Deniz Gürsoy'un Gastronomi TarihiDeniz Gürsoy

·
Okunma
·
Beğeni
·
726
Gösterim
Adı:
Deniz Gürsoy'un Gastronomi Tarihi
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
248
ISBN:
9789753298872
Kitabın türü:
Yayınevi:
Oğlak Yayıncılık
"Tat duyusu, bir tabak yemeğin içindeki malzemeleri aşıp anılarımıza, kültürümüze ve belki de genlerimize kazınır. Belleğimizdekinin benzeriyle karşılaştığımızda duyuları ve hatırımızdan çıkmış olan anıları bir anda tetikler. Masaya oturunca önce gözlerimizi doyurur, kadeh tokuşturarak ses çıkarır, kulaklarımızı devreye sokarız. Ağzımıza yaklaşırken burnumuzun not verdiği yiyecekler önce dudaklarımıza dokunur, sonra dilimize. Ağzımızın içinden kayarken de doku ve sıcaklık farklılıklarını hisseder, tadını alırız. Güzel bir yiyecekten farklı bir lezzet aldığımızda bu yalnızca belleğimize kaydolmakla kalmaz, gönlümüzde de yer eder. Aşçılık mesleğini zanaat olmaktan sanat olmaya dönüştüren fark işte budur.İstedim ki yeni yetişen şefler, konusunun ve mesleğinin geçmişini kendi dillerinde okusunlar ve daha iyi kavrasınlar. El becerilerini mutfak kültürü bilgileriyle zenginleştirerek yorum kabiliyetlerini geliştirip kendilerini aşsınlar ve yaratıcılıkları coşsun. Çünkü dünyanın en eski yeme-içme kültürlerini barındırmış olan bu coğrafyada üstü tozlanmış bilgi çok da, bu bilgilerin tozunu atarak, yorumlayıp yeni bir ekol yaratan, yeni bir çığır açan az." Tarihi sümerlere dayanan en eski içkiyi… İÖ 26. yy'da yaprakları tedavi için çiğnenen bitkiyi… Osmanlı
(Tanıtım Bülteninden)
Yeni bir dil öğrendiğinizde kendi dilinizde o dilden geçmiş bazı kelimeler anlam kazanır, birden görüntü netleşir ya, bu kitabı okuyunca da yıllardır yediğiniz domatese, bibere, içtiğiniz çaya bakışınız değişecek, bir çok değerli bilgi dağarcığınıza katılacak.
Kitaba henüz alıntı eklenmedi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Deniz Gürsoy'un Gastronomi Tarihi
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
248
ISBN:
9789753298872
Kitabın türü:
Yayınevi:
Oğlak Yayıncılık
"Tat duyusu, bir tabak yemeğin içindeki malzemeleri aşıp anılarımıza, kültürümüze ve belki de genlerimize kazınır. Belleğimizdekinin benzeriyle karşılaştığımızda duyuları ve hatırımızdan çıkmış olan anıları bir anda tetikler. Masaya oturunca önce gözlerimizi doyurur, kadeh tokuşturarak ses çıkarır, kulaklarımızı devreye sokarız. Ağzımıza yaklaşırken burnumuzun not verdiği yiyecekler önce dudaklarımıza dokunur, sonra dilimize. Ağzımızın içinden kayarken de doku ve sıcaklık farklılıklarını hisseder, tadını alırız. Güzel bir yiyecekten farklı bir lezzet aldığımızda bu yalnızca belleğimize kaydolmakla kalmaz, gönlümüzde de yer eder. Aşçılık mesleğini zanaat olmaktan sanat olmaya dönüştüren fark işte budur.İstedim ki yeni yetişen şefler, konusunun ve mesleğinin geçmişini kendi dillerinde okusunlar ve daha iyi kavrasınlar. El becerilerini mutfak kültürü bilgileriyle zenginleştirerek yorum kabiliyetlerini geliştirip kendilerini aşsınlar ve yaratıcılıkları coşsun. Çünkü dünyanın en eski yeme-içme kültürlerini barındırmış olan bu coğrafyada üstü tozlanmış bilgi çok da, bu bilgilerin tozunu atarak, yorumlayıp yeni bir ekol yaratan, yeni bir çığır açan az." Tarihi sümerlere dayanan en eski içkiyi… İÖ 26. yy'da yaprakları tedavi için çiğnenen bitkiyi… Osmanlı
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • Sibel Ertek

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0