Geri Bildirim
Adı:
Deniz Feneri
Baskı tarihi:
Mayıs 2015
Sayfa sayısı:
224
ISBN:
9786053324423
Kitabın türü:
Orijinal adı:
To The Lighthouse
Çeviri:
Sevda Çalışkan
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
İngiliz edebiyatının başyapıtlarından biri olan Deniz Feneri, son derece basit olay örgüsünün ardında yaratıcısının özyaşamının ayrıntılarını, toplumsal meselelere ilişkin sorgulamalarını, içgözlemlerini ve derin felsefi gizemleri barındırır.

Deniz Feneri 'nin merkezinde I. Dünya Savaşı'nın öncesinde ve sonrasında İskoçya'nın Skye Adası'ndaki evlerinde kalan Ramsay ailesi ve konukları vardır. Çocuklar oynarken, yetişkinler sohbet eder, düşüncelere dalar ve keşiflerde bulunur. Yapıtın roman türünde alışık olduğumuz anlatı sürekliliğini kesintiye uğratan yapısı ve her bir anlatıcının kendi bilinç akışının perspektifiyle çözülen olay örgüsü, bir deniz fenerinin kendi ekseni etrafında dönen ışığını andırır. Böylece Ramsay ailesinin sıradan gündelik yaşamı zaman, ölüm, toplumsal cinsiyet ve ahlak üzerine derin düşüncelere gömülür.
(Tanıtım Bülteninden)
Virginia Woolf'un bilinç akışı tekniğini ustalıkla kullandığı bir başyapıt. Başlarda afalladığım zorlandığım bir kitap oldu. Neden böyle oldu anlayamamıştım biraz araştırma yaptım internette okuyan bazı kişilerde benim gibi zorlanmıştı. Araştırmalarım sonucunda bu kitabın "The Millions" adlı internet sitesinin 2009 da başlayıp 2016 da bitirdiği araştırma sonucu "Okunması En Zor 10 Kitap" listesine giren kitap olduğunu fark ettim. Her ne kadar başlarda kitaba konsantre olamasam da kitabın benden dikkatle ve yoğunlaşarak okumamı istediğini anladığım an kitap daha anlamlı olmaya başladı ve en sonunda HAYRAN kaldım. Araştırırken yazar hakkında çok farklı bilgilere denk geldim. Kendisinin eşcinsel olduğunu, Vita Sackville-West ile ilişkisinin olduğunu öğrendim. Hatta Orlando adlı kitabı bu ilişkiye konu olmuştur. Yaşadığı psikolojik sorunlar sonucunda intihar etmiştir.

Kitabın içeriğine gelirsek Virginia Woolf kitaptaki Lily adlı kişiyle bir bakıma kendisini anlatmıştır. Feminist görüşlerini o karakter üzerine yüklemiştir. Mrs. ve Mrs. Ramsey anne ve babasının kitapta canlanmış halidir. Bir nevi otobiyografik bir eser sayılır. Kitapta bir olay veya olay örgüsü yok. Genelde kişilerin zihinlerinde geçen fikir ve duygularını aktarır. Bazen öyle bir daldan dala atlar ki,bu kim ? kimden bahsediyor ? diyeceğiniz yerler oluyor. Kitabı okumak isteyenlere tavsiyem öyle alıp okuyayım aksın gitsin derseniz çok zorlanırsınız. Bu kitabı tam anlamıyla anlamak için sakin bir kafayla, konsantrasyonunuzun üst seviyede olması gerekir yoksa kitaptan zevk almazsınız ve bir işkence haline gelir
İnsanlardan nefret ettiğini, yanlışlarını, sana hissettirdiklerini açıkça söyleme isteği kime gelmez ki... Ama insan söyleyemiyor işte, her şeyi açıkça dile getiremiyor. Git diyemiyor sıkıldım senden diyemiyor. Karşındaki kişiyi düşünüyor ya da o insanın bunu anlayamayacağını. Karşındaki insanın gurursuzluğunu hatırlıyor. Bir şeyleri söylesen de onun düzelemeyeceği aklına geliyor. İnsan birbirini hep düzeltemez zaten, herkes kendini düzeltmeyi bilmeli. Karşısındaki insana sözcüklerle değil de gözlerle anlatmayı bilmeli. Hislerle anlaşmayı bilmeli insan.

Deniz Feneri Virginia Woolf'un okuduğum ikinci kitabı bundan önce Kendine ait bir odayı okumuştum. Woolf'un farklı bir kalemi, eşsiz cümleleri var. Kendine ait bir dünyası var. İlk okumaya başladığım zaman bir tepetaklak oldum. Okudum başa sardım kitabın ağır olmasından değil kitaba tam olarak konsantre olamadığımdan. Bir karakteri anlatırken, birden diğer karaktere geçmesi, başka olaylara açıklık getirmesi insanın kafasını karıştırıyor. Ama iyi bir konsantre olduğun zaman kitabın içine girdiğin zaman bir daha çıkamaz oluyorsun. Nereden geldim Pencere bölümünden, Fener bölümüne diyorsunuz. Kitap beni çok sardı, sarmaladı. Kitaptan bir gram bile sıkılmadım. Woolf ender bir yazar. Kendine ait bir oda'dan da izler bulabiliyorsunuz bu kitapta. Kadınların evliliklerindeki rollerini ve evlilik haricindeki yaşamlarının olup olmadığını ve feminist sorunlarını dile getirmiş kitapta. Lily(Ramseylerin aile dostu) resim yaparak evlilik harici de kadınların bir yaşamı olduğunu çok güzel bir şekilde gözler önüne sermiş.

Ramsay'ler her yaz adaya giderler. Orada sakin, mutlu bir yaşam sürerler. Ramsay'lere aile dostları da eşlik eder. Ramsay ailesinin sekiz çocuğu vardır. James, Ramsey'lerin küçük oğlu Fenere gitmeyi çok ister fakat hava şartları nedeniyle ya da başka sebepler araya girer ve bir türlü gidemez. Hayalindekine ulaşamaz. Biz de hayaller kurarız geleceğe dair... Ya gerçekleşir ya da gerçekleşirken biz eskisi gibi olamayız. Artık o duyguyu yitirmişizdir. İlk defa gitmediğimiz bir yolda yürürüz, ilk defa farklı bir yemeği tadarız, İlk okula başladığımız o heyecan, ilk dinlediğimiz bir şarkı.. ikinci defa o eylemi gerçekleştirdiğimiz zaman ilk günkü gibi hissedemeyiz. Bize o tadı vermez artık. O ilk anın heyecanı yoktur. James de işte böyle hisseder. 10 yıl sonra geldiği zaman artık o çok istediği fenere gitmeyi eskisi gibi arzulamaz. 10 yıl da çok şey değişmiştir, duyguları, hayalleri, onu oraya bağlayan şeyler yok olup gitmiştir. Şahsen bende de böyle oluyor çoğu zaman. Bir zamanlar istediğim bir şey, bir zaman sonra bana cazip gelmiyor. Belki de yeterince istemediğimden ya da James gibi o ilk isteğin heyecanı kaybolmuştur. Beni bu kitaba bağlayan bir şey de şu; yazar kitapta olaylardan çok karakterlerin davranışları ve hayata karşı olan bakış açılarını işlemiş. Ailenin fertlerinin iç monologlarını, duygu çöküşlerini, davranışlarını tasvir ederek okuyucuyla paylaşmış. Kitapta 2 kadın karakter birbirlerine söylemek istediklerini sözcüklerle değil de iç konuşmalarıyla birbirlerine aktarmışlar.”İnsan zaten her şeyi söyleyemezdi ki.”

Kitapta betimlemeleri, karakter tahlillerini yazar çok güzel işlemiş. Kitaba ara verdiğim zaman sanki yemeğimi yarıda bırakmışım gibi hissediyorum. Yaşamaya ara veriyorum .Kitap okumayınca bir eksiklik hissediyorum. İnsan yemek yemeyince açlık hisseder, uyumayınca uykusuzluk çeker ya kitapta benim için öyle. Hayatımla bir bütün. Deniz fenerini okurken böyle hissettim. Beni kitaplara bir adım daha yaklaştırdı.

Sevdiğimiz, önceden bizim için bir anlamı olan insanlar uzakta olduğu zaman onu sevmekten vazmıgeçeceğiz? Onu sevmeyi sürdürmeyecek miyiz? Uzaklık arttıkça ona karşı olan hislerimizde mi uzaklaşacak? Hayır böyle olmamalı. Sevgi mesafeyle ölçülmemeli.

Kitabı kesinlikle tavsiye ediyorum. Keyifli okumalar dilerim.

Benzer kitaplar

Her açıdan sizi hırpalama ihtimali yüksek, özellikle okuma alışkanlığı olmayanların okurken zorlanabileceği bir eser olduğunu düşünmekteyim. Genelde bu tür eserler giriş kısmında durum karmaşası ile başlar bu da aynı şekilde başlamış ancak neredeyse eserin yarısına kadar bu karmaşa aynı şekilde sürdürülmüş. Roman karakterlerini tanımak için olağanüstü bir çaba sarf etmeniz gerekebilir. Durmadan yukarıdan düşme yeni karakterler ortaya çıkar ve fazla bir yer kaplamadan geldiği gibi birden gider sonra başka bir yerde aynı şekilde tekrar ortaya çıkar. Ancak bu zorlu safhayı geçen yani yaklaşık olarak yüzde 50-60'ını tamamlayan okuru muhteşem diyebileceğim bir safha bekler.

Kitaba 10 üzerinden 8 verdim ve bu tamamen bu ortadaki yüzde 25'lik kısım içindi.
Bu kısımda yazar, hayatın gerçeklerini ya da acımasızlıklarını öyle bir şekilde yüzünüze vurur ki,
algınızda oluşan ve eşik değerini geçen bu acı hissi sizi bambaşka bir dünyaya taşır. Koma haline girip hiçbir şeye müdahale etmeden sadece izlersiniz bütün olup bitenleri

Konusu ise 8 çocuklu Ramsay ailesi ve başta Lily olmak üzere aile dostlarıyla birlikte yazlık evlerinde geçen zaman diliminde, sadece düşüncelerden oluşan bir dünyanın resmidir. Ressam Lily "hayali hayat masası"nda en iyi açıyı yakalamak için durmadan karakterlerin ve diğer nesnelerin yerleriyle oyna. Peki Lily istediği açıyı bulabilecek mi?

"Bu mutfak masası hayal ürünü idi, yalındı; çıplak, sert, süs olmaktan uzak bir şeydi. Rengi de yoktu; sert çizgilerden, köşelerden oluşan bir masa idi, ne yapsanız değiştiremezdiniz, dümdüzdü."

Okumanızı öneririm.
Roman, bitmekte olan Victoria Dönemi'nin orta yaşı çoktan devirmiş kuşağıyla ergenlik ve erişkinliğe girmiş kuşağı arasındaki derin ayrılığı o kadar iyi anlatıyor ki, okurken bu esere neden başyapıt dendiğini anlayabiliyorsunuz. Sadece konu açısından değil, yazarın getirdiği bilinç akışı tekniği de romanı benzersiz kılıyor. Okunması zor, sindire sindire gidilmeli bu kesin. Çabuk sıkılan, hemen sonuca doğru gitmek isteyen, heyecan ve macera türündeki kitapları sevenler için uygun olmadığını söyleyebilirim.

Roman iki bölümden oluşuyor: İlk bölümde Ramsey ailesinin İskoçya'daki adalardan birinde bulunan yazlık evlerindeki günlük yaşam anlatılıyor. Aile dostu olan yaşlı bir şairle yaşlı bir bilimadamı, genç bir akademisyen adayı, henüz otuzlarının başında bekar bir ressam kadın, evin annesinin tanıyıp kol kanat gerdiği genç bir kızla erkek ve evin sekiz çocuğu arasındaki tüm ilişkiyi Mrs. Ramsey bir orkestra şefi gibi yönetiyor. (Victoria çağı kadını fazla okumadan hemen evlenmeli, bol çocuk sahibi olmalı, konuşmadan eşinin ne demek istediğini anlamalı, sevgi dolu ve yardımsever bir anne /ev sahibesi olmalı...)

Bekar yaşamaktan hoşlanan, kadınların da ressam olabileceğini hatta erkeklerin tekelinde olan her işi kadınların da başarıyla yapabileceğini düşünen, ancak bunu belli bir tonla dile getirebilen ressam hanım ile evin hanımı Mrs. Ramsey arasındaki bu belirgin fark, geçen her konuşmada, olayda göze çarpıyor.

İkinci bölümde ise yıllar sonra ailenin sağ kalan fertlerinin ve aile dostlarının yeniden adada bir araya gelmesi, uzun zaman öncesinde kalan olayları hatırlamaları yer alıyor.

Kitapta beni çarpan çok şey vardı: İki kadının iç konuşmaları, dile getiremedikleri beklentileri, bazen kendilerini suçlu hissetmeleri...Özellikle de Ramsey ailenin fertlerinin bazılarının ölümlerinin adadaki ev metaforu üzerinden anlatılması, çocukların babalarından sevgi görme ve onaylanma ihtiyaçları çoğu yerde durup düşünmeme ve ağlamama sebep oldu.

Edebi değeri yıllar içinde anlaşılan - ki Woolf ' un bu kitap yüzünden çok eleştirildiğini öğrendim - ölümsüz bir eser okumak isteyenlere tavsiye ederim.
Woolf, bilinç akışı tekniği kullanan bir yazar olmasıyla ön plana çıkıyor ki bu durum romanlarını zor okunan romanlar arasına sokuyor. Karakterlerin dış görünüşlerini betimlemekten ziyade düşüncelerini, iç dünyalarını anlatıyor; bu durum bazen öyle kafa karıştırıcı bir hale geliyor ki yazarın kimden bahsettiğini kaçırıyorsunuz. Havuz başında okur gibi okursanız hiçbir şey anlamazsınız, Bu romanı tamamen konsantre olup okumalısınız. İlk başta çok zorlanacaksınız, kitabı yarım bırakmak isteyeceksiniz ama belli bir süre sonra alışılıyor. Kitabı bitirdiğinizde ise Woolf'un başka bir eserini okumak istiyor insan.

Deniz feneri, insanın gerçekten arzuladığı, yapmak istediği ama vakit bulamadığı ve bu yüzden bahaneler öne sürdüğü şeylerin bir simgesi adeta, fenere uzun süre sonra gidilmesi fenerin anlamını kaybetmesine sebep oluyor. Woolf feminist bir yazar olduğundan; kitaptaki karakterlerden Lily ve Mrs. Ramsey bir çatışma içerisinde. Mrs. Ramsey evli, çocuklu ve kocasının hükmü altında bir yaşam sürerken; Lily ise bağımsız ve özgür bir kadındır.

Okuması zor olsa da okumanızı tavsiye ederim ve mümkünse Virginia Woolf'un intihar notuna bir göz atın.

“salı

en sevdiğim,

yine delirecekmişim; bu korkunç günleri atlatamayacakmışız gibi hissediyorum. ve sanki giden zamanı geri çeviremeyeceğim. sesler duymaya başlıyorum ve konsantre olamıyorum. bu yüzden yapmam gereken şeyi yapıyorum. bana verebileceğin en büyük mutluluğu verdin. kimsenin yapamayacağı şeyleri yaptın. iki insanın birlikte daha mutlu olabileceğini sanmıyorum. ben artık savaşamayacağım. biliyorum, senin hayatını mahvediyorum, bensiz daha mutlu olacaksın. görüyorsun bu mektubu bile doğru düzgün yazamıyorum. okuyamıyorum. hayatımdaki bütün mutluluğu sana borçlu olduğumu söylemek isterim. bana karşı inanılmaz sabırlısın ve iyisin. Şunu söylemek istiyorum -aslında bunu herkes biliyor- eğer biri beni bu durumdan kurtarabilecek olsa bu sen olurdun. her şey beni terk edip gitti ama senin iyiliğin hep benimle kaldı. artık senin hayatını mahvetmeyeceğim. kimse, seninle mutlu olduğumuz kadar mutlu olamazdı.

v.”
Vırgınıa woolf'un okuduğum ilk romanı oldu. Romanın geniş bir zamanda didiklene didiklene okuması gerekir. Yoksa sıkıcı ve anlaşılmaz oluyor. Roman üç bölümden oluşuyor. İlk bölümde Ramsey ailesinin bir gününü anlatıyor. İkinci bölümde Ramsey ailesinin 10 yıl içinde başında geçenleri anlatıyor. Son bölümde ise 10 yıl sonrasında bir türlü gidilmeyen deniz fenerine gidiş anlatılıyor. Roman teknik bakımdan biraz farklı kurulmuş. Roman boyunca karakterler konuşmazlar. Karakterlerin iç monologları ile her şeyi anlarız. Ayrıca romanda kadın toplumdaki yeri, kadın ve erkeğin rolleri işlenmiştir. Kadının toplumdaki yeri; Mrs. Ramsey( Ev hanım çocuklarına bağlı bir kadın ) ile Lily ( Ressam bekar ) hayatları irdelenerek yapılmıştır. Son olarak Mrs. Ramsey'in eşi Mr. Ramsey büyük hayranlığı ve bu hayranlığın akıldaki düşüncelerle çelişmesi anlatılıyor. Güzel bir eser. Kesinlik iki kere okunmalıdır.
Zamanı yöneticisi beynimizdir diyor kitap, her karakterin iç dünyasını kendi hayatıyla birleştirerek çok başarılı satırlar düşüyor sayfalara Woolf. Görünümüyle zıt şekilde yavaş ilerleyen kitap, zaten hazmedilmeyi beklediği için zamanınızı ayırın :)
Kesik kesik sorgulama cümleleri kitaba alışma sürecinde en başlarda zorlamış olsa da yazarın yaptığı tespitler sizi kitabın içine alacaktır.Okunması zor kitaplar listesindeymiş "Deniz Feneri" ancak buna kesinlikle katılmıyorum.Basit bir olay örgüsü var ve kitap üç bölümden oluşuyor.Her bir kişi bir simge durumunda kitapta ve deniz feneri de özellikle evin küçük oğlu James için ulaşılması hayal olan bir hedef, son.Zıtlıkların, psikolojik tahlillerin bolca bulunduğu bir kitap.Woolf'un okuduğum ilk kitabıydı ama son olmayacak.İyi okumalar...
Virginia Woolf okumanın ne demek olduğunu bir kere daha bana tattıran kitaplarından biri. Bilinç akışı dediğimiz şeyi tam olarak yaşatan Virginia Woolf her bir karakteri farklı ruh halleri içine sokabiliyor her duruma birden fazla benzetme yapabiliyor. Tek bir birey değil de birden fazla insanın düşüncelerini oluşturmak insana ait olan iyi kötü tüm duyguları içinde yaşatan bir roman olmuş. Romanın kendi içinde akışı tam olmasa da zaten bunu Virginia Woolf'tan beklemek hata olur.
Okuduğum ilk Virginia Woolf kitabı. Belki de bu yüzden alışkan olmadığım bu bilinç akışı tekniği normalde okuduğumdan daha uzun sürede bitirmeme neden oldu. Fakat edebi değeri yüksek, her karakterin bakış açısından deneyimleyebildiğiniz bir roman.
Çünkü insanın bazen ne düşündüğü ne de bir şey hissettiği anlar vardı.
Virginia Woolf
Sayfa 199 - İş Bankası Kültür Yayınları
Ama o yatarak ölmeyecekti; dik bir kayalığın ucunda duracak ve orada gözleri fırtınaya sabitlenmiş, son ana kadar karanlığı yarmaya çalışarak ayakta ölecekti.
Virginia Woolf
Sayfa 36 - İş Bankası Kültür Yayınları
ne okuduğu vardı, ne de uyuduğu, yaşamın sofrasında tıka basa yiyip de güneşlenen bir yaratık gibi idi.
Sonra içine fazla kapanıktı. Halini kimseye belli etmezdi.
bozulmaya yüz tutmuş bile olsa erkek zekâsı büyük şeydir, kadın ona baş eğmelidir
düşüncelerinde bu denli yürekli olan bir adam, yaşamda niçin bu denli korkak oluyordu

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Deniz Feneri
Baskı tarihi:
Mayıs 2015
Sayfa sayısı:
224
ISBN:
9786053324423
Kitabın türü:
Orijinal adı:
To The Lighthouse
Çeviri:
Sevda Çalışkan
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
İngiliz edebiyatının başyapıtlarından biri olan Deniz Feneri, son derece basit olay örgüsünün ardında yaratıcısının özyaşamının ayrıntılarını, toplumsal meselelere ilişkin sorgulamalarını, içgözlemlerini ve derin felsefi gizemleri barındırır.

Deniz Feneri 'nin merkezinde I. Dünya Savaşı'nın öncesinde ve sonrasında İskoçya'nın Skye Adası'ndaki evlerinde kalan Ramsay ailesi ve konukları vardır. Çocuklar oynarken, yetişkinler sohbet eder, düşüncelere dalar ve keşiflerde bulunur. Yapıtın roman türünde alışık olduğumuz anlatı sürekliliğini kesintiye uğratan yapısı ve her bir anlatıcının kendi bilinç akışının perspektifiyle çözülen olay örgüsü, bir deniz fenerinin kendi ekseni etrafında dönen ışığını andırır. Böylece Ramsay ailesinin sıradan gündelik yaşamı zaman, ölüm, toplumsal cinsiyet ve ahlak üzerine derin düşüncelere gömülür.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 274 okur

  • Makbule
  • Nedim Karakuş
  • Cansu
  • Osman Sarı
  • Gunse Arslan
  • SihirliFlut
  • Eylül Karpuz
  • Denizinçocuğu
  • Pınar Akyıldız
  • Abdullah Gure

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.9
14-17 Yaş
%3.9
18-24 Yaş
%28.1
25-34 Yaş
%29.7
35-44 Yaş
%25
45-54 Yaş
%7.8
55-64 Yaş
%0.8
65+ Yaş
%0.8

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%68.1
Erkek
%31.9

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%16.2 (12)
9
%13.5 (10)
8
%41.9 (31)
7
%13.5 (10)
6
%9.5 (7)
5
%2.7 (2)
4
%1.4 (1)
3
%1.4 (1)
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları