Destursuz Bağa Girenler

·
Okunma
·
Beğeni
·
960
Gösterim
Adı:
Destursuz Bağa Girenler
Baskı tarihi:
2007
Sayfa sayısı:
355
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759971021
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kabalcı Yayınları
Baskılar:
Destursuz Bağa Girenler
Destursuz Bağa Girenler
"Bu yazıların amacı, hiç kimsenin, bir bölüğü pek aşırı olan yanlışlarını sergilemek değildir, kesin olarak. Ancak bunca yüzyıllara serpilmiş olan ve türlü açılardan değer taşıyan kültür ürünlerimizin, gelişi güzel, çoğu kez çetin olan bir emeği göze almadan, bugünün diline getirilemeyeceği yolunda, okuyuculardan bu alana girecek olanlara bir uyarıda bulunmak istenmiştir. Bir kitabı, yalnızca, o da birçoğu yetersiz olan sözlüklerin yardımıyla anlamanın yolu olmadığı tanıklarıyla gösterilmeye çalışılmıştır. Sadeleştirmeye, bu yoldan tanıtmaya kalkıştığımız bir kitabın, dilinden önce, onun yazıldığı zamanın, çevrenin, yazarının dilini, üslubunu ve özellikle kültürünü kavramadan, bu gömünün tılsımını çözemeyiz. Bu tılsım, masallardaki gibi, birkaç sözcüğün büyüsüyle açılamıyor, meydanda. İşin başka bir yönü de var; o da bize daha da hazırlıklı olmayı buyuruyor. Yoksa sonuç, bir milletin varlığını kalem yerine, bilgisiz ve insafsız kazmalarla yok etmeye varır. Daha da kötüsü bu soydan emeksiz, bilgisiz, açıkçası çırpıştırma yapıtlar, okuyucuyu yanıltır, onu kendi öz zenginliği ve kültür varlığı üzerinde umutsuzluğa sürükler; bu yüzden de onu, kendinden koparıp çok uzaklara atar..."

Türk edebiyatında edebi eleştiri türüne ait yetkin ve gelişmiş örneklere ne yazık ki pek fazla rastlanılmıyor. Bu alandaki geri kalmışlığın en büyük nedenlerini, eleştiri gücünü kanıtlamış kişilerin yokluğu ve yapılan eleştirileri olgunlukla karşılayıp bunlardan yararlanabilecek bilimsel anlayışın bir türlü oturmamışlığı olarak sayabiliriz. Orhan Şaik Gökyay’ın bu alandaki yazılarını bir araya getiren Destursuz Bağa Girenler, edebi eleştiri türünün çok az yetkin örneğinden biridir.
355 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Orhan Şaik hoca gözümde çok büyük işler yapmış olan Muharrem Ergin hocayı ve diğer birçok kişiyi bitiren adamdır. Kendisi eskiden kullandığımız Arap harfli metinlerle yazılmış olan eserleri günümüz alfabesine, günümüz dil yapısına çevirme işine girişenleri aşırı bir şekilde ve haklı olarak eleştiriyor. Muharrem Ergin hoca başta olmak üzere birçok kişi eser çeviriyorum diye o eseri katlediyor. Muharrem hoca kendisinden Dede Korkut üzerine notlarını istiyor ve Orhan Şaik hoca da notları veriyor ancak Muharrem hoca Dede Korkut kitabını çıkardıktan sonra notları iade etmiyor ve yararlandığını da belirtmiyor. Orhan Şaik hoca bunu da belirterek onun eserini eleştirmeye başlıyor ve yaptığı okuma hatalarını, çeviri hatalarını bir bir sıralıyor. Destursuz Bağa Girenler'in genelinde ele alınan eserlerde yanlış okunan, yanlış tercüme edilen eserlerden kelime örnekleri veriliyor. Ve Orhan Şaik hoca "bunlar kendileri bile okuduklarını anlamaktan acizken halka bir şeyler anlatmaya nasıl kalkışıyorlar.." gibi cümleler kuruyor. Bu işle uğraşıp bolca yanlış yapanların eylemlerini "bir milletin varlığını kazmalarla yok etmek" olarak tanımlıyor. Kamûs-ı Türkî'yi sadeleştirip günümüze uyarlayan kişinin de ipliğini pazara sererek "daha medli elif ile medsiz elifi okuyamazken çeviriye kalkışmış" diye eleştiriyor ki verdikleri örnekleri okuyunca söylediklerini az bile buldum.
Kendisi ayrıca benim yıllardır beslediğim duygulara da tercüman olarak böyle düşünenin bir tek ben olmadığımı göstermiştir. Özellikle son birkaç yıldır çevremdeki insanlar, doktora öğrencileri ve akademisyenler sürekli ünlü bir yazar bulup vampir gibi kanını emmekteler. Yazarın yazdığı bir kitap üzerine onlarca konuyu çarpıtan, yazarın adı üzerinden geçinen kişiler var ve ben bunun kolaya kaçma olduğunu, primcilik olduğunu düşünüyorum. Atsız üzerine birsürü kitap var ve sürekli yenileri çıkıyor, geçenlerde tanıdığım biri Cengiz Dağcı üzerine sözde onu anlatan bir kitap yazmış. Birkaç yıl önce de başka biri öyle bir kitap yazmıştı ve efenim imza günleri, söyleşiler falan aldı başını gitti. Başka bir örnek de Atsız veya Ziya Gökalp eserlerinin eski kitap tasarımlarını kullanarak okuyucuları etkilemek isteyen vampir sözde yazarlar. Çok vasatlar ancak eski yayınlardaki, tabiri caizse toplumda patlamış gitmiş olan kitap tasarımlarını kullanıp prim yapıyorlar. Ve her gün sosyal medyada kitap yazmak üzerine caka satarak kitap yazmak isteyen kişinin en az 8-10 bin kitap okuması gerektiğinden dem vuruyorlar. Bu tarz insanlar hep belli bir yerlerde pinekleyip o sosyal çevreyi sömürüyorlar, örnek Türk Ocakları diyelim. Adam ve eserleri vasat ancak çevre yapmış herkes onu yüceltiyor. Başka bir örnek ise lise yıllarımdan beri sürekli birilerinin gelip mitoloji alanında yazılmış roman önermesi. Sürekli birileri ya Ülgen'in ya Umay'ın kahraman olduğu bir eser yazıp para ile bastırıyor ve insanlar bunu çok yüceltiyorlar. Benim ise midem kaldırmıyor. Bu sadece bende mi var diye düşünüyordum ancak Adorno'yu tanıyınca da bunun doğal bir şey olduğunu öğrendim. Birileri kültürel değerleri sürekli sömürerek değersizleştirmekte, soysuzlaştırmakta ve buna tanık olan birileri de eziyet çekmekte. Sürekli çıkan Ülgen kitapları, şaman kitapları, sözde Türk kültürünü işleyen diziler de bana eziyet çünkü prim için yapılan vasat girişimler!
Meyveden kırılan dallar nasılsa,
Arzular içimde öyle kurudu.
Bir dalda bin türlü meyve verirdi,
Takvimde bahardı ne gün bakılsa,
Ne deyim bu işler böyle değildi...
"Ateş olsa cürmü kadar yer yakar"deyiminde cürmü yanlıştır, doğrusu cirmi'dir. Halkın bu sözcüğü böyle kullandığı kabul edilse bile cürm ve cirm okunuşundaki anlam farkları belirtilmeliydi."
Orhan Şaik Gökyay
Sayfa 241 - Kabalcı Yayınevi
"Son seneler içinde birçok eser türedi. Ekseriya, ölen bir büyük şairin terekesinden bir türlü mirasa konarak neşriyat sahasını istilâ eden bu kolay eserler seviye düşüklüğünün, hazırcılığın, emek vermeden eser sahibi olmak maharetinin gittikçe tehlikeli bir şekil alan sirayetini bize haber veriyorlar. Yalan yanlış, öteden beriden
çırpıştırılmış, tahlilsiz, terkipsiz bir söz kalabalığının ardında, bu cins eserlerin çok
defa, üzerlerinde işlemeye kalkıştıkları şahsiyetleri tanınmaz hale soktuklarını görmekle üzgünüz. Edebiyatımızda bir meşhur adam avcılığı aldı yürüdü ve avcıların
şikârlarından birçoğu işte önümüzde ruhsuz serilmiş yatıyor."
Orhan Şaik Gökyay
Sayfa 26 - Kabalcı Yayınevi
"İlkokul öğrencisine alfabe okutmak bir zevktir, bilirim, okuttum da. Fakat doktora talebesine edebiyatta ebcet okutmak sıkıyor beni, sanı­rım okuyucuyu da. Ama rica ederim, çavuşoğlu Mehmet, benim kimden Arapça
ders gördüğüm ve kimlere Türkçe dersi vermekte olduğum sizin nenize gerek? Siz
oturup derslerinize çalışsanıza."
Orhan Şaik Gökyay
Sayfa 67 - Kabalcı Yayınevi
"Bir dilin sözcükleri donmuş, taş kesilmiş, mumyalanmış ölü varlıklar da değildir;
dil de büyüyen, genişleyen, günün gereklerine durmadan yeşeren, durmadan deği­şik, yeni yemişler veren ulu bir ağaçtır."
Orhan Şaik Gökyay
Sayfa 168 - Kabalcı Yayınevi
"Şehir (104/7,1 83/3, 279/1) kelimesi de Arapça değil Farsça'dır. Belli Arapça sözlüklerde "büyük, kasaba, medine, şar" anlamında "şehir" kelimesi yoktur. Bu kelime
sözlüklerde Farsça olarak gösterilmektedir."
Orhan Şaik Gökyay
Sayfa 89 - Kabalcı Yayınları
"Hâmid'in şiirleri her arının bal alacağı çiçekler değildir; bu koca çınarın dalları da her elin uzanacağı irtifada olmadığı gibi. Kendimizi
bilelim."
Orhan Şaik Gökyay
Sayfa 31 - Kabalcı Yayınevi
"Bir dilin zenginliğini gösteren belirtilerden biri, birbirine yakın, ama aykırı incelikleri olan türlü kavramlar için başka başka sözcüklerin bulunmasıdır. Dilin bu özelliğini tanımayanlar, ellerine geçen, daha doğrusu dillerine düşen bir sözcüğü olur olmaz her yerde kullanıp gitmektedirler. Okumuşların,yazarların çoğu bu kavram ayrılıklarını göz önünde tutmadan, tek bir sözcüğe gelişigüzel anlamları toplamaya kalkmaktadırlar."
Orhan Şaik Gökyay
Sayfa 161 - Kabalcı Yayınevi
Tevfik Fikret'in "Rübabın Cevabı"

Ey gözlerinde mai güneşler gurub eden
Altın başında fırtınalardan, didişmeden
Bir tac-ı nur olan o güzel saç didik didik,
Nazan vücudu bir kucak ot, bir yığın kemik. ..
Orhan Şaik Gökyay
Sayfa 97 - Kabalcı Yayınevi
"...Eskiyi bilmeden, dilin bunca yüzyıllık gelişme yolundaki uğ­raklarını tanımadan, onun işlenmesi içinde aldığı yolu görmeden, kullandığı kelimelerin tarih içinde değişip gelen anlamlarını gereği gibi kavramadan, cümle içindeki yerlerine göre kaç türlü ve kaç kavram için işimize yaradığını, kelime, deyim ya da
terim olarak dilde aldığı yeri inceden inceye bilip araştırmadan, her istediğimize uygun, tutunma gücü olan karşılıkların hemen bulunabileceğini sanmıyoruz..."
Orhan Şaik Gökyay
Sayfa 96 - Kabalcı Yayınevi

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Destursuz Bağa Girenler
Baskı tarihi:
2007
Sayfa sayısı:
355
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759971021
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kabalcı Yayınları
Baskılar:
Destursuz Bağa Girenler
Destursuz Bağa Girenler
"Bu yazıların amacı, hiç kimsenin, bir bölüğü pek aşırı olan yanlışlarını sergilemek değildir, kesin olarak. Ancak bunca yüzyıllara serpilmiş olan ve türlü açılardan değer taşıyan kültür ürünlerimizin, gelişi güzel, çoğu kez çetin olan bir emeği göze almadan, bugünün diline getirilemeyeceği yolunda, okuyuculardan bu alana girecek olanlara bir uyarıda bulunmak istenmiştir. Bir kitabı, yalnızca, o da birçoğu yetersiz olan sözlüklerin yardımıyla anlamanın yolu olmadığı tanıklarıyla gösterilmeye çalışılmıştır. Sadeleştirmeye, bu yoldan tanıtmaya kalkıştığımız bir kitabın, dilinden önce, onun yazıldığı zamanın, çevrenin, yazarının dilini, üslubunu ve özellikle kültürünü kavramadan, bu gömünün tılsımını çözemeyiz. Bu tılsım, masallardaki gibi, birkaç sözcüğün büyüsüyle açılamıyor, meydanda. İşin başka bir yönü de var; o da bize daha da hazırlıklı olmayı buyuruyor. Yoksa sonuç, bir milletin varlığını kalem yerine, bilgisiz ve insafsız kazmalarla yok etmeye varır. Daha da kötüsü bu soydan emeksiz, bilgisiz, açıkçası çırpıştırma yapıtlar, okuyucuyu yanıltır, onu kendi öz zenginliği ve kültür varlığı üzerinde umutsuzluğa sürükler; bu yüzden de onu, kendinden koparıp çok uzaklara atar..."

Türk edebiyatında edebi eleştiri türüne ait yetkin ve gelişmiş örneklere ne yazık ki pek fazla rastlanılmıyor. Bu alandaki geri kalmışlığın en büyük nedenlerini, eleştiri gücünü kanıtlamış kişilerin yokluğu ve yapılan eleştirileri olgunlukla karşılayıp bunlardan yararlanabilecek bilimsel anlayışın bir türlü oturmamışlığı olarak sayabiliriz. Orhan Şaik Gökyay’ın bu alandaki yazılarını bir araya getiren Destursuz Bağa Girenler, edebi eleştiri türünün çok az yetkin örneğinden biridir.

Kitabı okuyanlar 24 okur

  • Antigone
  • Şükrü Mehmet YİĞİT
  • Gülşen GÜLER
  • Oktay Türkoğlu
  • Mustafa Polat
  • Şiddetli Sessizlik
  • Mahir Kaplan
  • Kulenk
  • Nüvit Yurtbaşı
  • Tuğba Bora

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%80 (4)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0