Dersaadet'te Ramazan Akşamları

·
Okunma
·
Beğeni
·
71
Gösterim
Adı:
Dersaadet'te Ramazan Akşamları
Baskı tarihi:
Haziran 2018
Sayfa sayısı:
392
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050828474
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Kültür dünyamızın önemli simalarından Dursun Gürlek’in süzgecinden geçen ve yine kültür dünyamızın canlı tablolarından olan yazarların, şâirlerin, edebiyatçıların ramazanlarla ilgili hâtıraları… Kendisinin Dersaâdet’te Ramazan Akşamları adını verdiği bu kitapta, Refi’i Cevad Ulunay, Münir Süleyman Çapanoğlu, A. Râgıp Akyavaş, Ercüment Ekrem Talu, Safiye Ünüvar, Ayşe Osmanoğlu, Mehmet Kaplan ve Süheyl Ünver gibi İstanbul yazarlarının yanı sıra daha birçok kalem erbabının yazısı bulunuyor.

“Ramazan piyasası ilk akşamın terâvihinden sonra başlardı. Galata Köprüsü’nden boşalan arabalar, muhteşem faytonlar, kupalar, landonlar, konak ve saray arabaları katar hâlinde Beyazıt’a çıkarlar, Mürekkepçiler önünden kıvrılarak Vezneciler’e girerler, Unkapanı Köprüsü’nden geçenler Zeyrek’ten Vefâ’ya tırmanırlar, Şehzâde Câmii’nin yanından Direklerarası’na dökülürlerdi.”

“Her yaştan, her sınıftan genç ihtiyar, kadın erkek birbiri üstüne yığılmış, yanaşık nizamda binbir ayak bir ayak hâline gelmiş, nefesleri birbirlerinin ensesini sıcak sıcak okşamakta. Elhâsıl velkelâm sökülmez, geçilmez bir izdiham. “

Bu hâtıralar yığını olanca çeşnisiyle, bol malzemesiyle, renkli levhalarıyla bir nevi “ramazan edebiyatı” diyebileceğimiz bir edebiyat türünü ortaya çıkarıyor. “Ramazan medeniyeti”, “Ramazan edebiyatı”yla daha canlı, daha heyecanlı bir hâle geliyor.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Evet,geçmiş ramazanları gaz lambasına,günümüz ramazanlarını neon lazer ışıklarına benzetebiliriz.Görünür dindarlık artıyor ama samimiyet,merhamet,şefkat,fazilet,sünnete riayet kısacası ahlak ne alemde?
Her Müslüman evlâdı gibi, ben de ramazanın, insanı sarıp sarmalayan o mânevî havasını daha küçük bir çocuk iken ciddi ciddi hissetmeye başladım. Bu ilâhî güzelliği, çocuk ruhunu bile galeyana getiren bu büyük coşkuyu -itiraf edeyim ki- aradan geçen bunca yıla rağmen bir türlü unutamadım.
İftardan sonra evlerde, konaklarda teravih hazırlığı başlar. Herkeste bir neşe, herkeste bir sevinç. Şakır şakır abdestler alınır, irili ufaklı cam veya muşamba fenerler hazırlanır, güle oynaya câmilerin yolu tutulur. Bu esnada o muazzam câmiler kapılarına kadar tıklım tıklım dolmuştur.
Bu mübarek namazı Peygamberimiz(Ramazan namazı)adıyla anmıştır.En muteber hadis kitaplarında rivayet olunduğuna göre Resulullah:Her kim ramazanın şerefine ve faziletine inanarak ve Allah Teala’nın rızasını dileyerek ramazan namazı kılarsa onun geçmiş günahları bağışlanır!” buyurmuştur.
Cenab-ı Hakk(İnfitar Suresi’nin 1-6.ayetlerinde)mealan şöyle demektedir:”Gök yarıldığı zaman,yıldızlar dökülüp dağıldığı zaman,denizler fışkırdığı zaman,kabirler altüst edildiği zaman,her nefis,önünden ne yolladı,geriye de ne bıraktı ise(artık hepsini de görüp bilecektir).Ey insan o lütuf ve keremi bol Rabbine karşı seni aldatan nedir?”
Eski ramazanlarda iftar topları atıldıktan sonra İstanbul sokakları sabahın ilk saateleri imiş gibi tenhâlaşır, herkes huşû içinde evinde ve sofrasının başında bulunurdu. O târihlerde harem selâmlık âdâbı hüküm sürdüğü için terâvihe erkekler ayrı, kadınlar ayrı giderlerdi. Ellerinde üçer mumlu fenerler olduğu hâlde uşaklar önde, uşağı olmayan mütevazı hâlliler de küçük cam fenerleri ile ateş böcekleri gibi güle oynaya sokaklara dökülürlerdi.
Gayet iyi hatırlıyorum merhûme anneme beni de sahura kaldırması için âdeta yalvarıyordum. Bu niyaz ve yalvarma faslı daha ramazanın ilk gününden itibaren başlıyordu. Bir yandan da annem kaldırmasa bile, ben davulcunun davulunu, gümbür gümbür çaldığı davulun sesini duyar, kalkarım diye kendi kendimi teselli ediyordum. Ne mutlu bana ki hem annemin şefkatli sesiyle hem de davulun gümbürtüsüyle uyanıyordum. Sofraya oturmanın heyecanı uyku sersemliğine galip geliyordu. Gerçi soframız fazla zengin değildi. Bütün menü bişi, işkefe (yufka), pekmez, çökelek gibi basit yiyeceklerden ibaretti. Fakat birçoğu önceden hazırlanan bu basit gıda maddelerinin sahur vaktine ve tabiî ki ramazan ayına mahsus öyle güzel bir tadı vardı ki sizin bu tadı, mübarek aya münhasır bu lezzeti sâir vakitlerde tatmanız mümkün değildi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Dersaadet'te Ramazan Akşamları
Baskı tarihi:
Haziran 2018
Sayfa sayısı:
392
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050828474
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Kültür dünyamızın önemli simalarından Dursun Gürlek’in süzgecinden geçen ve yine kültür dünyamızın canlı tablolarından olan yazarların, şâirlerin, edebiyatçıların ramazanlarla ilgili hâtıraları… Kendisinin Dersaâdet’te Ramazan Akşamları adını verdiği bu kitapta, Refi’i Cevad Ulunay, Münir Süleyman Çapanoğlu, A. Râgıp Akyavaş, Ercüment Ekrem Talu, Safiye Ünüvar, Ayşe Osmanoğlu, Mehmet Kaplan ve Süheyl Ünver gibi İstanbul yazarlarının yanı sıra daha birçok kalem erbabının yazısı bulunuyor.

“Ramazan piyasası ilk akşamın terâvihinden sonra başlardı. Galata Köprüsü’nden boşalan arabalar, muhteşem faytonlar, kupalar, landonlar, konak ve saray arabaları katar hâlinde Beyazıt’a çıkarlar, Mürekkepçiler önünden kıvrılarak Vezneciler’e girerler, Unkapanı Köprüsü’nden geçenler Zeyrek’ten Vefâ’ya tırmanırlar, Şehzâde Câmii’nin yanından Direklerarası’na dökülürlerdi.”

“Her yaştan, her sınıftan genç ihtiyar, kadın erkek birbiri üstüne yığılmış, yanaşık nizamda binbir ayak bir ayak hâline gelmiş, nefesleri birbirlerinin ensesini sıcak sıcak okşamakta. Elhâsıl velkelâm sökülmez, geçilmez bir izdiham. “

Bu hâtıralar yığını olanca çeşnisiyle, bol malzemesiyle, renkli levhalarıyla bir nevi “ramazan edebiyatı” diyebileceğimiz bir edebiyat türünü ortaya çıkarıyor. “Ramazan medeniyeti”, “Ramazan edebiyatı”yla daha canlı, daha heyecanlı bir hâle geliyor.

Kitabı okuyanlar 5 okur

  • Hatice Büyükerciyas
  • Büşra Omur
  • İsa BALABAN
  • Bahar Kara
  • Muhammed Nurullah Sevim

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (2)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0