·
Okunma
·
Beğeni
·
164.797
Gösterim
Adı:
Der Kleine Prinz
Baskı tarihi:
Aralık 2017
Sayfa sayısı:
123
Format:
Karton kapak
Dil:
German
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Karbon Kitaplar
"'Der kleine Prinz' ist kein Kultbuch, dafür hat es zu viele unterschiedliche Lesergruppen begeistert. Das schmale Buch, das als Kinderbuch gedacht war, lesen seit Generationen Groß und Klein in unterschiedlichsten Kulturen, Religionen und Milieus. Das Märchen vom Prinzen, der auf seinem Planeten eine Rose und drei Vulkane besitzt, wurde in mehr als 110 Sprachen übersetzt. "
- Das Bild
112 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
İncelemeyi okumaya üşenirim, Küçük Prens kitabını izleyerek anlamak istiyorum diyorsan :
https://www.youtube.com/watch?v=zvf5z3JOSrQ

Küçüklerin büyük dünyası, büyüklerin küçük dünyası. Aslında küçük ve büyük gibi sıfatlar kullanınca bile bir sayı kısıtlaması içine girmek durumunda kalıyoruz. Bu kitabı kendi hayatıma göre küçük hissettiğim bir zamanımda okuduğum için kendimi şanslı hissediyorum.

Kitapta küçüklerin hayal dünyasının genişliğiyle büyüklerin akıllarının salt sayısal ve statik çalışmasının savaşı var. İçinde büyüklere dair öyle güzel göndermeler ve sosyolojik eleştiriler var ki, bunların içinde büyüklerin, insanları giyim tarzlarına göre yargılamalarından her konuda olan kısıtlayıcılıklarına, her konuya dar açıdan bakıp monoton bir şekilde hayatı ele almalarına kadar bir çok eleştiri mevcut.

Aslında yaşımız ne kadar artıyorsa bize gülen yıldızları da o kadar az hatırlıyoruz, dünyevi sorunlarımızı daha da büyütüyoruz, salt sayısal akıla daha da çok yaklaşıyoruz. Ne kadar bazı şeylerde sayıca artıyorsak, ruhumuz o kadar küçülüyor. Bu dünyada gözümüzün alabildiğine ne kadar gitmeyi düşünüyorsak büyükler bizim gözümüzde o kadar büyük olmaya çabalıyor. Çünkü onların kararlarını büyütüyoruz. Onları ne kadar büyütürsek hayal gücümüzden harcıyoruz. Neyse ki, Küçük Prens'in dediği gibi bu yaşımda yüz bin liralık bir ev gördüm deyip "Aman ne güzel ev!" demiyorum büyükler gibi. Ben de pencerelerindeki saksıları, içinde yaşayacağı insanları ve psikolojileri, çatısındaki kumruları düşünerek o evleri tasarlayıp güzelliği bu değerleriyle düşünmeye çalışıyorum çünkü.

Sayılar üzerinden işleyen dünyamızda o kadar fazla ve o kadar gereksiz şeylerle uğraşıyoruz ki, en değerli olan şeyleri unutuyoruz bazen. Küçük Prens'in anlatmış olduğu her gezegene her gün uğruyoruz. Aynı gün içerisinde krallaşmaya çalışan insanı dinliyoruz, kendini beğenmişin biriyle konuşuyoruz ve o bizi hayranı sanıyor, alkolik ve bağımlı insanlarla konuşuyoruz, işinden ve sayılardan başka bir görmeyen insanlarla konuşuyoruz, bakış açısını geniş tutamayan, düşünemeyen ve sorgulamayan insanlarla konuşuyoruz. Fakat üzerinde yaşadığımız gezegen öyle bir gezegen ki, kendilerinin büyük yer kapladığını sanan insanlarla dolup taşan bir gezegen. Sayılara bayılanlar ve her gününü düşünmek uğruna değil de sayılara, işine ayıranlarla dolu. Bu dünya Küçük Prens'in de dediği gibi o kadar kuru, o kadar sivri, o kadar sert ve acımasız ki evrendeki küçüklüğüne rağmen kendisini en büyük gezegenmişçesine tanıtıyor! Ama bilmiyor ki o noktanın noktasının noktası bile değil. Hal böyle olunca, içinde yaşayan insanların büyüklenmeleri bile ne kadar önemsizmiş dedirtiyor insana.

Ben de bir gün Küçük Prens'in tanımlamasıyla büyük olacağım. Hatta büyük olduğumda da bu kitabı zevkle okuyacağım ve kendimin ne kadar monoton olduğunu göreceğim. Ama artık bir yıldızın bile yaratılışının muazzam bir olay olduğunu biliyorsam, bütün yıldızların da böyle olduğunu bilerek bakacağım yıldızlara. Aslında önemli olan gözümüzle baktığımız şeylere bir de yüreğimizle bakabilmeyi öğrenmek. Mantığımızla algıladığımız şeylere duygumuzu katabilmeyi başarmak. Aşçıysak yemeğimize sevgi katabilmek, ressamsak resmimize renk katabilmek... Unutmayalım ki, bir yerde bir kuyunun saklı oluşudur çöle güzellik veren. Onun için umudunu kaybetme, hala bir yerlerde çölde açan bir çiçeğimiz olabilir. Zira, köklerimizin olmadığı bu dünyada çölde bile açabilen bir çiçeğin olduğunu düşünürsek hiçbir şey imkansız değil.
112 syf.
·9 günde·Beğendi·9/10
Öncelikle bir itirafla başlayayım içimden geçenleri yazmaya. Bu kitabı da tıpkı Simyacı gibi epey ertelemiştim. Hani büyüdüm ya, kitap bana çocuk kalır falan diye. Ama yok, ben kitaba küçük kaldım!

Elimdeki kitap piyasada bulunan yüz küsür sayfaya indirilmiş haliydi. Açıkçası tamamını okumak için (kısaltılmamış, bin sayfa civarı olan orjinali) can atıyorum.

Kitap ve yazarla ilgili sanal alemde çok bilgi bulunmakta. Yazarın uçağının düşürülmesi ve düşüren Alman plotun bilseydim o uçağı düşürmezdim demesi, kitaptaki bir çok detayın yazarın hayatıyla ilgili olması, Fransız Frangı'nın üzerinde yazarının ve içindeki resimlerden bazılarının bulunması kitabın hak ettiği değerle ilgili sizlere ipuçları veriyordur. Yazımın çok uzun olmaması için onlara daha fazla girmeyeceğim. İnternetteki kaynaklardan araştırmanızı tavsiye ederim.

Bu kitap bana bir kez daha şunu hatırlatmış bulunmakta; çocuklar ve çocuksu düşünce çok daha saf, çok daha 'insancıl'. Biz büyüdükçe ne kadar kirleniyoruz böyle. Kitapta geçen 'Şu büyükler çok tuhaf.' cümlesi gerçekten o kadar doğru ki. Öğreteceğiz diye böbürleniyoruz ya, oysa bizim çocuklardan öğreneceğimiz çok şey var.

Çok beğendiğimi de şuraya iliştireyim. Ve susmak için çok iyi bir zaman. Çünkü bu kitapla ilgili konuşmaya gerek yok. Mutlaka okuyun diyorum, dahası ne! :)
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (17.456 Oy)21.599 beğeni50.618 okunma4.187 alıntı207.027 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.1/10 (10.733 Oy)12.586 beğeni32.439 okunma1.845 alıntı163.346 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (8.702 Oy)10.292 beğeni29.701 okunma2.166 alıntı151.538 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (9.742 Oy)9.948 beğeni33.653 okunma1.052 alıntı157.063 gösterim
  • Simyacı
    8.6/10 (9.060 Oy)10.072 beğeni30.703 okunma3.598 alıntı131.919 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (10.735 Oy)10.711 beğeni31.050 okunma2.384 alıntı138.481 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (8.549 Oy)9.235 beğeni27.060 okunma1.069 alıntı107.031 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (7.256 Oy)8.861 beğeni24.437 okunma5.574 alıntı149.848 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (6.490 Oy)6.637 beğeni22.968 okunma1.076 alıntı117.801 gösterim
  • Olasılıksız
    8.5/10 (6.805 Oy)7.538 beğeni22.762 okunma847 alıntı123.021 gösterim
112 syf.
·Beğendi·10/10
Büyükleri hoş görmek lazım... Beni bitiren söz bu oldu. Tabi ki kitap hakkında makale yazılabilir... Ama bu kısma değinmek istedim açıkçası. Zira kitap hakkında harika yorumlar zaten yapılmış.
Büyük olmak küçük olmayı unutturuyor anladığım kadarıyla. Öyle ya...
Bizler küçük bir çocuğun hayal dünyasını anlamayacak kadar büyük olduk. Bütün mesele bu. Gerçekten de küçükken büyüklerin yaptığı birçok şeyi saçma bulurdum. Şimdi onları taklit ediyorum ara ara.
Büyüyorum...
Bütün mesele bu...
Teşekkürler Antoine de Saint- Exupèry...
Beni küçülttüğün için...
112 syf.
·Beğendi·10/10
Biz büyükler dünyayı o kadar yaşanmaz hale getiriyor, hayatımızı o kadar zorlaştırıyor ve anlamsızlaştırıyoruz ki. Keşke içimizdeki çocuğa erişip tekrar onun gözüyle bakabilsek etrafımıza. “Küçük Prens” 6 yaşındaki bir çocuğun saf, irdeleyici, ısrarcı, ön yargısız, merhametli dünyasına açılan bir pencere; farklı yaşlarda okuyup farklı anlamlar çıkarabileceğiniz felsefi bir kitap.

Kitabı 6 yaşındaki kızıma okuyarak aslında dolaylı olarak okumuş oldum. Okurken beraber internetten beobab ağacını araştırdık, dünya haritasını inceledik, bir sürü kavram hakkında sohbet ettik, kitabın resimlerini yorumladık… Bizim için güzel ve kaliteli bir paylaşım oldu.

Kitapla ilgili birkaç enterasan bilgiyi de sunmak istedim:
• Dünyada, kutsal kitaplar ve Das Kapital’den sonra en çok dile çevrilmiş ve en çok satılan kitaplardandır.
• Her yıl yaklaşık iki milyon satmakta ve şu ana kadarki toplam satış miktarı 140 milyonu aşmaktadır. Dünya üzerinde toplamda 250’den fazla dil ve lehçeye çevrilmiştir.
• Kitaptaki tüm çizimler yazara ait suluboya çizimlerdir.
• Fransa euro’ya geçmeden önce 50 frankların üzerinde Küçük Prens ve Saint-Exupéry’nin resimleri bulunuyordu.
• Japonya’nın Hakone isimli şehrinde bir Küçük Prens müzesi bulunuyor. Ayrıca, Güney Kore’de Gyeonggi-do kentinde Küçük Prens temalı bir köy bulunuyor. Müze ve köy turistlerin uğrak noktalarından. 2000 yılında da yazarın doğup büyüdüğü Lyon’da bulunan havaalanına Saint Exupéry’nin adı verildi.
112 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
"Günaydın" dedi Küçük Prens. "Günaydın" dedi bir krala, bir sarhoşa, bir palyaçoya, bir bilgine... "Günaydın" dedi bir yılana, bir tilkiye, bir çiçeğe...

"Günaydın" demeli insanlara, bitkilere, canlılara... Tanımaya çalışmalı canlı cansız tüm varlığı. Sadece sayılarla görmemeli Dünyayı. Renkleriyle, duygularıyla tanımaya çalışmalı, sorgulamalı, ısrarla sorgulamalı insan, öğrenmek için, anlamak için... İşte böyle yapıyordu Küçük Prens ve daha fazlasını. Bu küçük kitabı, bu derin kitabı, bu tatlı kitabı, bu yoğun kitabı tüm küçükler, tüm büyükler okumalı.
112 syf.
Açıkçası burada görene kadar çocuk kitabı sanıyordum. İnce, yüz sayfadan az, dışındaki (kapak) resmi yüzünden önyargılı bir biçimde karar vermiştim öyle olduğuna. Oysa gayet başarılı bir kitap. Zaten kitabın aslı aşağı yukarı bin sayfalıkmış. En az çocuklar kadar büyüklerin de beğenisine uygun. Zevkle okunabilir.
112 syf.
``Hoşça git,``dedi tilki.``Vereceğim sır çok basit: İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir. Gerçeğin mayası gözle görülmez. '' Küçük prens unutmamak için tekrarladı. " Gerçeğin mayası gözle görülmez."

Bu paragrafı okuduktan sonra etkilenmeyip, kitabı okumamakta ısrar ediyorsanız valla kendinize ayıp ediyorsunuz. ;)) Bu kitabı kaç kere okudum bilmiyorum ve hayatımın her döneminde sıkılmadan okumaya devam edeceğim. Böyle tatlı, sevimli bir kitap bugünkü ününü sonuna kadar hakkediyor. Hakkında en çok araştırma yaptığım kitap kesinlikle bu. Her yıl yaklaşık 2 milyon satmakta ve bugüne kadar 140 milyonu aşmış. 250 den fazla dile çevrilmiş. Kitap ilk basıldığında yaklaşık 1000 sayfaymış. Kitaptaki bütün çizimler yazarın kendisine ait. Ayrıca kitap uzun süre yasaklı eserler arasında kalmış.

Küçük bir çocuğun gözünden paranın, ünvanın ve mevkinin dünyada değer verdiğimiz her şeyin aslında ne kadar değersiz olduğunu masalsı bir dille anlatıyor. Şeker Portakalı' nı okuyan arkadaşlar bu kitabı çok sevecekler. Kesinlikle okuyun.
112 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
"Ama gözler kördür. İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman gerçeği görebilir..."
"Büyükler hiçbir şeyi tek başlarına anlayamıyorlar, onlara durmadan açıklamalar yapmak da çocuklar için sıkıcı oluyor doğrusu."
"Kendini yargılamayı başarabilirsen gerçek bir bilgesin demektir.Ben kendimi nerde olsa yargılarım.."

Küçük prensin her sözü bir mesaj niteliğinde.Küçük çocukların büyük dünyası.
Büyüklerin su içecek vakti bile bulamayıp hap içerek bu süreci geçiştirmeleri, her şeyin çok hızlı aktığı bir dünyada gönül gözlerinin kapalı olması, büyüklerin vurdum duymazlığı küçük prens bunları çok güzel betimlemiş.

Kitabı 2. Kez okudum. Cemal Süreya ve Tomris Uyar çevirisi olduğu için merak edip okudum, çok güzel bir çeviri olmuş. Ve kitaptaki resimler yazarın kendi sulu boya resimleri üzerinde hiç oynama yapılmadan direkt kitaba basılmış,bilmeyenler için.Keyifli okumalar herkese.
112 syf.
Ne zamandır inceleme yapmıyorum dedim, ve yazdım :) . Küçük prens kitabı, benim hep duyduğum ama pek etkileneceğimi sanmadığım bir kitaptı. Ama okuduktan sonra, düşüncem değişti. Bana büyükleri ve genellikle de hayatı anlattı. Neden öyle bilmiyorum ama, ben de bazen büyükleri anlamıyorum...
112 syf.
Küçük bir çocuğun gözünden büyüklerin yanlışları, hataları anlatılıyor.
Eşsiz bir yapıt çocukları anlamak istiyorsanız okuyun.
İyi okumalar.
112 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Mirasçımız olan Küçük Prensler ve Prensesler… Size daha özgün, daha özgür, daha yeşil ve daha temiz bir dünya bırakmayı çok isterdik. Lakin güvenin dahi değerinin kalmadığı bir toplumda sizlere ne verebiliriz ki... Ancak varlıklarınızla siz küçükler biz büyükleri yola getirebilirsiniz.

Eğer ki yaratıcılığınızı konuşturmak istiyorsanız lütfen bir küçükten yardım alınız. Çünkü engin hayal dünyaları ve nesnelerle konuşma kabiliyetleri vardır onların. Biz büyükler gibi mantığa, doğru değere değil de tamamen kendi iç dünyalarına güvenip öyle hareket ederler.

Bu kitapta anlatılmak istenen de küçük yüreklerin nasıl kocaman birer dünyalara dönüştüğüdür. Biz büyükler birçok şey ile mutlu olamazken, bir 0,5 cc şaşal su kapağına sevinen küçük çocuk gördüm. Bizim için hiçbir şey ifade etmeyen o küçük mavi kapak o çocuğu tebessüme boğup, elinden dahi düşüremediği bir oyuncağa dönüştü.

Önceleri birer birer geçen zaman biz büyüdükçe üçer beşer geçmesini seyrettik ve zaman biz büyüdükçe daha hızlı geçmeye devam etti. Biz bu boşa geçen zamanlarda Küçük Prenslerimize ne kadar “AN’lar” verebildik, ne kadar onların yaşına inip de “hadi daha hızlı koşalım yoksa arkamızdaki ağaç bizi yakalayacak” dedik.

Akıl ile konuşmayı, düzeni ve tertibi, disiplin ile durmadan soluklanmadan çalışmayı tembihlediler. Yaratıcılığımızı öldürüp bir kenara attılar. Hayal dünyanızda arabanızla konuştuğunuzu bir arkadaşınıza anlatsanız “olum sen kafayı mı yedin?” yaftası ile karşılaşırsınız. Her yaşın hakkını vermek bu olmasa gerek. İnsan içerisindeki çocuğu her vakit yaşatmalı her vakit kendi ile arkadaş kılmalı.
Kitap da biz büyüklere inceden inceye göndermeleri de hissetmedim değil. Durup durup vurdu yazar efendi. Kitabın büyük bir insana ithaf edilmesi de ayrı bir manidarlık taşıyor. Küçüklerimiz zaten bu eda ile yaşıyorlar ve engin denizlerde yüzüyor. Aslında her büyüğün okuması gereken ender kaynaklardan bir tanesi. Nasıl da dem vurmuş her fırsatta bize…

Çocuğun babasına her fırsatta elindeki topu uzatıp da “Baba, top.” Ve babanın da her cevabının “şimdi değil”, “işim var”, “daha sonra” ve “çok yorgunum” demesinden sıkılan çocuk yalnızlığa itilmiş bir kimse olup çıkmaz mı?

Bazı değerler vardır ki, bunu ne para ile ne de başka bir maddi kaynakla elde edebilirsiniz. İş işten geçmeden küçük büyük herkese sarılıp sevgi ve tebessüm ile yaşanmalı hayat….

Unutmayın bizler küçükler gibi zamanı geri alamıyoruz….. Onların yaptığı gibi 3 saniye gözlerimizi sımsıkı kapattığımızda 5 dakika geri gidemiyoruz. Herkes gereken değeri hak ediyordur en çokta küçüklerimiz.

Saygı ve selamet ile…. Sevgi ile kalın….
112 syf.
·2 günde
Bu eseri beğenerek okuyacağımı biliyordum fakat Küçük Prens'ten tüylerimi ürpertecek kadar etkilenebileceğimi bilmiyordum.
Antoine De Saint-Exupéry'in ıssız bir çölde uykuya dalan Küçük Prens'i kucağına aldığı vakit tıpkı kırılgan bir hazine taşıyormuş gibi hissettiği o duyguyu, eseri başından sonuna kadar okurken hissettim. Aslında, eser benim için son bulmuş değil. Şimdiye dek kapalı duran ve açılması gereken bazı duygu kapılarının aralanmasını sağladı. Ben de tıpkı Küçük Prens'in gezegenleri tek tek dolaştığı gibi, bu aralanan kapılardan içeri girip keşiflerimi yapacağım.
"Küçük Prens yine konuşmaya başladı:
'İnsanlar nerede? Çölde biraz yalnızlık duyuyor kişi...'
'İnsanların arasında da yalnızlık duyulur' dedi yılan."
"Sevdiğiniz çiçek milyonlarca yıldızdan yalnız birinde bile bulunsa yıldızlara bakmak mutluluğunuz için yeterlidir."
''Kişinin kendisini yargılaması, başkasını yargılamasından çok daha zordur. Eğer kendini doğru bir biçimde yargılamayı başarırsan, gerçek bir bilgesin demektir.''

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Der Kleine Prinz
Baskı tarihi:
Aralık 2017
Sayfa sayısı:
123
Format:
Karton kapak
Dil:
German
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Karbon Kitaplar
"'Der kleine Prinz' ist kein Kultbuch, dafür hat es zu viele unterschiedliche Lesergruppen begeistert. Das schmale Buch, das als Kinderbuch gedacht war, lesen seit Generationen Groß und Klein in unterschiedlichsten Kulturen, Religionen und Milieus. Das Märchen vom Prinzen, der auf seinem Planeten eine Rose und drei Vulkane besitzt, wurde in mehr als 110 Sprachen übersetzt. "
- Das Bild

Kitabı okuyanlar 40.010 okur

  • Narmin Khalıgova
  • Hasan atci
  • Eyüp Alan
  • Gamze Turan
  • Büşra Fidan
  • Nuray Ertürk

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0 (1)
9
%0 (2)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları