Deniz Kurdu - Kısaltılmış Metin

·
Okunma
·
Beğeni
·
13505
Gösterim
Adı:
Deniz Kurdu - Kısaltılmış Metin
Baskı tarihi:
Şubat 2018
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053329916
Çeviri:
Bülent O. Doğan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Zengin bir beyefendi olan Humphrey Van Weyden arkadaşını ziyarete giderken bindiği gemi batar. Kazadan kurtulur, ama denizin ortasında tek başına kalmıştır. Artık umutsuzluğa kapıldığı sırada fok avına çıkmış bir gemiye rastlar ve kurtarılır. Ancak karaya çok yakın olduğu hâlde geminin kaptanı adama ihtiyacı olduğunu ve onu tayfa olarak çalıştıracağını söyler. Kaptan çok zeki, acımasız ve tehlikeli bir adamdır ve onları şaşırtıcı bir macera beklemektedir.
414 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Öncelikle bu kitabı okurken sadece bir konu bulmayacaksınız inanın size çok şey katacak ve bir sürü yeni şey öğreneceksiniz. Kurt Larsen ve Van Weyden arasında geçen - tabi daha sonra Maud'un da katılmasıyla birlikte- konuşmalar, varoluşçuluk ve maddecilik konusunda güzel örnekler sunacak. Kitabı okurken aynı soruları kendinize yöneltin. Günün koşturmacası içinde bu tarz sorulara ya da kendimizi sorgulamaya vakit bulamayabiliyoruz. Hem düşünsel bir yapıt hem de nefis bir olay örgüsü var. Sanki Van Weyden en yakın arkadaşınız ve bütün olanlardan sonra size başından geçenleri anlatıyor. Harika harika harika...
376 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
Jack London çoğu eseri ile kendisine hayran bırakan bir yazar. Adem'den Önce olsun Yıldız Gezgini olsun Martin Eden olsun. Bu sefer ise çok farklı ve etkileyici bir karakteri koyuyor önümüze. Wolf Larsen...

İnceleme Videosu: https://youtu.be/v0XPOjY-_pQ

Deniz Kurdu denizin ortasında başlayan bir hikaye... Ana karakterlerimizden birisi olan Humphrey Van Weyden baba parası yiyen, burjuva sınıf, elit ve elleri pamuk gibi yumuşacık bir erkek. Tam anlamıyla ana kuzusu yani :D "Beyfendi"nin teki...

İşte! Bu beyfendimiz deniz kazası geçiriyor ve kitabımızın bir diğer karakteri olan Wolf Larsen, Kurt Larsen tarafından kurtarılıyor. Hayalet adlı uskunasına alıyor onu.
WOLF LARSEN, yaratılmış en muazzam karakterlerden birisi...
Nietzsche'nin görse "Aha! Üstinsan bu adam!" diyeceği kişi...
2 metre boyunda ve tek parmağıyla insanları öldürebilecek kadar güçlü...
Vücudunda hiç yağ bulunmayan ve etiyle kemiğiyle her yerinde kas olan adam...
Güçlü, kuvvetli, zeki ve kitap okuyan birisi...
MUAZZAM BİR KARAKTER!

Weyden hayatı kutsallaştıran ve idealist birisi. Larsen ise materyalist ve güçlü olan hayatta kalır der. Tabii Weyden'i uskunasına aldığı için de onu emri altına alır. Zaten Wolf Larsen o kadar güçlü ki istese tüm dünyayı emri altına alır. Sonra da Weyden'i çalıştırmaya başlar. Yıllar yılı baba parası ile geçinmiş ve kendi emeğiyle hiçbir şey yapmamış olan Weyden, hayatta kalabilmek için değişmek zorundadır.
Kat kat kabuk bağlamalı vücuduna ve güçlenmelidir.
Çünkü, Wolf Larsen'in dediği gibi bu hayatta ancak güçlüler hayatta kalır. Ve Weyden'da hayatta kalmak istiyorsa güçlenmelidir.

2 farklı karakterin Hayalet adlı uskunadaki çatışmalarını görürüz. Hayat kutsallaştırılıp romantik hale getirilmeli midir?
Yoksa geçip giden bir şeyden mi ibarettir hayat?
Wolf Larsen mi dersiniz yoksa Weyden mi? Siz hangisini seçersiniz?

Çok güzel bir Jack London eseri olan bi kitabı herkese tavsiye ederim.

Okumak isteyen herkese keyifli okumalar dilerim.
376 syf.
·4 günde·8/10
Kitap için karmaşık düşüncelerim var. Wolf Larsen ile çok dominant, acımasız bir karakter çizmiş bize Jack London.
Gemi kazası sonucu kendisini Wolf Larsen'in gemisinde bulan Humphrey Van Weyden'in manevi değişimini gözlemliyoruz kitap boyunca. "Hayalet" isimli gemide zorla alıkonulan karakterimiz; dengesiz, vahşi, kafasına estiğini yapmakta çekinmeyen ve bunun nedenleri ya da sonuçları hakkında bir dakika dahi düşünmeyen kaptan Larsen'in elinde oyuncak olur. Kaptanın vahşiliği ve bağışlamazlığı başlarda kanını donduruken, hayatta kalmak için kaptanın kurallarına göre oynaması gerektiğini öğrenir.

Van Weyden gemide geçirdiği zaman boyunca yavaş yavaş bir hanım evladı olmaktan çıkarak, emek insanına dönüşür. Hayatı boyunca başkaları tarafından desteklenmiştir ve bu gemide yaşadıklarından sonra kendi ayakları üzerinde durmayı öğrenecektir.Kendi benliğinden farklı bir benliğe bürünmeye başlar farkında olmadan, çünkü kaptan Larsen'e göre zayıf olanlar ezilmeye mahkumdur ve hayatta kalamaz. Ona göre bu yaşamın gerçeğidir. Bu düşüncesini dile getirdiğinde Van Weyden kaptana "Darwin'i okumuşsunuz." der. Yani Wolf Larsen bunu yaşamın özü olarak görür ve yaptığı acımasızlıkların bahanesi budur bir nevi. Bu düşüncesinin doğruluğunu Van Weyden'e kanıtlamak istercesine de sürekli oyunlar yaratır ve dayanıklılığını ölçer. Hatta bir nevi Van Weyden’in güçlenmesinden keyif duyar. Van Weyden ise kaptanın himayesinde hayatta kalabilmek için güçlü olmak zorundadır.
Kitap tanıtımında Wolf Larsen’in üst insanı yansıttığı yazılıdır. Kaptan hem güçlü kuvvetli, vücudunda hiç yağ olmayan, kaslı bir adam olarak betimlenmiş,hem de okuyup araştıran, insan psikolojisini çözmüş bir adam olarak tanıtılmış. Küçük şeyler psikolojisi kısmı müthişti mesela.
Van Weyden ve Wolf Larsen’in bir düşünce ya da yazar hakkında fikir tartışması yaptığı kısımlar ve Van Weyden’in verdiği ölüm kalım savaşı çok iyi olmakla birlikte o kadar çok gemicilik terimi vardı ki okurken epey sıkıldım bir ara. Kitabın sonlarına doğru adadan gitmek için gemiyi tamir ettikleri kısımda verdiği o kadar detay yerine “Ecel Larsen” ya da “Hayalet”in mürettebatının akıbeti hakkında biraz daha detay okumak daha keyifli olabilirdi. İkinci baygınlık veren konu da Van Weyden ve kadın karakterin arasında bir şey olacağı belliyken konunun sürekli uzaması oldu. Etrafından dolanıp dolanıp konuya bir türlü giremedi. Karakterlere sürekli hadi sadede gelin artık bu ne yerli diziye döndürdünüz diye bağırmak istedim.:)) (Ben olsam Larsen ve kadının arasını yapar, kadını biraz ikilemde bırakır Van Weyden’e biraz daha eziyet çektirirdim Larsen tarafından. :) Bir de bu yönden test ederdim psikolojisini. =P ) Kısacası kendi görüşümce güzel konu, sağlam başlayıp zayıf biten kurgu ve yeteri kadar okuyucuya geçirilemeyen duygular kapsayan bir kitap okudum. Tartışılacak pek çok konu içeriyor elbette ve Perşembe akşamı 1k Bursa Okuma Grubu ile kitabı masaya yatırmayı planlıyoruz. :)
376 syf.
·3 günde·8/10
Jack London'dan beşinci kitabımı da okudum. Bursa okuma grubuna ve Yadigar Hoca'ya teşekkürler.

Jack London denilince genelde ilkokul ve eskiden ortaokul derlerdi :) akla genelde Beyaz Diş ve Vahşetin Çağrısı gelir. Ama benim aklıma ilk önce Martin Eden gelir çünkü okumaya başladığım zamanlarda onunla tanışmam beni kitaba yönlendiren, heveslendiren ve azimlendiren bir eserdir. Neyse biz Deniz Kurdu'na dönelim.

Bu kitabında ise Denizcilik üzerine artık ver Allah ver yapmış. Zaten yine Martin Eden'de bundan söz ediyor. O kadar çok denizlerde yaşamış ve denizler üzerine yazılar yazmış ki sanırım bu kitabı da deniz üzerine en fazla okunan eseri.

Denizde nasıl yaşanır, yardımlaşma nedir ? Görev bölümü ve denizcilik terimlerini çok iyi öğreneceğiniz bir eser. Deniz Kurdu derken gerçek bir deniz kurdunun nasıl bir hiyerarşi ve vahşice yönetim biçimini de öğreneceksiniz.

Kitap ilk başlarda yine o güzel Jack London betimlemeleri ve yaşama üzerine güzel kurgu ve felsefeleri ile başladı. Denizin acımasızlığı, kararlılık ve yüreklilik kavramları, yaşamın devinimi ve ölümsüzlük felsefesi. Ömer Hayyam'dan atıfta bulunmalar ve onun yaşama felsefesi, kapital düzene eleştiri, iş ahlakı ve prensibi bu konular gerçekten güzeldi. Diğerkamlık yani ( Diğerkâmlık veya altrüizm, “başkalarının yararını da kendi yararı kadar gözetme” ya da “diğer insanlara maddi veya manevi kişisel çıkar gözetmeksizin yararlı olmaya çalışma ve 'bencillik karşıtı hareketler'de bulunma” olarak tanımlanır. ) bu söz ve tanımı öylesine güzel olan davranışa atıfta bulunma da harikaydı.

Sonra bir anda romana bir kadın giriyor ve roman bambaşka bir kurguya ve yöne kayıyor. Kadından sonraki kısımlar çok ilgi çekici değil ama hareketlilik ve aksiyon tavan yine. Aşk, kıskançlık derken farklı yöne gidiyor olaylar. Kadınla birlikte kahramanın kaçışı ve birlikte yaşayışı ise pek edebi yönleri olmasa da fok katliamını işlemesi ve yazarlık, editörlük ve basım yayın olarak irdelenmesi hoştu.

Bol kavgalı, işkenceli, benlik savaşı dolu, denizcilik terimleri ve savaşlarıyla bezeli, farklı felsefe ve düşünceleri işleyen, her zaman ki gibi hayvanların gözünden bakan ve onları kişileştiren ayriyeten haklarını savunan bir Jack London romanı.

Benim için ilk 5'imde 4. sırayı aldı. Jack London'u gerçekten Martin Eden'deki otobiyografik anlamındaki kişiliğinden dolayı ayrı bir severim. Tadı gerçekten başkadır. Bu yüzden kesinlikle tavsiye ederim ve iyi okumalar dilerim.
376 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Talihsiz bir gemi kazasından sağ çıkmışsınız sonra can yeleğiniz ile sonsuz denizin ortasında oradan oraya savrulup duruyorsunuz, bundan kötüsü ne mi olabilir, Kaptan Wolf Larsen'in gemisi tarafından kurtarılıp ayak basmanızdır bu gemiye elbette, bunun sebebini şimdi burada yazamıyorum fakat hikaye kahramanımız ziyadesiyle rahat hayatından sonra kötülüğün ve zulmün kol gezdiği bir gemide, zor şartlar altında çalışmak durumunda kalır, bu durum zamanla onu farkında oluş ve dönüşüm süreci olacaktır. Serüvenli ve fevkalâde sürükleyici bu hikayede; hayatın ve ölümün anlamları-kıymetleri gibi muhtelif felesefe konularına değinildiğini göreceksiniz. Bütün zalimliklerine rağmen Kaptan'ı da seveceksiniz.
Her yönüyle bir baş yapıt olduğunu söyleyebildiğim bu Jack London romanını okumadan geçmeyiniz derim. Okuduktan sonra düşünecek bir çok şeyiniz olacak...
Keyifli okumlar...
376 syf.
·2 günde·9/10
Yazarın romanda yazdıklarına benzer bir macerayı gerçek hayatında yaşamış olması, bu eserin bende bıraktığı etkiyi artırıyor. Romanı okurken karakterlere ve betimlemelere kendinizi o kadar çok kaptırıyorsunuz ki, San Francisco Körfezi'nden Japonyo'ya oradan da Bering Boğazı'na doğru uzanan bu hikayenin bir parçası oluyorsunuz.
376 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Mükemmel bir Jack London eseri daha okudum. Hayal dünyası aşırı güzel London'un. Eserlerindeki kurgu büyülüyor beni. Denizcilikten anlamam, yüzme bile bilmem ama bu kitabı bir denizci gibi bir çırpıda okudum. Mutlaka okuyun.
376 syf.
·7/10
Yazarın hayatı göz alındığında kitap sanki yazarın bir otobiyografisi gibi gözüküyor... Denizi ne kadar çok sevdiği hatta buna doğayı diye genelleme yapalım eserlerinde çoklukla görüyoruz..
400 syf.
·7/10
Alt metinleriyle insanı düşünmeye iten ve akıcı olmasinin verdiği güzellikle okurken kendinizi denizde hissedeceğiniz bir kitap.Betimlemelerin bu kadar ayrıntılı olmasıda olayların içinde siz de yaşıyormuşsunuz hissi veriyor.
376 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Jack London en beğendiğim yazarlar içinde rahat ilk beşe girecek birisi. Beni en çok etkilediği kitabı Martin Eden olmuştu. Ondan sonra her kitabını gözüm kapalı okurum. Bu kitapta da özgün bir karakter olan Wolf Larsen'i yaratmış. Öyle bir karakter ki insan gerçekten hayran olmadan edemiyor.
376 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Van Weyden, Hayalet adlı geminin kaptanı Wolf Larsen tarafından kurtarılır. Barışçıl bir “beyefendi” olarak, iradesi dışında Larsen’in hizmetine girmesiyle kendini şiddet dolu “gerçek dünya”da bulacak; bu deneyim onu elitist bir entelektüelden, cesur bir eylem adamına dönüştürecektir.

Kitap çok sürükleyici ve hayata karşi bakış açınizi değistirecek türden bir kitap.Kesinlikle tavsiye edilir.Dün akşam baslamistim okumaya 3 gunde bitirirm demistim ama daha erkeb bitirdim :) konu icine cekiyor insani.
"Ekin ekmeye giden çiftçileri gözünün önüne getir Hımbıl." dedi.
Tarlaya attıkları tohumlardan bir kısmı taşların ya da ısırgan otların üstüne düşerler ve hiç bir zaman kök salıp yeşeremezler. İşte ben o talihsiz tohumlardan biriyim.
Hoşça kal Kurt Larsen... Senin yaşamaya bağlılığını, kendine özgü dünya görüşünü, her zaman anacağım. Tüm kötülüklerine karşın seni seviyordum.
Unutma... Hayat sadece insanların kendisi için değildir. Herkes kendi hayatının değerini bilmeli, ona göre davranmalıdır. İnsan, kendisini kurtaramadıktan sonra, diğerleri ne yapabilir ki?
"Saçmalama" dedi. "Ne varmış korkacak? Bu korkundan kurtulmalısın. O sana nasıl davranıyorsa, Sen de ona öyle davran, yılgınlık gösterme. Başka seçeneğin yok!
"Burada, bu kötü koşullarda herkes yabanileşmiştir. Ama gene de, bu ortamda gerçek insanlar erdemlerini yitirmemişlerdir. Bunları görebilmeniz yaşamınıza bağlı. Lütfen bunu sağlamaya çalışın kendinize."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Deniz Kurdu - Kısaltılmış Metin
Baskı tarihi:
Şubat 2018
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053329916
Çeviri:
Bülent O. Doğan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Zengin bir beyefendi olan Humphrey Van Weyden arkadaşını ziyarete giderken bindiği gemi batar. Kazadan kurtulur, ama denizin ortasında tek başına kalmıştır. Artık umutsuzluğa kapıldığı sırada fok avına çıkmış bir gemiye rastlar ve kurtarılır. Ancak karaya çok yakın olduğu hâlde geminin kaptanı adama ihtiyacı olduğunu ve onu tayfa olarak çalıştıracağını söyler. Kaptan çok zeki, acımasız ve tehlikeli bir adamdır ve onları şaşırtıcı bir macera beklemektedir.

Kitabı okuyanlar 1.406 okur

  • Tuna Çiftyürek
  • Sjsjsjjd
  • ayleça black
  • Cemile ete
  • Duru Nehir Can
  • İbrahim Enes Yamaç
  • YAĞIZ EREN ASAN
  • f_d
  • Ömer K
  • Baran Bera Öztürk

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%1.5 (7)
9
%0.6 (3)
8
%0.9 (4)
7
%1.1 (5)
6
%0.2 (1)
5
%0.2 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları