Adı:
Derin Uykunun Söylevi
Baskı tarihi:
Ekim 1997
Sayfa sayısı:
71
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755700403
Kitabın türü:
Çeviri:
Halil Gökhan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel Yayıncılık
Halk sanıyor ki dil şiirsel değilse eğer, bu bir şiir filmi değildir. Bir şair, şiirden kaygı duymamalı, şiir kendi başına fışkırmalı. Metin çok sade ve basit olmalı. Şiir, imgelerin düzenlenmesiyle ortaya çıkmalı. Çarpıcı olan, marangoz ile ruh çağırıcının sürekli olarak karıştırılmasıdır. İkisinin de aynı şey olmadıkları kuşkusuz kesindir. Bir masa yapıyorum, daha sonra bu masaya ne olacağı beni ilgilendirmiyor. Ben marangozum. Ruh çağırıcılar gelir, masa üzerine ellerini koyar ve onu konuşturmaya çalışırlar. Masa konuşur ya da konuşmaz. Fakat ruh çağıran bir marangoza pek rastlanmaz. Çiçeklerden bahçıvanlık kitaplarını okumaya istemeye benzer bu. Bir şairde, onun düşünmesine olanak vermeyen bir bilinçaltının yapıtı ortaya koyuşu bulunmaktadır. Bir tür hipnoz, bir tür uyku içinde kendini dile getirmelidir. Oyunun kurallarının değiştirilmesini halk istemez. Peki bir şair nedir? Oyunun kurallarını değiştiren adamdır. -Jean Cocteau-
"Yöntemim basittir benim: Şiire karışmamak. O kendiliğinden gelmelidir. Yalnızca onun adını çağırmak onu kaçırır. Bir masa yapmaya çalışırım ben. Orada yemek yemek, sorular sormak ya da orada ateş yakmak sırası gelir size." der Jean Cocteau ve şairlikten çok başka meslekte yer verir şairliğe: "Bir masa yapıyorum. Daha sonra bu masaya ne olacağı beni ilgilendirmiyor. Ben marangozum. Ruh çağırıcılar gelir, masa üzerine ellerini koyarlar ve onu konuşturmaya çalışırlar. Masa konuşur ya da konuşmaz. Fakat ruh çağıran bir marangoza pek rastlanmaz." 9 şiirden oluşan bu küçük kitapta masa benle konuşmadı (belki çeviriden dolayı) ama her halükarda Jean Cocteau derin bir saygıyı hak ediyor. Mezartaşında yazdığı gibi: "Sizinle kalıyorum."
(...)
insanın neler olabileceğini
ve tanrı sayesinde artık ne olmadığını
gördüm;
(...)
İnsanlar mitlerin içine gizlenerek gerçeklerden kaçmaya çabalarken, bunu kendi yok oluşları pahasına yapıyorlar. Uyuşturucu, alkol ve dinler. Kendileri olmayı başaramayınca, kendilerini maskeler ardına gizliyorlar...
Bu pis saçlar, bu berbat sinir sistemi, bu Fransa, bu toprak benim değil. Bıktım onlardan. Geceleri düşümde yok ediyorum hepsini: Paketi attım. Hapsetsinler, linç etsinler beni. Adam olan anlar: Hep doğruyu söyleyen yalanım ben.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Derin Uykunun Söylevi
Baskı tarihi:
Ekim 1997
Sayfa sayısı:
71
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755700403
Kitabın türü:
Çeviri:
Halil Gökhan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel Yayıncılık
Halk sanıyor ki dil şiirsel değilse eğer, bu bir şiir filmi değildir. Bir şair, şiirden kaygı duymamalı, şiir kendi başına fışkırmalı. Metin çok sade ve basit olmalı. Şiir, imgelerin düzenlenmesiyle ortaya çıkmalı. Çarpıcı olan, marangoz ile ruh çağırıcının sürekli olarak karıştırılmasıdır. İkisinin de aynı şey olmadıkları kuşkusuz kesindir. Bir masa yapıyorum, daha sonra bu masaya ne olacağı beni ilgilendirmiyor. Ben marangozum. Ruh çağırıcılar gelir, masa üzerine ellerini koyar ve onu konuşturmaya çalışırlar. Masa konuşur ya da konuşmaz. Fakat ruh çağıran bir marangoza pek rastlanmaz. Çiçeklerden bahçıvanlık kitaplarını okumaya istemeye benzer bu. Bir şairde, onun düşünmesine olanak vermeyen bir bilinçaltının yapıtı ortaya koyuşu bulunmaktadır. Bir tür hipnoz, bir tür uyku içinde kendini dile getirmelidir. Oyunun kurallarının değiştirilmesini halk istemez. Peki bir şair nedir? Oyunun kurallarını değiştiren adamdır. -Jean Cocteau-

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • Barış Ağca

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%100 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0