Dersim Yalanları ve Gerçekler

·
Okunma
·
Beğeni
·
59
Gösterim
Adı:
Dersim Yalanları ve Gerçekler
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
328
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055452230
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İleri Yayınları
Günümüzde hemen herkesin üzerinde birleştiği fikir, devletin Dersim'de bir katliam yaptığı. Hatta kimilerine göre katliamın ötesinde bir soykırım yaşandı.

Tıpkı sözde Ermeni soykırımının Avrupa ülkelerinde yasalaşması ve bunu inkar etmenin suç sayılması gibi, günümüzde Dersim'de devleti savunmak da büyük bir suç olarak görülüyor. Büyük bir entelektüel sansür mekanizması ile halkın farklı ve doğru bilgilere erişmesi engelleniyor.

İşte elinizde tuttuğunuz bu kitapta Dersim konusunda uzman isimlerden olan Özgür Erdem Dersim isyanları ve isyanları bastırmak için düzenlenen harekâtlar hakkındaki yalan ve çarpıtmalara yanıt veriyor.

İlk kez yayınlanan belgelerle 38 Dersim yalanına yanıt!
çok çok enderdir bir kitabı bitiremediğim. bu da onlardan oldu, kendimi çok da zorladım oysa. neden bitiremediğime gelince sanıyorum yazarın durduğu yer beni zorladı.
dersim meselesi de biraz "tabu" konu kabul. yazar bir katliam olmadığını kanıtlamaya çalışıyor; orada yaşananlar her isyan edenin karşılaşacağı şeylerdir diyor. peki tamam diyelim ama katliam olmadığını kanıtlarken daha bilimsel daha akademik dipnotlara ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. onunla aynı görüşte olmayan yazarlar için kullandığı bir tabir var; "bölücü koro"! nedir bunlar, kimdir? dersim katliamı olmuştur diyenler.
bir de meselenin biraz insani tarafından bakılabilmesini isterdim bu tür konularda. yani evet isyanı bitirme amacındasın ama dağda, taşta saklanan çoluğa çocuğa ne oldu abi? dersimin kayıp kızları nerede? hayır kitapta bahsi bile geçmiyor. (280 sayfa boyunca en azından)
sonra Atatürk ün katliamdan haberi olduğunu kanıtlama çabası.. olması veya olmaması değil burada beni rahatsız eden, sanki onun haberdar olması konuyu masum kılacakmışçasına yazarın verdiği çaba beni rahatsız etti. talimatı vermiş dahi olabilir, bu operasyonun verdiği zararları/kayıpları temize çıkarmaz!
...... devlet isyancılara o güne kadar sadece savunma ile karşılık vermiş, taarruza geçmemiştir. Zaten dikkat edilirse emir de isyan başladıktan 40-45 gün sonra yayınlanmıştır. Bunun nedeni, isyana henüz katılmamış aşiretlerin isyancı aşiretlerle birlik olmasını engellemek, katılıp katılmama noktasında kararsız kalan aşiretleri ikna etmekti.

Kısacası, isyanın başladığı 21 Mart ile askeri hârekatın başladığı 3 Mayıs tarihleri arasında devlet, hem isyancıları vazgeçirmek için uğraşmış hem de diğer aşiretlerin katılmasını engellemeye çalışmıştır. Bu dönemde gerek Tunceli Komutanı ve Umumi Mifettiş General Alpdoğan, gerekse diğer alt rütbeli subaylar aşiret reisleriyle bizzat görüşerek ya da temsilci göndererek ikna yöntemine başvurmuştur.
Devlet raporlarına göre Tunceli'de toplam 91 aşiret bulunmaktadır. Görüldüğü üzere, bu aşiretlerden sadece 6'sı isyana tam olarak katılmıştır.

İsyana katılmayan aşiretler de ya devlete bağlılıklarını açıkça belirtmiş ya da tarafsız kalarak olayları izlemekle yetinmiştir. Kimi devlet yanlısı aşiretlerin, istihbarat sağlayarak ya da milis kuvvetleri oluşturarak, Türk askerine harekâtlarda yardımcı olduğu bilinmektedir.

İsyana katılan aşiretlerin toplam nüfusu aşağı yukarı 20 bin, elindeki tahmini silah sayısı da 4.000-4.500 kadardır. Bu rakamlar muhtemelen doğrudur; çünkü 1937 isyanı bastırıldıktan sonra yapılan açıklamalarda "toplam 4991 silah ele geçirildiği" raporu verilmiştir.

Coğrafi olarak bakıldığında da isyan Tunceli'nin tamamını kapsamaz. Hozat-Ovacık-Pülümür ilçe merkezleri arasındaki üçgenle sınırlıdır. İsyan sırasında Tunceli'nin tek bir ilçesi bile tamamen isyancıların kontrolü altına girmemiştir.
...

Gerçekten de devlet yayınladığı bir kanunla, Tunceli bölgesindeki asker kaçaklarını affetmiş, nüfusa kaydını yaptırmayan Dersimlilerin kayıt yaptırdıkları takdirde ceza almayacağını hükme bağlamıştır. Bu af kanunu, aslında 8 Ocak 1936'da çıkmıştır ve iki yıl sürelidir. Tam da şu an okumakta olduğumuz raporun yazıldığı günlerde, 14 Ocak 1938'de 2 yıl daha uzatılmış, ancak yeni bir madde eklenerek kapsamı genişletilmiştir. Bu yeni maddeye göre, Tunceli'deki asker kaçakları affedilmekle kalmıyor, sadece 6 ay askerlik yapacakları hükme bağlanıyordu. Hatta Alpdoğan Paşa, aşiret reislerini toplayıp şöyle demiştir:

"Sizin için özel askerlik kanunu çıkaracağım. Hiç askere alınmadınız. Bu yüzden zor gelir belki. Dolayısıyla Dersimliler sadece 6 ay askerlik yapacak. Başka yerlerde bu 24-36-48 aydır."

...

...

... Türkiye'nin her yerinde, gayet doğal olarak, devlet olmanın gerektirdiği bir şekilde, asker kaçağı olmak ya da nüfus kaydını yaptırmamak bir suçtur. Devlet, Tunceli'de bu suçlardan dolayı hüküm giyecek olanları affetmekle, Tunceli halkıyla devletin barışmasını sağlamaya çalışmaktadır. Bunun neresi "sömürge" yönetimi anlayışıdır? İstanbul'daki, Ankara"daki asker kaçakları ceza görecek, Tunceli'deki asker kaçaklarının ise cezaları af olacak, hatta diğer yurttaşlardan çok daha az bir süre, 6 ay askerlik yapacaktır. Bu mudur "sömürgecilik"?
... Bakanlar Kurulu kararındaki "köyleri kamilen tahrip etmek" ifadesi üzerinde büyük spekülâsyonlar yapılmaktadır. Sanki devlet köylerdeki insanların diri diri yakılmasını emretmiş gibi bir hava yaratılmak istenmektedir. Halbuki kararın tamamı dikkatlice okunduğunda, "köylerin tahrip edilmesi"nden ve "aileleri Dersim'den uzaklaştırmak"tan bahsediliyor olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Yani hakkında "köyü boşaltma" kararı çıkmış olan köylerin sakinleri Batı Anadolu'da zorunlu iskâna tabi tutulacak, bir daha geri dönemesinler ve aşiret-seyitlik düzeni yani Dersim'deki genel feodal düzen tekrar kurulamasın diye köyleri yakılacaktır. Tabii kararda da ifade edildiği gibi, bunlar köyler boşaltıldıktan sonra yapılacaktır.
Harekât başlamadan önce 8 Haziran tarihinde Ovacık İlçesi'nde Kalan aşiretine bağlı köylere şu bildiri dağıtılır:

"Ovacık kazasının Lertik, Mercan ve Birman mıntıkalarında oturan Kalanlı Halka:

1. Halkı fukaralıktan ve cahillikten kurtarmak için hükümetin Tunceli'de yapmakta olduğu iyi işleri her gün öğreniyorsunuz. Bu güzel ve hayırlı işleri kendi menfaatleri için zararlı sanan bazı boş kafalı zalimler içinizden bir kısım cahilleri yalan ve iftiralarla kandırarak Mansul Uşağı köyünde ve diğer askere tüfek sıkmak ve masum halkın mal ve davarlarını zorla almak gibi suçlar yaptırdılar. Bu suç yüzünden cahilleri hükümetten uzak bulundurmak suretiyle fakir fukaranın canını, ırzını ve malını kendi keyifleri için istedikleri gibi kullanmak istediler. Bu sebeple hükümet, zalimlerin zulmüne son vermek ve masum halkı onların elinden ve şerrinden kurtarmak için asker getirmiş bulunuyor. Görüyorsunuz ki, dört tarafınızı asker sarmıştır ve harekete geçecektir. Maksadımız yalnız suçluları ve bilhassa elebaşıları uslandırmaktır.

Bunun için:

a. Zorla ve cahillikle düşünmeden suç yapmış olanlar, canlarını, çoluk ve çocuklarını kurtarmak için hükümetin adaletine güvenerek gelip teslim olsunlar. Bunlar kendileri gelip teslim olmazlarsa gönülleri ile suç yapmış sayılacaklarından behemehal takip edilecek ve ele geçirileceklerdir. O zaman çok ağır ceza göreceklerdir.

b. Bu suçlular kendilerini zorla felakete sürükleyenleri ölü veya diri yakalayıp hükümete veya askere teslim ederlerse cezadan kurulmakla beraber mükafat da alırlar.

2. İçinizde suçsuz olanlar çoktur. Asker suçlularo ararken bu suçsuz halkın zarar görmemesi için suçlulardan ayrılıp çoluk ve çocukları ile beraber Pülür'deki kaza merkezine gelsinler. Hükümet, geçen senelerde olduğu gibi bunlara da şefkatini esirgemeyecektir.

3. Hükümetin bu son sözünü yerine getirmeye mani olanların günah ve vebali kendi boyunlarında kalır."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Dersim Yalanları ve Gerçekler
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
328
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055452230
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İleri Yayınları
Günümüzde hemen herkesin üzerinde birleştiği fikir, devletin Dersim'de bir katliam yaptığı. Hatta kimilerine göre katliamın ötesinde bir soykırım yaşandı.

Tıpkı sözde Ermeni soykırımının Avrupa ülkelerinde yasalaşması ve bunu inkar etmenin suç sayılması gibi, günümüzde Dersim'de devleti savunmak da büyük bir suç olarak görülüyor. Büyük bir entelektüel sansür mekanizması ile halkın farklı ve doğru bilgilere erişmesi engelleniyor.

İşte elinizde tuttuğunuz bu kitapta Dersim konusunda uzman isimlerden olan Özgür Erdem Dersim isyanları ve isyanları bastırmak için düzenlenen harekâtlar hakkındaki yalan ve çarpıtmalara yanıt veriyor.

İlk kez yayınlanan belgelerle 38 Dersim yalanına yanıt!

Kitabı okuyanlar 3 okur

  • Neidüğübelirsiz - Luzefro
  • VELASCO
  • yurdaNUR

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%50 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%50 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0