün her sayfada kendini hissettirdiği romanda sayfalar ilerledikçe insanı öfkelendiren,hüzünlendiren,çaresiz bırakan pek çok olay ve kişiyle karşılaşıyoruz. Ama Yaşar Kemal sanki kapıldıgımız bu duyguyu hissetmişcesine şöyle diyor: "Umut kesmek insanlığa aykırıdır."
Bölümler arasındaki geçişlerde yazar, doğa betimlemerine ve folklorik ögelere fazlasıyla yer veriyor.Karıncanın böcekle olan mücadelesinin anlatıldığı bölümdeki ayrıntılar Yaşar Kemal'in doğaya yüreğiyle baktığını bir kez daha gözler önüne seriyor.
Romanda yer yer özne-yüklem, tekillik-çoğulluk uyumsuzluğunda kaynaklanan yanlışlıklara rastlıyoruz.Ama bu hatalar Cemil Meriç'in ifade ettiği gibi "Dil Cinayeti" boyutunda değil.Yerel sözcüklerle örülü, okuyucuyu yormayan şiirsel bir anlatım bulacaksınız romanda.
Keyifli okumalar.
572 syf.
·Beğendi·10/10
Yaşar Kemal bir kaç kelimeyle anlatılacak bir yazar değildir. Bir büyük deryadır.. Kitabı okurken kendinizi bir film sahnesinin içindeymiş gibi hissediyorsunuz. Yazar olayları anlatırken betimlemeleri öyle geniş tutmuş ki sineğin vızıltısından yerdeki dal parçasına varana kadar.... Kitabı okurken adeta olayları görür gibi oluyorsunuz..
572 syf.
·5 günde·8/10
"O iyi insanlar, o güzel atlara bindiler, çekip gittiler." diyerek ilk sayfada etkileyici bir biçimde sesleniyor okuyucuya Yaşar Kemal. Akçasaz'ın önde gelen iki Türkmen Beyi olan Akyollu Mustafa Bey ile Sarıoğulları'ndan Derviş Bey arasında uzun yıllardır süregelen kan davasını anlatırken pek çok insanla tanıştırıyor bizi yazar. Birbirinden farklı, her biri şahsına münhasır bu kadar çok karakteri tanıyınca ve bu karakterlerden çoğunun çirkin yüzünü görünce insan, kimi zaman kitabın giriş cümlesini anımsamadan edemiyor; "O iyi insanlar, o güzel atlara bindiler, çekip gittiler."
Her ne kadar kitabın temel konusu bir kan davası ise de, bu olay ele alınırken o kadar çok insanın hayatıyla karşılaştım ki, bunların hepsi nasıl bir bütün haline gelecek diye kendime sormadan edemedim. Pek çok karakter ve pek çok hayat... İlk anda insanın zihni karışabiliyor, şahısları akılda tutmak güçleşiyor ama zamanla alışıyorsunuz. Kitabın sonuna geldiğimde ise oluşturulan kurgunun başarısına hayran kaldım.
Yaşar Kemal"in bugüne kadar okuduğum eserlerinde de gördüğüm üzere bu eserinde de tasvirler fazlasıyla bol ve zengin. Okuyucu her bölümün giriş kısmında ortama uyum sağlayabilmesi açısından tasvir yağmuruna tutuluyor. Yeri geliyor Anavarza kayalıklarında, Binboğalar'da, Adana'da; yeri geliyor Akçasaz bataklığında, Vayvay köyünde buluyor kendini. Çukurova'dan ayağımızın ucuna kadar gelen doğa manzaraları da ayrı bir güzellik zaten. Yaşar Kemal'i Yaşar Kemal yapan unsurlar, hepsi bir bir önünüze seriliyor.
Kitapta ölüm teması her sayfaya hakim. Bir yanda kan davası ve ölüm, diğer yanda Akçasaz bataklığinı kurutup toprak sahibi olmaya çalışan kan içici ağalar ve zorbalık uğruna öldürülen insanlar... Hemen her sayfada bir ölüm hazırlığı ve iç konuşmalar mevcut. Kitaba olaydan çok durum hakim. Bunun yanı sıra kitabın içerisinde İnce Memed'de yer alan unsurlar ile benzer unsurlar var. Murtaza Ağa, Yel Veli gibi karakterler, aynı köyler ve Osmanlı döneminde sürgüne uğrayan aşiretler bu unsurlardan bazıları.
Yaşar Kemal'in bu eserini de beğendim fakat tabii ki bir İnce Memed değil benim için hiçbir zaman. Serinin ikinci kitabı olan Yusufçuk Yusuf isimli eseri de okuyup, konuyu zihnimde bütünleştirmek dileğindeyim. Yaşar Kemal sevenler için okunası, henüz kendisiyle tanışmamış olanlar için ise İnce Memed'ten sonra tavsiye edilesi bir eser. Okumayı düşünenler için şimdiden keyifli okumalar dilerim.
584 syf.
·62 günde·8/10
Yaşar Kemal okumak, tarihi okumaktır. Kitapta 1950 sonrası Demokrat Parti etkisiyle yıkılan feodal sistemi okuyoruz. Tabi ki bu kadar basit değil. Yaşar Kemal'in kaleminde olunca işler çok farklı boyutlara ulaşıyor. Yer yer kitabı bir köşeye bıraktırıp, canlandırma isteği uyandırıyor. Lezzet katıyor.
572 syf.
·22 günde·10/10
Cemil Meriç ister Demirciler Çarşısı Cinayeti'ni ister Yaşar Krmal'i beğenmediğini ölçüsüz bir dille dile getirirse getirsin ben okumaya başladıktan az bir süre sonra bir kez daha kani oldum ki Yaşar Kemal bu toprakların en büyük yazarlarındandır. Evet çok büyük bir "serüveni" anlatmıyor kitap; neden, ne zaman başladığını dahi hatırlamayan iki eski türkmen beyinin kan davasının etrafında, Cumhuriyet sonrası yitip gitmekte olan feodal beyleri, yerlerine gelmeyi dört gözle gözleyen, ilmek ilmek ören yeni beyleri, çukurovanın sıtmadan, açlıktan kırılan olmadı beylerin kırdıttığı halkı; dönemin siyasi yapısını Yaşar Kemal'in o lirik diliyle doyuyor insan. Bir karıncanın bir böceği taşıma öyküsünün nereye varacağını sayfalarca okuyor da insan bir an sıkılmıyor, bunalmıyor. On sayfa önce küfrederek kitabı sertçe kapattıran karakteri 30 sayfa sonra anlıyor, seviyor, onun için üzülüyorsun. Tek bir karaktere kızamıyor insan ne yaparsa yapsın; Kambur Tellal'a. Ezcümle Yaşar Kemal'in de dediği gibi "o güzel insanlar o güzel atlara binip gittiler..."
572 syf.
·Beğendi·9/10
*Lirik bizim coğrafyamızın gerçeğidir.

Yaşar Kemal'i tanıdıktan sonra bana bu cümleyi gözü kapalı yazdıran İnce Memed serisinden sonra bağrıma basarak okuduğum kitaplardan biridir; Demirciler Çarşısı Cinayeti.

Belkide geçmiş ve gelecek çağların betimleme ustası lirik şahı olan Yaşar Kemal bu kitapta, Çukurova' da Akcasazın Ağalarini konu alıyor.
Bol ölüm planlarının içerdiği, her satır başında nutkum tutuk bir diğer satırı zorladigim okumaktan başka hiç bir şeye hakimiyet kuramadigim günlerimin güzel ugrasiydi bu kitap.

Kitabı kısaca derleyip toplarsak; Çukurova'nın iki önde gelen Türkmen beyi Derviş Bey ve Akyollu Mustafa Bey'in kan davası etrafında şekillenen bir kitap. Bunun yanı sıra ağalar bir bir dönüp dururken, yeni yasalar Çukurova'ya sinmeye başlıyor.
572 syf.
·Beğendi·10/10
Şu yaşıma kadar maalesef Yaşar Kemal okumadım. Gecen sene yazın Kadiköyde bir sokak satıcısından aldığım bu kitabı simdi okuma fırsatı buldum. Keske Yaşar Kemal'i daha önce okusaydım. Derviş Bey ve Mustafa Bey iki aşiret ağası ve aralarından süren kan davasını anlatıyor. Elimden bırakamadığım bölümler oldu. Kitap nasıl bitti anlamadım. Yaşar Kemal'i tanıdım. Bundan sonra anlama zamanı. "O iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler..."
572 syf.
·Puan vermedi
'Beklemek zor gelmeyeni , gelmeyeceği ... ' ahh bu nasıl bir yorumdur. Nasıl bir kalemdir. İki tane karınca bir böcek böyle nasıl anlatılır . Böyle nasıl anlatılır da insanlığa dair dersler verilir . Nasıl bakar da insan böyle detayları görür yazar . Muhteşemsin yaşar Kemal . Bu ülkenin en büyük degerlerinden birisin..
572 syf.
·15 günde·Puan vermedi
"O iyi insanlar, o güzel atlara bindiler çekip gittiler" cümlesiyle başlayaan kitap nasıl kötü olabilir? Yaşar Kemal toplumsal olaylara dokunurken, yine içindeki güzellikle, güzelliğe olan özlemle ve iyilikle kucaklıyor bizleri. "Zaten eceli gelince ölecek olan biz insanoğlu, neden bir başkasının ölümü üzerine kuruyoruz geleceği?" sorusunu her sayfada bir daha soracaksınız kendinize. Para, şöhret, toprak, ağalık, büyüklük, öldürme, yükselme, aşağılama vb kavramlar etrafında şekillenen hayatlarımızda biz herşey iken aslında hiçbir şeyiz evrenin sonsuz boşlğunda. Yaşar Kemal insanca yanımızı bulmamıza yardım ediyor. Ve tabi toplumsal ahlak çökkünlüğünü ve bunun da muktedirler tarafından aşılandığını sayfa sayfa nakşediyor yazar. Yaşar Kemal bildiğiniz gibi. Yine mükemmel...
572 syf.
·10/10
Üstad'ın o büyülü kalemi çukurovanın her bir mertekaresinden destanlar çıkartabiliyor. Nereden başlamalı yazmaya ; Derviş Bey ile Akyollu Mustafa Ağanın kan davasından mı ne zaman nasıl bir düşmanlık çıktığını kimse bilmezken gelenekler diye savaşa devam eden iki ağa bir ayndan da birbirlerine saygı besliyorlar düşmanım da mert olsun minvaliyle garip dönemin koşullarına uymayan mücadle. Dp iktidarı ile yeşeren yeni tip toprak sahibi güruh kasaba da geleneklerini sürdürmeye çalışan ama artık tükendiklerini farkında olup direnen ağalaru tasfiye etmeye çalışırlar. Yeni tip toprak ağaları türlü hile ile sadece ağaları değil topraksız ve de küçük mülk sahibi köylüye de doymak bilmez hınçla saldırırılar. Köylü kendi gücüyle direnir yer yer ama nafiledir egemenler hükümet bu ağaların yanındadır. Yusufcuk da bu dönem de aşiret ağasına bağlı olan bir yandan da verilen infaz görevinden kaçan gencecik bir çocuktur. Üstad kitap bittiğinde bize yarım bırakılmış bir sürü hikaye bıraktı . Kitap bitse de biz yaşıyoruz sonuca bağlamaya çalışıyoruz hikayeyi.
572 syf.
·9/10
Kitabı okurken fark edeceksiniz ki karakterler bir süre sonra akrabanız gibi oluyor; kiminin yüzünü görmek istemiyor, kimini de hep yanınızda istiyorsunuz. Onlarla düşünüp onlarla izliyorsunuz.... ama şunu diyeyim ki kitapta öyle bir sahne var öyle bir sahne... hayatınız boyunca hiçbir kitaptan alamayacağınız zevki aldırır size. Belki de Yaşar Kemal'in topyekün cinayete teşvik edişiydi o satırlar...
572 syf.
·10 günde·Puan vermedi
Ne mutlu bize ki içimizden böyle destansı romanlar yazan bir insan evladını çıkarmışız.Orta son sınıfı terkeden Y.Kemal insan ruhunun derinliklerini ustaca kaleme alıp kağıda döküyor.Doğa sevgisini bana başka türlü,daha derin daha dostça aşıladı desem yanlış olmaz.Bu romanında derebeylik çöküp tüccar ve paragöz kapitalist sınıfın doğuşunu okuyoruz.Yeni sınıfın eski sınıfa rahmet okuttuğunu.Ayrı ayrı karakterlerin nasıl zenginlediklerini.Zenginliklerini kendilerine yeter görüp içinden çıktıkları halk sınıflarını nasıl aşağılayıp onlardan nasıl korktuklarını ve daha fazlasını.Okuyacaklara şimdiden iyi okumalar...
insanların içlerinde kan döken canavarlar var. Bir uyur,bir uyanıktırlar. Aaah, nasıl baş etsek bunla.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Demirciler Çarşısı Cinayeti
Alt başlık:
Akçasazın Ağaları 1
Baskı tarihi:
1994
Sayfa sayısı:
480
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754330142
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Toros Yayınları
Baskılar:
Demirciler Çarşısı Cinayeti
Demirciler Çarşısı Cinayeti
Demirciler Çarşısı Cinayeti

Kitabı okuyanlar 259 okur

  • SeRaKa
  • Semih

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları