Deniz Kurdu - Kısaltılmış Metin

·
Okunma
·
Beğeni
·
5.672
Gösterim
Adı:
Deniz Kurdu - Kısaltılmış Metin
Baskı tarihi:
Şubat 2018
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053329916
Çeviri:
Bülent O. Doğan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Baskılar:
Deniz Kurdu
Deniz Kurdu
Deniz Kurdu - Kısaltılmış Metin
Deniz Kurdu
Deniz Kurdu
Deniz Kurdu
Zengin bir beyefendi olan Humphrey Van Weyden arkadaşını ziyarete giderken bindiği gemi batar. Kazadan kurtulur, ama denizin ortasında tek başına kalmıştır. Artık umutsuzluğa kapıldığı sırada fok avına çıkmış bir gemiye rastlar ve kurtarılır. Ancak karaya çok yakın olduğu hâlde geminin kaptanı adama ihtiyacı olduğunu ve onu tayfa olarak çalıştıracağını söyler. Kaptan çok zeki, acımasız ve tehlikeli bir adamdır ve onları şaşırtıcı bir macera beklemektedir.
Öncelikle bu kitabı okurken sadece bir konu bulmayacaksınız inanın size çok şey katacak ve bir sürü yeni şey öğreneceksiniz. Kurt Larsen ve Van Weyden arasında geçen - tabi daha sonra Maud'un da katılmasıyla birlikte- konuşmalar, varoluşçuluk ve maddecilik konusunda güzel örnekler sunacak. Kitabı okurken aynı soruları kendinize yöneltin. Günün koşturmacası içinde bu tarz sorulara ya da kendimizi sorgulamaya vakit bulamayabiliyoruz. Hem düşünsel bir yapıt hem de nefis bir olay örgüsü var. Sanki Van Weyden en yakın arkadaşınız ve bütün olanlardan sonra size başından geçenleri anlatıyor. Harika harika harika...
Kitap için karmaşık düşüncelerim var. Wolf Larsen ile çok dominant, acımasız bir karakter çizmiş bize Jack London.
Gemi kazası sonucu kendisini Wolf Larsen'in gemisinde bulan Humphrey Van Weyden'in manevi değişimini gözlemliyoruz kitap boyunca. "Hayalet" isimli gemide zorla alıkonulan karakterimiz; dengesiz, vahşi, kafasına estiğini yapmakta çekinmeyen ve bunun nedenleri ya da sonuçları hakkında bir dakika dahi düşünmeyen kaptan Larsen'in elinde oyuncak olur. Kaptanın vahşiliği ve bağışlamazlığı başlarda kanını donduruken, hayatta kalmak için kaptanın kurallarına göre oynaması gerektiğini öğrenir.

Van Weyden gemide geçirdiği zaman boyunca yavaş yavaş bir hanım evladı olmaktan çıkarak, emek insanına dönüşür. Hayatı boyunca başkaları tarafından desteklenmiştir ve bu gemide yaşadıklarından sonra kendi ayakları üzerinde durmayı öğrenecektir.Kendi benliğinden farklı bir benliğe bürünmeye başlar farkında olmadan, çünkü kaptan Larsen'e göre zayıf olanlar ezilmeye mahkumdur ve hayatta kalamaz. Ona göre bu yaşamın gerçeğidir. Bu düşüncesini dile getirdiğinde Van Weyden kaptana "Darwin'i okumuşsunuz." der. Yani Wolf Larsen bunu yaşamın özü olarak görür ve yaptığı acımasızlıkların bahanesi budur bir nevi. Bu düşüncesinin doğruluğunu Van Weyden'e kanıtlamak istercesine de sürekli oyunlar yaratır ve dayanıklılığını ölçer. Hatta bir nevi Van Weyden’in güçlenmesinden keyif duyar. Van Weyden ise kaptanın himayesinde hayatta kalabilmek için güçlü olmak zorundadır.
Kitap tanıtımında Wolf Larsen’in üst insanı yansıttığı yazılıdır. Kaptan hem güçlü kuvvetli, vücudunda hiç yağ olmayan, kaslı bir adam olarak betimlenmiş,hem de okuyup araştıran, insan psikolojisini çözmüş bir adam olarak tanıtılmış. Küçük şeyler psikolojisi kısmı müthişti mesela.
Van Weyden ve Wolf Larsen’in bir düşünce ya da yazar hakkında fikir tartışması yaptığı kısımlar ve Van Weyden’in verdiği ölüm kalım savaşı çok iyi olmakla birlikte o kadar çok gemicilik terimi vardı ki okurken epey sıkıldım bir ara. Kitabın sonlarına doğru adadan gitmek için gemiyi tamir ettikleri kısımda verdiği o kadar detay yerine “Ecel Larsen” ya da “Hayalet”in mürettebatının akıbeti hakkında biraz daha detay okumak daha keyifli olabilirdi. İkinci baygınlık veren konu da Van Weyden ve kadın karakterin arasında bir şey olacağı belliyken konunun sürekli uzaması oldu. Etrafından dolanıp dolanıp konuya bir türlü giremedi. Karakterlere sürekli hadi sadede gelin artık bu ne yerli diziye döndürdünüz diye bağırmak istedim.:)) (Ben olsam Larsen ve kadının arasını yapar, kadını biraz ikilemde bırakır Van Weyden’e biraz daha eziyet çektirirdim Larsen tarafından. :) Bir de bu yönden test ederdim psikolojisini. =P ) Kısacası kendi görüşümce güzel konu, sağlam başlayıp zayıf biten kurgu ve yeteri kadar okuyucuya geçirilemeyen duygular kapsayan bir kitap okudum. Tartışılacak pek çok konu içeriyor elbette ve Perşembe akşamı 1k Bursa Okuma Grubu ile kitabı masaya yatırmayı planlıyoruz. :)
Jack London'dan beşinci kitabımı da okudum. Bursa okuma grubuna ve Yadigar Hoca'ya teşekkürler.

Jack London denilince genelde ilkokul ve eskiden ortaokul derlerdi :) akla genelde Beyaz Diş ve Vahşetin Çağrısı gelir. Ama benim aklıma ilk önce Martin Eden gelir çünkü okumaya başladığım zamanlarda onunla tanışmam beni kitaba yönlendiren, heveslendiren ve azimlendiren bir eserdir. Neyse biz Deniz Kurdu'na dönelim.

Bu kitabında ise Denizcilik üzerine artık ver Allah ver yapmış. Zaten yine Martin Eden'de bundan söz ediyor. O kadar çok denizlerde yaşamış ve denizler üzerine yazılar yazmış ki sanırım bu kitabı da deniz üzerine en fazla okunan eseri.

Denizde nasıl yaşanır, yardımlaşma nedir ? Görev bölümü ve denizcilik terimlerini çok iyi öğreneceğiniz bir eser. Deniz Kurdu derken gerçek bir deniz kurdunun nasıl bir hiyerarşi ve vahşice yönetim biçimini de öğreneceksiniz.

Kitap ilk başlarda yine o güzel Jack London betimlemeleri ve yaşama üzerine güzel kurgu ve felsefeleri ile başladı. Denizin acımasızlığı, kararlılık ve yüreklilik kavramları, yaşamın devinimi ve ölümsüzlük felsefesi. Ömer Hayyam'dan atıfta bulunmalar ve onun yaşama felsefesi, kapital düzene eleştiri, iş ahlakı ve prensibi bu konular gerçekten güzeldi. Diğerkamlık yani ( Diğerkâmlık veya altrüizm, “başkalarının yararını da kendi yararı kadar gözetme” ya da “diğer insanlara maddi veya manevi kişisel çıkar gözetmeksizin yararlı olmaya çalışma ve 'bencillik karşıtı hareketler'de bulunma” olarak tanımlanır. ) bu söz ve tanımı öylesine güzel olan davranışa atıfta bulunma da harikaydı.

Sonra bir anda romana bir kadın giriyor ve roman bambaşka bir kurguya ve yöne kayıyor. Kadından sonraki kısımlar çok ilgi çekici değil ama hareketlilik ve aksiyon tavan yine. Aşk, kıskançlık derken farklı yöne gidiyor olaylar. Kadınla birlikte kahramanın kaçışı ve birlikte yaşayışı ise pek edebi yönleri olmasa da fok katliamını işlemesi ve yazarlık, editörlük ve basım yayın olarak irdelenmesi hoştu.

Bol kavgalı, işkenceli, benlik savaşı dolu, denizcilik terimleri ve savaşlarıyla bezeli, farklı felsefe ve düşünceleri işleyen, her zaman ki gibi hayvanların gözünden bakan ve onları kişileştiren ayriyeten haklarını savunan bir Jack London romanı.

Benim için ilk 5'imde 4. sırayı aldı. Jack London'u gerçekten Martin Eden'deki otobiyografik anlamındaki kişiliğinden dolayı ayrı bir severim. Tadı gerçekten başkadır. Bu yüzden kesinlikle tavsiye ederim ve iyi okumalar dilerim.
Talihsiz bir gemi kazasından sağ çıkmışsınız sonra can yeleğiniz ile sonsuz denizin ortasında oradan oraya savrulup duruyorsunuz, bundan kötüsü ne mi olabilir, Kaptan Wolf Larsen'in gemisi tarafından kurtarılıp ayak basmanızdır bu gemiye elbette, bunun sebebini şimdi burada yazamıyorum fakat hikaye kahramanımız ziyadesiyle rahat hayatından sonra kötülüğün ve zulmün kol gezdiği bir gemide, zor şartlar altında çalışmak durumunda kalır, bu durum zamanla onu farkında oluş ve dönüşüm süreci olacaktır. Serüvenli ve fevkalâde sürükleyici bu hikayede; hayatın ve ölümün anlamları-kıymetleri gibi muhtelif felesefe konularına değinildiğini göreceksiniz. Bütün zalimliklerine rağmen Kaptan'ı da seveceksiniz.
Her yönüyle bir baş yapıt olduğunu söyleyebildiğim bu Jack London romanını okumadan geçmeyiniz derim. Okuduktan sonra düşünecek bir çok şeyiniz olacak...
Keyifli okumlar...
Çok beğenerek okuduğum bir kitap. Hem macera hem kişilikler üzerine betimlemeler hem de güçlü bir anlatımla yaşarcasına okudum diye bilirim. Tavsiye ederim.
Bir deniz kazası ve ardından muazzam bir serüven. Çok yönüyle kendine çeken nefes kesen bir macera.Ama kitabı zirveye taşıyan jack Londan 'ın hayal dünyasında doğup ete kemiğe bürünen kahramanı Wolf Larsen namı diğer Deniz kurdu.
işte tam bu noktada soluklanıp 'ya sen insan mısın?' demek geliyor içimden Jack London'a!
Böyle bir hikayeyi, böyle bir karakteri böyle bir kitabı yazmak için iyi bir yazar olmak yetmez.Bir yazar olmanın ötesinde mükemmel bir gözlemci, tecrübeli bir denizci, akıl mantık kurgusunu arızasız, çelişkisiz başlayıp sonuçlandıracak kadar da üst seviye zeka gerekli.En kaba saba hikaye ve yaşam tarzlarına kadını ve edebiyatı sokuşunda ki nezaket ve letafeti ise ayrıca takdire şayan.
Varlıklı bir aileden gelen Humphrey Van Weyden, geçirdiği deniz kazasının ardından Hayalet adlı uskunanın kaptanı Wolf Larsen tarafından kurtarılır. Barışçıl bir "beyefendi" olarak, iradesi dışında Larsen'in hizmetine girmesiyle kendini şiddet dolu "gerçek dünya"da bulacak; bu deneyim onu elitist bir entelektüelden, cesur bir eylem adamına dönüştürecektir.
Merhaba arkadaşlar. Dilim döndüğünce bahsetmek için çabalayacağım eser Jack London'ın "Deniz Kurdu" isimli eseri olacak.
Araya giren vize haftası gibi bahaneler sebebiyle kitabın bitmesi tamı tamına 2 haftamı aldı.
Aslında bakınca bunda bir etken daha var: Jack London'ın bu kitabında lafı oldukça uzattığı kanaatindeyim.
Bir faciadan kurtarılarak Hayalet isimli gemiye alınan ve Wolf Larsen isimli bir vahşiyle geçirdiği zamanı anlatan Van Weyden isimli bir kitap kurdunun hikayesiyle karşılaşıyoruz.
Hayatları okyanusun ortasında geçen bu insanlar arasında vahşiliğin ve acımasızlığın sınırsız ölçüsü, eserde bir hayli yer alıyor.
Wolf Larsen isimli kaptan her ne kadar cani olsa da aynı zamanda filozofvari bir karakter. Kitapta Van Weyden ile aralarında geçen çeşitli fikri tartışmalarda aslında Jack London kendi zihin yapısını ortaya koyarak onu meşrulaştırıyor.
El bebek gül bebek büyüyen Van Weyden ise başına gelen bu deniz macerasıyla birlikte adım adım hayata atılıp kendi ayakları üstünde durmanın ne demek olduğunun farkına varıyor.
Dediğim gibi kitabın biraz fazla ayrıntıda boğulduğu kanaatindeyim. Bu da kanaatimce kitabın edebi diline zarar vermiş demek mümkün. Orta bölümlerinde biraz sıksa da, son bölümlere doğru meydana gelen aşk macerasıyla birlikte kitap yeni bir soluk kazanıyor. Maud ile birlikte küçük bir adada yaşamaya başlayan Van Weyden'in hikayesinin bu kısmı bize adeta Robinson Crusoe'yu hatırlatıyor.
İnsan üstü bir yaratık olan Wolf Larsen, adım adım hayata atılan Van Weyden'in bu hikayesinde insan ve doğanın mücadelesi de tıpkı Beyaz Diş'te olduğu gibi tüm tazeliğiyle gözler önüne seriliyor.
Ayrıca İş Bankası Kültür Yayınları'nın kusursuz çevirisi de okuma zevkini güzelleştiren ayrı bir etken.
Jack London'ın bu kitabı okunmaya değer bir eser efendim.
"Yaşamın tek değerinin, kendisine biçtiği değer olduğunu biliyor musun?"
Yazar ile "Marten Eden" kitabı ile tanıştım. Bir başarı hikayesi, azim, pes etmeme gibi mesajlar içeren mükemmel bir hikayeydi. Okumadıysanız o da okunması gereken kitaplarından. İlk kitabı referans aldıktan sonra okunurluğu ve sürükleyiciliği iyi olan Jack London'ın bütün kitapları benim için artık okunacaklar arasındadır.
Deniz Kurdu'da çok güzel bir kurgu ile süslenmiş başlangıcı ile bitişi arasındaki duygu farklılıkları çok fazla olan bir kitap. Karakterin başladığı nokta ile finaldeki hali arasında dağlar kadar fark var. Bu değişime şahit olmak inanılmaz bir keyif.
Çok fazla hikaye içeriğine girmeden özetleyecek olursak; talihsiz bir deniz kazası sonucu kendini daha önce yaşamadığı bir deniz hayatı ortasında bulan Humphrey Van ile hayatını denizlere adamış Wolf Larsen arasında geçiyor. İkili arasındaki ilişki, birbirlerine bakış açılarının değişimi sürükleyici hikaye ile sizleri de saracaktır.
Okunması gerekenler listenize eklemelisiniz.
Önce kitaptan unutulmaz cümlelerin alıntısını yapalım:
*Kim bilir belki de o çirkin bedenden güzel bir ruh uçar masmavi göğe
*Siz işte böylesinizdir ölümsüz ruhlardan söz edip sonrada ölmekten korkarsınız.
*Uyur gezer insanlar!
*Güneş arkamda battığında, onun gözleri benim ışığım olmalı,
Sesindeki titreşimler ise, kulağıma gelen en son nağme olmalı...(Dowson)
Şişe cini diyorum Van Weyden'e çünkü içindeki asıl insanı o çıtkırıldım bedenine saklıyor böylece dünyada özgür değil. O şişeyi ovalayıp cini serbest bırakacak olağan dışı biri lazımdı ki ben o kişiye hayran kaldım.
Kitap adı: Deniz Kurdu
Orijinal adı: The Sea Wolf
Yazar: Jack London
Çeviri: Fadime Kahya
Yayınevi: İş Bankası Kültür Yayınları / Modern Klasikler Dizisi
Sayfa: 367

Jack London ile elden bırakılamayan bir macera daha. Bu kez denizdeyiz daha doğrusu okyanusta. Berbat bir Kurt kaptanımız var. Yine Kurt var yani ama bu kez iki ayaklı. Nasıl bittiğini bilemeyeceğiniz, sürükleyici, etkileyici ve yaşanılası bir kitaptır Deniz Kurdu. İçten bir üslup ile anlatır anlatacağını, sanki gözümün önündeymiş her şey gibi okurum. O denli dolu ve yoğundur yaşattığı hisler, sanki beynimde canlanır tüm detayları.

Bu sefer İnsanlar yetmiyormuş gibi bir de deniz ile boğuşuruz. Tam kurtulduk sanırken bir anda daha da bir belaya batarız gelen gemi ile. Fok avlayan gemi, bir anda karakterimizin yaşamını ve hayallerini de avlar. Tanıştığımız bu gemi personelinin kaptanı Kurt Larsen adı gibi kurt değildir. Aslında kurttur ama vahşi yaşamda o kadar kötü bir kurt yaşamaz diye düşünürüz. Bazen hak veririz Kurt’a bazen öldürmek isteriz. Kafamız karışık devam eder Kurt ile ilgili.

Sonra bir yolcu daha gelir. Ama bu kez güzel bir kadın çıkarır karşımıza denizler. Karışık olan kafamızı daha da karıştırır. Sadece bizim değil, gemide ki tüm kafalar karışır. Sonra bu karışan kafalardan farklı sesler, farklı düşünceler çıkmaya başlar. İsyan bayrağının çekilmesine çok az kalmıştır artık. Taraflar zaten bellidir. Geriye bir tek kıvılcım kalmıştır. O kıvılcımın çıkmasına ramak kalmıştır.

İyi okumalar.
Elden bırakılamayan bir doğa macerası... Deniz Kurdu ile yine bir zor zamandayız. Doğa ile baş başa sayılırız. Bu kez zorluklara zorluk ekleyen doğa ana deniz olarak karşımıza çıkar. İnsanlar yetmiyormuş gibi bir de deniz ile boğuşuruz. Tam kurtulduk sanırken bir anda daha da bir belaya batarız gelen gemi ile. Fok avlayan gemi, bir anda karakterimizin yaşamını ve hayallerini de avlar. Tanıştığımız bu gemi personelinin kaptanı Kurt Larsen adı gibi kurt değildir. Aslında kurttur ama vahşi yaşamda o kadar kötü bir kurt yaşamaz diye düşünürüz. Bazen hak veririz Kurt’a bazen öldürmek isteriz. Kafamız karışık devam eder Kurt ile ilgili.

Sonra bir yolcu daha gelir. Ama bu kez güzel bir kadın çıkarır karşımıza denizler. Karışık olan kafamızı daha da karıştırır. Sadece bizim değil, gemide ki tüm kafalar karışır. Sonra bu karışan kafalardan farklı sesler, farklı düşünceler çıkmaya başlar. İsyan bayrağının çekilmesine çok az kalmıştır artık. Taraflar zaten bellidir. Geriye bir tek kıvılcım kalmıştır. O kıvılcımın çıkmasına ramak kalmıştır.
Devamı için kitabı okumalısınız.
Sarhoşları seyreden ayık bir adam gibiyim. Ve büyük bir tutkuyla ben de sarhoş olmayı diliyorum.
Jack London
Sayfa 261 - Bordo Siyah
Bir topluluğun kapıldığı panik, insanın yalnız başınayken kapıldığı panik kadar korkunç değildir.
Jack London
Sayfa 22 - Bordo Siyah
"Bu kadar küçük bir şeyle canını sıkma. Zamanla bu tür şeylere alışacaksın. Seni bir zaman topallatabilir, ama eninde sonunda yürümeyi öğreneceksin."
Jack London
Sayfa 38 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Insan doğuştan kumarbazdır ve hayat, en büyük paradır. Kaybetme riski ne kadar artarsa, heyecan da o kadar artar.
Jack London
Sayfa 177 - Bordo Siyah
Yaşarken insanın emek vermesi ve sonra da karşılığını alamaması ölümden de beterdir.
Jack London
Sayfa 260 - Bordo Siyah
Denizin hırçın olması gibi, dünya da vahşetle doludur. Kimini deniz hasta eder, kimini dünya.
Jack London
Eğitim Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Deniz Kurdu - Kısaltılmış Metin
Baskı tarihi:
Şubat 2018
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053329916
Çeviri:
Bülent O. Doğan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Baskılar:
Deniz Kurdu
Deniz Kurdu
Deniz Kurdu - Kısaltılmış Metin
Deniz Kurdu
Deniz Kurdu
Deniz Kurdu
Zengin bir beyefendi olan Humphrey Van Weyden arkadaşını ziyarete giderken bindiği gemi batar. Kazadan kurtulur, ama denizin ortasında tek başına kalmıştır. Artık umutsuzluğa kapıldığı sırada fok avına çıkmış bir gemiye rastlar ve kurtarılır. Ancak karaya çok yakın olduğu hâlde geminin kaptanı adama ihtiyacı olduğunu ve onu tayfa olarak çalıştıracağını söyler. Kaptan çok zeki, acımasız ve tehlikeli bir adamdır ve onları şaşırtıcı bir macera beklemektedir.

Kitabı okuyanlar 467 okur

  • Nihan K.
  • Anıl ATLI
  • E.PALA
  • Öykü Hoşer

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0.7 (1)
8
%0
7
%0
6
%0.7 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları