Demokrat Parti Karşısında CHP (Bir Muhalefetin Analizi)

·
Okunma
·
Beğeni
·
28
Gösterim
Adı:
Demokrat Parti Karşısında CHP
Alt başlık:
Bir Muhalefetin Analizi
Baskı tarihi:
2017
Sayfa sayısı:
304
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050825107
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Türkiye 1945 yılında çok önemli bir değişiklik yaşadı. Yirmi yılı aşkın zamandır süregiden tek parti yönetiminden demokrasiye geçildi. Demokrat Parti’nin kurulması son derece önemli bir olaydı. Önemliydi, çünkü siyasal alana sadece yeni bir parti değil, yeni bir soluk geliyordu. CHP sert siyasi tavrını yumuşatmak, halk gerçeğiyle yüzleşmek, rekabet denilen kavramla yüzleşmek zorunda kaldı.


Prof. Dr. Cemil Koçak bugün hâlâ süren demokrasi sorunlarını anlayabilmek için bu defa merceğini 1945-60 yılları arasına tutuyor. O dönemin siyasi tartışmaları ve ‘kutuplaşmaları’ bilinmeden, bugünün anlaşılamayacağını ileri sürüyor. ’50 seçimi üzerine yapılan değerlendirmeleri gözden geçirerek; CHP’nin ve DP’nin aldığı seçmen desteğinin çok kez ezberlenmiş ‘doğrular’dan farklı olduğunu somut olgular ve rakamlarla gösteriyor.


Dönemin atmosferini hissettiren fotoğraflar, gazete kupürleri, çizimler ve mektuplarla zenginleşen kitap okuru adeta zamanda yolculuğa çıkarıyor.
304 syf.
·10 günde·6/10 puan
Kitap fena değildi ama özellikle sonlara doğru çok sıkıldım. Ben daha çok DP ve CHP arasında geçen olayları çift taraflı olarak görebileceğimiz bir şey bekliyordum. Eğer demokrasinin ülkemizdeki tarihini öğrenmek istiyorsanız ve bu kitaptan başlamayı düşünüyorsanız yapmayın derim çünkü kronolojik olarak olayları anlatmıyor. Daha doğrusu DP'den neredeyse hiç bahsetmiyor, bunun yerine Demirkırat belgeselinden başlayabilirsiniz yakın zamanda bende onu bitirdim ve harikaydı. Kitaba dönersek benim beklentim partiler arası tartışmaları vesaire aktarması, o dönemde olan gerginlikler gibi olayları görmekti ve bu beklentimi karşıladığını söyleyemem. Kitabın ilk kısmının ikinciye nazaran daha başarılı olduğunu söyleyebilirim.
304 syf.
·4 günde
Bu kitabı 1000 kitapta benden daha önce okuyan olmamış sanırım, olduysa da yazmamış çünkü kitabı beğenen, yarım bırakan, okuyan vs yok, inceleme hiç yok, alıntılarda sadece benim paylaşımlarım var. Önce kitabı alırken bana çok şey katacağını düşünmüştüm, hem kitabın adı hem kapağı kaliteli bir kitap olduğuna dair izlenim bıraktı bende. Aslında ilk sayfalarda fena değildi güzel bir şekilde okuyordum fakat sayfalar ilerledikçe yazar kendi bakış açısını belli etmeye başladı, bu durum pek hoşuma gitmedi. Kitapta kendisinden bir 'Tarihçi' olarak bahsetmiş, ama olaylara taraflı bakış açısı onun bu kimliğini pek sağlamıyor, bence. Tarihçiler tarafsız olmalıdır, herhangi bir siyasi görüşü, akımı, ideolojiyi savunup yanlısı olabilirler ama ortaya bir eser koyarken yaşananlara ve durumlara tarafsız bakıp o tarzda yazmalıdırlar. Bu yüzden kitabı pek sevemedim çünkü bahsettiği yıllara sadece yazarın gözüyle bakabildim. Ayrıca iki bölümden oluşan kitapta (1. Bölüm: Demokrasi'ye Geçiş Yılları. 2. Bölüm: Demokrat Parti Dönemi) ikinci bölümünden itibaren sanırım hem yazarın İzmirli olup orada doğup büyümesi hem de Adnan Menderes'ten dolayı İzmir'den bahsedilmiş devamlı. Eğer kitap 1946-1950 yılları arasında sadece İzmir'i anlatıyor olsaydı bu bahislerde sorun olmazdı. Kitapta sevdiğim tek yön yazarın bahsettiği konularla ilgili eserler örnek vermesi ama bu eserlere karşı da şu an ön yargım yok diyemem:)
Nihat Erim, Fevzi Çakmak'ın vefatı üzerine, günlüğünde şöyle yazacaktır: "Çakmak'ın ölümünü vesile yapan Millet Partisi, irtica unsurları ve komünistler, bu hadiseyi iyice istismar ettiler. Cenaze dün kaldırıldı. İstanbul tam irtica günü yaşadı."
CHP'nin resmi yayın organı Ulus gazetesindeki görsellik, partinin politik görüşlerini de ortaya koyuyordu. 1946 seçimi sonrasındaki görseller bu bakımdan dikkate değerdir.
Yeni Genel Sekreter Kasım Gülek partiyi yeniden derleyip toparlamak azmindeydi. Bunun için bütün partililerin desteğine ihtiyaç vardı. Parti "yeni baştan teşkilatlanırken" herkesin katkısı lazımdı. Gülek, bütün partililerden destek talep ederken, bu aşamada nelerin yapılması gerektiği konusunda da görüş ve öneriler bekliyordu. Nitekim, Erzurum'dan avukat Abdülkadir Erener, Gülek'in yazısı üzerine 26 Ağustos'ta kaleme aldığı yanıtında; CHP'nin analizini yapmaya çalışıyordu.
Nitekim Günaltay tarafından hazırlanarak 9 Mayıs 1949 tarihinde Meclis'e sunulan ve Ankara Üniversitesi içinde bir İlahiyat Fakültesi açılmasına imkan sağlayan yasa tasarısının gerekçesinde; "din meselesinin sağlam ve ilmi esaslara göre incelenmesinin mümkün kılmak ve düşünüşünde ihatalı din adamlarının yetişebilmesi için lüzumlu şartları sağlamak maksadı ile" Batılı örneklere benzer bir İlahiyat Fakültesi kurulmasının gereğine dikkat çekiliyordu.
1945-1950 döneminde yirmiden fazla siyasi parti kuruldu. Bugün artık bu partilerin pek çoğunun isimlerini dahi hatırlamıyoruz. Ama bunda da haksız sayılmayız, çünkü siyasi hayatta hiçbir bir iz bırakmadan yok olup gittiler. Bununla birlikte, bu partilerin program ve tüzüklerini incelemenin, dönemin siyasi atmosferini daha yakından tanımak ve "46 ruhu"nu anlamak bakımından yararlı olabileceğini düşünüyorum.
... Bu seçim, memlekette yeni bir hayat tarzı kurmak için giriştiğimiz teşebbüste ne kadar ciddi ve samimi olduğumuzu ispat etmiştir. Memleket için, hepimiz için şeref olmuştur. Keyfimiz yerinde... Muhalefet lideri olduğumu ve CHP'nin başkanlığını üzerime aldığımı ilan ettim. Çok şükür, memleketimizin itibarı yerinde. Yeni bir devrin çalışmalarına başladık. Her şey anlaşılacak, her şey iyi olacak...
Tek parti dönemi sonrasında CHP'nin önemli bir gündem maddesi de laiklik meselesini yeniden düşünmekti. Bu bakımdan 1947 Kurultayı, parti tarihinde önemli bir dönemeç oluşturacaktı. Bu kurultayda bazı CHP'li delegeler, ilk mekteplerde din dersleri verilmesini ve üniversitede de İlahiyat Fakültesi açılmasını teklif etmişlerdi.
İnönü, DP Genel Başkanı olarak Celal Bayar'ı, Başbakan olarak da Peker'i görüşmelerde bulunmak üzere davet etmişti. Her iki isim arasında temas noktası arıyor; karşılıklı şikayet ve iddiaları dinliyor; bu iki uzlaşmaz pozisyonu bir yerde buluşturmaya gayret ediyordu. Taktiği basitti: Bir yandan Bayar'ın pozisyonunu yumuşatmaya çalışıyor; diğer yandan da Peker'in hayli sert tarafını törpülemeye çalışıyordu. Bütün bunları yaparken, hükümet başkanının prestijini öne aldığı söylenemezdi.
İsmet Paşa, Cumhurbaşkanı olarak, Başbakanıyla aynı görüşte değildi. Ona göre, iktidarla muhalefet arasında meydana gelen bu anlaşmazlıkların diyalog yoluyla çözülmesi gerekiyordu. Her iki tarafta kendi 'mahalle baskısı'ndan arınmalı; içlerindeki sertlik yanlısı aşırı unsurları bertaraf etmeli ve üzerinde anlaşabildikleri bir politika ekseninde, yeni rejim kesintiye uğramadan kendilerine bir yol açmalıydılar.
Oysa İnönü, Cumhurbaşkanı olarak, kendi görevini arabuluculuk, hakemlik olarak değerlendirmeye başlamıştı. Ona göre, iki partinin de kendisine olan uzaklığı eşitti. Zaten CHP Genel Başkanlığını artık fiilen bırakmıştı. Önemli olan husus, yeni rejimin kesintiye uğramadan, yara almadan, partiler arasındaki sertliğe son verilerek devam ettirilmesiydi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Demokrat Parti Karşısında CHP
Alt başlık:
Bir Muhalefetin Analizi
Baskı tarihi:
2017
Sayfa sayısı:
304
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050825107
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Türkiye 1945 yılında çok önemli bir değişiklik yaşadı. Yirmi yılı aşkın zamandır süregiden tek parti yönetiminden demokrasiye geçildi. Demokrat Parti’nin kurulması son derece önemli bir olaydı. Önemliydi, çünkü siyasal alana sadece yeni bir parti değil, yeni bir soluk geliyordu. CHP sert siyasi tavrını yumuşatmak, halk gerçeğiyle yüzleşmek, rekabet denilen kavramla yüzleşmek zorunda kaldı.


Prof. Dr. Cemil Koçak bugün hâlâ süren demokrasi sorunlarını anlayabilmek için bu defa merceğini 1945-60 yılları arasına tutuyor. O dönemin siyasi tartışmaları ve ‘kutuplaşmaları’ bilinmeden, bugünün anlaşılamayacağını ileri sürüyor. ’50 seçimi üzerine yapılan değerlendirmeleri gözden geçirerek; CHP’nin ve DP’nin aldığı seçmen desteğinin çok kez ezberlenmiş ‘doğrular’dan farklı olduğunu somut olgular ve rakamlarla gösteriyor.


Dönemin atmosferini hissettiren fotoğraflar, gazete kupürleri, çizimler ve mektuplarla zenginleşen kitap okuru adeta zamanda yolculuğa çıkarıyor.

Kitabı okuyanlar 3 okur

  • Okyanus
  • Çağatay İvgen
  • Snowdrop

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%100 (2)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0