Demokritos ile Epikuros'un Doğa Felsefeleri

·
Okunma
·
Beğeni
·
670
Gösterim
Adı:
Demokritos ile Epikuros'un Doğa Felsefeleri
Baskı tarihi:
31 Aralık 2000
Sayfa sayısı:
101
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757399643
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Differenz der demokritischen und epikureischen
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sol Yayınları
Uzmanlar bilirler ki bu incelemenin konusuna ilişkin olarak ortada, en ufak ölçüde bile işe yarayabilecek ön araştırma yoktur. Günümüze değin, bu konuda hep Cicero ile Plutarkhos'un geveledikleri gevelenip durmuştur. Epikuros'u, Kilise Babalarının ve bütün Ortaçağın -bu gerçekleşmiş akıldışılık döneminin-üzerine koyduğu yasaktan kurtaran Gassendi, açıklamalarında yalnız bir tek ilginç öğe ortaya koyar. Kendi Katolik vicdanını pagan [putatapar] bilgisine, Epikuros'u da Kiliseye uydurmaya çalışır ki bu, boşuna harcanmış çabadır. Böylesi, tıpkı Yunan yosmalarının [Lais] parlak ve serpilmiş vücudu üzerine bir hıristiyan rahibesinin giysisini giydirmeye kalkışmak olur. Gassendi, bize Epikuros'un felsefesini öğretebilmekten çok kendisi Epikuros'tan felsefe öğrenmektedir. 

Bu inceleme epikurosçu, stoacı ve kuşkucu felsefe çevrimini tüm Yunan kurgusal düşüncesi ile ilişkileri içinde ayrıntılı olarak ortaya koyacağım daha geniş bir yapıta yalnızca bir hazırlık niteliğinde görülmelidir. Bu incelemenin biçim vb. yönünden taşıdığı eksiklikler, sözkonusu ikinci yapıtta giderilmiş olacaktır. 
Gerçi Hegel, yukarıda anılan sistemlerin genel görünümlerini bütünü bakımından doğru olarak tanımlamıştır. Ama onun felsefe tarihinin —ki felsefe tarihi genel olarak ancak bu yapıtla başlamış sayılabilir— o hayranlık uyandırıcı büyük ve cesur planı içinde, hem ayrıntılara girme olanağı yoktu, hem de, dev düşünürün en üstün biçimde kurgusal düşünce adını verdiği şeyle ilgili görüşü, bu sistemlerin Yunan felsefe tarihi için ve genellikle Yunan düşünüşü için taşıdığı büyük önemi görüp kabul etmesine engel olmuştu. Bu sistemler, Yunan felsefesinin doğru tarihi için birer anahtardır. Bunların Yunan yaşamı ile bağlantısını gösteren daha derin bir açıklama, dostum Köppen'in Friedrich der Grosse und seine Widersacher adlı denemesinde bulunabilir. 

İncelemeye, Epikuros'un tanrıbilimine karşı Plutarkhos'un yönelttiği polemiğin bir eleştirisini eklememin nedeni, bu polemiğin hiç de tek kalmış.
Atom, madde, kütle gibi kavramlar ve kavramların tanımlamaları insanlık tarihi kadar eskidir. Madde dediğimiz olgunun ne olduğu ve yapısının hangi parçacıklardan oluştuğu eski felsefeciler, düşünürler tarafından merak konusu olmuş ve bu bilinmeze dair teoremler sunmuşlardır.

Felsefeciler maddenin yapıtaşlarına dair ellerinde bilgi ve gözlem yapabilecekleri materyal olmadığı için akli yöntemlerle sorgulamalar yapmış ve kendilerince cevaplar bulduklarını sanmışlardır. Konu'nun felsefi mecraca ilgilenilmesi ve akli delillerle ortaya konmaya çalışılması günümüzde gerçek verilerin ışığında bakıldığında ütopik ve varsayımsal durmaktadır. Sonraki nesiller kendi duyularını aşan gözlemler yapabilmek adına alet ve makineler geliştirmiş, bu sayede maddeye dair sağlam veriler elde edebilmişlerdir. Sonuç olarak günümüz bilimi asırlardır süregelen bu bilinmeze net cevaplar sunmaktadır. Bugün ortaya konulmuş olan teoremlerle, eski çağlarda akli yöntemlerle ortaya konular veriler arasında paralellikler olduğu gibi, eski bilgileri çürüten bilgilere de sahip bulunmaktayız.

Kitap, aslen Marx'ın kendi doktora tezidir. Eser Epikür'ün o dönem doğa olarak nitelenen madde ve tabiat olayları hakındaki görüşlerini ve Demokritos-Epikür kıyasını ve uzlaştıkları noktaları ifade etmektedir. Demokritos malumunuz atom kavramına dair ilk görüşleri ortaya atan kişidir. Kendisinden sonra Epiküros'da bu görüşleri almış, incelemiş, bazı konularda yakın fikirler sunsa da bazı konularda muhalif davranmıştır. İşte kitabın net olarak konusu budur.

Eserin bizim açımızdan önemi ise; Marx'ın kuramlarını oluştururken etkilendiği eserlerden olmasıdır. Marx'ın ortaya koyduğu görüşlerin yol haritasındaki duraklardan birisi olarak da kabul edilmelidir. Epiküros'un madde kavramı, töz, tin ve karşıtlık ilkeleri Marx'ın zihinsel süreçlerini bir miktar etkilemiştir. Şahsi kanaatim Marx'ın, Epikür'ün maddeye dair önermelerinden çok, insan hayatına dair görüşlerinden ve Epikür sonrası kurulan ilk komün toplumlardan etkilendiği şeklindedir.

Eser üzerine söyleyebileceklerim bu kadar olmakla birlikte, eseri hem Sol hem de Ayraç yayınlarından okuduğumu da belirtmeliyim. Kendi gözlemlerime göre Sol Yayınları daha sade bir sunum yapmıştır. Ayraç Yayınları ise kısmi olarak bazı orjinal metinlere yer vermesi ve ayrıntılı kaynakçasıyla göz doldurmaktadır. Ayrıca Ayrıntı Yayınevi eserin sonunda Ploutkos'un Epikür'ün dinbilimine dair önermelerine karşı yaptığı saldırıya? eleştiri adı altında bir ek de koymuştur.

Keyifli okumalar dilerim.
Epikuros: "Dine karşı asıl saygısız kişi, kalabalığın taptığı tanrıları tanımayan değil, tanrılar hakkında kalabalığın inandığını onaylayan kişidir."
Benim bedence esenlikte olmanızı dilememe gerek yok.
Ruh, kendinizi güvenle ellerine bıraktığınız, büyücülükte usta büyük hekimdir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Demokritos ile Epikuros'un Doğa Felsefeleri
Baskı tarihi:
31 Aralık 2000
Sayfa sayısı:
101
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757399643
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Differenz der demokritischen und epikureischen
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sol Yayınları
Uzmanlar bilirler ki bu incelemenin konusuna ilişkin olarak ortada, en ufak ölçüde bile işe yarayabilecek ön araştırma yoktur. Günümüze değin, bu konuda hep Cicero ile Plutarkhos'un geveledikleri gevelenip durmuştur. Epikuros'u, Kilise Babalarının ve bütün Ortaçağın -bu gerçekleşmiş akıldışılık döneminin-üzerine koyduğu yasaktan kurtaran Gassendi, açıklamalarında yalnız bir tek ilginç öğe ortaya koyar. Kendi Katolik vicdanını pagan [putatapar] bilgisine, Epikuros'u da Kiliseye uydurmaya çalışır ki bu, boşuna harcanmış çabadır. Böylesi, tıpkı Yunan yosmalarının [Lais] parlak ve serpilmiş vücudu üzerine bir hıristiyan rahibesinin giysisini giydirmeye kalkışmak olur. Gassendi, bize Epikuros'un felsefesini öğretebilmekten çok kendisi Epikuros'tan felsefe öğrenmektedir. 

Bu inceleme epikurosçu, stoacı ve kuşkucu felsefe çevrimini tüm Yunan kurgusal düşüncesi ile ilişkileri içinde ayrıntılı olarak ortaya koyacağım daha geniş bir yapıta yalnızca bir hazırlık niteliğinde görülmelidir. Bu incelemenin biçim vb. yönünden taşıdığı eksiklikler, sözkonusu ikinci yapıtta giderilmiş olacaktır. 
Gerçi Hegel, yukarıda anılan sistemlerin genel görünümlerini bütünü bakımından doğru olarak tanımlamıştır. Ama onun felsefe tarihinin —ki felsefe tarihi genel olarak ancak bu yapıtla başlamış sayılabilir— o hayranlık uyandırıcı büyük ve cesur planı içinde, hem ayrıntılara girme olanağı yoktu, hem de, dev düşünürün en üstün biçimde kurgusal düşünce adını verdiği şeyle ilgili görüşü, bu sistemlerin Yunan felsefe tarihi için ve genellikle Yunan düşünüşü için taşıdığı büyük önemi görüp kabul etmesine engel olmuştu. Bu sistemler, Yunan felsefesinin doğru tarihi için birer anahtardır. Bunların Yunan yaşamı ile bağlantısını gösteren daha derin bir açıklama, dostum Köppen'in Friedrich der Grosse und seine Widersacher adlı denemesinde bulunabilir. 

İncelemeye, Epikuros'un tanrıbilimine karşı Plutarkhos'un yönelttiği polemiğin bir eleştirisini eklememin nedeni, bu polemiğin hiç de tek kalmış.

Kitabı okuyanlar 14 okur

  • MAHMUT AKINCI
  • Gökhan Aktaş
  • Ali Ünal
  • Turgenyev__
  • Hasan Yıldırım
  • Yüksel Tarım
  • Don Quijote
  • Arche Arpeion
  • Erim Asya
  • Ekin Yiğit

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25 (1)
9
%0
8
%25 (1)
7
%25 (1)
6
%25 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0