·
Okunma
·
Beğeni
·
18,3bin
Gösterim
Adı:
Deniz Kurdu
Baskı tarihi:
Mart 2014
Sayfa sayısı:
376
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053320883
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Sea-Wolf
Çeviri:
Fadime Kahya
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Jack London'ın bütün eserlerine bir simgeci natüralizm örneği olan Deniz Kurdu ile devam ediyoruz. Varlıklı bir aileden gelen Humphrey Van Weyden, geçirdiği deniz kazasının ardından Hayalet adlı uskunanın kaptanı Wolf Larsen tarafından kurtarılır. Barışçıl bir "beyefendi" olarak, iradesi dışında Larsen'in hizmetine girmesiyle kendini şiddet dolu "gerçek dünya"da bulacak; bu deneyim onu elitist bir entelektüelden, cesur bir eylem adamına dönüştürecektir.

Van Weyden'la Larsen arasındaki çatışma, yalnızca zayıf olanın ezildiği bir dövüş değil, bir fikir savaşıdır aynı zamanda. Hayatı "kutsal" olarak gören Van Weyden'ın idealizmiyle, var olmak dışında bir kaygı taşımayan Wolf Larsen'in materyalizmi arasındaki karşıtlık roman boyunca yinelenirken, Deniz Kurdu'nu farklı düzeylerde okunabilecek bir yapıt haline getirir. Ancak, London'ın en büyük başarısı hiç kuşkusuz ustalıkla geliştirip ete kemiğe büründürdüğü unutulmaz Wolf Larsen karakteridir. Nietzsche'nin "üstinsan" kavramını anıştıran Wolf Larsen, Ambrose Bierce'in de dikkat çektiği gibi, bir yazarın yaratabileceği en muazzam karakterlerden biridir...
(Tanıtım Bülteninden)
376 syf.
·5 günde·9/10 puan
Spoiler yoktur, içiniz rahat okuyabilirsiniz.

Gerek kitabı okumadan önce, gerekse okurken kitapla ilgili okuduğum bazı şeylere değinmek istiyorum öncelikle. Bu kitabın hakkını vermeliyiz arkadaşlar. Bu kitabı okumalıyız, bilmeliyiz. Ben okuduğum çoğu yorumda denizcilikle ilgili terimlerin bolca kitapta olduğunu ve bu nedene bağlı olarak sıkıcı olduğunu söyleyenler gördüm. Denizcilikle ilgili terimler yoğun değil ve kitabın akışını asla bozmuyor. Nacizane fikrim. :)

Gelelim eserin konusuna;
Martinez gemisi batar ve toplumun üst kesimlerinden olan milyarder Humphrey Van Weyden, Hayalet isimli uskunanın kaptanı Wolf Larsen tarafından kurtarılır. Karaya çıkarılmak ister fakat Larsen tarafından kabul görmez ve gemide onu çalışan olarak tutar. Maceramız da işte bu şekilde başlar ve biz bu macerada Jack London'ın yarattığı diktatör karakter Wolf Larsen'i tanırız. Acımasızlığı ile dikkat çeken Wolf, çok da güçlü bir karakterdir. Kendi yaşamımızdan da izler bulabileceğimiz bir yolculuğa onlarla beraber işte bu şekilde çıkarız.
"Bu gemide güçlü olan kazanır."
ya da "hayatta kalır."

Ben kitabın en çok, gemide çalışan insanların genel analizlerinin yapıldığı sayfalarında kayboldum. Herkesi bir ananın doğurduğunu varsayarsak, bu insanların anaları neredeydi?
Şöyle bir konuşma geçiyor Weyden ile gemide çalışanlardan birinin arasında ;
"annene en son ne zaman mektup yazdın?
"on yıl önceydi sanırım. biraz daha çalışıp eve dönüş biletimi alacağım ve anam artık çalışmayacak."
"çalşıyor mu peki hala? kaç yaşında ki?"
"yetmiş. bizim oralarda doğduğumuz günden öldüğümüz güne kadar çalışırız biz. bu yüzden uzun yaşıyoruz. ben yüz yaşımda öleceğim mesela."
dedikten sonra, ölmesi...
bunların son sözleri olması...


Gemide insanlar, bir gün, bir şekilde on yıl yirmi yıl önce terkettikleri evlerine dönmenin umuduyla çalışıyor ve hepsi gerçek. Jack London eserlerinin hepsi, kendi hayatından izler taşıyor.

Hayatta hiç bakmamış olduğum bir perspektiften baktım bu eserle beraber. Özellikle iş hayatımdan çokça benzerlikler buldum genel hatlarıyla baktığımızda.


Aşk olmadan olur mu ? Ama olsa daha iyi olabilirmiş.
Bir gün gemiye bir kadın gelir...

İşte o kadının geldiği andan itibaren eser çok farklı bir esere dönüştü ve ben 10/10 değil de 10/9 puan veriyorum çünkü kalbim bir miktar burkuldu eserin değişimi ile beraber. Oysa biz çok güzel Wolf Larsen'in karakterini çözümlüyorduk. :)

Velhasıl, daha da vakit kaybetmeden okunması gerektiği konusundaki inancım sağlam. Okuyunuz.
414 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10 puan
Öncelikle bu kitabı okurken sadece bir konu bulmayacaksınız inanın size çok şey katacak ve bir sürü yeni şey öğreneceksiniz. Kurt Larsen ve Van Weyden arasında geçen - tabi daha sonra Maud'un da katılmasıyla birlikte- konuşmalar, varoluşçuluk ve maddecilik konusunda güzel örnekler sunacak. Kitabı okurken aynı soruları kendinize yöneltin. Günün koşturmacası içinde bu tarz sorulara ya da kendimizi sorgulamaya vakit bulamayabiliyoruz. Hem düşünsel bir yapıt hem de nefis bir olay örgüsü var. Sanki Van Weyden en yakın arkadaşınız ve bütün olanlardan sonra size başından geçenleri anlatıyor. Harika harika harika...
376 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10 puan
Jack London çoğu eseri ile kendisine hayran bırakan bir yazar. Adem'den Önce olsun Yıldız Gezgini olsun Martin Eden olsun. Bu sefer ise çok farklı ve etkileyici bir karakteri koyuyor önümüze. Wolf Larsen...

İnceleme Videosu: https://youtu.be/v0XPOjY-_pQ

Deniz Kurdu denizin ortasında başlayan bir hikaye... Ana karakterlerimizden birisi olan Humphrey Van Weyden baba parası yiyen, burjuva sınıf, elit ve elleri pamuk gibi yumuşacık bir erkek. Tam anlamıyla ana kuzusu yani :D "Beyfendi"nin teki...

İşte! Bu beyfendimiz deniz kazası geçiriyor ve kitabımızın bir diğer karakteri olan Wolf Larsen, Kurt Larsen tarafından kurtarılıyor. Hayalet adlı uskunasına alıyor onu.
WOLF LARSEN, yaratılmış en muazzam karakterlerden birisi...
Nietzsche'nin görse "Aha! Üstinsan bu adam!" diyeceği kişi...
2 metre boyunda ve tek parmağıyla insanları öldürebilecek kadar güçlü...
Vücudunda hiç yağ bulunmayan ve etiyle kemiğiyle her yerinde kas olan adam...
Güçlü, kuvvetli, zeki ve kitap okuyan birisi...
MUAZZAM BİR KARAKTER!

Weyden hayatı kutsallaştıran ve idealist birisi. Larsen ise materyalist ve güçlü olan hayatta kalır der. Tabii Weyden'i uskunasına aldığı için de onu emri altına alır. Zaten Wolf Larsen o kadar güçlü ki istese tüm dünyayı emri altına alır. Sonra da Weyden'i çalıştırmaya başlar. Yıllar yılı baba parası ile geçinmiş ve kendi emeğiyle hiçbir şey yapmamış olan Weyden, hayatta kalabilmek için değişmek zorundadır.
Kat kat kabuk bağlamalı vücuduna ve güçlenmelidir.
Çünkü, Wolf Larsen'in dediği gibi bu hayatta ancak güçlüler hayatta kalır. Ve Weyden'da hayatta kalmak istiyorsa güçlenmelidir.

2 farklı karakterin Hayalet adlı uskunadaki çatışmalarını görürüz. Hayat kutsallaştırılıp romantik hale getirilmeli midir?
Yoksa geçip giden bir şeyden mi ibarettir hayat?
Wolf Larsen mi dersiniz yoksa Weyden mi? Siz hangisini seçersiniz?

Çok güzel bir Jack London eseri olan bi kitabı herkese tavsiye ederim.

Okumak isteyen herkese keyifli okumalar dilerim.
400 syf.
·Beğendi·7/10 puan
Bir hayatta kalma romanı ve bir kitap için yazılan en iyi karakterlerden birisi kurt larsen yani yüksekteki bir insanın yere çakılması eeee hepimizin kaderi bu aynı bir devlet gibi doğar büyür ve ölür evet bir insanda yükselir ama ne kadar yüksekteysek yere çakılmamızda o kadar sert olur misal derler ya kartallar yüksek uçar peki bir kartalın kanadı kırılırsa ne kadar sert yere düşer hiç düşündünüzmü onun için siz siz olun kendinizi yüksekten uçurmayın yoksa yere çakılışınızda o kadar sert olur eee burası dünya hepimize bir gün mezar olacak nice hanlar nice imparatorlar gelip geçmedi mi ne diyor şarkı karnı büyük koca dünya yedin gene doymadınmı sultan süleymana kalmayan dünya sana kalır mı sandın

Evet kitap dünyasının en güzel karakteri kurt larsende kendini denizler imparatoru zannediyor ama genç osmana kalmayan napolyonları yiyen bu hain ve koca dünya bir gün onu da yutuyor o kadar yaptığı işkence ve zalimlik sonunda tek başına kalıp terkediliyor ve bir adada tek başına solup gidiyor imparator demekki ne imiş kötülükte biter zalimlikte biter ve insan bir gül gibi solar gider hepimizin sonu ölüm madem o zaman ben kralım demek yerine kendimizi anka kuşu gibi göreceğimize normal bir insan olalım ki yere düşerken bir kral gibi sert değil normal bir insan gibi hafif bir şekilde düşelim

Evet kurt larsen zalim bir deniz amirali şehvet kibir zulüm yani bütün hayvani duygulara sahip ama her zalim gibi sonu hüsran oluyor tayfası tarafından terkediliyor ve zalim kurt bir adaya sürüklenip koskoca denizler kralı bir kuru ekmeğe muhtaç hale geliyor evet her zalim cezasını mutlak görecektir kimi zaman zalimin cezasını zayıf bir insan kimi zamanda ilahi adalet verecektir ve her insanın mutlaka kuru bir ekmeğe muhtaç hale gelecektir

Jack landon güzel bir roman değil çok iyi bir karakter yazmış o da kurt larsen denizi denizle savaşı çok güzel yazmış bu kitabın en sevdiğim tarafı oldu kitabın en nefret ettiğim tarafı keşke hiç olmasaydı dediğim yanı ise şu oldu evet böyle bir kitap aşk romanına dönüşmemeliydi sonu bir pembe dizi gibi bitmemeliydi van vayden hiç aşık olmamalıydı denizlen savaş denizde romantizme dönüşmemeliydi ama genede jack landondan süper bir karakter kurt larsen süper denizlen savaş tasvirleri ve bunların hatrına okunması gereken güzel bir kitap
376 syf.
·5 günde·8/10 puan
Ve yeni bir Jack London kitabı daha.Katıldığım okuma etkinliği ve Jack London hayranlığımdan dolayı satın aldığım bir kitap.Okumak bugüne nasip oldu.Dün gece başladım bu gün bitirdim.Öncelikle kitaba başladığınızda ilk bir 50 sayfa okuyun derim.Yani çoğu kitap için geçerli bence bu.Yoksa ilk başladığınızda kitap akıcılık kazanmazsa sıkılabilirsiniz.Bu kitapta aynı şekilde.

Kitap: Martinez gemisinde yolculuk yapan Humphrey van Weyden deniz kazasından sağ kurtulur ve Hayalet adlı bir uskuna tarafından kurtarılır.Ve orada çoğunlukla kitabın 2 ana karakterinden biri olan Wolf Larsen ile tanışır.Ve burada olaylar biraz felsefe ağırlıklı ilerler.Yani Wolf Larsen’ın yaşama bakış açısı gibisinden.
Gelelim benim yorumuma;

-Kitap akıcı bana göre ve sürükleyici bir konusu var.Ve birkaç deniz terimi dışında ağır bir dili de yok.

-Karakterler özgün ve muhteşem.Yani Wolf Larsen’a hayran kalmamak elde değil.Ve bu karakterimizin kendine has özellikleri var.Mesela ahlak yoksunu.Yani doğruluk diye bir kavramı yok.Kendinin en güçlü olduğu yerde kendisinin yaptığı her hareketi doğru görüyor.

-Yazarın betimlemeleri çok güzel.Yanı sanki hissediyorsunuz olayları.

-Ve ben okurken iyice felsefe merakım arttı.İdealizm,materyalizm,anarşizm gibi kavramlar ilgimi çekti.Felsefeye başlamam için bildiğiniz kitap varsa önerebilirsiniz:)

-Her zaman ki Jack London gibi kitap.Sizi içine çekiyor resmen.

-Ve bir konuda şu.Larsen hayatta kendini hamur mayası olarak görüyor.Ama büyük maya.Çünkü o uskunanın efendisi o ve en güçlüsü de.Yani istese oradaki tayfaları öldürebilir ve hiçbir rahatsızlık duymaz.Çünkü bir amacı yok.Ahlak kavramından yoksun,yani erdem diye bir şeyde yok.Ve korkusuz.Çünkü yaşam onun gözünde değersiz.Dünyada milyarlarca insan var ve bir insanın hayatı hiç önemli değil ona göre.
ALINTILAR
Eğer ben ölümsüzsem niye?
-Duraksadım .İdealizmimi bu adama nasıl açıklayabilirdim?Hissedilen bir şeyi,uykuda işitilen müzik nağmelerine benzeyen bir şeyi,inandırıcı olmakla birlikte sözün bittiği yerin ötesine geçmiş bir şeyi nasıl söze dökebilirim?(49)
********************
Yaşamın kargaşası olduğuna inanıyorum.Diye karşılık verdim.Ekmek mayası gibi devinen ve bir dakikalığına,bir saatliğine ,bir yıllığına ya da yüz yıllığına devinen,ama sonunda devinmeyi bırakacak bir şey,bir maya gibi.Devinmeyi sürdürebilsin diye büyük küçüğü yer,gücünü yitirmesin diye güçlü zayıfı yer.En fazlasını şanslı olan yer.en uzunda o devinir,işte o kadar.(49)
Neyse tam duygularımı aktaramadım ama kitabı okuyun bence.Düşündürüyor…Jack London okumayı da unutmayın bu arada:) ESEN KALIN!
376 syf.
·4 günde·8/10 puan
Kitap için karmaşık düşüncelerim var. Wolf Larsen ile çok dominant, acımasız bir karakter çizmiş bize Jack London.
Gemi kazası sonucu kendisini Wolf Larsen'in gemisinde bulan Humphrey Van Weyden'in manevi değişimini gözlemliyoruz kitap boyunca. "Hayalet" isimli gemide zorla alıkonulan karakterimiz; dengesiz, vahşi, kafasına estiğini yapmakta çekinmeyen ve bunun nedenleri ya da sonuçları hakkında bir dakika dahi düşünmeyen kaptan Larsen'in elinde oyuncak olur. Kaptanın vahşiliği ve bağışlamazlığı başlarda kanını donduruken, hayatta kalmak için kaptanın kurallarına göre oynaması gerektiğini öğrenir.

Van Weyden gemide geçirdiği zaman boyunca yavaş yavaş bir hanım evladı olmaktan çıkarak, emek insanına dönüşür. Hayatı boyunca başkaları tarafından desteklenmiştir ve bu gemide yaşadıklarından sonra kendi ayakları üzerinde durmayı öğrenecektir.Kendi benliğinden farklı bir benliğe bürünmeye başlar farkında olmadan, çünkü kaptan Larsen'e göre zayıf olanlar ezilmeye mahkumdur ve hayatta kalamaz. Ona göre bu yaşamın gerçeğidir. Bu düşüncesini dile getirdiğinde Van Weyden kaptana "Darwin'i okumuşsunuz." der. Yani Wolf Larsen bunu yaşamın özü olarak görür ve yaptığı acımasızlıkların bahanesi budur bir nevi. Bu düşüncesinin doğruluğunu Van Weyden'e kanıtlamak istercesine de sürekli oyunlar yaratır ve dayanıklılığını ölçer. Hatta bir nevi Van Weyden’in güçlenmesinden keyif duyar. Van Weyden ise kaptanın himayesinde hayatta kalabilmek için güçlü olmak zorundadır.
Kitap tanıtımında Wolf Larsen’in üst insanı yansıttığı yazılıdır. Kaptan hem güçlü kuvvetli, vücudunda hiç yağ olmayan, kaslı bir adam olarak betimlenmiş,hem de okuyup araştıran, insan psikolojisini çözmüş bir adam olarak tanıtılmış. Küçük şeyler psikolojisi kısmı müthişti mesela.
Van Weyden ve Wolf Larsen’in bir düşünce ya da yazar hakkında fikir tartışması yaptığı kısımlar ve Van Weyden’in verdiği ölüm kalım savaşı çok iyi olmakla birlikte o kadar çok gemicilik terimi vardı ki okurken epey sıkıldım bir ara. Kitabın sonlarına doğru adadan gitmek için gemiyi tamir ettikleri kısımda verdiği o kadar detay yerine “Ecel Larsen” ya da “Hayalet”in mürettebatının akıbeti hakkında biraz daha detay okumak daha keyifli olabilirdi. İkinci baygınlık veren konu da Van Weyden ve kadın karakterin arasında bir şey olacağı belliyken konunun sürekli uzaması oldu. Etrafından dolanıp dolanıp konuya bir türlü giremedi. Karakterlere sürekli hadi sadede gelin artık bu ne yerli diziye döndürdünüz diye bağırmak istedim.:)) (Ben olsam Larsen ve kadının arasını yapar, kadını biraz ikilemde bırakır Van Weyden’e biraz daha eziyet çektirirdim Larsen tarafından. :) Bir de bu yönden test ederdim psikolojisini. =P ) Kısacası kendi görüşümce güzel konu, sağlam başlayıp zayıf biten kurgu ve yeteri kadar okuyucuya geçirilemeyen duygular kapsayan bir kitap okudum. Tartışılacak pek çok konu içeriyor elbette ve Perşembe akşamı 1k Bursa Okuma Grubu ile kitabı masaya yatırmayı planlıyoruz. :)
376 syf.
·3 günde·8/10 puan
Jack London'dan beşinci kitabımı da okudum. Bursa okuma grubuna ve Yadigar Hoca'ya teşekkürler.

Jack London denilince genelde ilkokul ve eskiden ortaokul derlerdi :) akla genelde Beyaz Diş ve Vahşetin Çağrısı gelir. Ama benim aklıma ilk önce Martin Eden gelir çünkü okumaya başladığım zamanlarda onunla tanışmam beni kitaba yönlendiren, heveslendiren ve azimlendiren bir eserdir. Neyse biz Deniz Kurdu'na dönelim.

Bu kitabında ise Denizcilik üzerine artık ver Allah ver yapmış. Zaten yine Martin Eden'de bundan söz ediyor. O kadar çok denizlerde yaşamış ve denizler üzerine yazılar yazmış ki sanırım bu kitabı da deniz üzerine en fazla okunan eseri.

Denizde nasıl yaşanır, yardımlaşma nedir ? Görev bölümü ve denizcilik terimlerini çok iyi öğreneceğiniz bir eser. Deniz Kurdu derken gerçek bir deniz kurdunun nasıl bir hiyerarşi ve vahşice yönetim biçimini de öğreneceksiniz.

Kitap ilk başlarda yine o güzel Jack London betimlemeleri ve yaşama üzerine güzel kurgu ve felsefeleri ile başladı. Denizin acımasızlığı, kararlılık ve yüreklilik kavramları, yaşamın devinimi ve ölümsüzlük felsefesi. Ömer Hayyam'dan atıfta bulunmalar ve onun yaşama felsefesi, kapital düzene eleştiri, iş ahlakı ve prensibi bu konular gerçekten güzeldi. Diğerkamlık yani ( Diğerkâmlık veya altrüizm, “başkalarının yararını da kendi yararı kadar gözetme” ya da “diğer insanlara maddi veya manevi kişisel çıkar gözetmeksizin yararlı olmaya çalışma ve 'bencillik karşıtı hareketler'de bulunma” olarak tanımlanır. ) bu söz ve tanımı öylesine güzel olan davranışa atıfta bulunma da harikaydı.

Sonra bir anda romana bir kadın giriyor ve roman bambaşka bir kurguya ve yöne kayıyor. Kadından sonraki kısımlar çok ilgi çekici değil ama hareketlilik ve aksiyon tavan yine. Aşk, kıskançlık derken farklı yöne gidiyor olaylar. Kadınla birlikte kahramanın kaçışı ve birlikte yaşayışı ise pek edebi yönleri olmasa da fok katliamını işlemesi ve yazarlık, editörlük ve basım yayın olarak irdelenmesi hoştu.

Bol kavgalı, işkenceli, benlik savaşı dolu, denizcilik terimleri ve savaşlarıyla bezeli, farklı felsefe ve düşünceleri işleyen, her zaman ki gibi hayvanların gözünden bakan ve onları kişileştiren ayriyeten haklarını savunan bir Jack London romanı.

Benim için ilk 5'imde 4. sırayı aldı. Jack London'u gerçekten Martin Eden'deki otobiyografik anlamındaki kişiliğinden dolayı ayrı bir severim. Tadı gerçekten başkadır. Bu yüzden kesinlikle tavsiye ederim ve iyi okumalar dilerim.
376 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10 puan
Talihsiz bir gemi kazasından sağ çıkmışsınız sonra can yeleğiniz ile sonsuz denizin ortasında oradan oraya savrulup duruyorsunuz, bundan kötüsü ne mi olabilir, Kaptan Wolf Larsen'in gemisi tarafından kurtarılıp ayak basmanızdır bu gemiye elbette, bunun sebebini şimdi burada yazamıyorum fakat hikaye kahramanımız ziyadesiyle rahat hayatından sonra kötülüğün ve zulmün kol gezdiği bir gemide, zor şartlar altında çalışmak durumunda kalır, bu durum zamanla onu farkında oluş ve dönüşüm süreci olacaktır. Serüvenli ve fevkalâde sürükleyici bu hikayede; hayatın ve ölümün anlamları-kıymetleri gibi muhtelif felesefe konularına değinildiğini göreceksiniz. Bütün zalimliklerine rağmen Kaptan'ı da seveceksiniz.
Her yönüyle bir baş yapıt olduğunu söyleyebildiğim bu Jack London romanını okumadan geçmeyiniz derim. Okuduktan sonra düşünecek bir çok şeyiniz olacak...
Keyifli okumlar...
319 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Üslup bakımından rahat okunan denizci ve doğa romanıydı. Zengin bir beyefendi olan Humphrey arkadaşını ziyarete giderken gemisi batar. Kazadan kurtulsa da okyanusun ortasında tam ümidini yitirmisken fok avına çıkmış bir gemiye rastlar ve kurtulur. Geminin kaptanı Wolf Larsen kaba ve çok güçlü olduğundan herkese kök söktürür. Humphrey zekâsıyla kaptan yardımcılığına kadar yukselir. Kaptan ve Humphrey iki farklı karakterdir ve bunun çatışmasını dile getirmiştir. Ben beğenerek ve yaşayarak okudum. Hırçın dalgalarda ve soğuk sularda bende mücadele ettim. Okyanusun ortasında hayatta kalma mücadelesi çok güzel anlatılmış.
376 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
Mükemmel bir Jack London eseri daha okudum. Hayal dünyası aşırı güzel London'un. Eserlerindeki kurgu büyülüyor beni. Denizcilikten anlamam, yüzme bile bilmem ama bu kitabı bir denizci gibi bir çırpıda okudum. Mutlaka okuyun.
“bugünlerde insanlar öyle bir hale geldiler ki artık yaşama kapasiteleri sahip oldukları paraya göre belirleniyor.”
“kardeşim yaşama kafa yormayı bir yana bıraktığı için çok mutludur. hakkında düşünemeyecek kadar yaşamakla meşgul. benim hatam ise bir kere kitapların kapağını açmış olmak.”
“insanın yaşamında her şeye değecek, bu uğurda ölmekten kaçınmayacağı bir şeye yol açacaksa, sevmek, sevilmekten daha iyi ve güzeldir.”

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Deniz Kurdu
Baskı tarihi:
Mart 2014
Sayfa sayısı:
376
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053320883
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Sea-Wolf
Çeviri:
Fadime Kahya
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Jack London'ın bütün eserlerine bir simgeci natüralizm örneği olan Deniz Kurdu ile devam ediyoruz. Varlıklı bir aileden gelen Humphrey Van Weyden, geçirdiği deniz kazasının ardından Hayalet adlı uskunanın kaptanı Wolf Larsen tarafından kurtarılır. Barışçıl bir "beyefendi" olarak, iradesi dışında Larsen'in hizmetine girmesiyle kendini şiddet dolu "gerçek dünya"da bulacak; bu deneyim onu elitist bir entelektüelden, cesur bir eylem adamına dönüştürecektir.

Van Weyden'la Larsen arasındaki çatışma, yalnızca zayıf olanın ezildiği bir dövüş değil, bir fikir savaşıdır aynı zamanda. Hayatı "kutsal" olarak gören Van Weyden'ın idealizmiyle, var olmak dışında bir kaygı taşımayan Wolf Larsen'in materyalizmi arasındaki karşıtlık roman boyunca yinelenirken, Deniz Kurdu'nu farklı düzeylerde okunabilecek bir yapıt haline getirir. Ancak, London'ın en büyük başarısı hiç kuşkusuz ustalıkla geliştirip ete kemiğe büründürdüğü unutulmaz Wolf Larsen karakteridir. Nietzsche'nin "üstinsan" kavramını anıştıran Wolf Larsen, Ambrose Bierce'in de dikkat çektiği gibi, bir yazarın yaratabileceği en muazzam karakterlerden biridir...
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 2.074 okur

  • Commodore
  • Fatma Kandemir
  • Yakup Oflar
  • Damla kızıltaş
  • Zeynel Kocamış
  • Şenol
  • KÜBRA MUTLU
  • Deniz Altun
  • Nil Merdanoğlu
  • Hülya Dumanoğlu

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%4.3
13-17 Yaş
%1.8
18-24 Yaş
%24.5
25-34 Yaş
%28.2
35-44 Yaş
%28.2
45-54 Yaş
%9.8
55-64 Yaş
%1.8
65+ Yaş
%1.2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%38.3
Erkek
%61.7

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%20.2 (142)
9
%20.5 (144)
8
%20 (141)
7
%11.2 (79)
6
%1.8 (13)
5
%0.9 (6)
4
%0.6 (4)
3
%0.1 (1)
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları