Adı:
Derviş ve Ölüm
Baskı tarihi:
Ağustos 2014
Sayfa sayısı:
464
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752639515
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Dervis i Smrt
Çeviri:
Mahmut Kıratlı
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Meşa Selimoviç, Derviş ve Ölüm'de mutlak dinî doğrular üzerine kurulu dünyasında yaşayan Mevlevî şeyhi Ahmed Nureddin'in, erkek kardeşinin suçsuz yere tutuklanıp idam edilmesinden sonra düştüğü derin karmaşayı resmediyor. Suç, ceza, adalet, din ve otorite kavramları çerçevesinde insanın ruh dünyasındaki çelişkileri, gelgitleri incelikle işliyor.

1967'de yayımlanan Derviş ve Ölüm, değişik dönemlerde birçok eleştirmenin övgüsünü kazanan, sinemaya uyarlanan, MEB'in tavsiye ettiği 100 Temel Eser listesinde yer alan, otuz dile çevrilmiş ve birçok önemli edebiyat ödülüne layık görülmüş bir başyapıt.
“Modern(ist) edebiyatçıların benmerkezci hayalciliğin pençesinde kıvrandığı bir dönemde Selimoviç, dervişliğe, ölüme ve adalet(sizlik)e ilişkin bu ölümsüz eseri yazmıştır. […] Mahmut Kıratlı’nın enfes çevirisinden okuyacağınız eser, bu yönüyle, yani ahlaki olanla politik olan arasındaki çatışmayı eksene alması, geleneksel bilgeliğin modern zamanlarla karşılaşması, ‘öteki’nin ölümü üzerinden adaleti sorgulaması bakımından son derece değerli bir hikâyedir; çok önemli bir meseleyi önümüze getirir.”

Sadık Yalsızuçanlar
Bu kitap ilk defa ortaokul dönemlerimde elime geçmişti, büyük bir hevesle okumaya başlamış olmama rağmen dilinden midir, işleyiş tarzımdan mıdır bilemiyorum ama, çok sıkıcı gelmişti.

Yıllar sonra üniversite zamanlarımda tekrar karşıma çıkınca ilişkimize bir şans daha vermeye karar vermiş, biraz ön yargıyla da olsa okumaya başlamıştım. Allah'tan da ön yargılarıma kaptırmamışım dizginlerimi. Çünkü yıllar sonra fark ettim ki; kitap aslında hiç de sıkıcı değil, çok derin olduğu için iyi bir dinleyici istiyor sadece. Sığ sularda herkes yüzer ama asıl yüzme zevki derin sularda çıkar ya, işte bu kitap da derdini can kulağı ile dinleyene eşsiz derinliği ile öyle bir zevk veriyor.

Kitabın isminin " Derviş ve Ölüm " olmasından mütevellit dini bir eser olduğunu düşünmek yanlış olur. Bana göre kitabın asıl öne çıkan yönü, adalet ve vicdan kavramını sorgulamasıdır diyebilirim.

Boşnak yazar Meşa Selimoviç’in, ağabeyinin İkinci Dünya Savaşı yıllarında kurşuna dizilerek öldürülmesinden etkilenerek yazdığı roman Osmanlı İmparatorluğunun Balkanlardaki varlığını henüz yitirmediği ama iç karışıklıkların baş gösterdiği dönemlerde küçük bir kasabada kurgulanmış.

Derviş ve Ölüm’de mutlak dini doğrular üzerine kurulu küçük tekke hayatında kendi doğrularıyla yaşayan Ahmed Nureddin'in, abisinin suçsuz yere tutuklanıp idam edilmesinden sonra içine düştüğü derin karmaşa ve insanın vicdan ve ruh dünyasındaki çelişkileri, gelgitleri, ruhi bunalımları, varlık sancıları çok incelikli bir şekilde işleniyor.

Hayatı boyunca olaylara hep uzaktan bakmış, bir seyirci gibi sadece gözlemlemeyi tercih etmiş olan Ahmet Nureddin, esasında hayatın gerçeklerinden ve zaman zaman hepimizi bir girdap gibi içine çeken çelişkilerinden korkmakta ve bunlardan kaçmaktadır. Ama yaşamı hiç beklemediği bir anda onun köşe bucak kaçtığı bu gerçeklerle yüzleşmesini sağlamıştır.

Kitaba hangi açıdan baktığınıza bağlı olarak kitap bir çok şey anlatıyor diyebilirsiniz; dostluğu, kardeşliği, Bosna tarihini, her dönemin bozuk olan adalet sistemini ve daha birçok şeyi anlattığını söyleyebilirsiniz. Ama benim gördüğüm yazarın asıl derdi; içi-dışı asla bir olamayan '' insanı '', vicdan terazisi nefsinden yana ağır basan bir dervişin aracılığıyla okuyucuya anlatmak. İnsan kendi karanlığını yine en iyi kendi görür, kendi bilir. Tabi bu karanlığına gözlerini yummak için kendisini en iyi ikna eden de insanın bizzat kendisidir. Gerçi ne kadar aldatsak da sonunda canı cayır cayır yanan, kendisine hesap veremeyip bu vicdan sancılarıyla kıvranan da yine bizizdir, mutlak adaleti anlık vicdan rahatlığına tercih edemeyen bizler.

Aslında kurgusal açıdan bakacak olursak kitap 150-200 sayfaya sığabilecek bir kitap, ama yoğun ruhsal çözümlemeler nedeniyle 480 sayfa sürmüş. Tabi bu da kitaba biraz ağır bir hava veriyor yine de benim gibi bu tarz duygusal çözümlemeleri seviyorsanız beğeneceğinize eminim.

Derviş Ahmed Nureddin'in içinde bulunduğu kaos (insan, nefis, derviş, kardeş, arkadaş gibi onu Ahmet Nureddin yapan her sıfatı ) çok başarılı bir şekilde yansıtılmış. Romanda kurgulanan diğer bütün karakterlerin hikayedeki temel amacı, derviş'in iç dünyasında taşıdığı ama ortaya çıkarmaktan korktuğu yönlerini faklı insanların aynalarında gün yüzüne çıkarmak. Böylelikle derviş, aslında birçok yerde başkasının görüntüsünde kendisiyle karşılaşmaktadır... Gerçek hayatımızda da böyle değil midir? Çevremizdeki her insan, bakmasını bilen için bize tutulmuş ve kendimizi görmemizi sağlayan birer ayna değil midir....


Kitabı bir iki günde bitirmiş olsam da, bende yarattığı düşünsel yorgunluk binlerce sayfaya denk gelir. Güç ve adalet üzerine yazılmış en derin kitaplardan biri olması ve vicdan kavramını çok nitelikli işlemiş olmasıdır belki de kitabı bu kadar ağır yapan.

Zamanı geldiğinde mutlaka okumanızı öneririm :)

Son olarak:

Öldüğüm gün taşınırken tabutum acı duyacağını sanma bu dünyanın ardından...
Ağlayarak yazık oldu diye konuşma.
Yok oluyorlar mı batınca güneş ve ay?
Ölüm sandığın şey, aslında doğuştur.
Zindan gibi görünür mezar, oysa ruh özgürlüğe kavuşur
Hangi tohum büyümez ekilince toprağa?
İnsan tohumundan şüphen mi var yoksa?'
Yazarın kendi iç dünyasına ve çevresine baktığı psikolojik bir roman diye bilirim. Genel anlamda begendim ama bir seyler sanki havada kalmış hissi olustu bende roman bitince. Bunu da yazarın profesyonel olmamasına bağladım .Sonuç olarak okunması zevkli ve düşündürücü bir kitap özellikle beğendiğim bölümler Hasan ve dervisin konusmalari
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.080 Oy)17.464 beğeni39.448 okunma2.111 alıntı165.183 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (7.845 Oy)8.134 beğeni25.978 okunma620 alıntı126.502 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.217 Oy)8.135 beğeni23.943 okunma1.909 alıntı102.297 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (9.993 Oy)12.460 beğeni31.708 okunma2.778 alıntı132.374 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (8.456 Oy)8.405 beğeni22.802 okunma1.446 alıntı105.408 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.051 Oy)7.320 beğeni19.815 okunma3.213 alıntı116.429 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.0/10 (9.136 Oy)10.801 beğeni26.520 okunma1.381 alıntı139.610 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (6.963 Oy)8.353 beğeni23.206 okunma1.128 alıntı112.717 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.249 Oy)5.354 beğeni18.123 okunma686 alıntı92.150 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (5.527 Oy)5.803 beğeni15.221 okunma2.212 alıntı78.467 gösterim
“Hokka ile kalemi ve yazmakta olan şeyleri tanıklığa çağırıyorum.” ayetiyle başlıyor roman.
Can hokkasına batırılmış kalemden süzülen kanlı satırların romanı bu.
Kardeşinin haksız yere idama mahkûm edilmesinin ardından dervişin yaşadığı dilemmalar yazar tarafından mükemmel bir şekilde yansıtılmış. Yazarın gerçek hayatta da kardeşinin idamına tanık olması eserin bu kadar sahici olmasında önemli bir rol oynamış.
Manevi dünyasında tamamen teslimiyetle dolu bir tekke hayatı yaşayan dervişin; kardeşinin idamının ardından dünya sorunlarıyla kuşatılışı, dervişlik kimliğinden uzaklaşarak uğradığı haksızlığa isyan edişi romanın çıkış noktasını oluşturuyor.
Bu kitabı salt bir tasavvufi roman ya da basit bir intikam hikâyesi veyahut dostluk üzerine yazılmış bir eser olarak görmek hitaba haksızlık olur.
Dünya çapında büyük ses getiren bu eser 1974 ve 2001’de sinemaya uyarlanmış. Özellikle 2001 yapımı olan film izlenesi.
Tabi kitabı okuduktan sonra 
Meşa ( Mehmet ) Selimoviç, Boşnak edebiyatının en önemli kalemlerinden birisi. Derviş ve Ölüm onun Kale ile birlikte en bilindik iki eserinden birisi durumunda. Selimoviç, haksız yere idam edilen ağabeyinin acısını yüreğinde hep hissetmiş birisi. Ağabeyinin masumiyetini bilse de, maalesef devletin kurbanı olmuş. Tıpkı bugün ülkemizdeki yüz binlerce masum insan gibi, ağabeyi de işlemediği bir suç yüzünden ağır bir ceza yemiş. Selimoviç, doğrudan ağabeyinin hikayesinin anlatmak yerine daha eski devirlere giderek adalet, hak, hukuk gibi kavramları tasavvuf üzerinden başka bir hikaye ile işlemiş ve mevcudun hikayesi yerine ruh halini anlatmış.

Her anlamda çok başarılı bir edebiyat eseri, tasvirler, anlatım, kurgu... Mükemmel.

Ancak açık konuşmak gerekirse çok ağır işliyor. Yani, tam bir sakin kafa ve geniş zaman kitabı. Dostoyevski tarzı var. Suç ve Ceza'daki gibi biraz da. Tam bir toplum ahlakı romanı.

Selimoviç çok sıkı bir yazar; bu kesin...
Baş yapıt sayılabilecek bir eser. Güçlü bir hikâye, iyi işlenmiş karakterler, son derece edebi bir dille çok iyi anlatılmış. Yazarın işini çok iyi yaptığı kesin. Çeviri de çok iyi bir çalışma olmuş. Şiddetle okumanızı tavsiye ederim. Hatta kitaplığınızda bulunmalı.
Bir çok edebiyat ödülü almış ve MEB´in 100 Temel Eser listesinde kendine yer bulan roman, yazarın kendi başından geçenleri, sanki Osmanlı döneminde yaşanmış gibi anlatmakta. Dini eğitim ve hassasiyetleri oldukça yüksek olan kahramanın iç dünyasından adalet ve vicdan olgusunu okurun muhakemesine sunmaya çalışmakta. Sayfalar akarken çok çarpıcı tespitleri harika bir edebi üslupla okuyor olacaksınız. Öyle ki bazı cümleler üzerinde düşünmek ve bazen geri dönme ihtiyacı duyabileceksiniz. Olağanüstü akıcı bir üslubu olmamakla beraber öykü kendini okura kabul ettirmekte ve içine almakta. Romanın 1967 ve 2001 yıllarında çevrilmiş iki adet filmi olduğunu hatırlatmakta yarar var.
Bir kitabın dilini cümlelerini bu kadar çok beğendiğim nadirdir. Bazen cümleye bakıp bunları nasıl böyle güzel yazmış dediğim çok oldu. Ancak karakteri de bir o kadar sevmedim. Bazen o kadar kızdırdı ki. Sonuç olarak mükemmel bir edebi eser olsa da karakteri çok bencil bulduğum için kitap hakkında ön yargılı bir yorum yapmak istemem..
Bir derviş düşünün. Devrime inanan, hayatı ve sistemi değiştirme gücünü içinde bulan. Hem aykırılık hem iyilik timsali. Bir Hıdırellez gecesi onu buhrana sürükleyen olay kardeşinin hapse atılışından başkası değildi. Ve bu süre zarfında hiçbir şey aynı kalamadı.
Kardeşini kazanmak için her ne kadar elinden bir şey yapamamış görünse de içinde fırtınalar koptu geçen her günle birlikte. “Şimdi ben neyim? Ödlek bir kardeş mi, yoksa inançsız bir derviş miyim? insanlara olan sevgimi mi yitirdim, yoksa inancım mı zayıfladı? İnsan şeklini mi, inancımı mı yoksa ikisini birden mi yitirdim ben?" diye diye onu aklından bir saniye olsun çıkaramamış, çaldığı her kapıdan alayla ve boş bir elle dönmek mecburiyetinde bırakılmıştır.
İyilikle kötülüğün, sessizlikle başkaldırının öyküsü bu. Çabaladıkça dibe batan bir sistemin, sistemin çarklarında kaybolan bir dervişin öyküsü. İç hesaplaşmalarla süslü, yer yer durağan, Kuran-ı Kerim’le hemhal olan ve bunu zarafetle yapan bir eser.
Okunası ve sevilesi.
Edebiyat dünyasında bir kült, Eğer kitap okurken cümlelerin altını çiziyorsanız bu kitapta kalem elinizden düşmeyecek. Edebiyat severlerin kesinlikle okuması gerekli olan harika kitap.
bu kitap: içi dışı bir olmayan insanı, vicdanı, nefsinden yana basan bir dervişi, kendi karanlığını en iyi kendisi gören ve buna gözlerini yummak için kendini en iyi kendi ikna eden birini, canının yanışını, kendine hesap verişini, kendine hesap veremeyişini anLatır ve öyle anlatır ki kitabı bir kez daha okumaya korkar insan.
Meşa Selimoviç - Derviş ve Ölüm

Meşa Selimoviç'in 1944 yılında ağabeyinin haksız yere idama mahkum edilip öldürülmesi sonucu, onun ölümünden 20 yıl sonra bu kitabı yazmasına neden oluyor. Kitabın yazar tarafından 20 yıl sonra yazılması bana Nobel Edebiyat ödüllü Macaristanlı yazar İmre Kertész'in "Kadersizlik" kitabını hatırlattı.

Osmanlı İmparatorluğu zamanında Bosna da Mevlevi tekkesinde 20 yıldır yaşayan, söz dinlemeyi, tahammül etmeyi, din uğruna yaşamayı, sadık olmayı öğrenen Şeyh Ahmet Nurettin'in kardeşinin tutuklanması ile yaşadığı utancı, kardeşini kurtarmak için göstermiş olduğu çabayı, huzursuzluğu, pişmanlığı, kendi içinde yaşadığı kargaşayı, bunalımlarını içinde bir damla bile su bulunmayan boş bir bardağı süzer gibi, yoksul bu düşünceleri alabildiğine genişleterek edebi anlamda eşsiz bir kitap ortaya çıkmasına neden oluyor.

Dervişliğe, ölüme, adalet ve adaletsizliğe, haksızlığa, dostluğa ve insanın vicdan ile beraber nefsine, olaylar karşısında sorduğu sorular ile verdiği cevaplar karşısındaki tutumu ile Dostoyevski'nin edebi özelliğini içinde barındıran kitap 30 değişik dile çevrilmiş. Ayrıca İtalyan yönetmen Alberto Rondalli tarafından "Derviş" adı ile filme çekilmiştir.

Gerçi bu kitap ile ilgili bir şeyler söylemek, bana; okumak da size zor gelecek belki, ama bu kitap ile ilgili susmam daha kötü olurdu.
Mekan insanın zindanıdir... İşte bu yorum 4 duvar arasında kaldığım günlerde farkındalık sağlamıştı hayatima. Şimdi ise hayatı kavramaya bir çok yolum olduğunu gösteriyor. Teşekkürler me$a
Hiç kimse, hiçbir vakit beklediğine kavuşamaz. Sonunda herkes yalnız kalır..
Dua bittiği halde ses çıkarmadan oldukları yerde kalmaları, gitmek için davranmamaları; anlamak istediğim şeyi açık olarak anlattı bana.
Bu namazın her zaman olduğu gibi bitirilmeyeceğini biliyordum. "Amin", son değil, başlangıç olacaktı bu namazda.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Derviş ve Ölüm
Baskı tarihi:
Ağustos 2014
Sayfa sayısı:
464
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752639515
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Dervis i Smrt
Çeviri:
Mahmut Kıratlı
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Meşa Selimoviç, Derviş ve Ölüm'de mutlak dinî doğrular üzerine kurulu dünyasında yaşayan Mevlevî şeyhi Ahmed Nureddin'in, erkek kardeşinin suçsuz yere tutuklanıp idam edilmesinden sonra düştüğü derin karmaşayı resmediyor. Suç, ceza, adalet, din ve otorite kavramları çerçevesinde insanın ruh dünyasındaki çelişkileri, gelgitleri incelikle işliyor.

1967'de yayımlanan Derviş ve Ölüm, değişik dönemlerde birçok eleştirmenin övgüsünü kazanan, sinemaya uyarlanan, MEB'in tavsiye ettiği 100 Temel Eser listesinde yer alan, otuz dile çevrilmiş ve birçok önemli edebiyat ödülüne layık görülmüş bir başyapıt.
“Modern(ist) edebiyatçıların benmerkezci hayalciliğin pençesinde kıvrandığı bir dönemde Selimoviç, dervişliğe, ölüme ve adalet(sizlik)e ilişkin bu ölümsüz eseri yazmıştır. […] Mahmut Kıratlı’nın enfes çevirisinden okuyacağınız eser, bu yönüyle, yani ahlaki olanla politik olan arasındaki çatışmayı eksene alması, geleneksel bilgeliğin modern zamanlarla karşılaşması, ‘öteki’nin ölümü üzerinden adaleti sorgulaması bakımından son derece değerli bir hikâyedir; çok önemli bir meseleyi önümüze getirir.”

Sadık Yalsızuçanlar

Kitabı okuyanlar 206 okur

  • Cezmi şeker
  • Alp Pol
  • Duygu Altıntaş
  • Mahmut F. Çingay
  • Me'vâ
  • İlhan Engin
  • Lili.27
  • saba rüzgarı
  • Farah Marun
  • papatya

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%6.1
14-17 Yaş
%4.1
18-24 Yaş
%21.4
25-34 Yaş
%34.7
35-44 Yaş
%22.4
45-54 Yaş
%9.2
55-64 Yaş
%1
65+ Yaş
%1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%64.7
Erkek
%35.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%32.9 (26)
9
%17.7 (14)
8
%21.5 (17)
7
%12.7 (10)
6
%6.3 (5)
5
%3.8 (3)
4
%2.5 (2)
3
%1.3 (1)
2
%1.3 (1)
1
%0

Kitabın sıralamaları