Geri Bildirim
Adı:
Denizler ve Filistin
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
180
ISBN:
9786051063188
Kitabın türü:
Yayınevi:
Alfa Yayıncılık
Türkiye devrimci gençlik hareketinin, 1960'ların sonlarına doğru kampuslarda başlayıp dağlara uzanan mücadele sürecinin en önemi halkalarından birisi; Türkiyeli devrimcilerin, Filistin halkının ulusal kurtuluş savaşıyla kurduğu ilişkilerdir.
Bu kitap, 1968-1978 arasında Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan gibi THKO önderleri başta olmak üzere Türkiyeli devrimcilerin, Filistinli direniş örgütleriyle kurduğu ilişkilere odaklanıyor... Gerilla eğitimi almak için Filistin kamplarına giden genç devrimcilerin yaşadıkları, belgeler ve tanıklıklarla okura aktarılıyor.
Bugün Filistin'e sahip çıkmaya çalışanların,( bir kesim) Amerikan çıkar ve siyasetinin Türkiye aleyhine olduğunu söyleyenlerin (bir kesim) vakti zamanında Deniz'lere saldırması, hapsetmesi Deniz'lerin karşısında 6. Filoyu savunması koruması ve aradan geçen bunca yıl sonrası gerçekleri görmesi! anlaması! ne kadar da enteresandır. Esad'ı zayıflatmanın Filistin'in aleyhine olduğunu, ABD'nin Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak kabulu sonunda anlamak! ne kadar enteresan.
Filistin, yalnızca Filistin değildir. Çocuk generallerin Siyonistlere attıkları taşların, yalnızca taş olmadığı gibi. Bir çağrıdır Filistin; insanlığa, insan olana. Bir umuttur atılan her taş, insanlık için geleceğini arayana.
Sevgili babacığım, 

Bu mektubu aldığın zaman ben ebediyen bu dünyadan göç etmiş olacağım. Ne kadar sarsılacağını tahmin ediyorum. Bir-buçuk seneden beri benim yüzümden nasıl üzüntü içinde olduğunuz malûm. Bu son olayı da metanetle karşılamanızı sadece dileyebiliyorum. 

Babacığım bu olaydan da annemin ve yücel’in senin tesellilerine ve desteklerine ihtiyaçları çok. Bunun için ne kadar metin olursan, hem senin sağlığın için hem de onlar için o kadar iyi olur. Elbette ki, yıllarca emek verip yetiştirdiğin bir oğlun, bir günde öldürülmesi kolay göğüslenecek bir olay değildir. Fakat siz benim ne için, kimlere karşı mücadele verdiğimi biliyorsunuz. ben bu açıdan rahat ve vicdan huzuru içinde gidiyorum. Sizlerin de bu bakımdan rahat ve huzur içinde olduğunuzu ve olacağınızı biliyorum. 

Babacığım, annemin ve yücel’in senin desteklerine muhtaç olduklarını yukarıda söylemiştim. onları rahat ettirmek için bütün gücünü kullanacağından zaten eminim. Babacığım, burada şunu ilave edeyim ki, yücel’in hastalığından kendini sorumlu hissediyorum. yücel için her şeyinizi ortaya koyacağınız konusunda da kuşkum yok. Ablamlar için söyleyeceğim; fazla üzülmesinler, olayın sarsıntıları geçtikten sonra normal hayatlarını devam ettirsinler. Mehtap’a ne diyeyim... benim için her zaman bol bol öpün. 

Babacığım, cezaevinde kalan arkadaşları arasıra yoklarsan, hallerini hatırlarını sorarsan çok memnun olurum. Herbirisi oğlun sayılır. Dışarda bizler için uğraşan dostlarımı ve dostlarını unutmayacağını biliyorum. 

Mektubum burada biterken sizi, annemi, yücel’i, ablamı, aziz abiyi, mehtap’ı hasretle kucaklarım babacığım... 

Hoşçakalın.

02 Mayıs 1972
T Yusuf Aslan
Babama anneme kardeşlerime ve yakın akrabalarıma,
Söyleyecek fazla söz bulamıyorum.
Bir insanın sonunda karşılaşacağı tabii sonuç bildiğiniz sebeplerden dolayı erken karşıma çıktı.
Üzüntü ve acınızı tahmin ediyorum.
İleride durumumu çok daha iyi anlayacağınızı inancındayım.
Metin olunuz.
Üzüntü ve acılarınızı unutmaya çalışınız. Bütün varlığımla hepinize kucak dolusu selamlar sevgiler!...
Yazılacak çok şey var, fakat hem mümkün değil, hem de sırası değil Candan Selamlar.
Hüseyin İnan
Arapların arasında mevcut olan karışıklığı ve hoşnutsuzluğu kimse bizim kadar bilemez.

Biz vakıa (gerçeği ifade edecek olursak) bir kaç sene araplardan uzak kaldık.
Fakat şimdi kendimize kâfi derecede güvenip ve kudretimizi bildiğimiz için islamiyet’in mukaddes yerlerini Musevilerin ve Hıristiyanlar’ın nüfuzunun altına girmesine mani olacağız.

Binaenaleyh şunu söylemek istiyoruz ki buraların avrupa emperyalizminin oyun sahası olmasına müsaade etmeyeceğiz.

Biz şimdiye kadar dinsiz ve İslamiyet’e lakayt olmakla itham edildik.
Fakat bu ithamlara rağmen peygamberin son arzusunu yani, “mukaddes toprakların daima İslam hâkimiyetinde kalmasını temin” için hemen bu gün kanımızı dökmeye hazırız.

Cedlerimizin, selahaddinin idaresi altında, uğrunda hıristiyanlarla mücadele ettikleri topraklardayabancı hâkimiyet venüfuzunun tahtında bulunmasına müsaade etmeyeceğimizibeyan edecek kadar bu gün, allahın inayeti ile kuvvetliyiz.

Avrupa bu mukaddes yerlere temellük etmek için yapacağı ilk adımda bütün İslam âleminin ayaklanıp icraata geçeceğinden şüphemiz yoktur.”

27 Temmuz 1937
M. Kemal Atatürk
28 Mart 1949'da Türkiye ilk müslüman ülke olarak İsrail'i resmen tanıdı.
Bütün akrabalara, 
Bu mektubumu okuduğunuz zaman artık aranızda olmayacağım. Mektubumu senatonun idamlarımızı tasdik ettiğini öğrendiğim anda yazıyorum. Şundan emin olmalısınız ki, bugüne kadar davama olan inancım sarsılmamıştır. Sehpaya gidene kadar da en ufak bir sarsılma olmayacaktır. Ben halkımın kurtuluşu ,türkiye’nin tam bağımsızlığı için savaştım. Sizler beni tanıyorsunuz. Bir yıldan beri bu bir avuç sömürücüler, vatan satıcıları, isbirlikçiler elindeki bütün imkanlarla bizi dışardan yardim gören, beyinleri yıkanmış,vatan haini, dışardan emir alan, bölücü, diye tanıtmaya ve halkımızdan bizi koparmaya çalıştılar. Bu bir avuç azınlığa göre vatanseverlik : vatan satmak, yabancılarla işbirliği yapmak, nato’yu ve amerika’yi savunmak , 6. filoyu ağırlamak, milyonlarca köylünün geçimi olan haşhaş ekimini elinden almak, işçinin grev hakkini engellemek, amerika’ya ve emperyalizme hizmet etmektir. Biz bunlara karşı çıktık. Bunun için biz vatan haini, onlar yurtsever oldular. bizi bu mücadeleden dolayı, güya adil mahkemelerinde yargılayan ve yine adil kurumları eli ile asacak olanlar bilmelidirler ki, biz halkımızın kurtuluşu ve Türkiye’nin bağımsızlık mücadelesi uğruna şerefimizle bir defa öleceğiz. Bizi asanlar şerefsizlikleri ile her gün ölecekler..
Son sözüm: Yaşasın işçiler, köylüler! Yaşasın devrimciler! Yaşasın halkımın kurtuluşu ve bağımsızlığı için savaşanlar! Yaşasın tam demokratik Türkiye'nin kurulmasından yana olanlar! Kahrolsun emperyalizm! Kahrolsun faşist koalisyon!
Yusuf Aslan
1096:
Haçlıların Kudüs'e girerek 40000 müslümanı kılıçtan geçirmesinden sonra, Godefrei de Bouillon, Papa ikinci Urban a yazdığı mektupta, "Kudüs'te bulunan bütün müslümanları katlettik, malumunuz olsun ki Süleyman Mabedi'nde atlarımızın diz kapaklarına kadar Müslüman kanına batmış olarak yürüyoruz", demiştir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Denizler ve Filistin
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
180
ISBN:
9786051063188
Kitabın türü:
Yayınevi:
Alfa Yayıncılık
Türkiye devrimci gençlik hareketinin, 1960'ların sonlarına doğru kampuslarda başlayıp dağlara uzanan mücadele sürecinin en önemi halkalarından birisi; Türkiyeli devrimcilerin, Filistin halkının ulusal kurtuluş savaşıyla kurduğu ilişkilerdir.
Bu kitap, 1968-1978 arasında Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan gibi THKO önderleri başta olmak üzere Türkiyeli devrimcilerin, Filistinli direniş örgütleriyle kurduğu ilişkilere odaklanıyor... Gerilla eğitimi almak için Filistin kamplarına giden genç devrimcilerin yaşadıkları, belgeler ve tanıklıklarla okura aktarılıyor.

Kitabı okuyanlar 2 okur

  • Ümit Karaca
  • BİROL COŞKUN

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%100 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0