Derrida, Bir Mısırlı

·
Okunma
·
Beğeni
·
12
Gösterim
Adı:
Derrida, Bir Mısırlı
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
104
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786056285004
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Monokl
Suhrkamp Verlag'daki editörüm Raimund Felliger, 2004 yılının ekim ayındaki Frankfurt Kitap Fuarı'nı ziyaretimde bana şunu sordu: "Derrida'nın öldüğünü biliyor musun?" Bilmiyordum. Önümde bir perde kapandı sanki. Salonun gürültüsü birden farklı bir dünya oldu. Merhumun adıyla, sadakate çağrıyla, dünyanın birden daha ağır ve daha adaletsiz hale geldiği duyumuyla ve bu adamın gösterdiklerine karşı minnet hissiyle yalnız kalmıştım. Nihayetinde neydi bu? Muhtemelen şu: Çocukluğa geri dönmeden hayret etmek hâlâ mümkündü. Kendini bilginin zirvesine bir merak nesnesi olarak sunmak…Minnet beni o zamandan beri bırakmadı. O minnete, bu adama ait mezar odasının göğün en yüksek katına değdiği düşüncesi eşlik ediyor. O zamandan bu yana keşfettiğim şey, bu imgeyle yalnız olmamanın mutluluğudur.

Derrida Mısır piramidine tutkulu bir ilgi beslemelidir... Ama hafif ve görünüşte aşılabilir imler/işaretler çağının düşünürü Hegel bile, çemberin son kapanışında hantal bir engel tarafından kösteklenme kaderinden mustariptir. Ruhun kültürlerden geçen yolu, gezinen tinin başlangıca geri dönmeye hazır hissetmesine yetecek ölçüde hafif, esnek ve saydam hale gelene kadar, aşırı ağır nesnelerin geride bırakıldığı dairesel bir çıkışa denk olsa bile, geride ustalığına rağmen yine de tamamen aşılamaz bir dışsallık ve direnişe sahip matbu bir kitap var. Kâğıt kapaklı bir kitap olarak dahi, Tinin Görüngübilimi hâlâ, kendi içeriğini inkâr eden atıl ve saydam olmayan bir şeydir. Biri kapağına ve siyah harflerine parmağını doğrultur doğrultmaz kutlama sonsuza dek bozulur.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Yaşayanların ölüleri unutmasından daha doğal, ölülerin de yaşayanlara sık sık musallat olması kadar anlaşılır bir şey olamaz.
... Varlık hakiki bir gönderici değildir ve özne de eksiksiz bir toplama yeri olamaz. Derrida, Yusufsal ihtimali, ölümün içimizde nasıl rüya gördüğü ya da farklı biçimde ortaya koyarsak, Mısır’ın içimizi nasıl kemirdiğini göstererek yorumladı. “Mısırlı”, yapısöküme tabi tutulabilen bütün yapılar için bir terimdir [sıfattır]; tüm yapıların arasında en Mısırlı olan piramit hariç. Piramit, her zaman sapasağlam halde yerinde durur çünkü biçimi, mimarının planını takip ederek, kendi çöküşünden sonra görüneceği gibi görünmesi için inşa edilmiş bir yapının yıkıma uğratılamaz kalıntısından başka bir şey değildir.
Yaşam her kendine kafa yorduğunda kendini hatırlayarak mezarında ayağa kalkar; o sırada kendi olmuşluk’unun sesleri gelir derinlerden. Bunu kavrayan herkes, firavunun hayaletini kardeşlik kubbesiyle birleştirme­nin ne demek olduğunu anlar. Mısır'ı ziyaret eden ve
IV. Amehotep’in yıkılmış anıtında Baudelaire’in “mon semblable, mon frère [benzerim, kardeşim]” dizesini alıntılayan Derrida kolayca hayal edilebilir.
Imleyenin eylemsiz bedeni, ünlenenin yönelimiyle canlandırılır, deyim yerindeyse. Bu canlandırma yine de katı bir sınırla belirlenir çünkü içinde yaşayan bir ruh mevcut olsa bile, böyle bir im telafi edilemez biçimde ölü kalır. İm, yaşayanın doğrudan ölüyle karşılaştığı, ama ölünün ölü olmayı, yaşayanın da -çürümüş bir biçimde, yani ölüm sonrası bir ruh gibi de olsa- yaşamayı bırakmadığı bir mekandır. O zaman, imlenenler ölü imleyendeki definlerinin ardından ölümsüz ruhlar olurlar; fakat ölülükleri ruhun zaferine tanıklık eder, bu da ruhun yabacıdaki mevcudiyeti yoluyla dışsal maddeye üstünlüğünü ortaya koyar.
Böylece, bilindik soma/sema şeması geri gelir: Beden, Platonculuğun ebedi nakaratına uygun olarak, ruhun mezarıdır. Ama imler ölümsüzleştirilmiş yaşayan ruhların ikamet ettiği anıtlarsa firavun mezarı -piramit- bütün imlerin imi olarak görülebilir. Hegel bu sonucu çıkarmakta bir an bile tereddüt etmez. O zaman göstergebilim, belli bir açıdan, yalnızca genel piramit bilimi olarak mümkün kılınacak; her ansiklopedi, sonsuza dek yaşayan imlenenlerin korunduğu yazılı imlerle birlikte sözlü piramit caddelerinden başka bir şey içermeyip her bir girdiyle kabuğunun üzerine gömülü nefesin egemenliğine şahitlik edecektir. Hegel'e göre her im, “yabancı bir ruhun nakledildiği ve korunduğu piramit”tir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Derrida, Bir Mısırlı
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
104
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786056285004
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Monokl
Suhrkamp Verlag'daki editörüm Raimund Felliger, 2004 yılının ekim ayındaki Frankfurt Kitap Fuarı'nı ziyaretimde bana şunu sordu: "Derrida'nın öldüğünü biliyor musun?" Bilmiyordum. Önümde bir perde kapandı sanki. Salonun gürültüsü birden farklı bir dünya oldu. Merhumun adıyla, sadakate çağrıyla, dünyanın birden daha ağır ve daha adaletsiz hale geldiği duyumuyla ve bu adamın gösterdiklerine karşı minnet hissiyle yalnız kalmıştım. Nihayetinde neydi bu? Muhtemelen şu: Çocukluğa geri dönmeden hayret etmek hâlâ mümkündü. Kendini bilginin zirvesine bir merak nesnesi olarak sunmak…Minnet beni o zamandan beri bırakmadı. O minnete, bu adama ait mezar odasının göğün en yüksek katına değdiği düşüncesi eşlik ediyor. O zamandan bu yana keşfettiğim şey, bu imgeyle yalnız olmamanın mutluluğudur.

Derrida Mısır piramidine tutkulu bir ilgi beslemelidir... Ama hafif ve görünüşte aşılabilir imler/işaretler çağının düşünürü Hegel bile, çemberin son kapanışında hantal bir engel tarafından kösteklenme kaderinden mustariptir. Ruhun kültürlerden geçen yolu, gezinen tinin başlangıca geri dönmeye hazır hissetmesine yetecek ölçüde hafif, esnek ve saydam hale gelene kadar, aşırı ağır nesnelerin geride bırakıldığı dairesel bir çıkışa denk olsa bile, geride ustalığına rağmen yine de tamamen aşılamaz bir dışsallık ve direnişe sahip matbu bir kitap var. Kâğıt kapaklı bir kitap olarak dahi, Tinin Görüngübilimi hâlâ, kendi içeriğini inkâr eden atıl ve saydam olmayan bir şeydir. Biri kapağına ve siyah harflerine parmağını doğrultur doğrultmaz kutlama sonsuza dek bozulur.

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • tabula rasa

Kitap istatistikleri