Dervişin Safa DefteriMim Kemal Öke

·
Okunma
·
Beğeni
·
57
Gösterim
Adı:
Dervişin Safa Defteri
Baskı tarihi:
Kasım 2017
Sayfa sayısı:
256
ISBN:
9786059778589
Yayınevi:
Sufi Kitap
"Dinle sözümü sana direm özge edâdır

Derviş olana lazım olan aşk-ı Hüdâdır"

Derviş; istidadı, şevk u zevki ve en önemlisi “izni” varsa nefs mertebelerinde seyreder, terbiye ve tezkiyesini kazanır; ilâhî tecellîlere mazhar olur. Mahlûkatın en şereflisi olduğunun idrakine bireysel tecrübeleriyle varır, daha doğrusu bu yolda cehdeder. Ardından ezkâra, evrada, semâya durur. Hamlıktan pişme, pişmekten de yanma yoluna geçer, halk içinde Hakk ile görüşme olarak tabir edilen “halvet der encümen”i deneyimler ve anlar ki vakit, bu lütufların safâsını sürme vaktidir.

Dervişin Safa Defteri, ömrünü tasavvuf yolunun fakîri olmaya adayan Mim Kemâl Öke’nin Mevlânâ Celâleddin Rûmî Hazretlerinin eserlerini bütüncül bir bakışla, eserlerde üzerinde durulan süreçlere, kavramlara ve yaklaşımlara odaklanarak incelediği “Yedi Meclis”ten oluşmakla birlikte Hz. Mevlânâ’dan bir ilmihal teşkil ediyor. Bu bağlamda, İslam’ın beş şartını, iman esasları ile şer’î açıdan incelerken eserin öz suyunu “sûfî gözüyle şeriat” olarak ortaya koyuyor.

Tasavvuf bir hal ilmidir ve eşref-i mahlûkat olan insanın Allah tarafından anbean çekip çevrilen kalbine dair bu ilim, yüzyıllar önce Hz. Mevlânâ’ya bahşedilmiştir. Mim Kemâl Öke, işte bu kalbin merkezi olan İslam’ın beş ana sütununu Hz. Mevlânâ’nın eserlerinden damıttığı zarif ve nüktedan bir üslupla aktarıyor.
Öyleyse bu kitabın –insan kitabının- gönül sayfaları, yukarıdaki niyaz ilâhîsinin izleyen beyitlerinde terennüm edilen semâ-safâ irtibatının günümüzün rasyonalite ve absürtlük karşıtlığıyla kurgulanmış dünyasında, şeriat ve hakikat hasreti çekip marifete vâsıl olmayı dileyen nice kalbe ilham olması niyetiyle açılıyor.

"Âşkın nesi var ise Maşuk’a fedadır

Semâ sâfâ , cana şifâ ruha gıdâdır"

(Tanıtım bülteninden)
Kitabı okuduktan sonra Mim Kemal Hoca'ya geç kalmışlığın pişmanlığını oldukça fazla yaşadım. Kitabın bitiminde "son" kelimesinin yerine "sırlarken" kelimesini kullanmayı tercih edecek kadar naif yazarımız, eserde psikolojik ve sosyolojik tahlillerle günümüz toplumunu tasavvuf penceresinden İslam'ın beş şartından yola çıkarak ortaya koyuyor. Tüketim toplumunun aşırılıklarını, doyumsuzluğunu tüm çıplaklığıyla dillendiriyor. Kitabın -hocanın deyimiyle- "mim noktası" bence şu cümleydi: "Müslümanlar tetiğe asılmalarıyla değil; kalemi kullanmalarıyla övünecek hale gelseler." katılmamak elde değil.
Mesele sadece fiziksel obezite olsa! Kilolu vücutlar sadece birer yansımadır. Batı hiç kusura bakmasın, her cihetten obez olmuş. Tüketim toplumu çılgınlığı ile "daha çok/daha çoğu benim olsun"zihniyeti aslında "zihni bir obezite"den kaynaklanıyor. Nefslerin coştuğu, kapitalizm bekası uğruna coşturulduğu bir iklimde yaşıyoruz. Allah bize insanlığın "hal-i pür melalini" gösteriyor. Ancak biz göremiyoruz!
"Açın halinden tok anlamaz." derler. Küresel topluma bu duyarsızlık egemen zaten. Fakirlerin daha yoksullaştığı, zenginlerin sayısal olarak azaldığı fakat servet olarak katlandığı ayıplı bir dönemden geçiyoruz.
Ve bu ne biçim bir çelişkidir ki o malum "refah toplumlarının" bir numaralı sorunu aşırı şişmanlık! Üstelik bu şişmanlık; zaruret, hastalık ya da genetik bir sendromdan değil, yemekten. Af buyrun, "oburluk"tan!
Her şeyin süratle yozlaştığı, yobazlaştığı; insanın ise yalnızlaştığı, sapkınlaştığı, katılaşıp karardığı bir zaman diliminde özlenen estetiğin davetidir İslam.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Dervişin Safa Defteri
Baskı tarihi:
Kasım 2017
Sayfa sayısı:
256
ISBN:
9786059778589
Yayınevi:
Sufi Kitap
"Dinle sözümü sana direm özge edâdır

Derviş olana lazım olan aşk-ı Hüdâdır"

Derviş; istidadı, şevk u zevki ve en önemlisi “izni” varsa nefs mertebelerinde seyreder, terbiye ve tezkiyesini kazanır; ilâhî tecellîlere mazhar olur. Mahlûkatın en şereflisi olduğunun idrakine bireysel tecrübeleriyle varır, daha doğrusu bu yolda cehdeder. Ardından ezkâra, evrada, semâya durur. Hamlıktan pişme, pişmekten de yanma yoluna geçer, halk içinde Hakk ile görüşme olarak tabir edilen “halvet der encümen”i deneyimler ve anlar ki vakit, bu lütufların safâsını sürme vaktidir.

Dervişin Safa Defteri, ömrünü tasavvuf yolunun fakîri olmaya adayan Mim Kemâl Öke’nin Mevlânâ Celâleddin Rûmî Hazretlerinin eserlerini bütüncül bir bakışla, eserlerde üzerinde durulan süreçlere, kavramlara ve yaklaşımlara odaklanarak incelediği “Yedi Meclis”ten oluşmakla birlikte Hz. Mevlânâ’dan bir ilmihal teşkil ediyor. Bu bağlamda, İslam’ın beş şartını, iman esasları ile şer’î açıdan incelerken eserin öz suyunu “sûfî gözüyle şeriat” olarak ortaya koyuyor.

Tasavvuf bir hal ilmidir ve eşref-i mahlûkat olan insanın Allah tarafından anbean çekip çevrilen kalbine dair bu ilim, yüzyıllar önce Hz. Mevlânâ’ya bahşedilmiştir. Mim Kemâl Öke, işte bu kalbin merkezi olan İslam’ın beş ana sütununu Hz. Mevlânâ’nın eserlerinden damıttığı zarif ve nüktedan bir üslupla aktarıyor.
Öyleyse bu kitabın –insan kitabının- gönül sayfaları, yukarıdaki niyaz ilâhîsinin izleyen beyitlerinde terennüm edilen semâ-safâ irtibatının günümüzün rasyonalite ve absürtlük karşıtlığıyla kurgulanmış dünyasında, şeriat ve hakikat hasreti çekip marifete vâsıl olmayı dileyen nice kalbe ilham olması niyetiyle açılıyor.

"Âşkın nesi var ise Maşuk’a fedadır

Semâ sâfâ , cana şifâ ruha gıdâdır"

(Tanıtım bülteninden)

Kitabı okuyanlar 3 okur

  • Esra Cıga
  • Huseyin Ankara
  • Hüseyin Ankara

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0