Demokrasi Arayışında Kent

·
Okunma
·
Beğeni
·
250
Gösterim
Adı:
Demokrasi Arayışında Kent
Baskı tarihi:
Ocak 2010
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055999605
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Çizgi Kitabevi
Farklı insanların bir araya gelip birbirlerini ve çevrelerini zenginleştirdikleri, uygarlığın ve demokrasinin beşiği olan kentin, doğuşundan başlayarak geçirdiği bütün evrelere kuş bakışı değinen yazar; aynı zamanda anti-demokratik kent modelleriyle hesaplaşmayı deniyor. Ve son yıllarda “barbaresk” bir üslupla insan-çevre ilişkisini hiçe sayan, tarihsel/kültürel herhangi bir kaygı gütmeden yerleşim merkezlerini talan eden, Tanpınar’ın “Beş Şehr’i yerine “Bir Şehr”i dayatan anlayışlara karşı bizi daha dikkatli /duyarlı olmaya çağırıyor.
160 syf.
·100 günde·Puan vermedi
Peyami Safa " Apartman milli değil, millet zararına ferdi idealdir. Kimse farkında değil ki apartman milli servetin mezarıdır." demiştir. Bina ile zina ilişkisini hatırlatmış.
160 syf.
·27 günde·7/10 puan
Kentlerin nasıl ortaya çıktılarını tarihsel bir süreç mantığıyla anlatan kitap, kent sosyolojisi çalışanların mutlaka okuması gereken kıymetli türkçe eserlerden birisir.
Stalin "Halkın da sütunlara hakkı vardır" diyordu. "Klasik üslup", "tiranların sevdiği mimari üsluptur" diyor yine Rogan. "Kübistlerin, fütüristlerin ve dadaistlerin kültürel gevezeliklerine" bir son verilmesini isteyen Hitler gibi Stalin'in gönlü de "klasik üslup"tan yanadır. Hitler'in en tuttuğu mimar-şehirci olan Albert Speer'in mimari eserlerinden oluşan bir serginin 1939'da Moskova'da açılması da bir rastlantı değildir.
Sosyalist gerçekçilikle faşist gerçekçilik arasında fark göremeyen Umberto Eco'ya göre, "gerçekçi" tablolardaki işçi-köylülerin nazizmi ya da sosyalizmi kurmaları piktüral açıdan hiç de önemli değildir. Ukraynalı bir tarım işçisi gibi bir Alman tarım işçisini de betimleyebilecek bu tabloları, bir müzeden diğerine nakledildiklerinde ayırt etmek imkânsızdır.
1871'den sonra su ve gazın yaygın bir biçimde evlere sokulması bile (bugün bunlara muhalefet etmeyi düşünmek bile bizi şaşırtıyorsa da) işçiyi evine kapamak gibi bir niyet taşımaktadır. (...) Hausmann'ın yönetiminde idarecilerin ve mühendislerin tasarlayıp gerçekleştirdikleri sonradan Fransa ve Avrupa'nın birçok kentinde de örnek alınan şehircilik anlayışı, bir kenti dışarıdan değiştirmenin, aynı zamanda bir kentin yaşama biçimini, kültürünü, insanlarını değiştirmek olduğunun en iyi örneğiydi.
Mimari ve şehircilikte biçimsel düzenlilikten uzak bir anlayışın yerini perspektif yasalarına sıkıca sarılmış, ağaçları budayarak onları cansız bir süs eşyasına dönüştürmek isteyen bir stil aldı.
Muhafazakârlıklarını en büyük erdemleri olarak sunan, çoğu zaman bütün entellektüel dünyalarını yalnızca "din imanına" dayandıran birtakım yetkili insanların gönüllerinde yatan asıl aşkın, gökdelenler ve kozmopolit Beyrut olduğunu açıklamaları sizi nasıl şaşkına çevirmez?
Nasıl olmuştur da "ilkellik" son bulup bir "politik devrim"le "uygarlık", devlet ortaya çıkmıştır? Bu soru bizi burada doğrudan ilgilendirmese de, yerleşik bir açıklamanın, yani gelişmiş üretim biçimlerinin sağladığı ve daha ileri bir işbölümünün şartı olan fazla ürüne el koyan bir azınlığın, giderek toplum karşısında otonomi kazandığı türünden bir varsayımın, bizi yeterince aydınlatmadığını söylemeliyiz. Politik yabancılaşmayı ekonomik yabancılaşmadan kalkarak açıklamaya çalışan bu tavır, önce Pierre Clastres'ın şu sorusunu cevaplamalıdır. "Niçin, bazıları bir gün bu benimdir demeyi istediler ve diğerleri nasıl ilkel toplumun tanımadığı şeyin, yani otorite, baskı ve devletin tohumunun atılmasına izin verdiler?"
“Mumford’un sözleriyle “kralların gözde sporu” haline gelen savaşlar,kentin kaynaklarını giderek tüketecektir!”
Kürşat Bumin
Sayfa 21 - Çizgi yayınevi
Gerçek kent “kusursuz bir uyum alanı değil,
bir çatışma alanıdır.aynı şeyi düşünüp benzer işleri yapan insanların değil,farklı düşünüp farklı işler yapan farklı şeylerden mutlu olanların bir araya gelmesinden oluşur “bir tek düzelik çok zenginlik getirir.
Kürşat Bumin
Sayfa 48 - Çizgi kitabevi

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Demokrasi Arayışında Kent
Baskı tarihi:
Ocak 2010
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055999605
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Çizgi Kitabevi
Farklı insanların bir araya gelip birbirlerini ve çevrelerini zenginleştirdikleri, uygarlığın ve demokrasinin beşiği olan kentin, doğuşundan başlayarak geçirdiği bütün evrelere kuş bakışı değinen yazar; aynı zamanda anti-demokratik kent modelleriyle hesaplaşmayı deniyor. Ve son yıllarda “barbaresk” bir üslupla insan-çevre ilişkisini hiçe sayan, tarihsel/kültürel herhangi bir kaygı gütmeden yerleşim merkezlerini talan eden, Tanpınar’ın “Beş Şehr’i yerine “Bir Şehr”i dayatan anlayışlara karşı bizi daha dikkatli /duyarlı olmaya çağırıyor.

Kitabı okuyanlar 24 okur

  • rıdvan
  • Alperen Arslan
  • C.Oğuz
  • İbrahim cangöz
  • M.Y.
  • Yâr ile yar arasındaki tek fark, inceliktir.
  • Resul Ekrem Alıcıoğlu
  • gizem
  • Özge Aktürk
  • Nurettin DENLİ

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%10 (1)
9
%0
8
%10 (1)
7
%40 (4)
6
%20 (2)
5
%0
4
%10 (1)
3
%10 (1)
2
%0
1
%0